Ankara BAM 3. HD 2022/2852 E. 2023/2991 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
bam
2022/2852
2023/2991
6 Aralık 2023
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi 2022/2852 Esas - 2023/2991 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/2852
KARAR NO : 2023/2991
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : 08/09/2020
NUMARASI : 2019/394 Esas - 2020/369 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVA : Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN :
KARAR TARİHİ : 06/12/2023
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 06/12/2023
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda verilen karara karşı, süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dava dosyası incelendi, gereği görüşülüp düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili 10/07/2019 tarihli dava dilekçesiyle; müvekkil Banka ile davalının yetkilisi olduğu dava dışı .... Müh. Tic. Ltd. Şti. arasında 12/04/2017 tarihinde Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi imzalandığını, sözleşmeler kapsamında borçluya da esnek ticari hesap açılıp Business Kart tahsis edildiğini, davalının borcunu zamanında ödemediğini, bu nedenle davalı adına Ankara 54. Noterliği'nin 13/07/2018 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, ne var ki davalının borcunu yine yatırmadığını, bunun üzerine müvekkil banka tarafından Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9349 Esas sayılı takip dosyası ile davalı borçlu aleyhine alacağın tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, ancak ödeme emrinin borçluya tebliği üzerine borçlunun borca itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, ne var ki davalı borçlu tarafından gerçekleştirilen itirazın haksız ve hukuka aykırı bulunduğunu belirterek, icra takibine yapılan itirazın iptali ile takibin devamına ve davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı adına tebligat çıkarılmış olup, tebligat parçasının 20/10/2019 tarihinde "Tebligat adreste muhatabın çarşıya gittiğini beyan eden ve aynı çatı altında birlikte çalışan ehil ve reşit yetkili işçi...imzasına tebliğ edildi" yazısı ile tebliğ edildiği, adres kaydının altında "Mernis Adresidir" ibaresinin bulunduğu görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece, davacı banka ile davalı borçlu ve davalının yetkilisi olduğu dava dışı .... Müh. Tic. Ltd. Şti. arasında 12/04/2017 tarihinde GKS imzalandığı, buna göre davalının sözleşmeyi müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığı ve sözleşmede yer alan (9.18) madde gereğince ticari kredi kartı kredisi hükümlerine istinaden 4553 5970 0937 9627 numaralı 25.000,00-TL limitli Business Card hesabı tanımlandığı, dava dışı şirkete tanımlanan ticari kredi kartı nedeniyle davalı ...'in müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, ayrıca davalının söz konusu kredi kartının da kullanıcısı olduğu, ancak davalı borçlunun borcunu vadesinde ödemediği, bu nedenle davacı banka tarafından Ankara 54. Noterliği'nin 13/07/2018 tarih ve 30716 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile hesap kat edilerek davalı tarafa tebliğ edildiği, ihtarname gereğince davalı tarafın ödemeyi gerçekleştirmemesi üzerine Ankara 20. İcra Müdürlüğü'nün 2018/9349 Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığı, davalının 18/07/2018 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, alınan bilirkişi raporu, ek rapor ve banka kayıtları ile belirlendiği gibi söz konusu sözleşmeye istinaden ödenmeyen ana para alacağının 25.500,33-TL (davacı tarafın talebinin 25.326,31-TL), işlemiş faiz tutarının 407,00-TL (davacı tarafın talebinin 553,13-TL), BSMV'nin 20,37-TL (davacı tarafın talebinin 27,65-TL) ve 544,71-TL masraf olmak üzere toplam 26.298,37-TL olarak tespit edildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen raporun ve ek raporun bilimsel verileri içerdiği, denetime elverişli olduğu ve dosya kapsamı ile de uyumlu olduğu, dolayısıyla alınan bilirkişi raporları ve diğer tüm delillerde değerlendirildiğinde, davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu GKS'den kaynaklı borç nedeniyle sorumlu olduğu miktarın toplamda 26.298,39-TL miktarı kapsadığı gerekçesiyle, "1-Davanın kısmen KABULÜ ile; Ankara 20. İcra Müdürlüğünün 2018/9349 E. Sayılı dosyasına davalının vaki itirazının kısmen İPTALİ ile takibin 25.326,31-TL asıl alacak, 407,00-TL işlemiş faiz ve 20,37-TL faizin % 5 Gider Vergisi ve 544,71-TL ihtarname masrafı olmak üzere toplam 26.298,39-TL bakımından DEVAMINA,
Fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
- Alacağın (26.298,39. TL) % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf dilekçesiyle; itirazın iptali davasına konu icra takibi ile davalı müvekkilden istenen alacak kaleminin ödeme emrinde ve takip talebinde "Kredi Taahhütnamesi / sözleşmesi, ihtarname" olarak gösterilmiş olmasına karşın alacaklı davacının alacağının dava dışı şirkete verdiği Busines Card (Kredi Kartı) Kredi Kartı Üyelik Sözleşmesi kaynaklı alacak olduğunu, müvekkilin kredi kartı üyelik sözlemesine kefil olmadığını, davalının dava dışı şirket ile davacı arasında imzalanan 750.000,00TL bedelli Genel Kredi Sözleşmesine imza attığını ve bu sözleşmedeki kefaletinin dahi geçersiz bulunduunu, takip talebinde borcun sebebinin yanlış gösterildiğini, davacı bankanın takip talebinde gösterdiği sebep ile bağlı olması gerekirken takip talebinde gösterilmeyen Business Card (Kredi kartı) Üyelik Sözleşmesine dayalı olarak takip talebinde gösterilmeyen delilleri ileri sürdüğünü ve mahkemenin bu delileri hükme esas aldığını, dava dışı şirket hakkında Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen konkordato mühlet döneminde davacı alacaklının icra takibi başlattığını, ancak İİK hükümleri uyarınca konkordato mühleti süresince takibin başlatılamayacağını, diğer yandan dava dışı borçlu şirket hakkında aciz vesikası alınmadan kefile takip yapılmasının mümkün bulunmadığını, borcun GKS (Genel Kredi Sözleşmesi) kaynaklı olmayıp kredi kartı kaynaklı olduğunu, mahkemece hem kefaletin geçerliliğinin tespitinde hem de borcun kaynağının tespitinde hataya düşüldüğünü, yine müvekkile duruşma safahatinde yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, tebligat üzerinde daimi çalışana denilse de tebligatın yapıldığı kişinin davalı ...'in çalışanı olmayıp dava dışı şirket çalışanı olduğunu, müvekkile usulüne uygun tebligat yapılmadığını ve cevap dilekçesi sunma hakkının engellendiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, ödenmeyen borcun tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ile icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar, davalı tarafça istinaf edilmiştir.
Savunma hakkı Anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınmış olup, HMK'nın 27. maddesinde "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.
(2) Bu hak;
a) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,
b) Açıklama ve ispat hakkını,
c) Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut veaçık olarak gerekçelendirilmesini,içerir." düzenlemesi ile,
HMK'nın 122. maddesinde " Dava dilekçesi, mahkeme tarafından davalıya tebliğ edilir. Davalının iki hafta içinde davaya cevap verebileceği tebliğ zarfında gösterilir." düzenlemesi,
HMK'nın 147. maddesinde " Taraflar, ön inceleme aşamasının tamamlanmasından sonra tahkikat için duruşmaya davet edilir.
Taraflara gönderilecek davetiyede, belirlenen gün ve saatte geçerli bir özrü olmadan mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde, duruşmaya yokluklarında devam edileceği ve yapılan işlemlere itiraz edemeyecekleri bildirilir." düzenlemesi,
HMK'nın "Basit Yargılama Usulü" başlıklı altıncı kısmında yer alan 322. maddesinde "Bu Kanun ve diğer kanunlarda basit yargılama usulü hakkında hüküm bulunmayan hâllerde, yazılı yargılama usulüne ilişkin hükümler uygulanır." düzenlemesi bulunmaktadır.
Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsuru olan hukuki dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı içinde teminat altına alınmıştır. HMK'nın 27. maddesinde belirtilen hukuki dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Kamu düzeni ile ilgili olan bu hak çerçevesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı tarafça yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur.
Yargılamanın hukuka uygun ve sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunmanın özgürce ileri sürülebilmesi ve delillerin eksiksiz olarak toplanıp tartışılabilmesi, öncelikle tarafların yargılamadan haberdar edilmeleri ile mümkündür.
Hukuki dinlenilme hakkının usul hukukundaki bir diğer yansıması ise HMK madde 297/1-c bendinde yer almış olup buna göre, mahkemelerin gerekçeli kararlarında, tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi ile sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin belirtilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Davanın tarafları ile vekillerinin davaya ilişkin işlemleri öğrenebilmesi için, tebligatın davanın taraflarına usulüne uygun olarak yapılması, duruşma gün ve saatinin kendilerine bildirilmesi gerekmektedir. Duruşma günü ile tebligatın yapıldığı tarih arasında makul bir süre olmalıdır. (HMK.m.144) Aksi takdirde tarafların hukuksal hakları kısıtlanmış olur.
Somut olayda, dava dilekçesi ve tensip zaptı davalı ...'e "..." adresinde "Mernis Adresidir" şerhi ile tebliğe çıkarılmış, söz konusu tebligat, üzerine "Tebligat adreste muhatabın çarşıya gittiğini beyan eden ve aynı çatı altında birlikte çalışan ehil ve reşit yetkili işçi...imzasına tebliğ edildi" ibaresi yazılmak suretiyle tebliğ edildiği görülmüştür.
Ne var ki, dava dilekçesi tebligat parçası üzerinde yer alan açıklama ve davalı tarafça istinaf dilekçesinde özellikle vurgulanan "tebligatın yapıldığı kişinin davalı ...'in çalışanı olmayıp dava dışı şirket çalışanı olduğu" hususu birlikte incelendiğinde söz konusu adresin iş yeri/şirket adresi olduğu, bu kapsamında şirketin/iş yerinin mernis adres kaydının bulunduğundan söz etme imkanın bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, dava dilekçesi, davalı ...'ye usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş olup, hakkında açılan davaya karşı kanunun öngördüğü savunma hakkı verilmeden, tarafların iddia ve savunmaları usulünce tespit edilip, varsa davalı taraf delilleri toplanmadan, ayrıca yapılan yargılama sırasında dosyaya eklenen bilgi ve belgeler gönderilmeden karar verilmesinde isabet bulunmamıştır.
Dava dosyası kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak, kamu düzeni de gözetilmek sureti ile yapılan inceleme neticesinde; açıklanan nedenlerle tarafların iddia ve savunmalarının esaslı unsurlarını oluşturan ve eldeki davanın niteliği itibariyle mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak tüm esaslı delillerin toplanmamış ve mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a.6 maddesinde öngörülen şartlar gerçekleştiğinden davalının istinaf talebinin kabulü ile mahkemece verilen kararın kaldırılmasına (sair istinaf itirazları incelenmeksizin) karar verilmiştir.
HÜKÜM :
Gerekçesi ve ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalının istinaf talebinin KABULÜNE,
-
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 08/09/2020 tarih, 2019/394 Esas . 2020/369 Karar sayılı ilamının KALDIRILMASINA,
-
Dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere MAHKEMESİNE İADESİNE,
-
Davalı tarafından yatırılan 597,71 TL istinaf harcının talep halinde davalıya iadesine,
-
Davalı tarafından yapılan toplam 23,63 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
-
Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
-
Dairemizce verilen kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 06/12/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 06/12/2023
Başkan Üye Üye Katip
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:56:54