SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 31. HD 2024/372 E. 2024/479 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/372

Karar No

2024/479

Karar Tarihi

2 Mayıs 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

31. HUKUK DAİRESİ

(İnceleme Aşamasında / Duruşmasız)

(HMK. 353/1-a.3 Maddesi Uyarınca Kararın

Kaldırılarak Mahkemesine Gönderilmesi)

ESAS NO : 2024/372

KARAR NO : 2024/479

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

İ S T İ N A F K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 13/02/2024

NUMARASI : 2023/960 Esas - 2024/128 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Eser Sözleşmesine Dayalı Alacak

KARAR TARİHİ : 02/05/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 02/05/2024

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesine dayalı alacak istemine ilişkin davada mahkemenin görevsizliği ile, davanın usulden reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;

İDDİA :

Davacı vekili; davalı kooperatif ile müvekkilinin Ankara 21. Noterliği'nin 30.11.2007 T., ve 48026 Yevmiye Nolu işlemi ile inşaat sözleşmesi düzenlediklerini, sözleşme ile müvekkilinin davalı kooperatife ait... adalar, 1'den 20'ye kadar olan parsellerde 100 adet konutun yapılması konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin konutların projelerini hazırlayarak zamanında işe başladığını, sonrasında konutların temel kazılarını ve yollarını açarak inşaata başladığını, daha sonra ise inşaatın fiziki olarak %70'den fazlasını yaptığını, davalı kooperatif üyelerinden inşaatın yapımı için gerekli olan aidatları alamadığını, sürekli genel kurullarda düşük aidat belirlendiğini, belirlenen aidatların da önemli bir kısmının tahsil edilemediğini, dolayısıyla inşaatın sözleşmede belirtilen sürede bitirilmesinin imkansız hale geldiğini, müvekkilinin kendi olanaklarını kullanarak inşaatın yapımını sürdürdüğünü, kooperatifin şu ana kadar yapılan imalatların toplam bedelinin %10'unundan az bir kısmını ödediğini, Ankara 21. Noterliği'nin 30.11.2007 T., ve 48026 Yevmiye Nolu inşaat sözleşmesinin 2 ve 10. maddesi hükümlerine göre müvekkilinin ödenmeyen hak ve alacaklarının tespiti ve ödenmesi gerektiğini, taraflar karşılıklı hak ve alacaklarını saklı tutarak Ankara 80. Noterliği'nin 18.01.2023 T. ve 01113 Yevmiye Nolu işlemi ile aralarındaki inşaat sözleşmesini karşılıklı anlaşarak feshettiğini, arabuluculuk görüşmelerinin de olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalması kaydıyla, müvekkilinin davalı tarafla karşılıklı anlaşarak imzaladığı Ankara 21. Noterliği'nin 30/11/2007 tarih ve 48026 yevmiye nolu inşaat sözleşmesi gereğince hak kazandığı alacağının tespitine ve şimdilik 100.000,00 TL'nin 18/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasına karar verilmesini, yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.

SAVUNMA :

Davalı vekili; müvekkili kooperatifin eski yönetim kurulu tarafından 09.06.2006 tarihinde toplantı açıldığını ve ihale usulü ile davaya konu inşaatın yapımı için teklifler alındığını, söz konusu ihale neticesinde inşaat için teklif veren davacının şahıs şirketi olan ... Taahhüt firmasına iş 09.06.2006 tarihinde verildiğini, inşaat ruhsatının 19.09.2006 yılında çıktığını, söz konusu yapı ruhsatının hazırlanması ile birlikte davacı ile inşaat sözleşmesinin akdedilmiş olduğunu, ruhsat tarihinden itibaren 2 yıl içerisinde inşaata başlanması, yine ruhsat tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde de inşaatın bitirilmesi gerektiğini, inşaat sözleşmesi taraflar arasında davacının da beyan ettiği üzere 30.11.2007 yılında akdedildiğini, sözleşmenin kurulduğu tarihten bu yana 16 yıl geçtiğini, ancak davacı tarafından bugüne dek sözleşmede taahhüt ettiği edimler yerine getirilmediğini, en son müvekkili kooperatifin yeni yönetimi tarafından davacı ile inşaat sözleşmesinin Ankara 80. Noterliğinin 18.01.2023 tarih 01113 yevmiye numaralı belgesi ile sona erdirildiğini, talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığını, müvekkili davalı kooperatifin yönetim kurulu eski başkanının bizzat davacının kendisi olduğunu, bu tarihten 2022 yılının Haziran ayına kadar yönetim kurulu başkanlığı görevini kendisinin yürüttüğünü, kooperatif eski başkanı tarafından hem inşaat zamanında tamamlanmayarak hem de üyelere yaptırım uygulamayıp, aidat kontrolünü sağlamayarak kooperatifi çifte zarara uğrattığını, aidat toplama yetkisinin bizzat kendisinde olan davacı tarafından toplanan aidat bedelleri kooperatif hesabına değil şahsi hesabına yatırıldığını, kooperatif defterleri usulüne uygun tutulmadığını, kooperatifin yıllarca ekonomik bir kısır döngü içerisine girdiğini, kooperatifi yeniden zarara uğratan davacının 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ilgili hükümleri gereğince kooperatiften ihracına karar verildiğini, davacının söz konusu karara açmış olduğu davanın da mahkememizin 2023/447 E. Numaralı dosyasında halen devam ettiğini, davanın kötü niyetli olarak açıldığını, müvekkili davalı kooperatif tarafından, 2022 yılının Haziran ayında yönetim kurulunun değişmesi sonrasında davacının tamamlanmadığı inşaatın halen tamamlanmaya çalışıldığını, davacının talep ettiği alacak kalemlerinin zamanaşımına uğraması, kooperatifin hem yüklenicisi hem de yönetim kurulu başkanı olduğu dönemde toplanan aidatların akıbetinin bilinememesi ve bu hususta Ankara Batı Cumhuriyet Savcılığında hakkında soruşturma yürütülüyor olması, inşaatı zamanında tamamlamayarak kooperatifi kendi kusuru ile zarara uğrattığını savunarak, davanın öncelikle zamanaşımı yönünden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :

Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;"Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı alacak istemine ilişkindir. 30/06/2012 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6335 sayılı Kanunla, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda değişiklik yapılmıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 5. maddesinde yapılan değişiklikle, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisine dönüştürülmüştür.

Göreve ilişkin kurallar, dava şartıdır. (HMK m.114/1-c) Mahkeme, dava şartlarının yerinde olup olmadığını yargılamanın her aşamasında gözetir. Bu nedenle somut uyuşmazlıkta mahkememizin görevli olup olmadığı hususu re’sen değerlendirilmiştir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri’nin görev kapsamına giren ticari davaların neler olduğu 6102 sayılı TTK'nun 4. maddesinde belirlenmiştir.Buna göre: a-TTK 4/1 maddesinde altı bent halinde sayılan hususlardan doğan davalar, b-Özel kanun hükümleri gereği ticari sayılan davalar, (Kooperatifler Kanunu m. 99 gibi) c-Her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan davalar ticari dava sayılır ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görev sahasına girer. Eldeki dava; Dava eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. Dava konusu uyuşmazlığın niteliği uyuşmazlığın kooperatif ve üyeler arasında çıkan bir hukuki ihtilaf olmadığı, dava konusu uyuşmazlığın, yüklenici davacı ve iş sahibi kooperatif arasında imzalanan inşaat sözleşmesi ve eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, kooperatif üyeliği, kooperatif işleyişi vs.bu davanın konusu değildir. Ayrıca dava tarihi itibariyle tacir olmayan yüklenici olan davacı ile tacir sıfatını taşıyan kooperatif arasındaki davanın ticari mahiyette olmadığı, zira uyuşmazlığın Türk Ticaret Yasasında düzenlenmemiş olmakla mutlak ticari dava olarak da kabul edilemeyecektir. Davacının dava tarihi itibari de tacir olmadığı açıktır. Diğer taraftan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hâl böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Bu bağlamda, davacının tacir olmadığı ve davanın mutlak ticari dava olmadığı" gerekçesi ile, HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine, mahkemenin görevsizliği ile, dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; müvekkilinin dava konusu işin yapıldığı tarih itibari ile tacir sıfatının bulunduğunu, halen Sincan Vergi Dairesi Müdürlüğü nezdinde mükellef olduğunu, yine kooperatiflerin de TTK. 124/1 maddesi uyarınca ticaret şirketi sıfatlarının bulunduğunu, yaptıkları iş ve işlemlerin de ticari iş niteliğinde olduğunu, taraflar arasında aktedilen sözleşmenin kooperatifin ticari işletme alanı ile ilişkili bir işlem olduğunu, konut yapı kooperatiflerinin kuruluş amacının ortaklarına konut sağlamak olduğunu, ortaklarına konut sağlayabilmek için de davalı kooperatifin müvekkili ile dava konusu sözleşmeyi imza altına aldıklarını, davaya bakmakta Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğunu ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Davacı gerçek kişi yüklenici, davalı kooperatif iş sahibidir. Mahkemece davanın görev dava şartı dikkate alınarak usulden reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı tarafça istinaf edilmiştir.

İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

6102 sayılı TTK'nın 4.maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya tarafların her ikisinin de tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması, yada tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin bakacağı yönünden düzenleme olması gerekmektedir. Anılan kanunun 5.maddesinde ise, aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunun şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın Asliye Ticaret Mahkemesi, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli olup, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile Asliye Hukuk Mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu düzenlenmiştir.

Somut olayda uyuşmazlık, dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nun 470. vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmıştır. Anılan bu tür uyuşmazlıklar 6102 sayılı TTK'nın 4. maddesinde tahdidi olarak sayılan mutlak ticari davalardan değildir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22/09/2008 tarih ve 2007/7851 E., 2008/10258 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; TTK.nun 11. madde (6102 sayılı TTK 11.madde) hükmüne göre, ticarethane veya fabrika (md.12), yahut ticari şekilde işletilen diğer müesseseler (md.13) ticari işletme sayılır. Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir (md.14) (6102 sayılı TTK 12.m). Esnafın tanımı 17. maddede yapılmış ve bunların tacir olmadıkları vurgulanmıştır. Esnafın yaptığı işin hacim ve ehemmiyeti, ticari muhasebeyi gerektirdiği ve ona ticari veya sınai bir müessese şekil ve mahiyeti verdiği taktirde, bu müessesenin de ticari işletme sayılacağı 13. maddede hüküm altına alınmıştır. Bir kimsenin Vergi Usul Kanunu’na göre esnaf sayılması, TTK yönünden de esnaf kabul edilmesini gerektirmez. Ticari işletmenin, ticaret siciline kayıtlı olmaması, diğer anlatımla esnaf odasına kayıtlı olması, bu işletme sahibinin tacir sayılmamasını gerektirmez ve tacir olmamanın kesin bir kanıtı da değildir. Vergi mükellefi olup olmamak da tacir-esnaf ayrımında kesin bir ölçüt olarak değerlendirilmez.

TTK.nun 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) uyarınca, iktisadi faaliyeti, nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri esnaftır. 11/06/2002 tarih ve 24782 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 11 numaralı Kararı’nın 2. maddesinde, imalatla iştigal etmekle beraber, 5590 sayılı Ticaret ve Sanayi Odaları, Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Deniz Ticaret Odaları, Ticaret Borsaları ve Türkiye Ticaret, Sanayi Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliği Kanunu'nun 3. maddesindeki “Sanayici” tanımının kapsamına girenler ile TTK'nın 17. maddesi (6102 sayılı TTK 15. madde) dışında kalanların esnaf ve sanatkar sayılmayacağı belirtilmiştir.

Diğer yandan, TTK'nın 1463. maddesinde de (6102 sayılı TTK 11/2. madde), önce 17. maddeye gönderme yapılarak, 507 Sayılı Kanun hükümlerinin saklı tutulduğu belirtildikten sonra "Bakanlar Kurulu'nun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz" denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir. Gerçekten, 19/02/1986 tarih ve 19024 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 25/01/1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. (21/07/2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 18/06/2007 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK.nun 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir.) Buna göre;

a-Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usul Kanunu'nun 177. maddesinin 1. fıkrasının 1 ve 3 no'lu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar,

b-Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci maddede belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.

Somut olay yukarıda yapılan genel açıklamalar çerçevesinde incelendiğinde; dosya arasına alınan vergi dairesi müzekkeresi incelendiğinde, davacının tacir sıfatının bulunduğu, davalı kooperatifin de tacir olduğu, uyuşmazlığın nispi ticari dava kapsamında kaldığı bu itibarla asliye ticaret mahkemesinin görevli olduğu, mahkemenin görevsizlik kararı vermesinin hatalı olduğu anlaşılmıştır. Mahkemece işin esasının incelenmesi gereklidir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmadığından, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip karara bağlanması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE, 	

2. Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2023/960 Esas, 2024/128 nolu kararının HMK'nın 353/1. a.3 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3. Dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde incelenip, karara bağlanmak üzere mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4. İstinaf başvurusunda bulunan tarafça yatırılan, istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

  1. İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ve istinaf başvuru harcının ilk derece mahkemesince verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,

  2. İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,

  3. Dosya kapsamında icranın geri bırakılması kararı alınabilmesi için yatırılan bir teminat bulunması halinde, İİK. 36/5 maddesi uyarınca ilgili icra müdürlüğünce teminatın yatıran tarafa iadesine,

  4. Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ...

E-imzalıdır

Üye ...

E-imzalıdır

Üye ...

E-imzalıdır

Katip ...

E-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinDayalıAlacakkonusuankaranumarasıSözleşmesineEserhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim