Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
bam
2023/1299
2024/636
16 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
27. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/06/2023
NUMARASI
DAVANIN KONUSU : Sözleşmenin İleriye Etkili Feshinin Tespiti (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan )
KARAR TARİHİ : 16.07.2024
KARAR YAZIM TARİHİ : 16.07.2024
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili ile feri müdahiller vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili: Müvekkili kooperatif ile davalı şirket arasında Ankara.. bulunan taşınmaz üzerinde inşaat yapımı için 24.12.2015 tarihinde Ankara 3. Noterliğinin 23981 yevmiye sayılı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini sözleşmenin “Hususi Şartlar” başlıklı 4.maddesinde davacıya ait A ve B konut bloklarının yarım kalan kısımlarının yapımının sözleşmenin imzalamasından itibaren 4 ay içerisinde iskana hazır hale getirileceği, aynı parselde bulunan iş merkezindeki 16 villanın 12 ay içerisinde ve AVYM'nin ise 18 ay içerisinde iskan aşamasına getirileceği, iş merkezinin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden de yapım için muvafakat alma yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini ve sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte yükleniciye yer teslim edilmiş olacağı hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin 7. maddesinde "Fesih Koşulları", 8.maddesinde "İhtilafın Çözüm Yerleri" ve 9.maddesinde ise "Tarafların Hukuki ve Cezai Sorumlulukları"nın düzenlendiğini, davalı yüklenicinin sözleşmenin imzalanmasını müteakip inşaatı usulüne uygun olarak teslim aldığını ve eksik kalan kısımları tamamlamak için çalışmaya başladığını, ancak sözleşme uyarınca A ve B bloklardan oluşan konut bloklarını 4 ayın hitamı olan 24.04.2016 tarihinde bitirip teslim etmediği gibi, iş alanı olan AVYM (AVM Yaşam Merkezi) ile villa yapımı için gerekli olan muvafakatleri, davacı kooperatif dışındaki diğer dükkan sahiplerinden alamadığı gibi bunlar için ruhsat da alamadığını ve bu işlere hiç başlamadığını, bunun üzerine, müvekkili kooperatif tarafından davalıya gönderilen Ankara 16. Noterliğinin 06.05.2016 tarih ve ... yevmiye numaralı ilk ihtarnameyle; "sözleşme şartlarının ihlal edildiği ve cezai şart maddesinin (kira ödemesinin) devreye girdiği ve bakiye işlerinin en kısa sürede bitirilmesi" hususunun bildirildiğini, davalının bu ihtardan sonra kooperatifle görüşüp işleri bitirmek için çalışacağını beyan ederek çalışmaya devam ettiğini, ancak davalının A ve B blokları yine teslim edemediğini, villaların ruhsatını alamadığını ve SGK borçlarını da ödemeyince, müvekkili tarafından davalıya bu kez 29.09.2016 tarihinde Ankara 2. Noterliğinin 17670 yevmiye numaralı ikinci ihtarnamenin gönderilerek işlerin bir an önce bitirilmesi, villa ruhsatlarının alınması ve SGK borçlarının ödenmesinin ihtar edildiğini, ardından da 10.10.2016 tarihinde Ankara 2. Noterliğinin 18306 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıya 45 günlük ek süre verildiğini, bunun üzerine davalı tarafından müvekkiline gönderilen 11.10.2016 cevabi ihtarnamede; " inşaatın 50 seviyesine getirildiği, sözleşme uyarınca bir villa tapusunun verilmesi gerektiği, villa ruhsatlarının kooperatife ait olduğu, inşaatın tamamlanması için ek süre talep edildiği" ileri sürülünce, davalı firma yetkilisinin kooperatif merkezine çağrıldığını ve davalıya 13.10.2016 tarihinde yazılı bir izahat ve mutabakat metninin elden teslim edildiğini ve davalı hakedişi açısından istenilen villanın davalı tarafından yapılmaması nedeniyle, sözleşme uyarınca, bunun yerine 165 m2'lik dükkan tapusunun verilmesi ve A ve B blokların bir an önce bitirilmesi konusunda anlaşmaya varıldığını, davalının bu ihtarlara ve son mutabakata rağmen de yükümlülüklerini yerine getirmeyince, müvekkili tarafından bu kez 03.01.2017 tarihinde Ankara 2. Noterliğinin ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle davalıya son olarak 13 günlük ek bir süre vererek "inşaatlardaki eksikliklerin iskana hazır hale getirilmesi, aksi takdirde 16.01.2017 tarihinde şantiyeyi terk etmesini, aksi takdirde ikinci bir ihtara gerek kalmaksızın eksikliklerin kooperatif tarafından yapılacağını ve kesin hakkediş ödemesi tespitinin bilirkişi marifetiyle yaptırılacağı”nın bildirildiğini, esasen mevcut durumda davalı yüklenicinin sözleşmedeki edimlerini kararlaştırılan sürelerde yerine getiremeyeceği açık olduğundan TBK'nın 473. maddesi uyarınca arsa sahibinin sözleşmeden dönmek hakkına çok önceden sahip olduğunu, ancak müvekkili kooperatifin iyiniyetli davranarak, yüklenicinin bir ihtimal, sorumluluklarını ifa etmesini beklediğini, daha sonra kalan işleri yapmayacağını sözlü olarak belirten ve şantiyeyi terk eden davalıya müvekkili kooperatifçe, yaptığı işlerin karşılığında hakediş olarak AVM dükkanlarından, davalının talebinden 5 m2 fazla olarak toplam 170 m2 tapu devrinin yapıldığını, sonrasında da davalının geri kalan işleri bitiremeyeceğini, AVM için muvafakat alamadığını, villa için de ruhsat alamadığını yazılı olarak da belirtip işleri bıraktığını belirterek, nihai hesaplaşma için kooperatifle birlikte hareket ederek, Ankara Batı Sulh Hukuk Mahkemesi'ne tasfiye hakedişinin tespiti için müracaatta bulunmayı kabul ettiğini, Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.