SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/585

Karar No

2024/682

Karar Tarihi

9 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2024/585 - Karar No:2024/682

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4 md)

ESAS NO : 2024/585

KARAR NO : 2024/682

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/12/2023

NUMARASI : 2023/394 E-2023/891 K

DAVACI-KARŞI DAVALI :

VEKİLİ :

DAVALI-KARŞI DAVACILAR

:

DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 09/07/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 10/07/2024

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada mahkemece asıl ve karşı davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Davacı-karşı davalı vekili, ... San. ve Tic. A.Ş.' nin birleşme ve devir sonucu ... Makine İmalat San. ve Tic. A.Ş. ... Şubesi olduğunu, ... A.Ş. ile davalı şirketlerin oluşturduğu ... İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti-... İnş. Tic. Ltd. Şti. iş ortaklığı arasında 22/05/2016 tarihinde Kuzey Ankara Kent Girişi 5.Bölge 809 Adet Konut ve 1 Adet Ünite Merkezi, 1 Adet Kreş ve Cami İnşaatları ve Çevre Düzenlemesi İşi ile ilgili olarak "Mekanik Tesisat İşleri Malzeme + İşçilik" başlıklı sözleşme akdedildiğini, sözü geçen iş nedeniyle müvekkilinin davalılar iş ortaklığına karşı kesmiş olduğu faturalardan bakiye kalan 1.778.206,51 TL borcu ödemediklerini, bunun üzerine müvekkili tarafından alacağın tahsili için Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2022/4529 Esas sayılı dosyası ile borçlu şirketler hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığını, başlatılan takibe davalı borçluların borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz etmeleri nedeniyle icra takibinin durduğunu, müvekkili şirketin davalılardan alacağı faturadan kaynaklanan para alacağı olduğundan kendi ikametgahında icra takibi başlatma hak ve yetkisinin bulunduğunu, müvekkili şirketin ikametgâhının da Konyada bulunması nedeni ile takipte Konya mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğunu, davalıların borca itiraz dilekçelerindeki iddialarının gerçeğe aykırı olduğunu, müvekkilini kendi nam ve hesabına çalıştırdığı tüm işçilerin ücret, fazla mesai ve SGK primlerini ödediği gibi sözleşmeye uygun bir şekilde işi eksiksiz ve ayıpsız olarak davalılara teslim ettiğini, davalıların kötü niyetli bir şekilde takibe konu faturadaki borçlarını azaltmak amacı ile gerçeğe aykırı sebepler yaratarak mahsup talebinde bulunmaya çalıştıklarını, davadaki iddialarının doğruluğu tarafların ticari defterlerinde yapılacak olan bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, tarafların her ikisinin de tacir ve aradaki alışverişin de TTK’nda tanımlandığı üzere ticari iş kapsamında olduğundan istenen avans faizinin yasaya ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olmadığından bahisle Konya 5. İcra Müdürlüğünün 2022/4529 Esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, davalıların % 20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı-karşı davacılar vekili, davacının açmış olduğu davayı kabul etmediklerini, davanın yetkisiz mahkeme açıldığını, takibin de yetkisiz icra müdürlüğünde yapıldığını, yetkili icra müdürlüğü ve yetkili mahkemenin davalının ikametgahı olan ve adresinin bulunduğu yer olan Giresun İcra Dairesi ve Mahkemeleri olduğunu, ayrıca davacı ile yapılan 02/06/2016 tarihli Kuzey Ankara Kent Girişi 5. Bölge 809 Adet Konut ve 1 adet Ünite Merkezi, 1 adet Kreş ve Cami inşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlemesi işinin Tip 7 (4 adet)+Tip 10(5 adet)+ Tip 10 A (5 adet), Tip 11 A (1 adet)+ Tip 10 B (1 adet)+A1 (6adet) Toplam (809 adet Konut) + Cami, Kreş ve Ünite Merkez Bloklarının Mekanik Tesisat İşleri Malzeme+ İşçilik sözleşmesi gereğince Ankara İcra Müdürlüğü ve Ankara Mahkemeleri yetkili olduğunu, yine işin yapıldığı yer dikkate alındığında da yetkili İcra Müdürlüğü ve yetkili Mahkemenin Ankara olduğunun görüleceğini, hiçbir şekilde yetkili İcra Müdürlüğü ve Mahkemenin Konya olmadığını, faturadan kaynaklı bir alacağın söz konusu olmadığını, taraflar arasında yapılmış olan sözleşme çerçevesinde bir alacağın olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini, 02/06/2022 tarihli sözleşmenin 22. maddesi ile ihtilaf halinde yetkili mahkeme ve icra