SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/453

Karar No

2024/586

Karar Tarihi

3 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

.

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

27. HUKUK DAİRESİ

.

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 06/07/2022

NUMARASI ...

DAVANIN KONUSU : Rücuen Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 03/07/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 03/07/2024

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı ....Ltd.Şti vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili; Ankara 25. İş Mahkemesi'nin 2016/373 Esas sayılı dosyası ile SGK tarafından müvekkili ve diğer davalılara rücu davası açıldığını, davada ...'in geçirdiği iş kazası nedeniyle sigortalının babası ve annesine bağlanan gelirlerden 10.958,23,TL'nin ödenmesini talep ettiğini, mahkemece kısmen kabul ile 9.392,88 TL kurum alacağının 20.12.2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle beraber 2.033,85 TL yargılama gideri, 641,63 TL yargılama harcı ile 1.980,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiğini, SGK'nın mahkeme kararını dayanak kılarak Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1389 sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra tehdidi altında 20.02.2018 tarihinde dosya borcunun tamamı olan 24.995,19 TL'sini icra dairesine ödediğini, Ankara 25. İş Mahkemesi dosyasında mevcut kusur raporuna göre ....Ltd.Şti.'nin %25, müvekkili şirketin (%35, proje müdürü davalı ... %5, şantiye şefi ... %5, ... ... ... %5, ... ... 5, müteveffa ... ... %20 oranında kusurlu bulunduğunu, TBK 62/2 ve 167/2 hükümleri uyarınca müvekkilinin ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı bulunduğunu belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak; 22.02.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte şimdilik ....Ltd.Şti'nden 7.810,99 TL, ...'dan 1.562,19 TL, ... mirasçılarından 1.562,19 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ....Ltd.Şti. vekili; mahkemenin dosyası ile davacı yanın Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1389 E sayılı icra dosyasına ödeme yaptıklarından bahisle rücu talepli işbu davayı açtığını, usul ve yasaya aykırı olarak açılan işbu davanın reddi gerektiğini, Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1389 E. Sayılı takibine dayanak oluşturan Ankara 25. İş Mahkemesi'nin 2016/373 E. Sayılı dosya ...'in geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle açıldığını, işçi ...’in müvekkil firma ile arasında hukuki ve fiili bir bağlantı bulunmadığını, ..., davacı ... firmasının taşeronu olan ...’in işçisidir ve ...’in emri ve sorumluluğu altında çalıştığını, müvekkili şirket ile davacı ... ... firması arasında imzalanan 17/04/2007 tarihli “... ... Beton İşi Alt Yüklenici Sözleşmesi” gereğince söz konusu işin tüm mali ve hukuki sorumlulukları ... firmasına ait olacağı hususunda anlaşıldığını, diğer davalı ... firması sorumluluğu peşinen kabul ettiğini, davacı dava dilekçesinin netice ve talep kısmında alacak kalemlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacı yanın alacakların müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmesi usule aykırı olduğunu, kusur oranına göre alacak talebinde bulunması gerektiğini, işbu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, haksız ve mesnetsiz iddialarla açılan işbu davanın reddini talep etme zaruretinin hasıl olduğunu, mahkemece re’sen dikkate alınacak nedenlerle; öncelikle davanın usule ilişkin itirazlar dikkate alınarak davanın usulden reddini, mahkemece esasa girilecek olunması halinde ise davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava ilk olarak Ankara 32. İş Mahkemesi'ne açılmış, mahkemece 28/05/2018 tarih ve 2018/93 Esas- 2018/240 Karar sayılı kararı ile mahkemenin görevsizliğine, dosyanın karar kesinleştiğinde ve talep halinde görevli Ankara (Nöbetçi) Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiş olup, dosya Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.