İş sayılı dosyasında yaptırılan bilirkişi incelemesinde taraflar birlikte bilirkişi tespiti yapmış ve bilirkişi ücretini de yarı yarıya yatırmak konusunda anlaşmışlarsa da davalının kendi payına düşen bilirkişi ücretini yatırmadığını ve bunu da kooperatifin yatırdığını, aynı şekilde tasfiye hakedişinde kooperatifçe iş karşılığı devredilen dükkanların değerinin üniversite tarafından belirlenmesi için değerleme bilirkişisinden rapor alınması hususunun da yine taraflarca kabul edildiğini ve ücretin yarı yarıya ödenmesi kararlaştırılmasına karşın, davalının bu ücreti de ödemediğini, söz konusu mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesiyle verilen raporda davalının yapmış olduğu ve yapamadığı işlerin karşılaştırması sözleşme kapsamında yapılıp davalının alabileceği meblağın tespit edildiğini, davalı söz konusu rapordaki sonucu sözlü olarak kabul etmediğini belirtilmişse de bugüne kadar herhangi bir alacak davası da açmadığını, davalının eksik bıraktığı A ve B konut bloklarındaki eksikliklerin, davalının şantiyeden el çekmesi ve sözleşmeyi ifa etmeyeceğini beyan etmesi sonrasında, müvekkili kooperatif tarafından yapıldığını ve davalı yüklenici alacağından mahsup edilerek ve bloklar iskana hazır hale getirilerek, üyelerin ikametine sunulduğunu, sözleşme kapsamında yapılması gereken villalar ile AVM'ye ise muvafakatler alınamadığı için hiç başlanmadığını ve AVM'nin daha önceki yükleniciler tarafından yapılmış olan kaba inşaatı, görüntü kirliliğine de sebep olacak şekilde yapılamadan kaldığı için, kooperatifle birlikte hareket eden dükkan sahiplerinin %94 oranındaki sahiplerinin, AVM'nin yeni bir proje ile ve yapıldığı zaman AVM olarak çalışabilecek bir formatta yıkılarak yeniden yaptırılması için anlaştığını ancak kooperatif dışındaki dükkan sahiplerinin %6'sı oranındaki yaklaşık 600 m2'lik hisse sahipleri bu anlaşmaya yanaşmayınca, bunu aşmak üzere; Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/354 E., 2020/244 K. Sayılı dosyasında, 634 Sayılı Kanunun 49/3 maddesi uyarınca kat irtifakının sonlandırılması için dava açıldığını, söz konusu davada yüklenici ...…Ltd.Şti'nin hiçbir ilgisi olmamasına rağmen o davaya fer'i müdahil olarak katılmak istediğini, davalının ve diğer bazı muvafakat vermeyen dükkan sahiplerinin sırf söz konusu davayı sürüncemede bırakmak ve olumlu karar alınmasına mani olmak için; kooperatifin davalı ... Ltd. Şti. ile olan yukarıda belirtilen 24.12.2015 tarihli, Ankara 3. Noterliğinin ... yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin sona ermediğini, sözleşmenin halen ayakta olduğunu ileri sürdüklerini ve Ankara 1. Sulh Hukuk, Mahkemesi'nce verilen kararda da, bu gerekçe önce çıkarılarak, kat irtifakının şu aşamada sonlandırılması talebinin reddedildiğini ve iki yıllık bir süre verildiğini, bu sonuçla AVM'nin yapılması işinin kilitlendiğini, bölgedeki görüntü kirliliği ve inşaatın tehlike arz etmesi durumunun devam ettiğini, dükkan sahiplerinin ve kooperatifin zararının giderek katlandığını, oysaki davalı ile olan sözleşmenin gerek sözleşme hükümleriyle kendiliğinden münfesih hale geldiğini, gerekse de kooperatifin gönderdiği haklı feshe dair ihtarname ve en önemlisi de karşılıklı mutabakat çerçevesinde sona erdiğini, fakat gelinen aşamada, belirtilen Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2019/354 E., 2020/244 K. sayılı kararı ile davalı ile olan sözleşmenin halen ayakta olduğu ileri sürüldüğünden mecburen bu davayı açmaları gerektiğini belirterek taraflar arasında düzenlenen Ankara 3. Noterliğinin 24.12.2015 tarihli, 23981 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat hakkı sözleşmesinin ileriye dönük olarak sona erdiğinin (münfesih hale geldiğinin) ve yapılan feshin haklı olduğunun tespitine ve alacak haklarının saklı tutulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili:Davacı kooperatifin yıllar önce başlatmış olduğu inşaatlarda birkaç yüklenici ile anlaşmalar yaptığını, anlaşma yaptığı her bir yükleniciye, hukuken ve fiilen zorluklar çıkardığını, müvekkili ile de söz konusu sözleşmeyi imza eden davacının daha sözleşmenin yapıldığı aşamada bile iyiniyetli olmadığını, taşınmaz üzerinde olan hukuki ve fiili olumsuzlukları çok iyi bildiği için sözleşme genelinde bu durumu açıkça kötüniyetli olarak kullandığını, davacının müvekkili ile yapmış olduğu sözleşmede asıl niyetinin A ve B bloklardaki eksik imalat ve işleri yaptırmak ve bunun karşılığını da vermemek için elinden gelen her türlü engeli çıkarmak, ancak AVYM ve villa inşaatlarını yaptırmamak olduğunu, davacının A ve B bloklarla ilgili iddia ve beyanlarını kabul etmediklerini, müvekkilinin A ve B bloklarda yapacağı imalat ve işlerin tamamını yaptığını ancak karşılığında müvekkiline verilecek taşınmazlar verilmediği gibi bedellerinin de müvekkiline ödenmediğini, önceki yüklenici ... ... -... ve ... İnşaat Adi Ortaklığı tarafından yapılan imalat ve işlerin tespiti için davacı kooperatif tarafından Ankara Batı 2.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/10 D.iş sayılı dosyası üzerinden rapor alındığını, A ve B bloklar için söz konusu bu tespit dosyası raporunda tespit edilen işlerin haricinde kalan imalat ve işlerin tamamının müvekkili tarafından yapılıp tamamlandığını, sözleşmenin “Hususi Şartlar”başlıklı 4. maddesi gereğince A ve B bloklar da yapılacak işlere karşılık % 50 aşamada 1 villa, % 100 aşamada 1 villa olmak üzere 2 villa tapusunun müvekkili firmaya verileceğini, müvekkilinin sözleşme gereği A ve B bloklarda yapacağı imalat ve işleri eksiksiz olarak yaptığını, ancak davacının, müvekkilinin A ve B bloklarda yapmış olduğu imalat ve işlerin karşılığında sözleşme gereği müvekkiline vermesi gereken villaları veya bunlara karşılık gelen AVYM’den dükkan tapusunu (165x2=330m2 dükkan tapusunu) dahi vermediğini, müvekkilinin haketmiş olduğu villa tapusunu (veya buna karşılık gelen AVYM dükkan tapusunu) zamanında vermeyerek temerrüde düştüğünü ve sözleşmeyi ihlal eden tarafın davacı olduğunu, davacının tapuları vermediği gibi yapılan işlerin karşılığını parasal olarak da ödemediğini, davacı kooperatifin sözleşme hükümlerini ihlali ve devamlı olarak menfi tutumlar içine girince müvekkilinin Ankara 61. Noterliğinin 11.10.2016 tarih ve 24344 yevmiye sayısıyla çekmiş olduğu ihtarname ile davacının sözleşme gereği üzerine düşen edimleri yerine getirmediğinin ihtar edildiğini, aynı zamanda A ve B bloklarda yapmış olduğu imalatların bedelinin ödenmesini ihtar ettiğini, ancak bu ihtara rağmen müvekkiline herhangi bir bedel ödenmediğini, davacı tarafından yaptırılan tespitin kabulünün mümkün olmadığını, davacının Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42 D. İş sayılı dosyası üzerinden tespit yaptırdığını ve tespitin eksik, tamamen talep eden davacının talepleri doğrultusunda yapıldığını, müvekkilinin yapmış olduğu işlerin tamamı tespit edilmediği gibi, tespit edilen işler ve bedellerinin de eksik olarak tespit edildiğini, müvekkilinin yapmış olduğu imalat ve işlerin bedellerinin piyasa fiyatları üzerinden hesaplanması gerektiğini, müvekkilince tespit raporuna itiraz edildiğini, sözleşmeye aykırı davranan tarafın davacı kooperatif olduğunu, müvekkilinin sözleşme ile yapmayı üstlendiği taşınmaz üzerinde, daha önceden başlanmış ve yarım bırakılmış inşaat olduğu için ve daha önce ki yükleniciler tarafından AVYM’den başka kişilere bağımsız bölüm satışı yapıldığı ve tapuları da verildiği için hem villaların ve hem de AVYM’nin projelerinin onaylanması ve inşaat ruhsatının alınması için tüm maliklerin (kooperatifin ve/veya daha önceki yüklenicilerden dükkan/işyeri satın alan kişilerin) vekaletnameleri ve muvafakatnamelerinin gerektiğini, tüm maliklerin (hak sahiplerinin) vekaletnameleri ve muvafakatnameleri olmadan projelerin onaylanması ve inşaat ruhsatı alınmasının mümkün bulunmadığını, davacının diğer maliklerden (hak sahiplerinden) alınması gereken vekaletname ve muvafakatnamelerin alınması için sözleşme gereği üzerine düşen yükümlülükleri (bilgi, adres, belge ve yardım yükümlülükleri) yerine getirmediğini ve hatta vekaletname ve muvafakatnamelerin alınmasına engel olduğunu, söz konusu bu vekaletnameler ve muvafakatnamelerin arsa sahibi davacının daha önceki yüklenicilerle (önceki yüklenici olan ... ..., ..., ... firmaları ve davacı kooperatifin işlerini yaptırdığı ... isimli firma ve diğer firmalar) arasında yaşamış olduğu hukuki (alacak davası vb davalar) ve fiili ihtilaflardan dolayı alınamaz hale geldiğini, davacının bu firmalarla aralarındaki ihtilafları çözmediğinden dolayı vekaletnameler ve muvafakatnamelerin alınamadığını, müvekkilinin aylarca söz konusu muvafakatnamelerin çözülmesi için elinden gelen tüm çabayı sarfetmesine rağmen belirtilen nedenlerle alınamadığını, yine müvekkilinin A ve B bloklarda sözleşme gereği yapması gereken tüm imalat ve işleri yapmasına rağmen % 50 aşamaya gelindiğinde verilmesi gereken 1 adet villayı ve A ve B konut bloklarının tamamlanarak % 100 aşamasına gelindiğinde vermesi gereken bir (1) adet villayı veya bunlara karşılık gelen AVYM’den dükkan tapusunu (165x2=330m2 dükkan tapusunu) dahi vermeyerek temerrüde düşen ve sözleşmeyi ihlal eden tarafın yine davacı kooperatif olup kooperatif yönetimi tarafından devamlı olarak olumsuz tavırlara girildiğini, iş yaptırmak yerine yaptırmamak için mücadele harcandığını, kooperatif yönetiminin, yapılan genel kurulda değişmesi ile birlikte işin yeni yönetimle birlikte iyice içinden çıkılmaz bir hal aldığını,yeni yönetimin müvekkili firmayı ötekileştirip taleplerine karşılık vermez, sorunlarını çözmez olduğunu, A ve B bloklarda yapılacak imalat ve işlerin belediyece onaylı projelerinin fiili olarak müvekkiline teslimi borcu davacı tarafa, projelerine uygun olarak imalat ve inşaatlarının yapılmasının ise müvekkiline ait olduğunu, ancak A ve B bloklarda yapılacak imalatlarla ilgili davacı kooperatif tarafından müvekkiline teslim edilmesi gereken projelerin fiili olarak teslim edilmediğini, müvekkili firmadan C ve D bloklar için çizilen projeler baz alınarak imalatların yapılmasının istendiğini, müvekkilinin de C ve D bloklar için çizilen projeleri baz alarak imalatlarını tamamladığını, sonrasında ise yapılan imalatlar projeye uygun yapılmamış gibi bahaneler üretildiğin ve ASKİ, ... ... gibi kurumlarla yaşanan sıkıntıların müvekkiline yüklenmeye çalışıldığını, tüm bu durumlar dikkate alındığında, davacı kooperatifin sözleşmeyi ihlal eden, temerrüde düşen taraf olduğunu, müvekkilinin sözleşme gereği AVYM ve villa inşaatlarını yapmak istediğini, ancak davacı kooperatifin bilinçli olarak sözleşmenin ifasını engellediğini ve kooperatifin kötüniyeti bulunduğunu, müvekkili tarafından tüm projelerin yapılıp, hazırlık süreçlerinin bitirildiğini, ... Belediyesine ayrı ayrı ilgili villa ve AVM mimari proje ve ruhsat başvurularının yapıldığını,. AVYM ve villaların projelerinin onaylanmaması ve inşaat ruhsatlarının alınamaması ve müvekkilin söz konusu bu inşaatların yapımına başlayamamasının, tamamen yukarıda açıklanan durumlardan ve davacının menfi tutumlarından kaynaklandığını, davacının kat irtifakı iptali için Ankara Batı 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2019/354 E sayılı dosyası ile açtığı davanın reddedildiğini, söz konusu davada verilen kararda müvekkilinin davacı kooperatifle yapmış olduğu sözleşmenin devam ettiğinin açıkça belirtildiğini, müvekkilinin hakedişleri ödenmediği, AVYM ve vilları yapmasının hukuken ve fiilen engellenmeye çalışıldığı için davacı kooperatif aleyhine sözleşmenin müvekkili tarafından ifasına karar verilmesi, müvekkilin hakedişlerinin ödenmesi ve tapu iptal ve tescil için Ankara Batı 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/223 E. sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacı tarafın bilirkişi ücretlerinin müvekkili tarafından da karşılanacağı ancak buna uyulmadığı yöndeki beyan ve iddialarını kabul etmediklerini, tespitin sözleşmenin tasfiyesi değil müvekkilin A ve B bloklardaki hakedişlerinin hesaplanması ve ödenmesi için yapıldığını, sözleşmenin kendiliğinden münfesih hale gelmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, davacı tarafın çekmiş olduğu ihtarnamede haklı sebeplere dayanmadığını, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince; Davanın kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ileriye etkili feshinin tespiti talebine ilişkin olduğu, Ankara 15. Mahkemesi'nin vermiş olduğu karar neticesinde eldeki davaya bakmakla görevli mahkemenin Ticaret Mahkemeleri olduğunun tespiti neticesinde Asliye Hukuk Mahkemesince 17/05/2022 tarih ve 2022/86 E., 2022/200 K., sayılı görevsizlik kararı üzerine eldeki davanın mahkemeye tevzi edilmekle esasın yukarıda belirtilen sırasına kaydı yapılarak yargılamaya devam olunduğu, görevsiz mahkemece yapılan inceleme ve toplanan delillerin tekrar incelendiği ve hükme esas alınacak nitelikte olduklarının tespit edildiğini, taraflar arasındaki mahkeme dosyaları ile ihtarnamelerin celp edildiği, mahallinde keşif icra edilerek bilirkişi raporu alındığı, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tam olarak iki tarafa borç yükleyen, ivazlı, çift tipli bir karma sözleşme olduğu, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında yüklenicinin bağımsız bölümleri yapıp teslim etme borcuna karşılık olarak, arsa sahibinin de malik olduğu arsa paylarının bir kısmını yükleniciye devri borcu olduğu, yüklenicinin iş sahibi ile yapmış olduğu sözleşmedeki yükümlülüklerini yerine getirdiği takdirde arsa sahibine karşı kişisel hak kazanacak ve sözleşme kapsamında, kendisine devredilmesi gereken bağımsız bölümün tapusunun devrini isteyebileceği, yüklenicinin BK.'nun 183.maddesi çerçevesinde, arsa sahibinin onayına ihtiyaç duymaksızın, yazılı olmak koşuluyla bu arsa paylarını üçüncü kişilere devir ve temlik edebileceğini, yüklenicinin dürüstlük kuralları çerçevesinde, sözleşme hükümlerine sadık kalarak inşa ettiği inşaatı zamanında ve ayıpsız olarak teslim etmesinin, iş sahibinin de yine sözleşme hükümlerine ve dürüstlük kurallarına sadık kalarak, kendi üzerine düşen pay devri borcunu sözleşme çerçevesinde yerine getirerek kendisine düşecek bağımsız bölümleri teslim alması halinde sözleşmenin ifa sebebiyle sona ermiş sayılacağı, yüklenici ve iş sahibinin her zaman bir araya gelerek sözleşmenin sona ermesini kararlaştırabileceği, bu konuda herhangi bir emredici bir hüküm bulunmaması sebebiyle tarafların sözleşme serbestliği kuralları çerçevesinde, sözleşmenin hangi şekilde sona ereceği konusunda ortak bir karar alabilecekleri, ikale sözleşmesi için herhangi bir şekil şartı öngörülmediği, Borçlar Hukuku çerçevesinde tarafların bir araya gelerek, kanununda öngörülen sınırlar içerisinde sözleşme yapabilecekleri, ancak sözleşme yapıldıktan sonra tarafların, bu sözleşmeyi kendi çıkarları doğrultusunda sona erdiremeyecekleri, bu sözleşmenin taraflar için bağlayıcı olacağı ve sözleşmenin yapılmasının ardından ahde vefa ilkesi gereğince artık tarafların, sebep ileri sürmeksizin sözleşmeyi (ikale anlaşması dışında) sona erdiremeyecekleri, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin de belirli sebeplere dayanarak sona ermesi gerektiği, bu sebepler dışında tarafların kendi menfaatlerini düşünerek sözleşmeyi sona erdirmelerinin kanunen mümkün olmadığı, bu genel kuralın bir istisnası olarak iş sahibinin, BK'nun 484. madde hükmü ile tazminat ödeyerek sözleşmeyi sona erdirme hakkına sahip olduğu, bu hakkın herhangi bir sebep göstermeksizin sözleşmeyi sona erdiren ve bozucu yenilik doğuran hak niteliğinde olduğu, bu nedenle fesih beyanının karşı tarafın kabulüne bağlı olmamakla birlikte başka bir şarta bağlanamayacağı ve bu beyandan geri dönülemeyeceği, bu hakkın kullanılması ile sözleşmenin ileriye etkili olarak sonuç doğuracağından, bu hakkın kullanılmasının sözleşmeden dönme olarak algılanmaması gerektiği, izah edilen ikale sözleşmesi ve iş sahibinin tazminatlı fesih hakkı dışındaki herhangi bir nedenle sözleşmenin feshedilmesi için mahkeme kararına ihtiyaç olduğu, bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlık değerlendirildiğinde, dava konusu inşaatın davacı kooperatif tarafından 2007 yılından itibaren dava dışı yüklenicilerle imzalanan farklı kat karşılığı inşaat sözleşmeleri kapsamında yaptırılmaya başlandığı, ... inşaat firmasına yaptırılmaya başlayan inşaata ilişkin kat karşılığı sözleşmenin taraflarca sona erdirilmesi üzerine, ... ... Ltd. Şti. ... İnş. Ltd. Şti., ... İnş. Ltd. Şti. ile imzalanan kat karşılığı inşaat sözleşmeleriyle devam ettiği, Ankara Batı 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2016/10 D. iş sayılı dosyasında alınan 05.04.2016 tarihli bilirkişi raporuna göre bu firmalar ile olan sözleşmenin de, tespit tarihinde A Bloğun tamamlanma seviyesi %65,31, B bloğun tamamlanma seviyesi %47,12 iken sonlandığı, bu şirketler tarafından AVM ve villa kısımlarında herhangi bir imalat yapmadıkları, akabinde davalı şiket ile 24.12.2015 tarihli, Ankara 3. Noterliğinin 23981 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin düzenlendiği, şirketin daha önceki yüklenicilerin bıraktığı yerden itibaren A ve B blokları tamamlamayı, bunlar tamamlandıktan sonra AVM ve villa alanlarında daha önceki yüklenicilerden pay devralan yer sahiplerinden inşaatın yapılabilmesi için gerekli olan muvafakatnameleri alarak villa ve AVM bölümünü tamamlamayı taahhüt ettiğinin anlaşıldığı, sözleşmeye göre A ve B bloklar %50 oranına geldiğinde yüklenici firmaya 1 adet villa verileceği, tapu devrinin villaların inşaat ruhsatı alındıktan sonra verileceği, öncelikle tarafların basiretli bir tacir gibi davranma yükümlülüğü altında olduğu, davalı şirketin dava konusu sözleşmede daha önceki yüklenicilerden pay devralan yer sahiplerinden inşaatın yapılabilmesi için gerekli olan muvafakatnameleri alma yükünü üzerine aldığı, bu sebeple sözleşme tarihinde bariz olan diğer yüklenicilerle olan hukuki problemleri bilerek bu yükü kabul ettiğinin göz önünde tutulması gerektiği, yine bu muvafakat namelerin tamamlanamadığı bu sebeple de sözleşmede kararlaştırılan ruhsatların alınmadığının ortada olduğu, yukarıda belirtildiği üzere ikale sözleşmesinin herhangi bir şekle tabi olmadığı, tarafların her zaman anlaşmak suretiyle aralarındaki sözleşmeyi sona erdirebildikleri, somut uyuşmazlıkta davacı tarafın tarafların sözleşmenin sona ermesi için anlaşıldığını ve ortak irade ile Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.iş sayılı dosyasına başvurularak tasfiye alacağının hesaplanmasının istediğini iddia ettiği, davalının ise bu tasfiyenin sadece A ve B bloka ilişkin olarak yapılmasının istediğini söylediği, delil tespiti dosyasında yapılan incelemede davalı şirket temsilcisi tarafından sunulan dilekçeler ile bilirkişi seçimine muvafakat edildiğinin ve akabinde A ve B bloklarla ilgili çıkartılan bedele muvafakat edildiğinin bildirildiği, yine bilirkişi ücretinin kooperatiften olan hakedişten kesilmesinin istendiğinin anlaşıldığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile delil tespiti dosyasına başvurulduğu tarih ile taraflar arasındaki ihtarnameler ve davalı yetkilisinin delil tespiti dosyasına sunmuş olduğu beyan dilekçeleri nazara alındığında davalı tarafından sözleşme dışı arsa maliklerinin muvafakatlarının alınamaması üzerine, A ve B bloklar %50 seviyesine getirilmekle birlikte sözleşmede kararlaştırılan villa devrinin gerçekleştirilemediği, tarafların bunun üzerine en geç delil tespiti için başvuru tarihi itibariyle sözleşmenin sona erdirilmesi hususunda sözlü olarak anlaşarak Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.iş sayılı dosyasına başvurup tasfiye alacağının hesaplanmasını istedikleri, bu nedenle sözleşmenin feshinin tespiti yönünde hüküm kurulduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu Ankara 3. Noterliği'nin 24/12/2015 tarih ve 23981 yevmiye nolu arsa payı karşılığı inşaat hakkı sözleşmesinin 19/07/2017 tarihi itibariyle ileriye etkili olarak sona erdiğinin ve davacı kooperatifin fesihte haklı olduğunun tespitine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının hukuka, uygulamaya ve dosya kapsamına aykırı olduğunu, mahkemenin daha önceki yüklenicilerden pay devralan yer sahiplerinden inşaatın yapılabilmesi için gerekli olan muvafakatnameleri sözleşme gereği müvekkili şirketin üzerine aldığı, bu sebeple sözleşme tarihinde bariz olan diğer yüklenicilerle olan hukuki problemleri bilerek bu yükü kabul ettiğinin gözönünde bulundurulması yönündeki gerekçesine katılmanın mümkün olmadığını, bununla birlikte sözleşme gereği muvakatnamelerin alınma yükümlülüğünün tamamen müvekkili üzerinde olmadığını, davacı kooperatifin de muvafakatnamelerin alınmasında üzerine düşen yükümlülükleri olduğunu, kooperatifin bu yükümlülükleri yerine getirmediğini, müvekkilinin üzerinde yükümlülükleri yerine getirerek muvafakatamaleri alma gayreti içerisinde olsa da muvakatnamelerin alınamamasının sebebinin davacı kooperatif olduğunu, kaldı ki muvafakatnamelerin çoğunluğunun davalı kooperatife ve üye ...'a verildiğini, söz konusu muvafakatnameleri ve vekaletnameleri kendi yedinde toplayan kooperatifin ve ...'ın da bu yetkiye dayanarak müvekkili firmaya vekaletname vermemelerinin davacı tarafın sözleşmenin başından beri kötüniyetli olduğu ve sözleşmeyi ihlal ettiği açıkça ortada olduğu halde mahkemece yüzeysel inceleme yapılarak karar verildiğini, mahkemenin bu durumu dahi hiç değerlendirmediğini, söz konusu bu vekaletnameler ve muvafakatnamelerin arsa sahibi davacı kooperatifin daha önceki yüklenicilerle arasında yaşamış olduğu hukuki ve fiili ihtilaflardan dolayı alınamaz hale geldiğini, geçmişe dayalı sıkıntıları izale etmenin ise davacıya ait olduğunu, ortadaki çözümsüzlüğün geçmişe dayalı olup mahkeme kararıyla geçmişe dayalı tüm bu olumsuzlukların müvekkiline yüklendiğini, davacı kooperatifin önceki yüklenicilerle yaşadığı hukuki ve fiili ihtilaflardan dolayı alınamaz hale geldiğini, kooperatifin söz konusu bu firmalarla aralarındaki ihtilafları çözmediğinden dolayı vekaletnameler ve muvafakatnamelerin alınamadığını, bu bağlamda dosyaya celbedilen Ankara 19. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/659 E. sayılı dosyasının dosyasının incelenmesinde, ... ..., ..., ... Firmaları ve davacı kooperatif arasında aynı yer ile ilgili yapılan sözleşmeden doğan tazminat davası olduğu halde söz konusu bu dosyanın mahkeme tarafından hiç dikkate alınmadığını, davacı kooperatif ile aralarında hukuki ihtilaf olan firmaların muvafakatname vermemelerinin faturasının müvekkiline çıkarılmasının doğru olmadığını, AVYM ve villa inşaatlarına başlanamamasının müvekkilinden değil, davacı kooperatiften kaynaklandığını, sebebinin davacı kooperatifin vekaletname ve muvafakatnameleri vermediğinden, kendisine ve üye ...'a verilen vekaletnamelere istinaden müvekkili firmaya vekaletname ve muvafakatname vermemesinden kaynaklandığını, aynı zamanda davacı kooperatifin önceki yüklenicilerle yaşamış olduğu hukuki ve fiili sıkıntılardan dolayı da bazı hak sahiplerinin vekaletname ve muvafakatname vermediklerini, bundan dolayı da villa ve AVYM inşaatlarına başlanamadığını, taraflar arasında yapılmış olan 1 nolu hakediş raporunda da açıkça her ne kadar villa inşaat ruhsatının alınması yüklenici uhdesinde olmakla birlikte villa inşaat ruhsatının alınması AVYM'deki tüm dükkan sahiplerinden alınacak muvafakatlara bağlı olması ve bazı dükkan sahiplerinin güçlük çıkarması ve kasıtlı olarak muvafakatlarını geciktirmesi sonucu yüklenici villaların ruhsatını alamadığına ilişkin cümlenin dahi aslında muvafakatların alınamaması, AVYM ve villa inşaatlarına başlanamamasının müvekkilinden değil, davacı kooperatiften kaynaklı olduğunun açıkça görüldüğünü, davacı kooperatifin arsayı her türlü ihtilaflardan temizlenmiş olarak müvekkili firmaya teslim etmediğini, mahkemenin söz konusu bu durumları hiç dikkate almadan karar verdiğini, mahkemenin kararının hukuka, uygulamaya ve dosya mündericatına uygun olmadığını ve kaldırılması gerektiğini, taraflar arasında görülmekte olan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/469 dosyasında dinlenen ve müvekkili firmanın işini yapan taşeronların da tanık olarak yer aldığı tanıklarının beyanları da dikkate alındığında davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tanık beyanlarının müvekkili firmanın davacı kooperatifin çıkarmış olduğu her türlü hukuki ve fiili zorluğa karşı A ve B bloktaki sözleşme gereği yapması gereken işlerini tamamladığını gösterdiğini, tüm bu durumlar dikkate alındığında, davacı kooperatifin sözleşmeyi ihlal eden ve temerrüde düşen taraf olduğunu, müvekkili firmaya AVYM ve villaları yaptırmamak için menfi davranışlara girdiğini, müvekkili firmanın sözleşme gereği AVYM ve villa inşaatlarını yapmak istediğini, ancak davacı kooperatifin bilinçli olarak sözleşmenin ifasını engellediğini, müvekkilinin süreye uymama gibi bir durumundan ziyade müvekkilinin iş yapmasını hukuken ve fiilen engelleyen davacı kooperatifin kötüniyeti bulunduğunu, mahkemece söz konusu bu durumların hiç dikkate alınmadan karar verildiğini, davacı tarafın arsayı müvekkili firmaya her türlü engelden arınmış şekilde teslim etmediğinden dolayı davanın reddi gerektiğini, mahkemenin ikale sözleşmesi yapıldığı ve bu kapsamda sözleşme feshedildiği yönündeki kanaat ve kararının doğru olmadığını, ortada sözleşmeyi sonlandıran herhangi bir ikale sözleşmesi bulunmadığını, mahkemenin herhangi bir tespit ve hesaplama yapmayan, denetime elverişli olmayan, bilirkişi raporunu dikkate alarak karar verdiğini, bilirkişilerin tüm maliyetler üzerinden hesaplama yaparak müvekkili firmanın yaptığı işin % 14,34 olduğunu belirttiklerini, söz konusu bu oranı da kendi yaptıkları bir tespitten veya hesaplamadan yapmadıklarını, çünkü bilirkişilerin kendilerinin yapmış olduğu bir tespit veya hesaplama bulunmadığını, bilirkişilerin davacı kooperatif tarafından Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42 D.İş dosyası üzerinden yaptırılan tespite dikkat çekerek müvekkili tarafından yapılmış işi yüzdelik olarak hesaplamışsa da, kooperatif tarafından yaptırılan tespitin kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu bu tespite ve rapora her aşamada itirazda bulunduklarını, daha önceki dilekçeleri ekinde müvekkili firmanın A ve B bloklarda yapmış olduğu işleri ve bedellerini gösteren listeleri mahkemeye sunduklarını, söz konusu bu listelerden de görüleceği üzere müvekkilinin A ve B bloklarda yapmış olduğu iş ve imalatların bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlardan çok yüksek olduğunu, mahkemenin bu durumları hiç dikkate almadan, yeniden rapor düzenlenme yoluna gitmeden karar verdiğini, ayrıca bilirkişinin sözleşmenin tamamının maliyetleri üzerinden yola çıkarak oran hesaplama yoluna gitmesinin de doğru olmadığını, temerrüde düşen davacı kooperatiften kaynaklı başlanamayan kooperatifin ihtilaflarından dolayı alınamayan muvafakatnamelerden dolayı yürütülemeyen işlerin maliyetlerinin de hesaplamaya dahil edilerek müvekkilinin yapmış olduğu iş oranını tespit etmenin hukuken doğru olmadığını, somut davaya ticaret mahkemesi olarak heyet halinde karar verilmesi gerekirken, tek hakimle karar verilmesinin doğru olmadığını, dava konusu yerde yeniden keşif yapılarak alanında uzman yeni bilirkişi heyetinden objjektif, denetime elverişli rapor alınması gerektiğini, davaya konu somut olayın niteliği ve içeriği bakımından tek hakimle bakılması gereken davalar arasında yer almadığını, heyet halinde bakılması, incelenmesi ve karar verilmesi gereken bir dosya olduğunu, mahkemenin sözleşmenin 19.07.2017 tarihi itibariyle ileriye etkili olarak sona erdiği yönde karar verilmesinin doğru olmadığını, davacı kooperatifin Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/42 D. İş Sayılı dosyası üzerinden yaptırılan tespitin kabulünün mümkün olmadığını, söz konusu tespitin sözleşmeyi sonlandırmak için yapılmadığını, tespite itiraz ettiklerini, kaldı ki bu tespitten sonra da müvekkilince yapılan işlerin bulunduğunu, ayrıca davacı tarafın sözleşmeyi fesihte haklı olduğu yönde tespit kararı verilmesinin de doğru olmadığından kararın kaldırılması gerektiğini, davacının müvekkilinin hakedişlerini de ödemede temerrüde düştüğünü, her yönüyle sözleşmeyi ihlal eden ve temerrüde düşen davacı tarafın sözleşmeyi feshetmesinin mümkün olmadığını, müvekkili firma ile sözleşme devam ederken davacı tarafın ... ... ..... sözleşme imzaladığını, bu şirketle 26.11.2018 tarihinde sözleşme imzalandığına dair 2018 yılı olağan genel kurulu, yönetim kurulu yıllık çalışma raporunun önceki dilekçe ekinde sunulduğunu ve bunların kooperatiften celbine ilişkin taleplerinin mahkemece dikkate alınmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil ... ....Ltd.Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle: Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece sözleşmenin haklı olarak feshedildiğinin tespit edildiğini, bu tespitin yanlış olduğunu, müvekkilinin diğer feri müdahil ....Ltd. Şti. tarafından alt yüklenici sıfatıyla işe dahil edildiğini, bu kapsamda kendi üzerine düşen edimleri tamamen yerine getirmek üzere bütün şartları zorladığını, davacı kooperatifle ana yüklenici ... şirketi arasındaki niza sonrasında işi bitiremeden el çekmek zorunda kaldığını, bu kapsamda el çektiği tarihe kadar olan hakedişleri, davacı kooperatifle sonradan işi bitirmek üzere anlaşan davalı ..... Ltd. Şti. arasındaki sözleşmeyle garanti altına alındığını, ....Ltd. Şti'nin işi devam ettirip tamamlaması durumunda, müvekkilinin alacaklarının da kendisine ödeneceğini, bunun karşısında, feshin haklı olduğunun tespitini talep eden davacı kooperatifin, sonraki aşamada yapacağı yeni sözleşme için müvekkilinin haklarını teslim etme hususunda olumsuz bir tavır gösterdiğini, bugüne dek davaya konu yerle ilgili olarak davacı kooperatifin pek çok farklı yükleniciyle sözleşmeler yapmasının, davacının işin bitimi konusunda istekli olmadığını, her yeni sözleşmenin, işi daha da içinden çıkılmaz bir duruma soktuğunu, bunun da müvekkilinin alacaklarının sürekli ötelenmesi sonucunu doğurduğunu, diğer yandan mahkemenin müdahale talebinin kabulunden sonra davadaki menfaatlerini açıklattırmadığını, feshin haklı olduğunun tespiti durumunda ortaya çıkacak haksız sonuçları irdelemediğini, mahkemeye müdahile dilekçesi verilmesiyle mevcuttaki sözleşmenin devamı hususunda üç yüklenicinin de hazır olduğu ve işbirliği halinde sözleşmeyi ifa etmeye hazır olunduğunu mahkemeye iletilmesine rağmen bu hususla ilgili bir hüküm de kurulmadığını, gerekçeli kararda da bu hususta hiçbir ifadeye yer verilmediğini, mahkemenin davanın asıl tarafı olan şirketle ilgili olarak yapılan sözleşmeye ve buna ait nizaya ilişkin olarak da hatalı tespitlerde bulunduğunu, bu bağlamda hükümle gerekçe arasında açık çelişkiler ortaya çıktığını, şöyle ki davaya konu sözleşmeyle davalı yüklenicinin davacıya ait A ve B (konut) bloklarının yarım kalan kısımlarının yapımının sözleşmenin imzalamasından itibaren 4 ay içerisinde iskana hazır hale getirileceğini taahhüt ettiğini, aynı yerde bulunan iş merkezindeki 16 villanın 12 ay içerisinde ve AVM'nin ise 18 ay içerisinde iskan aşamasına getirileceği, iş merkezinin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden de yapım için muvafakat alma yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini ve sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte yükleniciye işin teslim edilmiş olacağının kararlaştırıldığını, böylece davalı yüklenicinin A ve B Bloklarda yer alan konutların bir an önce eksiklerinin giderilerek, iş yeri ve villalardan önce bitirilmesine zorlandığını, hakedişlerin ise sadece villa ve AVM'den verileceğini, aslında davacı kooperatifin, davalı yüklenicinin işlerini zorlaştırarak kendi işlerini yürütmeyi amaçladığını, davacının AVM ve iş yerlerinin yapılıp bitirilmemesini adeta umursamadığını, kaldı ki, iş merkezinin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden de inşaat için muvafakat alma yükümlülüğünün davalı yüklenicinin sorumluluğunda olduğunun belirtildiğini, davalının üstlendiği işi bitirmesinin ardından, davacı kooperatifin AVM'nin yıkılması konusunda iyi niyetle izahı kabil olmayan bir çabanın içerisine girdiğini, AVM'nin yıkılmasının, müvekkili de dahil olmak üzere önceki yüklenicilerin haklarını elde etmelerine engel olacağını, zira kooperatif tarafından bütün yüklenicilere, AVM'den işyeri verilmesi şeklinde taahhütte bulunulduğunu, ancak davacının sözleşme ve ticari hayatın gerçekleriyle bağdaşmayan kilitleyici tutumu nedeniyle işin bitirilemediğini, davaya konu sözleşmenin uygulanmasına engel teşkil eden davacının dürüstlük ilkelerine ters düşen bu tutumlarının mahkeme tarafından irdelenmediğini, AVM'nin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden muvafakat alma yükümlülüğünün, davacı kooperatifle, kooperatif üyeleri ve satış yapılan üçüncü kişiler arasındaki güven sorunu sebebiyle davalı yükleniciye teşmil edildiğini, davacı kooperatifin bu hususta davalı yükleniciyi yeterince bilgilendirmediğini, bu durumun davalı yükleniciyi zorda bıraktığını, sözleşmeyi tadile muhtaç hale getirdiğini, davacının da bundan kaçınması nedeniyle işin durma noktasına geldiğini, davacının uzun bir süreçte pek çok yükleniciye benzer şekilde tutum ve davranışlarda bulunarak onların hakedişlerini ödemekten kaçınmayı başardığını, mahkemenin Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.iş sayılı dosyasında yaptırılan hesaba dayanarak sözleşmenin feshinin tespiti yönünde hüküm kurduğunu açıkladığını, halbuki bu durumun yine dosyada mevcut evraklarla örtüşmediğini, zira dosyada yer alan 18.07.2017 tarihinde Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesine verilmiş dilekçeyle, davalı yüklenicinin sadece A ve B blok imalatlarına ilişkin bilirkişi incelemesindeki sonuca muvafakat ettiğini belirttiğini, buna rağmen sözleşme kapsamında kalan diğer yerlerle ilgili herhangi bir alacak hesaplamasına girilmediğini, davacı kooperatif iş bu sözleşmenin feshi hususunda karar veren mahkeme kararını işleme koyduğunda, gerek davaya müdahil olan müvekkilinin gerek diğer müdahil ....Ltd. Şti.nin gerekse davalı ....Ltd. Şti'nin davacı kooperatiften alacaklarının, hakedişlerinin, sürüncemede kalacağını ve bu üç yüklenici firmanın da mağduriyetinin katlanarak devam edeceğini, bu itibarla müvekkilinin yıllardır elde edemediği alacaklarının haklı feshi tespit edilen sözleşmeyle teminat altına alındığından verilen kararın, bu alacakların karşılıksız kalacağı anlamına geleceğini ve bu yönüyle açık bir haksızlık içerdiğini, kararın hem esas olarak hem de usulen yasaya aykırı olduğunu, eksik inceleme ve yanlış değerlendirme içerdiğini, kendi içersinde çelişkiler barındırdığını ve tatmin edici gerekçeden yoksun olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Feri müdahil ....Ltd.Şti. istinaf dilekçesinde özetle; Kararda hükümle gerekçe arasında farklılıklar bulunduğunu, davalı yüklenicinin yapması kararlaştırışan işlerin davacı ile yapılan sözleşmede belirtildiğini, davalı yüklenicinin A ve B Blok konutların bir an önce eksikliğinin yapılarak iş yeri ve villalardan önce konutlara yoğunlaşılması hususunda dikteleri neticesinde davalı yüklenicinin A ve B Blok konutlarını ivedi olarak bitirtmeye zorlandığını, hakedişlerinin ise sadece villa ve AVM'den verileceğini, yüklenici davalının işlerini zorlaştırmak ve kendi işlerini yürütmek amaçlı tek taraflı menfaat doğrultusunda hareket etmeyi amaçladığını, kaldı ki, iş merkezinin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden de yapım için muvafakat alma yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunun belirtildiğini, akabinde ise iş merkezinin yani AVM'nin de yıkılması hususunda karar aldırmaya çalışan davacı kooperatifin bu eylemeleri neticesinde işi üstlenen diğer yüklenicilerin de hakedişlerini villa ve AVM den verilmesi hususunda sözleşme yapan ancak yıkmak için girişimde bulunan davacı kooperatifin iyi niyetli davranmadığını, yine iş merkezinin geri kalanının yapımı için kooperatif dışında var olan dükkan sahiplerinden de yapım için muvafakat alma yükümlülüğünün davacı kooperatifin, kooperatif üyeleri ve kendi satışlarını yaptığı 3. şahıslarla aralarında güven problemi varken böylesi bir yükümlülüğü de davalı yükleniciye vermesi bu hususta davalının yeterince bilgilendirmemesi neticesinde davalı yüklenicinin zorda bırakıldığını, davacı kooperatifin davalı yükleniciden önce, müvekkili feri müdahil şirket tarafından alt yüklenici sıfatıyla işe dahil edildiğini, bu kapsamda kendi üzerine düşen edimleri tamamen yerine getirmek üzere bütün şartları zorladığını, davacı kooperatifle ana yüklenici müvekkili şirketin sözleşmeyle işi bitiremeden el çekmek zorunda kaldığını, bu kapsamda el çektiği tarihe kadar olan hakedişleri sonradan devreye giren davalı ....Ltd. Şti. arasındaki sözleşmeyle alacaklarının da devam ettiğini, ... Ltd. Şti'nin işi devam ettirip tamamlaması durumunda, müvekkilinin alacaklarının da kendisine ödeneceğini, bunun karşısında, feshin haklı olduğunun tespitini talep eden davacı kooperatifin, sonraki aşamada yapacağı yeni sözleşme için müvekkilinin haklarını teslim etme hususunda olumsuz bir tavır göstermekte olduğunu, dolayısıyla, müvekkilinin haklarını garanti altına alan sözleşmenin iptali durumunda müvekkilinin telafisi ağır zararlara gireceğini, yine dosya geneli incelendiğinde mahkemenin Ankara Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2017/42 D.iş sayılı dosyasına başvurup tasfiye alacağının hesaplanmasını istedikleri kanaatinin hasıl olduğunu, bu sebeple sözleşeninin feshinin tespiti yönünde hüküm kurduğunu açıkladığını, halbuki bu durumun yine dosyaya kazandırılan evraklarla örtüşmemekte olup 18.07.2017 tarihinde düzenlenmiş ve Batı 3. Sulh Hukuk Mahkemesine verilmiş dilekçe ile sadece A ve B Blok imalatları ile yapılacak bilirkişi incelemesindeki sonuca muvafakat ettiklerinin belirtmiş olduğunu, sözleşme kapsamındaki kalan diğer yerler ile ilgili bir alacak hesaplamasına girilmediğini, davacı kooperatifin iş bu sözleşmenin de feshi hususunda karar veren mahkeme kararını işleme koyduğunda gerek davaya müdahil olan müvekkili şirketin, gerek diğer müdahil olan ... ....Ltd. Şti.nin gerekse davalı ....Ltd Şti'nin davacı kooperatiften alacaklarının, hakedişlerinin, sürüncemede kalacağını ve bu üç yüklenici firmanın da mağduriyetinin katlanarak devam edeceğini, müdahil olma dilekçesiyle mevcuttaki sözleşmenin devamı hususunda üç yüklenicinin de hazır olduğu ve işbirliği halinde sözleşmeyi ifa etmeye hazır olunduğunu mahkemeye iletildiğini fakat bu hususla dahi hüküm kurulmadığını, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanmış olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili ve feri müdahiller vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dava, kat karşılığı inşaat sözleşmesinin haklı olarak feshedildiğinin tespiti istemiyle açılmış, mahkemesince de davaya konu sözleşmenin 19.07.2017 itibariyle ileriye etkili feshedildiğinin tespitiyle davacı arsa sahibi kooperatifin fesihte haklı olduğunun tespitine hükmedilmiş ise de Yargıtay yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere arsa payı karşılığı inşaat yapım ve gayrimenkul satış vaadi sözleşmeleri bedel olarak arsa payı devri ve satış vaadini de içerdiğinden, karma nitelikli sözleşmelerdendir. Bu tür inşaat sözleşmeleri, tapuda pay devrini de içerdiğinden, yapılması özel şekil şartına tabi olduğu gibi, dönme suretiyle sona ermesi de, tek taraflı irade beyanının karşı tarafa ulaştırılmasıyla mümkün değildir. Ancak tarafların tamamının katılım ve dönme konusundaki uygun iradelerinin birleşmesiyle ya da açılacak dava sonucu verilecek kararla da sona erdirilebilir.(Yargıtay.15. HD 2020/1271E, 2021/555K., 01.03.2021)
Dava konusu somut olayda; bu kapsamda davacının talebinin açıklattırılması, sözleşmenin feshinin talep edildiğinin belirtilmesi halinde sözleşme bedeli üzerinden harç ikmal edilerek ve taraflar tacir olmakla arabuluculuk dava şartı da değerlendirilmek suretiyle dava şartının gerçekleştiğinin anlaşılması durumunda sözleşmenin feshi konusunda da bir karar verilmesi gerekirken belirtilen hususlara ilişkin hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekili ile feri müdahiller vekillerinin diğer istinaf nedenleri ve esası incelenmeksizin mahkeme kararının HMK'nun 353/1.a.4-6 maddeleri gereğince kaldırılmasına, dosyasının mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
-
Davalı vekili ile feri müdahiller vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne,
-
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08.06.2023 tarih, 2022/560 E. 2023/406 K sayılı kararının HMK'nın 353/1. a.4. 6. maddeleri gereğince kaldırılmasına,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
-
Davalı tarafından yatırılan 269,85 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
-
Feri müdahil .... ..Ltd.Şti. tarafından yatırılan 269,85 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
-
Feri müdahil ....Ltd.Şti. tarafından yatırılan 269,85 TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
-
Davalı ile feri müdahiller tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve ödedikleri istinaf başvuru harçlarının ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 16.07.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52