dairesinin Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin olduğunun belirlendiğini, bu nedenle, yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli Giresun Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'ne gönderilmesine, taraflar arasındaki sözleşme ve işin yapıldığı yer dikkate alınması durumunda ise dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine, icra dosyasının da Ankara Nöbetçi İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine karar verilmesini talep ettiklerini, davacının talep ettiği alacağın zaman aşımına uğradığını, bu nedenle davanın zaman aşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini, davacının dava dilekçesinde sanki müvekkillerine mekanik tesisat malzemesi sattığını ve satılan bu malzemelerin karşılığında kesilen fatura bedelinin sebepsiz ve haksız olarak ödenmemiş algısı yaratmaya çalıştığını, davacıyla müvekkilleri arasındaki ilişkinin mekanik tesisat işlerinin malzeme ve işçilik dahil yapılması sözleşmesine dayandığını, bu işlerin yapılmasın da yine sözleşmede belirtildiği gibi fatura esaslı olmayıp, sözleşme, protokoller ve hakedişlerin dikkate alınması gerektiğini, davaya konu işleri davacının sözleşmeye uygun olarak yapmadığını, sözü geçen işleri süresi içerisinde teslim etmediğini, davacının müvekkillerinin zarara uğramasına sebep olduğunu, davacının yapmayı üstlendiği işleri yapmadığı gibi müvekkillerinin ilave ekip çalıştırdıklarından dolayı fazla para ödenmesine sebebiyet verdiğini, bu durumların tutanaklarla tespit edildiğini ve sabit olduğunu, 13.05.2019 tarihli sipariş formun belirtilen 3.000.00 TL tutarlı malzemeler, 20.11.2019 tarihli irsaliyeli faturada belirtilen 2.269.14 TL tutarlı malzemeler, 12.09.2019 tarhli faturada belirtilen 172.000.00 TL tutarlı malzemeler, 12.09.2019 tarihli faturada 389.951.00 TL tutarlı malzemelerin bedelleri müvekkilleri tarafından ödenerek ve faturaları da müvekkilleri adına düzenlenerek davacı nam ve hesabına satın alındığını, bu malzemelrin ve bunların yapılması için gerekli olan işçilik bedellerinin nakit teminatlarından veya kesin hesaplarından kesilmek üzere yine müvekkilleri tarafından ödendiğini, geçici kabulden sonra davacının da bilgisi dahilinde aralarında yapılan protokole dayalı işlerin ücretini müvekkillerinin ödediğini, davacının işi süresinde teslim etmediği için şantiyenin aylık 500.000,00 TL civarında şantiye giderinin müvekkilleri tarafından ödendiğinden bahisle öncelikle yetkisizlik kararı verilerek icra dosyasının yetkili Ankara Nöbetçi İcra Müdürlüğü'ne gönderilmesine, davacının davasının reddine, davalılar lehine %20' den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, karşı davalarının kabulü ile bilirkişiler tarafından belirlenecek miktarı talep etme haklarının saklı kalması kayıt ve şartıyla şimdilik 10.000,00 TL nin ticari faiziyle birlikte karşı davalıdan alınıp müvekkillerine ödenmesine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı/karşı davalıdan alınmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı/karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının açmış olduğu karşı davada, arabulucuk dava şartının bulunmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usülden reddinde karar verilmesi gerektiğini, karşı davacıların, şantiyenin kapatılmasının gecikmesi nedeniyle aylık 500.000-TL zararlarının olduğunu iddia etmiş olmalarına rağmen zararın hangi kalemlerden oluştuğunu açıklamadığını, ayrıca müvekkili şirketin, şantiyenin kapatılmasının gecikmesine sebep olmadığını, sözleşmedeki edimlerini süresinde ve eksiksiz olarak yerine getirdiğini, 28 nolu hak edişin, karşı davalı şirket yetkililerince imzalanmadığını, müvekkili şirketin, ...'nın müştereken atacakları çift imza ile temsil edildiğini, söz konusu belgelerde müvekkili şirketin unvanı altında tek imza mevcut olduğunu, tutanaktaki imzanın ...'e ait olmadığını, imzayı kabul etmediklerini, karşı davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını belirterek, davacının hukuki dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece, "... 10. Asıl dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibinde itirazın iptali; Karşı dava, davalının edimini gereği gibi ve süresinde yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zararın tahsili istemlerine ilişkindir.

  1. Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/603 E, 2022/665 K, sayılı dosyasında; davacının davasının yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, dosyanın yetkili ankara nöbetçi asliye ticaret mahkemesine gönderilmesine dair karar verildiği, iş bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 27/02/2023 tarih, 2023/108 E, 2023/238 K, sayılı kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği ve işbu dosyanın mahkememize gönderildiği ve yukarıdaki esas sırasına kaydı yapıldığı anlaşıldı.

  2. Öncelikle karşı dava bakımından yapılan incelemede;

  3. 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.

  4. Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.

  5. 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

  6. Yukarıda yazılı açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacı yan, davalı şirket ile imzalanan sözleşme nedeniyle uğranılan müspet zararların tazminini talep etmiştir. Dava konusu bir miktar paranın tahsiline yönelik açılan ticari dava niteliğinde olup, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi uyarınca, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Davacı tarafça, davadan önce yapılmış arabuluculuk başvurusu bulunmadığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Kanunun 18/A-2 maddesi ile HMK'nın 115/2. maddesi gereğince, davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerekmiştir.

  7. Asıl dava bakımından yapılan incelemede;

  8. İtirazın iptali istemi ile açılan eldeki davada, davalı borçlular tarafından icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yönelik usulüne uygun şekilde yetki itirazı yapılmış olup, yetkili icra dairesinde takip yapılması itirazın iptali davasının ön koşullarından biri olduğundan öncelikle bu meselenin halli gerekmektedir.

  9. İİK 50. maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda HMK yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur.

Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. Yetki itirazı esas hakkındaki itiraz ile birlikte yapılır, icra mahkemesi tarafından önce yetki meselesi tetkik ve kati suretle karara raptolunur" hükmünü içermektedir.

  1. Uyuşmazlığın çözümü bakımından yetki kurallarına ilişkin açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.

  2. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yetki kuralları 5 ila 19. maddelerinde düzenlenmiştir. HMK’nin 5 ve 6. maddelerinde genel yetki kuralı düzenlenmiş olup genel yetki kuralları dışında genel yetkiyi kaldırmayan özel yetkili mahkemeler de kabul edilmiştir (HMK m. 8, 10, 16, 11/2-3, 14/1, 15/1). Kural olarak özel yetki genel yetkiyi ortadan kaldırmamaktadır.

  3. Buna karşın Kanun’un ifadesinden, Kanun’da belirtilen yer veya yerler dışında başka bir yerde açılamayacağı anlaşılan davalarda yetki kuralları kesin yetki kuralıdır. Kesin yetki olarak tek bir mahkeme öngörülmüş olabileceği gibi birden fazla mahkeme de öngörülmüş olabilir. Bu durumda, dava sadece kanunda öngörülen mahkeme veya mahkemelerde açılabilir, başka yerde açılamaz (Pekcanıtez, Hakan / Özekes, Muhammet / Akkan, Mine / Taş Korkmaz, Hülya: Medeni Usul Hukuku, 15. B., C. III, İstanbul 2017, s. 2041 – 2042).

  4. Öte yandan HMK’nin 17. maddesinde tarafları tacir veya kamu tüzel kişisi olanlar bakımından yetki sözleşmesi yapılmasına cevaz verilmiştir. Yetki sözleşmesi ile taraflar aslında yetkisiz bir mahkemeyi yetkili hale getirebilirler. Tarafların serbestçe üzerinde tasarruf edemeyecekleri konular ile kesin yetki hallerinde yetki sözleşmesi yapılması mümkün değildir.

  5. HMK'nin "yetki sözleşmesi" başlıklı 17. maddesi; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." şeklinde düzenlenmiştir.

  6. HMK’nin 17. maddesi ile 1086 sayılı HUMK'nın 22. maddesindeki düzenlemeden farklı olarak münhasır yetki sözleşmesi yapabilme imkanı getirilmiştir. Münhasır yetki sözleşmesinden tarafların yetki sözleşmesi ile belirlenen mahkemenin dışında başka bir mahkemede dava açmama konusunda anlaşmış olmaları hali anlaşılmalıdır. Başka bir deyişle, yetki sözleşmesinde taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça sözleşme ile belirlenen mahkeme veya mahkemelerin münhasır yetkili olduğu kabul edilmiştir. Taraflar şayet kanunla yetkili kılınan genel ve özel mahkemelerin yetkisinin de devam etmesini istiyorlarsa bu hususu ayrıca sözleşmede kararlaştırmaları gerekir.

  7. Burada üzerinde durulması gereken önemli husus ise münhasır yetki kuralı ile kesin yetkinin aynı sonuçları doğurmayacağıdır. Kanun’da açıkça “kesin” yetkiden söz edilmeyen hükümlerdeki yetki kurallarının kesin yetki olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Yetki sözleşmesinde belirlenen mahkeme ya da mahkemelerin münhasır hale gelmesi ile kesin yetki kuralının birbirine karıştırılmaması gereğidir. Zira, yetkinin kesin olduğu hallerde yetki sözleşmesi yapılamaz (HMK m. 18/I).

  8. Yetki itirazının ileri sürülmesi ise HMK’nin 19. maddesinde düzenlenmiş olup yetkinin kesin olduğu davalarda taraflar bu yetki itirazını davanın her aşamasında ileri sürebilecekleri gibi, mahkeme de davanın her aşamasında bu durumu kendiliğinden gözetmelidir. Bunun dışındaki hallerde yetki itirazı, cevap dilekçesinde ilk itiraz olarak ileri sürülmesi gerekmektedir. Davalı tarafından süresinde ileri sürülmeyen yetki itirazı, daha sonra ileri sürülemez, mahkemece dikkate alınamaz ve dava yetkisiz mahkemede görülmeye devam edilir.

  9. Davalının yetki itirazında doğru şekilde yetkili mahkemeyi göstermesi gerekmekte olup aksi halde yetki itirazı kabul olunmaz.

  10. Eğer yetki sözleşmesinin tarafları, münhasır yetkili kıldıkları mahkeme dışında başka bir yer mahkemesinde dava açmışlarsa bu durum resen dikkate alınamayacağı gibi, ancak davalı tarafın ilk itirazı üzerine inceleme yapılması gerekir.

  11. Borçlu tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğinde itirazın iptali davasında esasa girilmeden önce İİK 50. maddesi uyarınca icra müdürlüğünün yetkili olup olmadığı ve icra takibinin yetkili icra müdürlüğünde yapılıp yapılmadığı hususunun bir dava şartı ve ön sorun olarak incelenmesi gerekmektedir. Yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre itirazın iptali davalarında da itirazın iptali davasını görmekle görevli asıl mahkeme aynen icra mahkemesi gibi önce icra dosyasındaki yetki itirazını tetkik ve karara bağlar.

  12. Yapılan açıklamalar ışığında somut olay ele alındığında, Davalı/ borçlu tarafından ödeme emrine itiraz dilekçesinde, takibin yetkisiz İcra Dairesinde yapıldığı, yetkili İcra Dairesinin borçlunun ikametgahı olan Giresun İcra Dairesi olduğu bildirilerek yetki itirazında bulunulmuştur.

  13. 6100 sayılı HMK 114/1. maddesinde dava şartları tek tek düzenlenmiş olup, 114. maddenin 2. fıkrası "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır." şeklinde düzenlenmiştir. İtirazın iptali davaları da HMK 114/1 maddesinde belirtilen genel dava şartları yanında; Geçerli bir ilamsız icra takibinin bulunması, borçlunun geçerli bir itirazının bulunması, davanın süresinde açılmış olması, hukuki yarar bulunması, takibi geçersiz kılacak diğer sebeplerin bulunmaması şeklinde özel dava şartlarına tabidir. Bu nedenle, İİK'nın 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davalarında mahkemenin yetkisine itiraz edilsin ya da edilmesin, mahkemenin öncelikle icra dairesinin yetkisine yapılan itirazın incelenmesi gerekmektedir.

  14. Bu anlamda yetkisizlik kararı veren Konya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 23.11.2022 tarih, 2022/603 Esas, 2022/665 Karar sayılı kararı içeriğinde davalılarca mahkemenin yetkisine yönelik yapılan yetki itirazı değerlendirilerek Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesi ile davanın usulden reddine karar verildiği ancak öncelikle incelenmesi gereken İcra Dairesinin yetkisine yönelik ise her hangi bir değerlendirme yapılmadığı anlaşılmaktadır.

  15. Sözkonusu karara karşı davacı yanca yapılan istinaf başvuru üzerine ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi 27.02.2023 tarih, 2023/108 Esas, 2023/238 Karar sayılı kararı ile usulüne uygun icra dairesinin yetkisine itiraz bulunmadığı ve mahkemenin yetkisine yönelik yetki itirazının ise geçerli olduğu gerekçesi ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

  16. Öncelikle HMK m. 353/1-a bendinde 6 bent halinde sayılan durumların varlığı halinde esasa yönelik her hangi bir inceleme yapılmaksızın kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için duruşma yapılmaksızın kesin olarak mahkemesine gönderilmesine karar verir hükmü sevkedilmiş olup maddenin düzenleniş biçiminden de sözkonusu maddede (353/1-a-1 ila 6) sayılan durumlardan birinin varlığının tespiti durumunda kararın kaldırılması yönünde karar verilmesi gerektiği anlaşılmaktadır.

  17. Zira somut olayda olduğu gibi ilk derece mahkemesince her hangi bir değerlendirme yapılmamış olan dava şartı hususunda ilk defa Bölge Adliye Mahkemesince bir değerlendirme yapılması sonucu ortaya çıkabilecektir ki bu durum ise iki dereceli yargılama bakımından mevcut düzenlemeler kapsamında imkan tanınmadığı söylenebilir.

  18. Bu bakımdan mahkememizce öncelikle davalı/borçlunun icra dairesine yetki yönünden yapmış olduğu itirazın değerlendirilmesi gerekmektedir.

  19. Yukarıda yetkiye ilişkin yapılan açıklamalar kapsamında taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 22. maddesinde uyuşmazlıkların halli başlığı ile sözleşmenin uygulanması nedeni ile ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar bakımından yetki anlaşması yapılmış olduğu, yetkili mahkeme ve icra dairesi olarak ise Ankara Mahkeme ve İcra Dairelerinin yetkili kılındığı anlaşılmaktadır.

  20. Davacı takip alacaklısı ise icra takibini Konya İcra Dairesinde yapmış, davalı/borçlu tarafından takibe yetki yönünden de itiraz edilmiş ve yetkili İcra Dairesi olarak kendi yerleşim yeri olan Giresun İcra Dairesini yetkili olarak göstermiştir.

  21. Her iki taraf tacir olup yaptıkları sözleşmede yetkili kılınan İcra Dairesinin yetkisi münhasır yetki olduğundan taraflar arasında yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan yer icra dairesinde takip yapılması gerekmektedir.

  22. Ancak takibin yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan yer icra dairesinde yapılmaması durumunda artık yetki itirazında seçim hakkı borçluya geçtiğinin kabulü ile sözkonusu takip bakımından genel ya da özel yetkili yerlerden birinin yetkili gösterilmesi halinde geçerli bir yetki itirazının varlığının kabulü gerekmektedir. Bu bakımdan yetki itirazında da taraflar arasında yetkili kılınan yerin gösterilmesi gerektiğinden sözedilemeyecektir.

  23. Açıklanan nedenlerle davalı/borçlu tarafından İcra Dairesinin yetkisine yapılan yetki itirazının geçerli ve usulüne uygun olduğunun kabulü gerektiği, icra takibine karşı davalı/ borçlu tarafından da süresinde ve usulünce yetki itirazında bulunulması karşısında geçerli bir icra takibinden bahsedilemeyeceği sonuç ve kanaatine varılmış, yetkili icra müdürlüğünde başlatılmış geçerli bir icra takibinin bulunması itirazın iptali davası bakımından özel dava şartı olduğundan davanın usulden reddine karar vermek gerekmiştir.

  24. Karşı dava dilekçesinin sonuç ve talep kısmında; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsiline karar verilmesinin talep edildiği, cevap dilekçesinde ise karşı dava değerinin 50.000,00 TL olarak belirtildiği görülmüştür. Yapılan incelemede; karşı davacılar vekili tarafından peşin harcın 50.000,00 TL üzerinden hesaplanarak yatırıldığı görülmekle; dava değerinin 50.000,00 TL olarak kabulü ile karşı davalı yararına vekalet ücretinin bu tutar üzerinden hesaplanmasına..." karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı-karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yetki itirazında borçlunun sadece itiraz etmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda yetkili icra dairesinin de doğru olarak göstermesi gerektiğini, yetkili icra dairesinin hiç gösterilmemesi veya yanlış gösterilmesi halinde yetki itirazının geçersiz olacağını, geçersiz yetki itirazı nedeniyle Konya İcra Dairesinin yetkisinin kesinleştiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE:

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemlerine ilişkindir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Uyuşmazlık, taraflar arasındaki 2016 tarihli sözleşmeden kaynaklanmakta olup; davacı, sözleşmeden doğan alacağının davalı tarafça ödenmediğinden bahisle davalı hakkında icra takibi başlatmış, itiraz üzerine iş bu davayı açmıştır. Uyuşmazlığın 2016 tarihli sözleşmeden kaynaklanması sebebi ile yine bu sözleşmenin uyuşmazlıkların halli başlığı altında 22.maddesinde düzenlenmiş olan "İş bu sözleşmenin uygulanmasından doğan her tür uyuşmazlığın hallinde Ankara Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir" şeklindeki münhasır yetkiye dair düzenleme somut olayda uygulama alanı bulacaktır. Sözleşmenin tarafları tacir olduğundan anılan yetki şartı, HMK'nın 17.maddesi hükmüne uygun olup geçerlidir. Ne var ki, yetki sözleşmesi ya da sözleşmeye konulan yetki şartı ile belirli bir veya birden fazla mahkemenin yetkili kılınması hususu kesin yetki olarak değerlendirilmez. Bu nedenle mahkemece sözleşmede yer alan yetki şartı kendiliğinden araştırılamayacaktır. (Yargıtay 3. HD'nin 2014/20059 Esas ve 2015/16891 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 20. HD'nin 2018/ 5573 Esas ve 2018/7532 Karar sayılı ilamları)

Gelinen bu noktada irdelenmesi gereken husus, davalı/borçlu tarafından yapılan yetki itirazının usulüne uygun olup olmadığı noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nın 19/4.maddesinde “Yetkinin kesin olmadığı davalarda davalı, süresi içinde ve usulüne uygun olarak yetki itirazında bulunmazsa, davanın açıldığı mahkeme yetkili hale gelir.” denilmektedir. Davalı, yetki itirazında bulunurken, doğru şekilde yetkili mahkemeyi de göstermelidir. Aksi halde yetki itirazı kabul olunmaz.

Somut olayda, yetkili icra dairesi, taraflarca düzenlenen 2016 tarihli sözleşme uyarınca Ankara İcra Daireleridir. Ancak davalı, icra takibindeki yetki itirazında, yetki sözleşmesine atıf yapmaksızın, kendi ikametgah yeri olan Giresun İcra Dairelerinin yetkili olduğunu belirtmiştir. Bu durum karşısında, usulüne uygun yetki itirazından söz edilemez. Usulüne uygun yetki itirazında bulunulmadığı durumlarda ise; takibin başlatıldığı icra dairesinin yetkili hale geleceği HMK 19/4 maddesinde düzenlenmiştir. O halde mahkemece, usulüne uygun bir yetki itirazının bulunmadığı, bu nedenle takibin yapıldığı Konya 5. İcra Dairesinin yetkili hale geldiği gözetilmeksizin, işin esasının incelenip sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın usulden reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir (Yargıtay 3 HD 2017/7252 E 2019/4074 K 15 HD 2016/5525 E 2018/1101 K, 5 HD 2021/2243 E 7997 K vb).

Açıklanan nedenlerle; davacı-karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

  1. Davacı. karşı davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

    1. Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2023 gün ve 2023/394 Esas 2023/891 Karar sayılı kararının HMK’nun 353/1. a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

    2. Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

    3. Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,

  2. Davacı tarafından ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,

  3. Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 09/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinSözleşmesinden(EserİptalikonusugerekçeankaraKaynaklanan)İtirazınhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim