SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 35. HD 2022/1394 E. 2023/1344 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1394

Karar No

2023/1344

Karar Tarihi

25 Ekim 2023

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No: 2022/1394 - 2023/1344

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

35. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1394

KARAR NO : 2023/1344

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/12/2021

NUMARASI : 2019/719 Esas 2021/821 Karar

DAVACI

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat

KARAR TARİHİ : 25/10/2023

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 07/11/2023

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde; 03/12/2018 tarihinde, müvekkilinin yolcu olarak bulunduğu, sürücü ... sevk ve idaresindeki davalı tarafından ZMMS ile sigortalı aracın tam kusuru ile yapmış olduğu kazada, yaralandığını, müvekkilinin zararı için davalı ... Sigorta A.Ş'ye başvuruda bulunulduğunu, müvekkile 27.875,92 TL ödeme yapıldığını, ancak; yapılan ödeme ile zararın karşılanmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 3,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2,00 TL tedavi gideri alacağı ve 2,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.00 TL alacağın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yanın zararı için, müvekkili sigorta şirketi tarafından 23/10/2019 tarihinde 27.875,92-TL ödeme yapılarak zararının karşılandığını, bu nedenle davanın reddini talep ettiklerini, davayı kabul anlamında olmamak üzere; davacının, maluliyetini, zararını kanıtlaması gerektiğini, hesaplamanın "Genel Şartlara" göre yapılması gerektiğini, müvekkili şirket tarafından sigortalı araç sürücüsünün kusurlu bulunması durumunda; sorumluluklarının azami limit ile sınırlı olacağını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacının kask, dizlik, koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle hesaplanacak tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacının temerrüt tarihinden itibaren avans faiz talebinin de haksız olduğunu kesinlikle kabul anlamına gelmemek kaydıyla, faize karar verilmesi halinde dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, bildirerek, davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın, haksız fiilden kaynaklı tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının, dava dilekçesinde geçirmiş olduğu trafik kazası nedeniyle, 3,00 TL daimi iş göremezlik tazminatı, 3,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 2,00 TL tedavi gideri alacağı ve 2,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 10.00 TL maddi tazminat talep ettiği, alınan bilirkişi raporunda, davalı ... Sigorta A.Ş. tarafından, 23.10.2019 tarihinde, davacı ...'e 27.875,92 TL maddi tazminat ödemesi yapıldığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111. maddesinde; “Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir.” hükmüne yer verildiği, bu yasa hükmüne göre, hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmaların geçersiz olduğu; davacı tarafça davadan önce davalıya tazminat talebi ile başvuruda bulunulduğu, 15.10.2019 tarihinde ibraname düzenlendiğinin, tarafların da kabulünde olduğu ve dosya içinde bulunan ödeme belgesinden anlaşıldığı üzere davalı tarafından davacıya 23.10.2019 tarihinde 27.875,92 TL tazminat ödendiğinin anlaşıldığı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu nazara alındığında davacının 23.10.2019 ödeme tarihindeki zararının 36.621,85 TL olduğu kabul edilmiş olup, aradaki fark olan 8.745,93 TL'nin gelişen mevzuat ve iptal kararı sonucu teknik faiz uygulanmasından kaynaklandığı dolayısıyla davalı tarafından yapılan ödemenin eksik veya fahiş olduğundan bahsedilemeyeceği, davacının artan veya değişen maluliyete dayalı bir iddiasının da bulunmadığı, bu itibarla ibranamenin geçerli olduğu ve ibraname içeriği gereği davacının davalıdan başkaca alacağı kalmadığı gerekçesi ile; “Davacının davasının reddine,” karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kararın hatalı olduğunu, alınan bilirkişi raporunda müvekkiline sigorta tarafından ödeme yapılan tarihte ödemenin yeterli olup olmadığının tespitinde hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve 1,8 Teknik Faiz nazara alınarak yapıldığını, bu şekilde davalının sebepsiz zenginleşmesine neden olunduğunu, AYM kararı, Yargıtay kararları gereğince bu nedenle kararın kaldırılması gerektiğini, rapora bu nedenle yaptıkları itirazlarının da nazara alınmadığını, raporun karar vermeye elverişli olmadığını; yerel mahkemenin 8.745,93 TL’nin fahiş fark olmadığına yönelik kararının da eşyanın tabiatına aykırı olduğunu, söz konusu miktarın hesap tarihindeki 4,5 aylık asgari ücrete tekabül ettiğini, bu durumunda farkın fahiş olduğunu ortaya koyduğunu, söz konusu farkın gelişen mevzuat ve teknik faiz uygulamasından kaynaklandığı yorumunun da gerçeğe aykırı olduğunu, mahkemece bu hususta yeniden rapor alınmaksızın yapılan değerlendirmenin de hatalı olduğunu; artan maluliyet iddiaları olmadığına yönelik gerekçenin de yerinde olmadığını, yargılamanın her aşamasında maluliyetin daha fazla olduğunun belirtildiğini, maluliyet raporuna itirazlarını tekrar ettiklerini, maluliyet durumunun Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı Tespi İşlemleri Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hespalanması gerektiğini, bu nedenle yeniden rapor alınması gerektiğini, hesaplanmanın da TRH2010 Yaşam Tablosuna göre ve "Progresif Rant Yöntemine" göre yapılması gerektiğini; sigorta şirketi tarafından, dava açılmadan önce sadece sürekli iş görmezelik tazminatı ödendiği halde yapılan ödemenin geçici iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı gideri ve daimi iş göremezlikten düşülmesinin hatalı olduğunu, tedavi giderinin çok düşük hesaplandığını, mahkemenin resen talep edilen kalemleri birbirinden tenkis etmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle sürekli iş görmezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri istemidir. Mahkemece, 23/10/2019 tarihinde davacının davalıya müracaatı üzerine, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme ile davacının zararı karşılanmış olduğundan, davalının sorumluluğu sona erdiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

Uyuşmazlık, davalı tarafından davacıya yapılan ödeme nedeniyle, davalının sorumluluğunun sona erip ermediğine ilişkindir.

2918 Sayılı Yasa kapsamında, açılan sorumluluğa dayalı tazminat taleplerine ilişkin olarak KTK'nın 111. maddesinde; "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da,yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." denilmiş olup, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, zarar görene "ibraname" karşılığında ödeme yapılmış dahi olsa, 2 yıl içerisinde açılacak maddi tazminat talepli davaların, iptal talebini de içerdiği kabul edilerek, ödemenin KTK'nın 111. maddesi gereğince yeterli olup olmadığı, yetersiz veya fahiş olup olmadığı değerlendirilerek, talebe ilişkin karar verilmesi gerektiğini kabul etmektedir. Mahkemece, ibranameye dayalı bir ödeme olsa dahi, 2 yıl içerisinde açılan tazminat davasında, ödeme tarihinde ödemenin yeterli olup olmadığını, yetersiz veya fahiş olup olmadığını değerlendirerek, karşı tarafın sorumluluğunun sona erip ermediği üzerinde durarak sonucuna göre davanın esası hakkında karar vermelidir. Ödemenin değerlendirilmesi açısından ise; zarar gören tarafından yapılan ödemelerin yeterli olup olmadığı, hangi zarar kalemi çerçevesinde yapılmış ise dava konusu edilen aynı talebe göre yeterli olup olmadığı araştırılmalıdır. Davalının ödeme yaptığı zarar kalemlerinden bir kısmının gerekmediği halde ödeme yapılmış olması, yahut gerektiğinden fazla ödeme yapılmış olması, usulüne uygun şekilde takas def'i olarak ileri sürülmedikçe, dava konusu diğer alacak kalemlerinden olan alacaktan düşülemez.

Somut olayda mahkemece, hükme esas alındığı belirtilen aktüer bilirkişi raporunda mahkemenin gerekçesinde açıkladığının aksine iki türlü değerlendirme yapılarak, öncelikle sigorta şirketi tarafından ödemenin yapıldığı tarihte tazminat hesaplaması, ödeme tarihinde AYM'nin, KTK'nın 90. maddesindeki hükümlerin iptaline karar verilmemiş olması gözetilerek, Genel Şartlardaki hesaplama yöntemi çerçevesinde (TRH2010 Yaşam Tablosu, bilinmeyen dönem hesabında 1,8 Teknik Faiz ve belirli süreli devre başı rant formülü uygulanarak) sigortanın yaptığı ödeme nedeniyle sorumluluğu sona ermiş olup olmadığı değerlendirilmiş, buna göre, sigorta şirketinin 23/10/2019 tarihinde yaptığı ödemenin 27.875,92 TL olduğu, hesaplanan geçici iş göremezlik tazminatının 12.294,11 TL, geçici bakıcı giderinin 3.628,53 TL, sürekli iş göremezlik zararının 18.474,46 TL toplam 34.421,85 TL olduğu tespit edilerek ödeme ile hesaplanan tazminat arasındaki farkın 6.545,93 TL olduğu, farkın fahiş sayılıp sayılmayacağı da mahkeminin takdirinde olduğu belirtilerek, davacıya yapılan ödemenin yetersiz olduğunun kabulü halinde ise hesap tarihi itibariyle geçici bakıcı giderinin ve geçici iş göremezlik tazminat miktarının değişmeyeceği, sürekli iş göremezlik tazminatının ise AYM İptal Kararının nazara alınması gerektiği de gözetildiğinde TRH2010 Yaşam Tablosu uygulanarak, muhtemel yaşam süresine göre belirlenmesi ve bilinmeyen dönem hesabınında "progresif rant yöntemi" uygulanarak yapılması durumunda 35.175,27 TL olacağı, bu miktardan yapılan ödemenin güncel değeri olan 32.942,57 TL mahsup ediliğinde bakiye sürekli iş göremezlik tazminatının 2.323,70 TL olacağı, sonuç itibariyle geçici iş görmezelik zararının 12.294,11 TL, geçici bakıcı giderinin 4.624,92 TL, sürekli iş göremezlik tazminatının da 2.232,70 TL olacağı ve toplam tazminat alacağının 19.151,73 TL olacağı hesaplanmıştır. Ayrıca davacının tedavi giderine yönelik olarak Adli Tıp Uzmanından alınan raporda da davacının SGK tarafından karşılanmayan 1.200,00 TL tedavi gideri hesaplanmıştır. İlk derece mahkemesi gerekçesinde sigorta şirketinin 27.875,92 TL ödemede bulunduğu, ödeme tarihi itibariyle bilirkişiler tarafından hesaplanan tazminat miktarının ise (sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri ve geçici iş göremezlik toplamı) 36.621,85 TL (olması gereken toplam 35.621,85 TL) olduğu, yapılan ödeme ile ödeme tarihi itibariyle hesaplanan miktar arasında 8.745,93 TL fark bulunduğu (olması gereken 7.745,93 TL) söz konusu her iki rapor arasındaki farkında, mevzuat ve AYM iptal kararı gereğince teknik faiz uygulanmamasından kaynaklandığı, bu nedenle ibranamenin geçerli olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiştir.

Öncelikle; ilk derece mahkemesinin gerekçesinde belirttiğinin aksine, ödeme tarihine ilişkin yapılan hesaplamada bilirkişi tarafından ödeme tarihinde uygulanan yöntem uygulanmak suretiyle hesaplama yapılmış olup, farkın hesaplama yöntemi farklılığından ortaya çıktığına yönelik değerlendirme yerinde görülmemiştir. Öte yandan, yukarıda açıklandığı üzere sigortanın yapmış olduğu ödeme hangi zarar ve teminat kapsamında yapılmış ise, o çerçevede ödemenin yeterli olup olmadığı açısından değerlendirilmelidir. Davacı söz konusu ödemenin sadece sürekli iş göremezlik tazminatına ilişkin olduğunu ileri sürdüğünden, bu kapsamda yapılan ödemeye esas hasar dosyası, yapılan ödemenin belirlenmesine yönelik davalı tarafından alınan rapor var ise hesap raporu getirtilerek, yapılan ödemenin sadece sürekli iş göremezlik tazminatı kapsamında yapılmış olması söz konusu ise; davacı ve davalının rapora ilişkin itiraz ve savunmaları da değerlendirilmek suretiyle ödeme tarihindeki verilere göre yapılacak ödeme çerçevesinde yapılan ödeme hangi zarara yönelik ise sadece o zarar kalemine ilişkin olarak mahsup edilerek, bu kapsamda ödemenin yeterli olup olmadığı tespit edilerek, KTK'nın 111. maddesi çerçevede değerlendirme yapılarak; ödemenin söz konusu olmadığı kalemler açısından ise davacının zararının olması halinde tazminat talep etme hakkı bulunduğu gözetilerek (davalının da davacıdan alacaklı olduğuna yönelik iddiası olsa dahi, eldeki davada yargılama konusu olmadıkça) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe eksik inceleme ile davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden karar verilmiş olması nedeniyle, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, öncelikle davalı tarafından davacıya yapılan ödemelerin hangi zararların karşılığı ve teminat kapsamında yapıldığı hususunun değerlendirilmesi için ödemeye yönelik hasar dosyasının tamamı, bu kapsamda alınan ekspertiz raporu dosyaya kazandırılarak, bilirkişiden bu kapsamda yeniden rapor alınarak, ayrıca davacının ve davalının itiraz ve savunmaları değerlendirilerek, ödeme yapılmayan tazminat kalemleri açısından davacının tazminat talep etme hakkı olacağı, ödeme yapılan kalemler açısından ise ödeme tarihi itibariyle yapılan ödemenin yetersiz veya fahiş fark bulunması durumunda ise yapılan ödeme de güncellenerek mahsubu ile hesap tarihindeki verilere göre var ise hesaplanacak tazminattan davalının sorumlu olacağı nazara alınarak karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 16/12/2021 tarihli 2019/719 Esas 2021/821 Karar sayılı kararın, HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Kararın kaldırılma sebebine göre, davacı vekilinin sair istinaf taleplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,

  1. Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

  2. İstinaf eden davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının isteği halinde davacıya iadesine,

  3. İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,

  4. Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/10/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesindavacıTazminatkonusuhükümankaranumarasıincelenmesineolmadığına

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 19:00:56

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim