Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
bam
2024/564
2024/688
9 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2024/564 - Karar No:2024/688
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Yeniden Hüküm Kurulması/ HMK 353/1-b.2)
ESAS NO : 2024/564
KARAR NO : 2024/688
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/01/2021
NUMARASI : 2017/796 E-2021/13 K
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 09/07/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili Şirket ile davalı Şirket arasında 03/02/2015 tarihinde davalı Şirketin işveren, müvekkilinin ise; yüklenici olduğu “... parsel sayılı bina sözleşmesinin" imzalandığını, sözleşme ile müvekkilinin anılan parsel üzerindeki binanın dış cephesi ile ilgili olarak sözleşmede belirtilen imalatları sözleşme birim fiyatları ile yapmayı üstlendiğini, müvekkili Şirketin sözleşme ile kararlaştırılan işleri tamamladığını ve edim yükümlülüğünü eksiksiz olarak yerine getirdiğini, buna rağmen davalının sözleşme konusu borcunu ödemediğini, Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/111D. İş sayılı dosyasında müvekkili Şirket tarafından yapılan işlerin ve alacak kalemlerinin tespit edildiğini beyanla fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla 116.870,18-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan yargılama giderleri ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, dosyaya sunulan delil tespiti raporunun yokluklarında yapılan keşif sonrasında düzenlendiğini, bu nedenle teknik ve hukuki geçerliği bulunmayan raporu kabul etmediklerini, bilirkişi raporunun tespite konu binada hiçbir ölçüm ve gözlem yapılmadan düzenlendiğini, binada özellikle çatı katında projesine göre eksik ve ayıplı imalatlar olmasına rağmen bu hususların tespit edilmediğini, bazı imalat kalemlerinde m2 bazında eksik imalatlar yapıldığını, davacının işi zamanında bitirmediği ve müvekkilini zarara uğrattığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...Taraf delilleri toplandıktan sonra SMMM-eser sözleşmeleri alanında nitelikli hesaplama konusunda uzman ve inşaat mühendisi bilirkişi heyetinden alınan bilirkişi raporunda özetle; davacı ve davalı Şirketlerin ticari defter kayıtlarının birbirini doğruladığı, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğu, davalı Şirketin kendi defter kayıtlarına göre taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davalı Şirkete toplam 285.001, 92-TL tutarında fatura düzenlediği, Şirkete 285.000,00-TL tutarında ödemelerde bulunduğu, davalı Şirketin ticari defter kayıtlarında 31/12/2015 tarihi itibariyle davacı Şirketin (315.000,00-TL-285.001,92-TL=29.998,08-TL borç bakiyesinin kayıtlı olduğu, davacı Şirketin ticari defter kayıtlarına göre ise; davalı Şirket adına toplam 285.001,92-TL tutarında fatura düzenlendiği, 5.000,00-TL banka havalesi yaptığı, davacı Şirkete davalının 17.300,00,-TL tutarında 30/06/2015 vadeli çek keşide ettiği, davacı Şirketin davalı Şirket adına düzenlendiği fatura bedeli ile birlikte 307.301,92-TL ödemede bulunduğu, bu nedenle davacı Şirketin davalı Şirketten 307.301,92-TL-285.001,92-TL=22.301,92-TL borç bakiyesinin kayıtlı olduğu, davalı Şirketin 2015 yılı ticari defter kayıtlarına göre ise; davacı Şirkete 245.000,00-TL çek keşide ettiği, 50.000,00-TL( 40.000,00-TL +10.000,00-TL) banka havalesi yaptığı, ayrıca 10.000,00-TL de davacı Şirket yetkilisine elden nakit ödemek suretiyle toplam 315.000,00-TL tutarında ödeme yaptığı, davacı Şirketin davacı adına 285.001,92-TL tutarında fatura düzenlediği, davalı Şirketin davacı Şirkete 285.000,00-TL tutarında ödemede bulunduğu, bu şekilde davalı Şirketin ticari defter kayıtlarına göre davacı Şirketin 31/12/2015 tarihi itibariyle davacı Şirketten 315.000,00-TL- 285.001,92-TL= 29.998,08-TL kayıtlı olduğu, davacı şirketin kayıtlarında yer aldığı davalı Şirketin kayıtlarında yer alan toplam 23.300,00-TL bedelli 2 adet ödeme yönünden makbuz sunulmadığı için değerlendirme yapılamadığı belirtildikten sonra dava konusu imalatların eksik ve ayıplı imalatların yapım bedeli olarak hesaplanan 39.200,00-TL davacı yüklenicinin KDV dahil imalat bedeli toplamı olan 311.914,00-TL mahsup ve 285.001,92-TL davalı Şirket ödemesinin tenzilinden sonra davacının davalıdan 36.800,00-TL fark iş bedeli alacağı talep edebileceği mütalaa edilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporuna yönelik taraf vekillerinin gerekçeli itirazları üzerine Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/111D.İş sayılı tespit dosyasındaki tespit ve hesaplamalar da irdelenerek itirazları karşılar mahiyette ek rapor aldırılması için dosyamız ayını bilirkişi heyetine tevdi edilerek ek rapor temin edilmiştir.
Dosyamıza sunulan bilirkişi heyeti ek raporunda ise özetle; asıl raporda tüm imalatların ölçümlerinin mahallinde yapıldığı ve bedellerinin kalem kalem tespit edildiği belirtilerek asıl rapordaki tespit ve hesaplamalar tekrar ve teyit edildikten sonra davacının davalıdan ayıplı ve kusurlu imalatların bedeli mahsup edildikten sonra 36.800,00-TL, ayıplı ve kusurlu imalatların bedeli dikkate alınmadığı takdirde ise; 83.056,60-TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.
Bu bağlamda, toplanan delillere ve dosya kapsamına göre; taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi niteliği itibariyle 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 470 v.d. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup davacı yüklenici, davalı ise; iş sahibi konumundadır.
Bilindiği üzere; eser sözleşmesi ilişkilerinde ayıp, sözleşme ve ekleri ile iş sahibinin ondan beklediği amaca göre eserde bulunması gereken bazı niteliklerin bulunmaması veya olmaması gereken bozuklukların bulunması olarak ifade edilmektedir. Eserin ayıplı yapılmış olması sözleşmeye aykırılık teşkil eder.
Açık ayıp, eserin tesliminden sonra makul süre içerisinde yapılan kontrol ve muayene sonucu görülüp tespit edilebilecek ayıplardır. Gizli ayıplar ise, basit bir kontrol ve muayene ile ortaya çıkmayıp kullanılmaya başlamasından sonra ortaya çıkan ayıplardır.
Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde iş sahibi, 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda, eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda ise aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca, ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmâl etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır.
İmalatta eksik olduğu ise ihbar koşuluna ve ihbar süresine bağlı olmaksızın teslim tarihinden itibaren kural olarak beş yıllık zamanaşımı süresi içerisinde ileri sürülebilir.
Dosyamızda davalı vekili ayıp ve eksik ifa def’isini ileri sürmüş olup dosyamıza sunduğu ihtarname örnekleri incelendiğinde; yukarıda değinilen yasal düzenlemeler gereğince yasal süresinde ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmakla; ayıp ve eksik işlerin imalat bedelinin davacı alacağından tenzili gerektiği kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı vekili takas-mahsup savunmasını da ileri sürmüş ise de; sözkonusu savunmaya itibar edilmesi hukuken mümkün görülmemiştir. Zira, 6098 sayılı TBK’nın 139.m. gereğince; “İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası ancak takas edilebileceği anda zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir." Dosyamız kapsamında toplanan delillere göre ortada işbu dava konusu itibariyle davalı Şirketin davacıdan rücuen talep edebileceği takas savunmasına konu olabilecek muaccel bir alacağının bulunmadığı sabittir. Bu nedenle, davalının takas savunması yerinde görülmemiştir. Öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 100.m. gereğince mahsup savunmasının yasal koşullarının da somut uyuşmazlık yönünden mevcut olmadığı gözetildiğinde; davalının bu hususa ilişkin savunmasına da itibar edilememiştir.
Bu bağlamda, yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ise; davacı ile davalı Şirket arasında dosyamıza sunulan bina sözleşmesinin imzalandığı, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimlerini eksik ve ayıplı olarak ifa ettiğinin Mahkememiz’ce de benimsenen asıl ve ek bilirkişi raporu ile sabit olduğu, davacının davalı Şirkete karşı sözleşme ile üstlendiği ve toplam bedeli 241.527,05-TL olarak kararlaştırılan imalat kalemleri haricinde 83.056,60-TL bedelli ilave imalat yaptığı, davacının ayıplı ve eksik imalatlarının bedelinin toplam 39.200,00-TL olarak hesaplandığı dikkate alındığında; davacının bilirkişi raporunda da hesaplandığı üzere; KDV dahil toplam imalat bedelinden davalının davacıya yaptığı ödeme miktarı ile ayıplı işlerin bedeli tenzil edildiğinde; davacının davalıdan 36.800,00-TL alacaklı olduğu kanaatine varılmakla; açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile dava konusu 36.800,00-TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda tespit raporunun dikkate alınmama sebebinin açıklanmadığını, tespit raporunda 116.870,18 TL fark alacağı olduğunun hesaplandığını, eksik ve hatalı tespitler yapıldığını, müvekkili şirketin ticari defterlerinin vergi dairesi incelemesinde olduğu göz önüne alınmadan 5.000,00 TL ve 17.300,00 TL'lik ödemelere ilişkin davalı tarafın kayıtlarının esas alındığını, bu hususun bilirkişi heyetine söylendiği halde dikkate alınmadığını, ayıplı imalat için ayrı bir dava açılması gerektiğini, ayıp ihbarı yapılmadığını, işin teslim almakla davalının imalatı kabul ettiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın, müvekkilinin 315.000,00 TL ödeme yaptığını kabul ettiğini, bilirkişi heyetince eksik ve kusurlu imalatlar düşüldükten sonra davacı alacağının 321.802,00 TL olduğunu belirttikleri halde, yapılan ödemenin mahsup edilmesi gerekirken sözleşme bedelinin düşürülmesinin hatalı olduğunu, bu hususun itiraz konusu edildiği halde dikkate alınmadığını, eksik ve kusurlu işler bedelinin düşük hesaplandığını, 3.kişilere yaptırılan işlerin bedeli alacakta mahsup edilmesi gerektiğini, sözleşmede belirlenenden daha fazla imalat yapılmadığını, işin süresinde teslim edilmemesi nedeniyle kira ve zararın hesaplanmamasının hatalı olduğunu, davacının gecikmesi nedeniyle müvekkilinin daireleri satamadığını, kiraya veremediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE:
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
-
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle davalı tarafça zararın kanıtlanamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki diğer istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.
-
Uyuşmazlık, 03/02/2015 tarihli dış cephe kaplama yapım işine ilişkin sözleşmeden kaynaklanmakta olup; davacı yüklenici, davalı iş sahibidir.
Davacı taraf; sözleşmenin 6 ve 12.maddeleri gereğince hesaplanacak iş bedelinden yapılan ödemenin mahsubu ile bakiye bedelin tahsilini talep etmiş, davalı taraf ise; işin ayıplı ve eksik yapıldığını, süresinde bitirilmediğini bu nedenle zarara uğradığını, iş bedelinin ödendiğini, davacının alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.
Yargılama sırasında alınan 05/12/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda, sözleşmenin işin bedelinin hesaplanmasına yönelik 6 ve 12.maddeleri dikkate alınmak ve eksik ve kusurlu işler bedeli de düşülmek suretiyle, davacı yüklenicinin iş bedeli alacağı KDV dahil 321.802,00 TL olarak hesaplanmış, bu bedelden sözleşmede toplam iş bedeli olarak belirlenen 285.001,92 TL mahsup edilerek aradaki fark bedelin 36.800,00 TL olduğu belirtilmiş, mahkemece; bu miktar üzerinden dava kabul edilmiştir.
Bilirkişi heyeti raporunda "fark bedel" adı altında hesaplanan miktarın, sözleşme dışı fazladan yapılan imalat bedeli olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece; bilirkişi raporundan farklı, denetimi sağlanamayan bir hesaplama ile sonuç olarak bilirkişi raporunda belirtilen "fark bedel" miktarı üzerinden hüküm kurulmuş ise de; davadaki talep ve ödemeler dikkate alınmamıştır.
Bu durumda; taraflar arasındaki sözleşmenin 6 ve 12.maddelerine göre, eksik ve kusurlu işler bedeli ile fazladan yapılan işleri de kapsar şekilde bilirkişi heyetince belirlenen 321.802,00 TL iş bedelinden, kanıtlanan 315.000,00 TL ödeme miktarının mahsup edilerek, kalan 6.802,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar vermek gerekirken; dosya kapsamına, davadaki talebe ve denetimi sağlanamayan hesaplamaya göre belirlenen miktar üzerinden hüküm kurulması hatalı olmuştur.
HMK.'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilebilen, yerel mahkeme hükmünün gerekçesinin değiştirilerek düzelterek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmeyip, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiğini düzenlediğinden, Dairemizce davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
-
Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/01/2021 tarih ve 2017/796 Esas ve 2021/13 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1. b.2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
-
Davanın KISMEN KABULÜNE,
-
6.802,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
-
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 464,65 TL harçtan peşin alınan 1.995,86 TL harcın mahsubu ile fazla yatırılan 1.531,21 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
-
Davacı tarafından peşin yatırılan 464,65 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davacı yargılamada vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 ve 13/2 maddeleri gereğince davada kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 6.802,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
-
Davalı yargılamada vekille temsil olunduğundan, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/1 maddesi gereğince davada reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
10-Davacı tarafından yapılan 276,40 posta ve davetiye gideri, 1.500,00 TL bilirkişi masrafı olmak üzere toplam 1.776,40-TL'den kabul oranına göre hesaplanan 103.39 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan miktarın davacı üzerinde bırakılmasına,
11-6100 sayılı HMK.nun 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine,
İstinaf İncelemesi Yönünden:
12-Davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL istinaf karar harcının mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
13-Davalı tarafından yatırılan 628,45 TL istinaf karar harcının talep halinde ve karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
14-Davalı tarafından yapılan 290,00 TL dosya gönderme masrafı ile 59,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 349,30 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
15-Davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvuru harcı ve yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
16-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücretine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK. 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09/07/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09