Mahkemece, Ankara 25. İş Mahkemesi'nin 01.11.2017 gün ve 2016/373 E- 2017/349 K sayılı kararında; davacının SGK, davalıların ... ..., ... ... olduğu, davanın işyerinde çalışmakta iken 02/07/2007 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefat eden kurum sigortalılarından...'in hak sahibi olan babası ...'e 20/12/2018 onay tarihli kararla annesi ... ... gelir bağlandığı, dava dışı kişilerin kusurlarından da müştereken ve müteselsilen sorumlu olması kaydıyla kurum zararından sigortalının babasına ve annesine bağlanan gelirden kusur oranlarına göre kurum alacağına ilişkin davada davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 9.392,88 TL kurum alacağının 20/12/2008 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği, bu karara ilişkin Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1389 sayılı dosyasında başlatılan icra takibinde alacaklının SGK, borçluların ... ..., ....A.Ş., ... ...Ltd.Şti., ..., ..., ..., ..., ..., ...u, ..., ... ve ... olduğu halde 06.02.2018 tarihinde takip talebinde bulunarak 9.392,88 TL bağlanan gelir, 7.724,04 TL işlemiş faiz, 2.033,85 TL yargılama masrafı, 48,65 TL işlemiş faiz, 1.980,00 TL vekalet ücreti, 47,36 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 21.226,78 TL alacağın asıl alacağa işleyecek yıllık yasal faiziyle tahsilinin talep edildiği, borcun dayanağı olarak takibin kesinleşmesini müteakiben borçlu ....A.Ş. tarafından 20.02.2018 tarihinde 24.995,19 TL yatırıldığının, müdürlükçe yapılan 03.04.2018 tarihli kapak hesabına göre toplam dosya borcunun 24.993,78 TL olduğu, davacının 20.02.2018 tarihinde dosya borcunun tamamı olan 24.995,19 TL'sini icra dairesine ödediği ve davalıların kusurları oranında ödemeden sorumlu olduklarının anlaşıldığı, dosyada mevcut nüfus kayıt tablosuna göre ... (oğlu), ... (kızı), ... (Sayın) (kızı,), ... (oğlu), ... (kızı), ... (eşi) , olduğunu, başkaca çocuğu olmadığının anlaşıldığı, buna göre eşi ve tüm çocukları davalı gösterildiği, yasa gereği miras payları eşi için 1/4, çocuk için 3/4 olmak üzere eş ve 5 çocuk olduğu dikkate alınarak payda 20'de eşitlenerek ve buna göre müteveffanın terekesi 20 pay kabul edilerek eşi ... için (1/4=) 5/20 pay, çocuklar için (3/4=) 15/20 pay, 5 çocuk olduğundan her birinin 3/20'şer paya, buna göre de müteveffa ...'ın %5 kusur oranına göre sorumlu olduğu miktarın 1.562,12.TL olup, mirasçılarının paylarına göre eşi ...'a 1.562,12 TL X 5/20 = 390,52 TL'lik kısmı, çocukların her birine ise 1.562,12 TL X 3/20 = 234,32'er TL olduğu %5 kusur oranına nazaran davalı ...’dan talep edebileceği miktarın 1.562,12 TL’den, %5 kusur oranına nazaran davalı ... mirasçılarından talep edebileceği miktarın ise 1.562,12 TL’den ibaret olduğu, mirasçıların kendi aralarında miras paylarına göre sorumlu olacağı miktarın; ... için 234,32 TL, ... için 234,32 TL, ... (Sayın) için 234,32 TL, ... için 234,32 TL, ... için 234,32 TL ve ... için 390,52 TL'nin ödeme tarihi olan 20/02/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

