Ankara BAM 31. HD 2023/1236 E. 2024/612 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
bam
2023/1236
2024/612
6 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ
Esas No: 2023/1236 - Karar No:2024/612
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31. HUKUK DAİRESİ
(İnceleme Aşamasında Esastan Red HMK 353/1-b.1 md)
ESAS NO : 2023/1236
KARAR NO : 2024/612
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 06/04/2021
NUMARASI : 2018/281 E-2021/312 K
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit (Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 06/06/2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 07/06/2024
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili, müvekkili aleyhine Ankara 11. İcra Müdürlüğünün 2017/18335 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip başatıldığını, ödeme emrinin müvekkiline 05.10.2017 tarhiinde tebliğ olduğunu, müvekkilinin bu takibin alacaklısı ve davalı olarak gösterdikleri kişilere herhangi bir borcu olmayıp icra takibinin haksız ve hukuka aykırı olarak yapıldığını, davalı ... ile aralarında Kat karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, davaya konu 75.000,00 TL bedelli, 29.02.2016 düzenleme tarihli bononun bu kapsamda davalıya teminat senedi olarak verilmiş olduğunu, bononun vadesinin 29.02.2018 olmasına rağmen, tahrifat yapılarak 29.02.2016 olarak değiştirildiğini ve diğer davalı ...'ya ciro edildiğini ileri sürerek, davacı müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; davacı ile aralarında akti ilişki bulunmadığını, davaya konu bonoyu diğer davalıdan olan alacağına karşılık ciro yolu ile devraldığını, iyiniyetli 3.kişi konumunda olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, "...6102 sayılı TTK.'nun 778. maddesi yollamasıyla, bononun mahiyetine aykırı düşmedikçe poliçelerin cirosuna ait aynı yasanın 681-690 maddeleri hükümleri bonolar hakkında da uygulanacağı anlaşılmaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, bono kanunen emre yazılı senetlerdendir. TTK'nun 648/1. maddesi uyarınca ''Bütün hallerde ciro, poliçenin cirosu hakkındaki hükümlere göre yapılır.'' Poliçenin cirosu TTK'nun 681 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nun 681/1. maddesinde ''Her poliçenin açıkça emre yazılı olmasa dahi, ciro ve teslim yoluyla devrolunabileceği hükme bağlanmıştır.
Def'iler başlıklı TTK'nun 687. maddesinde ise; ''poliçeden dolayı kendisine başvurulan kimse, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkiye dayanan def'ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ait hükümler saklıdır.'' hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanunun emre yazılı senetlerle ilgili 825. maddesinde de ''Borçlunun Def'ileri'' kenar başlığı altında; ''Borçlu,emre yazılı bir senetten doğan alacağa karşı ancak, senedin geçersizliğine ilişkin veya senet metninden anlaşılan def'ilerle alacaklı kim ise ona karşı şahsen haiz bulunduğu def'ileri ileri sürebilir, Borçlu ile önceki hamillerden birisi veya senedi düzenleyen kişi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def'ilerin ileri sürülmesi, ancak senedi iktisap ederken hamilin bilerek borçlunun zararına hareket etmiş olması halinde caizdir.'' hükmüne yer verilmiştir.
Şahsi (kişisel) def'iler, emre yazılı senetlerdeki borç taahhüdünün objektif mevcudiyetine hiçbir etkisi olmayan, borçlunun belli bir alacaklı ile arasındaki hukuki münasebetten doğan def'ilerdir. Başka bir anlatımla, kişisel def'iler, taraflar arasındaki ilişkinin sonucudurlar. Şahsi, dolayısıyla belli bir alacaklıyla olan özel ilişkiden kaynaklanan bu def'iler, ancak bu alacaklıya karşı ileri sürülebilir; daha sonraki alacaklılara karşı ileri sürülemez. Şahsi def'ilerin ileri sürülmesi ile ilgili bu sınırlama, 6102 sayılı TTK'nun 687. maddesinde açıkça ifadesini bulmuştur. Bu maddeye göre, poliçe borçlusunun keşideci veya sonraki hamillerle doğrudan doğruya ilişkilerinden kaynaklanan def'ileri hamile karşı dermeyan etmesi mümkün değildir. Dolayısıyla, ciro edene karşı haiz olunan kişisel def'iler, senedi devralana karşı ileri sürülemez.
Bununla birlikte Yerleşik yargısal uygulamalarda belirgin olduğu üzere; Sahtecilik def'i senedin hükümsüzlüğüne yönelik def'i olup mutlak defilerdendir. Bu nedenle sahtelik ve tahrifat def'i herkese karşı ileri sürülebilir.( Ertekin Erol,Karataş İzzet, Uygulamada Ticari Senetler, Turhan Kitabevi,1998, 3.Bası.s:766, Öztan Fırat Kıymetli Evrak Hukuku,12.Bası,2006, s:76). Sahtecilik iddiasını ileri süren davacı ise bu iddiasını kanıtlamakla yükümlüdür.
Mahkememizce aldırılan Jandarma Genel Komutanlığı Merkez Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği tarafından düzenlenen raporda; davaya ve takibe konu bono üzerinde yer alan alan 29.02.2018 vade tarihindeki ''8'' rakamının tahrifat yolu ile ''6'' yapılarak 29.02.2016 olarak değiştirildiğinin tespit edilmiş olduğu, buna göre mutlak def'ilerden olan sahtecilik iddiasının herkese karşı ileri sürülebileceği de nazara alındığında, bu yöndeki ispat yükümlülüğünün de davacı tarafça yerine getirildiği anlaşılmaktadır.
Bununla birlikte dava dilekçesinde, davaya konu senedin 75.000,00 TL bedelli, 29.02.2016 düzenleme tarihli, 29.02.2018 vade tarihli olduğu hususunun ayrıca ve açıkça belirtilmiş olduğu, düzenleme tarihi ile bono bedeline yönelik bir itiraz ve tahrifat iddiasının bulunmadığı, senet metninden de bononun teminat senedi olarak verildiği hususunun anlaşılamadığı, yine dosya kapsamına göre, davacı tarafça davalının senedi kötüniyetli olarak iktisap ettiği veya tahrifatın bizzat davalı tarafça yapıldığı hususunun da kanıtlanmamış olmasına göre, vade tarihinde yapılan tahrifatın bononun geçerliliğine etki etmeyeceği ve bononun geçerli bir bono olduğu kanaatine varılmıştır.
Ne var ki, Bono üzerinde yapılan tahrifat dikkate alındığında, bononun vade tarihinin tanzim esnasında 29.02.2018 olarak belirlendiği ve davalı tarafça başlatılan icra takip tarihinin 02.10.2017 olup, dava tarihinin ise 02.01.2018 olduğu, buna göre gerek takip gerekse dava tarihi itibariyle vadesi gelmiş, muaccel olmuş bir alacaktan bahsedilemeyeceği anlaşıldığından, davalı ... hakkındaki davanın kabulü ile Ankara 11. İcra Dairesine ait 2017/18335 Esas sayılı takip dosyasında takip tarihi itibariyle muaccel bir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın konusunun senedin teminat senedi olması nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olduğunu, senet üzerinde ödeme günü tarihinde tahrifat yapıldığına ilişkin davacının sonraki iddialarının dava konusu ile ilgisi bulunmadığını, bu nedenle senet üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinin davaya etkisinin olmadığını, ödeme tarihinin değiştirildiğini yazılı delille kanıtlanması gerektiğini, müvekkilinin bonoyu iyi niyetle diğer davalıdan devraldığını, tahrifat yapıldığını kabul etmemekle birlikte, tahrifat olsa dahi, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, müvekkili ile davacı arasında bir ilişkinin bulunmadığını, davacı ile diğer davalı arasındaki hukuki ilişkiyi veya husumeti bilmesinin imkansız olduğunu, davacının müvekkilinin iyi niyetli olmadığını, ciro işleminin kötü niyetle yapıldığını kanıtlayamadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE:
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
- Alınması gereken 5.123,25 TL istinaf karar harcından davalı tarafından peşin yatırılan 1.280,82 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.842,43 TL harcın istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,
-
İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ve yatırılan istinaf başvuru harcının kendi üzerinde bırakılmasına,
-
İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 06/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45