Ankara BAM 3. HD 2023/943 E. 2024/1162 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2023/943
2024/1162
14 Mayıs 2024
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2023/943 Esas - 2024/1162 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/943
KARAR NO : 2024/1162
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 13/11/2020
NUMARASI : 2019/167 Esas - 2020/552 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Alacak
KARAR TARİHİ : 14/05/2024
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : Davacı
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili 10/04/2019 tarihli dava dilekçesiyle; davalı bankanın müşterisi olan davacının 18/02/2019 günü iş yerine ait ... sabit nolu hattı davalı bankadan aradıklarını söyleyen şüpheli tarafından aranılarak internet bankacılığı üzerinden davacının hesabındaki 11.000.-TL çekilmek ve yine davacıya ait kredi kartı üzerinden nakit avans kullanmak sureti ile 30.000.-TL EFT yapılmak sureti ile müvekkilinin dolandırıldığını, şüpheli şahsın aradığı sabit telefon hattı açık iken şüpheli şahsın davacının cep telefonuna bir SMS yönlendirildiğini, bunu teyit etmek için 1 tuşuna basmasını ve sonrasında beklemesini belirterek davacının cep telefonuna SMS gönderdiğini, davacının telefon konuşması esnasında durumdan şüphelendiğini, sabit hat açık iken ... ... şubesini aradığını, dolandırıldığını belirterek hesaplarına bloke konulmasını istediğini, şubeden müdahalenin mümkün olmadığının ve şüpheli işlemler biriminden bloke konulabileceğinin söylenmesi üzerine bu defa da ilgili birimi aradığını, banka tarafından gereksiz sorular ile sürecin uzatıldığını, öncelikle davalı bankanın sistem açığı nedeniyle uğranılan zarardan kusurlu olarak sorumlu olduğunu, bir an için kusursuz kabul edilse dahi bu defa kusursuz sorumluluk ilkesi gereği sorumlu olduğunu, davalı banka tarafından davacının hesabında bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığının ve kötü niyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığının açık olduğunu, davalının bu tür kişilerin eylem ve işlemlerine karşı davacıyı koruyacak etkili mekanizmayı güvenlik önlemlerini gerçekleştirmediğini belirterek; davacının uğradığı toplam 41.000.-TL zararının faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili 12/11/2019 tarihli ıslah dilekçesiyle; taleplerini 42.821,75.-TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesiyle; öncelikle husumet yönünden itiraz ettiklerini, husumet itirazının reddi halinde davanın ilgili kişilere ihbar edilmesi gerektiğini, yetki yönünden itiraz ettiklerini, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, davacının iş bu davayı bankaya açmasında hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacının dava konusu işlemleri internet bankacılığı girişi ile gerçekleştirdiğini, davacının hesabından talimatı olmadan ve şifreli güvenlik işlemleri tamamlanmadan para çıkışı olmasının mümkün olmadığını, davalıya atfedilecek bir kusurun söz konusu olmadığını, dolayısı ile dava konusu işlemlerin davacının bilgisi dahilinde veya kusurundan dolayı gerçekleştiğini, davacının şifrelerin güvenliğinden ve kimlik bilgilerinin muhafazasından sorumlu olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece; her ne kadar bilirkişi raporlarının sonuç kısmında davalı bankanın sorumlu olması gerektiği ifade edilmiş ise de, raporların içerikleri ve dosya kapsamındaki tüm bilgi, belgeler ile davacının anlatımı incelendiğinde görüleceği üzere, dava konusu olayda davacının davalı bankadan aradıklarını söyleyen dolandırıcı kişi ya da kişiler tarafından sabit hattı aranmak sureti ile davacının bilgisi ve izni dışında yine davacının saklamakla ve korumakla yükümlü olduğu mobil bankacılık şifresi girilmek sureti ile kötü niyetli 3. kişilerce hesaba girildiği ve banka sisteminde kayıtlı olan cep telefonuna gelen onay mesajları ile de dolandırıcılık işlemlerinin gerçekleştirildiği, dolayısı ile eldeki davada davacının şifre bilgilerinin bankanın sisteminden ele geçirilmediği, davacının dolandırıcı kişiler tarafından sabit hattındaki görüşme esnasında dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı sonucu davacı tarafından şifre girilmek ve onay verilmek sureti ile işlemlerin gerçekleştirildiği, meydana gelen olaya neden olarak 3. kişi dolandırıcıların hesaplara erişimini sağlamasından ötürü davacının kusurlu olduğu, nitekim davacının banka sisteminde kayıtlı telefonundan aranmadığı, aksine sabit hattından aranmak sureti ile davacının işlemleri gerçekleştirilmesinin istendiği, her ne kadar raporda farklı IP üzerinden yüksek meblağ ile işlem gerçekleştirilmesinden dolayı bankanın kusurlu olacağı şeklinde ifadeler yer almış ise de, davacının bütün işlemlerini bu zamana değin sabit tek bir IP üzerinden gerçekleştirmemiş olması karşısında farklı bir IP üzerinden gerçekleştirilen işlemin başlı başına davalının kusurunu meydana getirdiğinin ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, yine gerçekleşen işlem meblağları esasında limit dahilinde olan işlemlerden olduğundan bunun da başlı başına davalının kusuruna sebebiyet vermeyeceğinin şüphesiz olduğu, banka tarafından işlemlerin gerçekleşmesi esnasında davacının banka sisteminde kayıtlı cep telefonuna mesajlar gönderildiği ve davacının sisteme şifresi ile girişi sureti ile işlemlerin gerçekleştiği, dolayısı ile davaya konu işlemlerin davacının banka sistemine kayıtlı cep telefonuna gelen mesajdaki şifreler ile işlemlerin yapılmasından ötürü davalı bankanın herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı, davacı tarafın aksini somut bilgi belgelerle ispatlayamadığı gerekçesiyle; "Davanın reddine," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesiyle; davalı bankanın güvenlik açığı olduğu gerekçeli kararda dahi belirtilmekle buna rağmen davacının dikkatsiz ve tedbirsiz davranışlarının olumsuz işleme neden olduğu tespiti ile davacının özen yükümlülüğünü aşan bir sorumluluk yüklendiğini, davalı bankanın güvenlik açığı olduğu ve kusurunun olduğunun her iki bilirkişi raporunda da yer aldığını, şüphelinin telefonda davacıya hiçbir soru yöneltmediğini, herhangi bir onay cümlesi istemediğini, eft işlemi için davalıya herhangi bir şekilde mesaj onayının gelmediğini, davacının telefonunun banka sisteminde kayıtlı olduğunu, dosyanın eksik incelendiğini, şifre oluşturulması aşamasında davacının varlığının dahi söz konusu olmadığını, bankanın sorumlu olduğunu, davalı bankanın sistem açığı nedeni ile uğranılan zarardan kusurlu olarak sorumlu olup bir an için kusursuz kabul edilse dahi bu defa da kusursuz sorumluluk ilkesi gereği sorumlu olduğunu belirterek, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Davacı, davalı bankadan bilgisi ve rızası dışında, üçüncü kişiler tarafından internet bankacılığı aracılığı ile hesabındaki 11.000.-TL'nin çekildiğini ve kredi kartından 30.000.-TL'nin EFT yapılmak suretiyle dolandırıldığını belirterek, uğradığı zararın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasında, davacının hesabından para çekildiği ve kredi kartından EFT yapıldığına ilişkin ihtilaf bulunmamaktadır.
Mahkemece alınan ilk bilirkişi raporunda; "Dosya kapsamında mevcut tüm bilgi ve deliller, emsal Yargıtay Kararları ve yasal düzenlemeler dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda, davalı bankanın, davacının hesaplarında yapılan havale ve EFT işlemlerinde üçüncü kişilerle el ve işbirliği yaptığını ispat edemediği gibi bu yönde dosyada hiçbir delil de bulunmadığı dikkate alındığında, kendisine tevdi olunan mevduatı koruma ve aynen iade yükümlülüğü olan bankanın bu yükümlüğü ihlal ederek davacının zararına sebebiyet verdiği için davacının davalı bankadan 42.821,75.-TL talep edebileceğini, ancak davacı dava dilekçesinde 41.000.- TL olarak talep ettiği için (Talebe bağlılık İlkesine göre) davalı bankanın 41.000.-TL'ye 18/02/2019 tarihten itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davacıya ödemesi gerektiği," bildirilmiştir.
Mahkemece farklı bilirkişiden alınan raporda; "Tüm inceleme, tespit ve değerlendirmeler ile rapor içerisinde açıklanan nedenlere dayanarak, davalı Bankanın İnternet bankacılığı sistemine giriş süreçleri ile işlem onayı ve bilgilendirmeye yönelik gerekli tedbirleri aldığı tespit edilmesine rağmen;
-
Davacının dava konusu olumsuzlukların gerçekleştiği(18/02/2019) öncesi internet bankacılığı sistemine en son bağlantısını 06/02/2019 tarihinde gerçekleştirmiş olduğu hususunu da dikkate atarak olumsuzluğun gerçekleştiği gün davacının internet bankacılığı sistemine bağlanan cihazların IP(3 farklı cihaz)lerinin son 10 ayda sisteme hiçbir bağlantısının olmaması, hesaptan para transferinin gerçekleştiği son işlem öncesi bu cihazlarca 3 adet başarılı 1 adet başarısız bağlantı denemesi olması,
-
Davalı Banka tarafından paylaşılan dava konusu kredi kartından çekilen 30.000.-TL avans çekim işlemi öncesi son 6 aylık döneme ait kredi kartı ekstresinde davacının herhangi bir avans kullanım işlemi olmaması ve avans tutarının davacının önceki harcamaları ile kıyaslandığında büyüklüğü,
-
Davacının hesaplarında istemi dışında hareketler olduğunu bildirmesi ile davalı bankanın davacı hesaplarına bloke koyma ve karşı bankaya Fraud blokesi talebinde bulunma sürecinde yaşanan zamanı kaybı,
hususları da dikkate alındığında davalı bankanın mobil ve internet bankacılığı ile ilgili alınabilecek tüm önleyici tedbirteri almadığı, ek olarak davacının 3. şahıslarla işbirliği içinde olabileceği yada dava konusu olumsuzluğun bilgisi dahilinde davalı bankadan kazanç elde etmek amacı ile gerçekleştirdiğine dair dava dosyasında her hangi bir bulgu, bilgi ve belgeye rastlanmaması nedeniyle davacının davalı bankadan dava ve ıslah dilekçeleri ile talep ettiği 42.871,75.-TL'nin 18/02/2019 tarihinden itibaren hesaplanacak avans faizi ile birlikte davalı bankanın davacıya ödenmesi gerektiği," bildirilmiştir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, karar, davacı tarafça istinaf edilmiştir.
Bilindiği üzere, Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesine göre hukuk hakimi, ceza hakiminin beraat kararı ile bağlı olmasa da mahkumiyet kararı ve ceza yargılamasında sabit olan maddi olgular ile bağlıdır.
Dava konusu olaya ilişkin olarak, davacı tarafından gerçekleştirilen suç duyurusu üzerine 3. kişiler hakkında, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/31317 Soruşturma sayılı dosyası ile soruşturmanın devam etmekte olduğu anlaşılmış olup, mahkemece devam eden ceza soruşturmasının eldeki davanın sonucuna etkisi ve bu kapsamda HMK’nun 165. maddesi de gözetilerek bekletici mesele yapılması hususu yerinde tartışılıp, değerlendirilmemiştir.
Öte yandan dosya içinde yer alan bilirkişi raporlarının incelenmesinde; dava konusu olaydan davalı bankanın sorumlu olduğunun belirtildiği, ancak, dava konusu işlemlerin davacının şifreleri girmek suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği hususunun açıklığa kavuşturulmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davalı bankanın internet bankacılığı ile ilgili bilgisayar sistemleri üzerinde, konusunda uzman üç kişilik bilirkişi heyeti aracılığıyla inceleme yaptırılarak, son teknolojik gelişmeler de gözetilmek suretiyle davalı bankanın internet bankacılığı/bankacılık sistemi ile ilgili alınabilecek tüm önleyici tedbirleri alıp almadığı, yazılımda herhangi bir güvenlik açığı bulunup bulunmadığı, kredi kartı bilgilerinin öğrenilmesi ve yapılan işlemlerin bu açıktan yararlanılmak suretiyle gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği ve davacının bilgileri ile şifresinin korunması ile ilgili ihmalinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususlarında ve tarafların bilirkişi raporuna itirazlarını da karşılayacak şekilde taraf, mahkeme ve kanun yolu denetimine elverişli nitelikte rapor alınıp, verilecek kararın eldeki davanın sonucuna etki edeceği anlaşılan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/31317 Soruşturma sayılı dosyası ile çıkacak kararın kesinleşmesinin HMK’nun 165. maddesi de gözetilerek bekletici mesele yapılması ve bu doğrultuda diğer deliller hep birlikte değerlendirmek suretiyle varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporu ve eksik incelemeye dayalı olarak davanın reddine karar verilmesinde isabet bulunmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle ve HMK'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, HMK'nun 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartların gerçekleştiği değerlendirildiğinden (sair istinaf sebepleri incelenmeksezin) davacının istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiştir.
HÜKÜM:
Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davacının istinaf başvurusunun KABULÜNE,
-
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin, 13/11/2020 tarih, 2019/167 Esas . 2020/552 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere MAHKEMESİNE İADESİNE,
-
Davacı tarafından yatırılan 221,40.. TL istinaf harcının talep halinde iadesine,
-
Davacı tarafından yapılan toplam 51.. TL istinaf yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-
Davalı tarafından istinaf gideri yapılmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
-
Dairemizce verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, kesin olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.
Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 14/05/2024
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19