Davalı ....Ltd.Şti vekili istinaf başvurusunda; mahkemece verilen kararın eksik ve hatalı inceleme ile usul ve yasaya aykırı olarak verildiğinden kabulünün mümkün olmadığını, Anayasa’nın 138 ve 141. maddeleri uyarınca hakimlerin, Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanı kanaatlerine göre hüküm vereceğini ve bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılacağını, gerekçenin de hukuki esaslara ve kurallara dayanması ve nedenlerinin açıklanması gerektiğini, mahkemelerin kararlarını somut ve açık bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğunu, eksik, şekli ve görünüşte gerekçe yazılması adil yargılanma hakkının (hukukî dinlenilme hakkının) ihlâli niteliğinde olduğunu, mahkemece müvekkili aleyhindeki işbu kararın somut gerçeklerle örtüşmediği gibi hukuka ve yasaya da aykırı olduğunu, öyle ki ilgili hükme esas yargılamada davacının beyanlarının esas alınarak eksik inceleme ile hatalı sonuca varıldığını, Ankara 29. İcra Müdürlüğü'nün 2018/1389 sayılı takibine dayanak oluşturan Ankara 25. İş Mahkemesi'nin 2016/373 Esas sayılı dosya ...'in geçirmiş olduğu iş kazası nedeniyle açıldığını, işçi ...’in müvekkili firma ile arasında hukuki ve fiili bir bağlantı bulunmadığını, ..., davacı ....A.Ş. firmasının taşeronu olan ...’in işçisi ve ...’in emri ve sorumluluğu altında çalıştığını, müvekkili şirket ile davacı ....A.Ş. firması arasında imzalanan 17.04.2007 tarihli “... ... Beton İşi Alt Yüklenici Sözleşmesi” gereğince söz konusu işin tüm mali ve hukuki sorumluluklarının ....A.Ş firmasına ait olacağı hususunda anlaşıldığını ve diğer davalı ....A.Ş firmasının sorumluluğu peşinen kabul ettiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin iş emniyeti başlıklı 7. maddesinde “alt yüklenici çalıştırdığı veya denetlediği işçilerin iş emniyetinden sorumludur. Bunun için her türlü emniyeti almaya, lüzumlu iş emniyet araçlarını talep ve temine, vasıfız işçi çalıştırmamaya, kendiside işin başında bulunamaya mecburdur.” hükmünün bulunduğunu, anılan sözleşme ve madde gereğince işçilerle ilgili tüm sorumlukların davacıya ait olup, davacının müvekkili şirket aleyhine rücu davası açmasının sözleşmeye aykırılık teşkil etmekle birlikte hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müteselsil sorumluluğun iki ilkeyi beraberinde getireceğini, birincisinin zarar verenle zarar gören arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla dış ilişki (BK’nın 50., TBK’nın 61.maddesi); ikincisinin ise zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişki (BK’nın 51., TBK’nın 62.maddesi) olduğunu, müteselsil sorumlukta iç ilişki; zarar verenler arasındaki ilişki, diğer bir anlatımla iç ilişki yani rücu ilişkisi olup, tazminat borcunun ortaya çıkmasına neden olan sorumluların birbirleri ile olan ilişki olduğunu, rücu ilişkisinden doğan hakkın ise rücu hakkı olup, rücunun, kendisine veya başkasına ait bir borç ifa ederek alacaklıyı tatmin eden kişinin, alacaklıya yaptığı edanın tamamını veya bir kısmını başka kişiden talep etmesi olduğunu, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip olup, TBK'nun 62.maddesinin iç ilişkiyi düzenlediğini, bu maddelere göre tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, yaptığı fazla ödeme için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur ve buradaki rücuda teselsül değil, pay esasının geçerli olacağını, davaya konu edilen rücu talebi davayı ve iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte iç ilişkiyle doğrudan alakalı olduğunu, her ne kadar davacının talebine esas olan Ankara 25. İş Mahkemesi'nin ilgili kararında davacı, davalı müvekkili ve diğer davalılar aleyhinde müşterek müteselsil sorumluluğa hükmedildiği beyan edilmişse de, ilgili hükmün ayrık olup, istinafa konu rücu davası kararına esas teşkil etmeyeceğini, öyle ki müvekkili şirket ile davacı arasında imzalanan 17.04.2007 tarihli “... ... Beton İşi Alt Yüklenici Sözleşmesi”nin tarafların sorumlulukları ve rücu talepleri hususunda önemle incelenmesi gereken ve açıkça taraflar arasında hüküm doğuracak ilkeleri içerdiğini ancak mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemelerinin kusur ve hesaplama üzerine alındığını, sözleşmenin nispiliği ilkesi uyarınca sözleşme hükümleri taraflar arasında anlam ve yükümlülük doğurduğunu, sözleşme tarafının müvekkili ve davacı olup, ''İş Emniyeti" başlıklı 7.maddesi ile “alt yüklenici çalıştırdığı veya denetlediği işçilerin iş emniyetinden sorumludur. Bunun için her türlü emniyeti almaya, lüzumlu iş emniyet araçlarını talep ve temine, vasıfız işçi çalıştırmamaya, kendiside işin başında bulunamaya mecburdur.” hükmünün ortak mutabakat çerçevesinde kabul ve taahhüt edildiğini ancak mahkemece ilgili sözleşmenin dikkate alınmadığını, dolayısıyla eksik ve hatalı inceleme neticesinde hüküm kurulduğunu, müvekkilinin sorumluluğuna ilişkin kurulan hükmün açıkça kanuna ve hukuka aykırı nitelikte olduğunu, sözleşme ve madde gereğince işçilerle ilgili tüm sorumluklar ....A.Ş. firmasına ait olup, müvekkili şirket aleyhine rücu davası açılmasının sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, bununla birlikte hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının dava dilekçesinin netice ve talep kısmında alacak kalemlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ettiğini, davayı kabul anlamına gelmemek üzere davacının alacaklarının müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmesinin usule aykırı olup, kusur oranına göre alacak talebinde bulunması gerektiğini, bu nedenle davanın usulden reddi gerektiğini, MK'nun 2. maddesinde “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır” hükmünün bulunduğunu ve dürüstlük kuralının bütün hakların kullanılmasında uyulması gereken bir kural olduğunu, dürüstlük kuralına aykırı olarak kullanılacak bir hakkın kötüye kullanılmış kabul edileceği için, dürüstlük kuralı ile hakkın kötüye kullanılmasının içiçe giren kavramlar olduğunu, dürüstlük kuralının, hak sahiplerinin haklarını kullanırken ya da borçlarını ifa ederken, hukuka, genel ahlaka, örf ve adet kurallarına ve doğruluk ilkesine riayet etmeleri; haklarının etrafında olan diğer hak sahiplerinde ya da borç ilişkilerinin diğer tarafını oluşturan kişilerde, olan güven duygusunu zedelememek olarak nitelendirildiğini, yine aynı kanun maddesinde “Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz” hükmünün bulunduğunu, hakkını kötüye kullanan şahsın, başka bir şahsa zarar verdiği takdirde, kanun tarafından korunmayacağını, çünkü kanunun sadece meşru menfaatleri koruduğunu, bir hakkın, hak sahibine yasal bir yarar sağlamak yerine, başka bir kimseye zarar vermek, zora sokmak veya yasa dışı bir yarar sağlamak için kullanıldığı takdirde, hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olduğunu, bir menfaat olmakla beraber, bu menfaatin yasal olmaması durumunda da hakkın kötüye kullanılmasının söz konusu olduğunu, başkaları, hakkın kullanımından bir zarar görmemiş veya zarar görme tehlikesi altında kalmamış ise hakkın kötüye kullanılması söz konusu olmadığını, davacı tarafın dava dilekçesinde beyan ettiği iddialarının ve rücu talebinin açıkça ilgili hükümlere aykırı ve kötü niyetli olduğunu, kanuna uygun değerlendirme yapılmadığını ve eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ....Ltd.Şti vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

6100 Sayılı HMK'nın 341/2 maddesi gereğince "miktar veya değeri 3.000,00 TL'yi geçmeyen mal varlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir" yine aynı kanunun ek 1.maddesinin 1.fıkrasında "200 üncü, 201 inci 341 inci 362 nci ve 369 uncu maddelerinde parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 04/01/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usül Kanunu'nun mükerrer 298.maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında arttırılması suretiyle uygulanır" hükmü düzenlemiş olup, istinafa konu somut olayda mahal mahkemesi karar tarihi 2022 yılı olmakla, istinaf kesinlik sınırı 8.000,00 TL'dir.

6100 sayılı HMK'nın 346/1 maddesinin"istinaf dilekçesi kanuni süre geçtikten sonra verilir veya kesin karara ilişkin olursa kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir..." ve aynı maddenin 2. fıkrası da " bu ret kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 1 hafta içerisinde istinaf yoluna başvurulabilir" hükmünü, yine HMK'nın temyiz kanun yoluna ilişkin hükümleri içerisinde yer alan 366.maddesinde "bu kanunun istinaf yoluyla ilgili 343 ila 349 ve 352.maddeleri hükümleri temyizde de kıyas yoluyla uygulanır" hükümlerini içermektedir. Kesin olan kararlara karşı istinaf talebi hakkında mahkemesince bir karar verilebileceği gibi 01/06/1990 gün ve 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca kanun yolu denetimi yapan üst mahkemece istinaf talebinin reddine karar verilebilecektir (Yargıtay 15.Hukuk Dairesi'nin 09/06/2021 gün, 2021/925 E, 2021/2582 K.)

Tüm bu açıklamalar kapsamında istinafa konu dosyanın incelenmesinde, davacı vekili, rücuen alacak istemine ilişkin davada ihtiyari dava arkadaşı olan davalıların kusur oranına göre, davalı ....Ltd.Şti'nden 7.810,99 TL, ...'dan 1.562,19 TL, ... mirasçılarından 1.562,19 TL alacağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemece davacının rücuen alacak kapsamında davalı ....Ltd. Şti.’nden talep edebileceği miktarın 7.810,57 TL olduğu gerekçesiyle bu davalı yönünden bu miktarın tahsili ile davacıya verilmesine karar verildiği, kararın davalı davalı ....Ltd.Şti vekilince istinaf edildiği, istinaf talep eden davalı yönünden kabul edilen miktar itibariyle kararın, 06/07/2022 karar tarihi itibariyle 8.000,00 TL olan kesinlik sınırının altında kaldığından kesin nitelikte olduğu anlaşılmıştır.

Mahkemesince verilen karar miktar itibariyle kesin olmakla birlikte bu yönde mahal mahkemesince bir karar verilmemiş olmakla, 01/06/1990 gün, 1989/3 esas, 1990/4 karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Dairemizce HMK'nın 346/1 maddesi gereğince davalı ... .... İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti istinaf dilekçesinin usulden reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davalı ... .... İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun  HMK'nın 346. maddesi gereğince usulden reddine,  

2. Davalı ... .... İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafça yatırılan 133,39 TL istinaf karar harcının talep halinde bu davalıya iadesine, 

3. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... .... İnş. Taah. Tic. ve San. Ltd. Şti. tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 366. maddesi yollamasıyla HMK'nın 346/2. maddesi gereğince 2 hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere 03/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıntemyizSözleşmesinden(EserAlacakkonusuankaraKaynaklanan)Rücuenhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim