SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 27. HD 2022/955 E. 2024/549 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/955

Karar No

2024/549

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2022/955 - Karar No:2024/549

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2022/955

KARAR NO : 2024/549

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/07/2021

NUMARASI : 2020/458 E-2021/524 K

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALILAR :

DAVANIN KONUSU : Alacak, Teminat Senetlerinin İadesi (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 12/06/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 12/06/2024

Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve teminet senetlerinin iadesi davasında mahkemece davanın teminat senetlerinin geçersiz olduğunun tespit talebi yönünden açılmamış sayılmasına, alacak talebi yönünden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili; müvekkili şirketin alüminyum işi, cam işi ve buna bağlı cephe giydirme, çatı, tavan sistemleri ile bu konuda diğer yardımcı bilumum sistemleri imal ve inşaa etme işiyle iştigal ettiğini, davalılar tarafından oluşturulan ...- ... Semt Garajı yapımı iş ortaklığı ile 11/08/2018 tarihinde akdedilen iş sözleşmesi ve bu sözleşmenin 5. maddesine göre, müvekkili şirketin iş ortaklığının Selçuk İlçesinde halen devam etmekte olan semt garajı yapım işinin tüm alimünyum kapaklı cephe giydirme, alüminyum doğrama, cam krom merdiven korkuluk, baffle asma tavan uygulaması, oturtma çatı kaplama uygulaması imalat ve anahtar teslim işini yüklendiğini, buna göre müvekkili şirketçe sözleşmenin 4.maddesindeki işlerin tanımı gereği 5. maddesinde belirtilen imalat şekline uygun olarak işverene montajda teslim edileceğini, işin bedelinin sözleşmenin 10. maddesine göre KDV hariç 1.800.000,00 TL olduğunu, 11.maddeye göre ödemenin her 35 günde bir yapılacak gerçek iş miktarı usulü şeklinde olduğunu, taraflar arasında ilk sözleşme tarihinden sonra 07/09/2018 tarihli ek sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeyle 23 maddeden ibaret olan kök sözleşmenin 11. maddesinde ve ek sözleşmede teminat senedi olarak 450.000,00 TL verileceği kesin kabule kadar senedin iş verende kalacağının belirtilmesine, müvekkilinin teminat senetlerinin verilmesi dahil üzerine düşen tüm edimlerin yerine getirmesine rağmen müvekkili şirketine işin yapılma sürecinde ne de hak ediş sürecinde işin bedelinin ödenmediğini, müvekkili şirketçe karşı tarafla iletişime geçilmesinin ardından müvekkilinin hesabına 12/11/2018 tarihinde ... hesabından 100.000,00 TL ödeme yapıldığını, gönderilen ödemenin karşı taraf iş ortaklığına ilişkin olduğuna dair 08/01/2019 tarihinde belge olduğunu, ödemeden iki gün geçtikten sonra ödenen paranın geri istendiğini, müvekkilinin bundan sonra hiç ödeme alamayacağı yönünden korkutulduğunu, bunun üzerine müvekkilince ...Bankasına ait 31/01/2019 tarihli 25.000,00 TL çekin davalı lehine düzenletildiğini ve hamili olduğu ... 30/01/2019 çekin 75.000,00 TL bedelli çeki de borçlu şirkete ciro ettiğini, karşı tarafın 75.000,00 TL'lik çeki tahsil ettiğini kalan 25.000,00 TL'lik çekin karşılıksız çıktığını, müvekkilince alüminyum kapaklı giydirme cephe işi ve temperli camların yapılması işi için alüminyum karkasların müvekkili şirket bünyesinde üretilip montajların tamamlandığını, müvekkilince tüm camların sipariş verildiğini, bu camların bir kısımının yerine montajlandığını bir kısımının üretilmiş vaziyette Torbalı'da ... isimli şirketin deposunda bulunduğunu, bu camların temperli cam olduğundan ve mevcut ölçünün başka bir işte tutmayacağından herhangi bir iştede kullanılma imkanının bulunmadığını, camların üzerinde bulunan etiketlerde ve cam aralarındaki çitalarda müvekkili şirketin camları temin ettiği şirkete ait logoların bulunduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede belirtilen dikey ve yatay taşıyıcı 304.200,00 TL, cam 287.300,00 TL cam montajı 84.500,00 TL taşıyıcıya cam kapak 67.600,00 TL işlemlerinin neredeyse tümünün tamamlandığını, bu işler için kullanılan malzemelerin faturalarını ... firması olmak üzere diğer firmalardan temin edildiğini, müvekkili şirketçe işe devam edilmeye hazır olunduğu halde işi tamamlayabilmesi için gerekli ödemeler yapılmadığından, ve işin aşamalarında müvekkilince yapılacak işler dışındaki bazı işlerin yapılıp bitirilmesi durumunda müvekkilinin kalan kendi işlerini yapması mümkün olduğundan, diğer şirketlerce yapılan işler yeterli düzeye getirilmediğinden, iş sırası gelmediğinden müvekkilinin kendi işlerine devam edemediğini, baffle asma tavan uygulama işinin tamamlanması için gerekli tüm malzemelerin alındığını, alınan malzemelerin bir kısmının montaj işleminin de tamamlandığını, davalılar tarafından işin tamamlanması iradesi gösterilmediğinden ve işin İzmir Büyükşehin Belediyesi ile tasfiye edileceği söylenildiğinden müvekkilince yapılan önemli ölçüdeki işlerle ilgili hak ediş/temlik verilmediğinden kalan kısımının yapılamadığını, çatı saçak çelik uygulama işi içerisinde demir taşıyıcı profillerin tamamının alındığını, imalatların tamamlandığını, montaj işleminin küçük bir kısmının eksik kaldığını, işin tamamlanan kısmına ilişkin sözleşmece kararlıştırılan bedelin 66.640,00 TL olduğunu, oturtma çatı işi için tüm malzemelerin temin edildiğini, işe devam edilirken karşı tarafın bu işin belediyece istenmediğini beyan ettiğinden bu işin müvekkili şirketten kaynaklanmayan sebeple durdurulduğunu, müvekkilince tüm malzemenin temin edilmesine ve temin edilen malzemelerin bir bölümünün şantiyede bulunması sebebiyle davalı tarafça satıldığını, kalan malzeme ve ekipmanların da müvekkili şirket yetkililerince geri alınmasına davalıların açıkça engel olduğunu, böylelikle işin yapımıyla ilgili davacının satın aldığı malzeme ve ekipmanların geri alınmasına mani olarak büyük zarara sebebiyet verdiklerini, dolayısıyla davalıların kusuru nedeniyle davacının bu işe devam edemediğini, müvekkili şirketçe kararlaştırılan tüm işlemlerin sözleşmeye uygun olarak yürütüldüğünü, sözleşmede belirlenen işlerin yapılması için tüm malzemenin müvekkilince temin edildiğini, davalılarca sözleşmeye uygun hareket edilmediğinden kullanılmayan malzemelerin bedelinin 139.975,92 TL olduğunu, müvekkilince işin yapılması amacıyla alınan ve davalılarca işin yapılmasına devam edilmemesi yönünde irade ortaya konunca yerine montajlanan camların bir kısmının kapaklarının müvekkilinin işe devam ettirilmemesi sonucuna bağlı olarak takılamaması nedeniyle müvekkilinin kusuru olmaksızın camların yerinde zarar gördüğünü, alüminyum karkaslara da zarar verdiğini, müvekkili tarafından işin yapıldığı yere satın alınan cam ve alüminyum malzemeler, demirlerin büyük bir kısmı ve iskele getirildiğini, halen bir kısım malzemelerin şantiyede tutulduğunu, müvekkilinin iade ve teslim almasına engel olunduğunu, bu malzemelerin ve iskele hususunda da davalılarca zarar verme ya da satılması yakın tehlikesi bulunduğundan ivedilikle keşif icrası ile delil tespiti yapılmasını talep ettiklerini, imzalanan ek sözleşme gereği İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan olan hakedişi üzerinde müvekkili şirket lehine 250.000,00 TL tutarında temlik verildiğini, bu temlikin de İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan alınan 19.11.2018 tarihli yazı cevabına göre ikinci temlik olarak kayıtlara alındığını, birinci temliğin kalan miktarının 1.494.611,77 TL olduğunu, bu doğrultuda müvekkili şirketin bu temlik alacağına kavuşup kavuşamayacağını, karşı tarafın temlik bedelini hak etmesi halinde de ödemenin ne zaman yapılacağı hususunun belirli olmadığını, taraflar arasındaki sözleşmeye göre ödeme biçiminin davalıların belediye nezdindeki hak edişlerinin temliki usulüne dayandığını, davalıların hak edişten doğan alacaklarının ve ilk işin alınması sırasında davalıların belediyeye verdiği nakdi teminatın bulunduğu nazara alınarak işin büyüklüğü ve tüm dosya kapsamının alacaklı bulunduklarını gösterdiğini, müvekkilinin eseri neredeyse tümüyle meydana getirdiği hususu göz önüne alınarak işin niteliği davalıların hak ediş alacaklarıyla ilgili muvazaalı temlikler yapmaları ve oluşa uygun olarak davalıların şahsi mal varlıkları üzerine dava konusu tutar nispetinde ihtiyati haciz konulmasını talep ettiklerini, sözleşmenin davacı tarafça yerine getirildiğinin tespiti amacıyla öncelikle keşif ve gelir tespiti yaptırılmasını ve İzmir Büyükşehir Belediyesi Selçuk Otogarı yapım işi ihalesiyle ilgili hak edişler ve ölçümler de dosya içine celp olunarak belirtilen yerde yapılan iş ve imalatların neler olduğu tür ve nitelikleriyle metrekare olarak miktarları ve bedelleri, yapılan işlerin taraflar arasındaki sözleşmelere göre bedellerin neler olduğu, müvekkilince temin edilmesine rağmen karşı taraf iş ortaklığınca satılan ve şantiyede alı konulan mal malzeme ve ekipmanların piyasa raişlerine veya sunulan faturalara göre bedelinin keşif ve gelir tespiti sırasında belirtilecek diğer hususların mahallinde tespitine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL yapılan iş ve imalatların bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, sözleşme gereği verilen iki adet her biri 225.000,00 TL bedelli ... Cam San Tic ve ... tarafından imza edilmiş düzenleme tarihi, ödeme tarihi ve lehtarı yazılı bulunmayan teminat senetlerinin geçersizliğinin tespitine ve davacı şirkete iade edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili; her ne kadar taraflar arasında davacının bahsettiği sözleşme ile Selçuk Semt Garajı işine dair bir kısım yapım ve imalat işi için anlaşma yapıldığını, davacı tarafın edimlerini süresinde yerine getirememesi nedeniyle yapılan anlaşma tarafların arasında düzenlenen 08.01.2019 tarihli Sulh, feragat ve ibraname sözleşmesi düzenlenerek iptal edildiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşme ile taraflar birbirlerini gayrı kabili rücu ibra ettiklerini, iş bu düzenlenen feragat ve ibraname belgesinin 6. maddesi ile yetkili yer mahkemesinin Ankara olarak belirlendiğini İzmir Ticaret Mahkemesi'nin yetkisine itiraz ettiklerini, müvekkili şirketlerinin ticari merkez ve tek adresi davacının da tebligat gönderdiği adresin Ankara adresi olduğunu, öte yandan davaya dayanak olarak sadece fatura gösterildiğini, tek taraflı olarak düzenlenen müvekkili şirketlerin yetkilisinin imzasını taşımayan faturaları kabul etmediklerini, bu nedenle öncelikle yetki yönünden davanın reddini talep ettiklerini, esasa ilişkin olarak davacı tarafa müvekkili şirketlerinin hiçbir borcunun bulunmadığını, taraflar arasında düzenlenen sulh, feragat anlaşması ve ibraname ile tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları olmadığına dair yazılı belgeye istinaden davanın reddi gerektiğini, davacı tarafın dayanak gösterdiği sözleşme, fatura vb. belgelerde müvekkili şirketlerin yetkililerinin imzası olmadığını, sözlü ve mesajla yapıldığı iddia edilen görüşmelerin de yine müvekkili şirketlerin yetkilileriyle yapılmadığını, sözleşme, fatura, yazılı bildirim kayıtlarına ve münderecatlarına itiraz ettiklerini, davaya konu makbuz, fatura ve ticari kayıtların her zaman tek taraflı olarak düzenlenebilecek nitelikte olduğunu, tek taraflı olarak düzenlenen ve müvekkili şirketlerin yetkililerinin imzalarını taşımayan bu belgeleri de kabul etmediklerini savunarak, davanın usul veya esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Dava ilk olarak İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılmış, mahkemenin 12/12/2019 tarih ve 2019/861 Esas- 2019/848 Karar sayılı kararı ile yetkisizlik nedeniyle dosyanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine dair verilen kararına karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/07/2020 tarih ve 2020/732 Esas- 2020/788 Karar sayılı kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiş, dosya Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yukarıdaki esasına kaydedilmiştir.

Mahkemece; gerek yetkisiz mahkemece, 03/05/2019 tarihli tensip zaptının 3 nolu ara kararı ile gerekse 15/12/2020 tarihli celsenin 1 nolu ara kararı uyarınca davacı vekiline, teminat senetlerinin geçersizliğinin tespiti istemi bakımından, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2018/4116 Esas- 2019/3154 Karar sayılı emsal ilamı da nazara alınarak, 450.000,00 TL bedel üzerinden hesaplanan 7.684,87 TL eksik harcı Harçlar Kanunu'nun 30 ve devamı maddeleri uyarınca yatırması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın bu talep yönünden HMK 150.maddesi uyarınca işlemden kaldırılacağının ihtarına dair ara kararlar kurulmuşsa da, ara karar gereklerinin yerine getirilmemesi sebebiyle teminat senetlerinin geçesizliğinin tespitine ilişkin talep yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiği, iş ve imalat bedellerinin davalılardan tahsiline dair alacak istemi bakımından ise davalılar vekilinin cevap dilekçesi ekinde sunduğu “sulh, feragat anlaşması ve ibranamedir.” başlıklı belgede tarafların 27/08/2018 tarihinde yapılan sözleşmenin ve 07/09/2018 tarihli ek sözleşmenin davacının sözleşme şartlarını yerine getirmemesi nedeniye karşılıklı olarak fesh edildiği ve tarafların birbirini ibra ettiği, sözleşmenin bu ibraname ile sona erdirildiği ve tarafların birbirinden alacağının kalmadığı hususlarına yer verildiği, anılan ibraname hükümleri ile tacir olan tarafların hukuki durumlarına etki edecek protokolü vekilleri ve yetkili temsilcileri marifeti ile düzenlenmeleri, iradeyi fesada uğratacak nitelikte yasada tanımlı hata, hile, ikrah veya gabin durumunun varlığına ilişkin delilin bulunmayıp bu yönlü iddianın öne sürülmemesi ve başkaca nedenle alacak hakkı bulunduğunun ispat edilmemesi hususları birlikte değerlendirildiğinde ispat olunamadığı gerekçesiyle alacak talebinin reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili istinaf başvurusunda; müvekkilinin alacak hakkına ilişkin verilen kararın eksik inceleme ve yanlış hukuksal vasıflandırma nedeniyle açıkça hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin alüminyum, cam işi ve buna bağlı cephe giydirme, çatı, tavan sistemleri ile bu konuda gerekli diğer yardımcı bilumum sistemleri imal ve inşa işiyle ilgili olarak davalıların iş ortaklığı ile 11.08.2022 tarihinde Selçuk ilçesindeki Semt garajının yapımındaki cam işi ve buna bağlı cephe giydirme, çatı, tavan sistemleri ile bu konuda gerekli diğer yardımcı bilumum sistemleri imal ve inşa etme yükümlülüklerini içerir eser sözleşmesi imzaladığını, sözleşmede tarafların hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesiyle birlikte iş tanımları ve ödemelerin nasıl yapılacağına dair düzenlemelerin de yapıldığını, işin bedeli sözleşmenin 10. maddesine göre KDV hariç 1.800.000 TL olup, 11. maddeye göre ödemesinin her 35 günde bir yapılacak gerçek iş miktarı (hakediş) usulü ödeme şeklinde yapılacağı hususunun kararlaştırıldığını, taraflar arasında bu ilk sözleşme tarihinden sonra 07.09.2018 tarihli ek sözleşme imzalandığını, ek sözleşmeye konu evrağın dosya kapsamında mevcut olup, işbu ek sözleşme ile 23 maddeden ibaret olan kök sözleşmenin 11. maddesinde ve ek sözleşmede teminat senedi olarak 450.000 TL verileceğinin, kesin kabule kadar senedin işverende kalacağının belirtilmesine, müvekkili şirketçe teminat senetlerinin verilmesi dahil üzerine düşen tüm edimlerin yerine getirilmesine rağmen, müvekkili şirkete ne işin yapılma sürecinde ne de hakediş süresinde işin bedelinin ödenmediğini ancak mahkemece hatalı bir şekilde eser sözleşmesine dayalı açılan alacak davasının reddedildiğini, kararın hatalı olup, mahkeme kararının gerekçeli, ayrıntılı, taraf beyan ve iddialarını dikkate alan mahiyette olmadığı gibi oluşa ve dosya kapsamına da uygun bulunmadığını, usul ve yasaya aykırı mahiyetteki mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davalı tarafın yargılama boyunca verdiği dilekçe ve layihalarında taraflar arasında düzenlenen sözde Sulh Feragat Anlaşması ve İbraname ile tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları olmadığına dair yazılı belgeye istinaden davanın reddinin savunulduğunu, sözde ibranamenin yasal geçerlilik şartlarını taşımadığından hukuken geçersiz ve kabulünün mümkün olmadığını, her şeyden önce yasal olarak doğmamış bir borç için ibra sözleşmesi düzenlenemeyeceğini, davalıların sözleşmeye göre hakediş usulü ile belediyeden alacağı doğduğu zaman vereceği temlik ile borcunu ödemeyi yükümlendiğini, müvekkilinin taşeron firma olup emeği ile iş yapan ve davalının Belediyeden hakediş yapması sonrası kendisine temlik vermesini bekleyen böylece alacağını bu şekilde alan pozisyonda olduğunu, BK ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda ibraname düzenlenebilmesi ve ibranamenin geçerli olabilmesi için mevcut ve muaccel olmuş bir alacak-borcun bulunması ve alacak-borç ilişkisinin son bulmuş olması gerektiğini, sözde ibra anında davalı şirketin dahi işin asıl sahibi İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden alacakları (hakedişleri) mevcut olmayıp, ibra sözleşmesi sırasında bilinmeyen ve ibranamede yazılarak açıkça ortaya konulmayan bir alacak-borç için verilen bu ibranamenin geçersiz olduğunu, nitekim sözde bu ibradan sonra davalının hakediş yaptığını ve müvekkilinin temlik gereği kısmi ödeme aldığını, demek ki sözde ibranın hukuken bir geçerliliğinin bulunmadığını, buna rağmen varlığı dahi tartışmalı, sözde ibraya hukuken değer atfedilmesinin haksız ve tümüyle usulsüz olduğunu (Yargıtay 11.HD'nin 2008/12814 E- 2010/4510 K), yargılama sürecinde bu konuya dair iddia ve itirazlarının dikkate alınmadan verilen kararın gayri hukuki mahiyette olduğunu, ibra sözleşmesi yapıldığı anda mevcut olmayan bir alacak için yapılamayacağı gibi ancak açıkça ortaya konulan, bilinen, tartışılan konular için sonuç doğuracağını, işlemin taraflarının yetkili temsilcilerinin gerçekten ibra iradesini taşıması gerektiğini, davalı tarafça sunulan sözde ibranamenin içeriğinde ve davalının cevap dilekçesinde düzenleme tarihli 08.01.2019 olup, sözde ibranamenin ise 10.01.2019 tarihli olduğunun görüldüğünü, bu sözde ibranamenin ilk sayfasında tarafların imzaları olmadığı gibi madde 1'de ...-... İş Ortaklığını temsilen yasal vekilleri Av. ... ...'nun bulunacağı belirtilse de, ne ilk ne de ikinci sayfada yetkili avukatın imzasının bulunmadığını, ibranamenin aslının da sunulmadığından bu belgenin asıl ya da renkli fotokopi olduğunun da belli olmadığını, üstelik davalıların, müvekkili ile yapılan sözleşmede iş ortaklığının kaşesi altında tek imza bulunması nedeniyle bu sözleşmenin dahi şirket yetkililerince imza edilmediğinden geçersizliğini savunurken, sözde ibranamede de yine şirket yetkilisi olmayan ...'nin imzasına rağmen sözde ibranameyi hukuken nasıl geçerli olarak savunduklarının anlaşılamadığını, davalıların açıkça kötüniyetli olduğunu, davalı ... ... Semt Garajı Yapımı İş Ortaklığı ile davacı müvekkili arasında imzalanan İzmir ili, Selçuk İlçesi Semt Garajı Yapım İşinin üstlenildiği resmi hakediş belgesi uyarınca işin bitim tarihinin 26.01.2019 olduğunu, işbu tarihe kadar müvekkili ile davalı iş ortaklığı arasında alacak borç ilişkisinin devam etmekte olup, muaccel olmamış hiçbir hak ve alacak için önceden ibraname düzenlenmesi ve tümüyle bu hak ve alacaklardan ivazsız olarak vazgeçilmesinin hukuken mümkün olmadığını, yine davalı iş ortaklığınca, davalı şirkete ''Selçuk Semt Garajı Yapılması'' işi için 250.000,00 TL'lik temlik verildiğini, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nce de bu temliğe istinaden sözde ibradan sonra ödeme yapıldığını, kayıtların İzmir Büyükşehir Belediyesi'nden celbolunduğunda açıkça görüleceğini, söz konusu temliğin gereği olarak davalı tarafın savunduğu sözde ibraya rağmen ve bu tarihten sonra 12.03.2019 tarihinde belediyece temlik gereği müvekkilinin borcundan dolayı İzmir 5.İcra Dairesi'nin 2019/2548 sayılı dosyasına 250.000 TL para gönderildiğini, ilgili temlik gereği 03.04.2019 tarihinde icra dosyasında reddiyatı yapılmış olup, harçlar kesildikten sonra müvekkili şirketin alacaklısına 222.377,42 TL ödendiğini, reddiyat makbuzunun dosyaya sunulduğunu, reddiyat tarihi ve ibraname tarihi karşılaştırıldığında, ibranamede sözde tarafların birbirlerinden hiçbir hak ve alacakları kalmadığı belirtilmişse de, ibranameden sonra gerçekleştirilen temlik işlemine davalı tarafça hiçbir itirazda bulunulmadığını ve sözde ibranamenin taraf iradelerini hukuken yansıtmadığı gibi hukuken geçerli olmayacağının da açıkça anlaşılacağını, gerçekten de taraflar arasındaki tüm hak ve alacakların ibra edildiği hususunda anlaşıldıysa bu durumda davalı tarafça, yapılan temlik işlemine bir itirazın olması ve bu paranın daha sonra yapılan hakediş sonrasında işin asıl sahibi Büyükşehir Belediyesince müvekkiline temliğinin ödenmesinin önlenmesinin gerekeceğini, yine dava dilekçesinde açıklandığı üzere ... ... Semt Garajı Yapımı İş Ortaklığı tarafından müvekkiline hakedişi için 08.01.2019 tarihli 100.000 TL verildiğini ancak ödemenin üzerinden birkaç gün geçtikten sonra davalı iş ortaklığını oluşturan şirket yetkililerince müvekkili şirket yetkilisi defalarca aranarak ödenen paranın geri istendiğini, müvekkilinin kendisinin hakedişi olduğunu ileri sürse de, bundan sonra hiç ödeme alamayacağı yönünde davalı tarafça korkutulduğunu, bunun üzerine müvekkilinin 31.01.2019 ödeme tarihli 25.000 TL bedelli çekin kendisi tarafından davalı lehine düzenletilmiş ve hamili olduğu 30.01.2019 ödeme tarihli 75.000 TL bedelli çek de davalı iş ortaklığına ciro edilmiş olup, görüldüğü üzere ibranamenin düzenlenmesinden sonra da hak ve alacak ilişkisinin devam ettiğini, ibranamenin hukuken geçerli olabilmesi için bir diğer hususun ise ibranın ivazlı yapılması gerektiği olup, Yargıtay'ın ibra ile ilgili ortaya çıkan ihtilaflarda, Türk hukukunda ibranın kural olarak ivazlı olduğuna vurgu yaptığını, müvekkili sözleşme uyarınca dava dilekçesinde de ekleri sunulu faturalardan görüldüğü gibi semt garajı yapım işi için başka bir işte kullanma imkanı olmayan milyonluk malzemeler satın aldığını ve işin yapımına başladığını, davalı iş ortaklığını oluşturan şirketlerden hakedişlerin yapılması sonrası temliklerini alamadığını ve zor duruma düştüğünü, müvekkili şirketin ve davalı iş ortaklığını oluşturan şirketlerin ibraname ile karşılıksız olarak tüm hak ve alacaklarından vazgeçmesinin ticari teamüle ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu (Yargıtay 17. HD'nin 2010/3778 E- 2011/3493 K), 10.01.2019 tarihli sözde ibranamenin içeriğine bakıldığında ibra konusu borcun bütün kapsamıyla kesin olarak belirtilmediğini, ibraname tarihinden sonra hakedişlerin yapılması gibi hak ve alacak işlemlerine devam edilmiş olup, ayrıca muaccel olmayan hak ve alacaklar konusunu kapsayacak şekilde tüm hak ve alacaklar ibaresi kullanılarak anılı sözde ibranamenin düzenlendiğini, geçerli bir ibranamede ibra konusu borcun bütün kapsamıyla kesin olarak belirtilmesi gerekeceğini, içeriği net belirtilmeyen, yetkili kişilerin tüm sayfalarını dahi imza etmediği asıl ya da renkli fotokopi olduğu dahi belli olmayan ve genel sözlerle geçiştirilen ibra sözleşmelerinin kabulünün hukuken mümkün olmadığını, yine davalı taraf her ne kadar cevap dilekçesinde dava dilekçesi ekinde sunulu faturalara itiraz etmişse de, ortada İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından davalı iş ortaklığını oluşturan şirketlere yapımı işi verilen bir iş olup, davacı müvekkili taşeron şirket ile davalılar arasında imzalanan işe ilişkin sözleşme bulunmakta olmakla, yapılan tespit ve bilirkişi incelemeleriyle de açıkça ortaya çıkacağı üzere ortada Selçuk İlçesi Semt Garajı İşi'nin yapımına başlandığını ve bu yapıya ilişkin davacı müvekkili şirketçe salt bu işin yapılması için başka şirketlerden bir çok malzeme alımı yapıldığını, malzeme alım faturalarıyla ve davanın başında yaptırılan delil tespiti ile işin büyük ölçüde tamamlandığının sabit olduğunu, davanın başında yaptırılan tespite ve tespit sonrasında düzenlenen bilirkişi raporuna da itiraz edilmiş olmasına rağmen mahkemece itirazlarının gereği bir ek rapor alınmadığı gibi, yine tarafların ticari defterleri üzerinde dahi herhangi bir inceleme yaptırma yoluna gidilmeden, delillerinin hiç birini toplamadan eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, müvekkilinin teminat senetlerinin iptali ile ilgili harcı yatırılarak açtığı bir dava bulunmadığı halde harcı yatırmak için müvekkiline süre verilerek harcın tamamlanmadığından bahisle davanın açılmamış sayılmasına dair verilen kararın ve bu hususta hükmolunan vekalet ücreti ve yargılama giderinin usulen hatalı olup, kaldırılması gerektiğini, iş ve imalat bedellerine dair davalılardan alacak istemine dair dava bakımından ise geçerliliği bulunmayan ibranameye değer atfedilmesi ve iş ortaklığını oluşturan şirketlerin yetkilileri tarafından düzenleme yapılıp yapılmadığının belge aslındaki imzaların sıhhati ve asıl belge ya da renkli fotokopi olup olmadığı dahi yeterince ve uzman bilirkişiler vasıtasıyla araştırılmadan hüküm kurulduğundan, usul ve yasaya aykırı hükmün kaldırılması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve teminat senetlerinin geçersizliğinin tespiti ile iadesi istemine ilişkin olup, mahkemece davanın tespit talebi yönünden açılmamış sayılmasına, alacak talebi yönünden reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Davadaki talep, 50.000,00 TL yapılan iş ve imalatların bedelinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, sözleşme gereği verilen iki adet her biri 225.000,00 TL bedelli ... Cam San Tic ve ... tarafından imza edilmiş düzenleme tarihi, ödeme tarihi ve lehtarı yazılı bulunmayan teminat senetlerinin geçersizliğinin tespitine ve davacı şirkete iade edilmesi istemine ilişkin olup, davanın İzmir 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde 26/04/2019 tarihinde açıldığı, davanın miktar itibariyle heyet halinde bakıldığı ve 2019/861 Esas- 2019/848 Karar sayılı ilamla verilen yetkisizlik kararının İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nin 14/07/2020 tarih ve 2020/732 Esas-2020/788 Karar sayılı ilamı ile İstinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi üzerine Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiği, Mahkemenin 15/12/2020 tarihli duruşmasında" Dava dosyasının incelenmesinde dosyanın İzmir 6. ATMsinden yetkisizlikle mahkememize gönderildiği, taraflara duruşma gün ve saatini bildirir davetiyenin tebliğ edildiği, dava dilekçesinin incelenmesinde dava dilekçesinin neticei talep bölümünde davacının isteminin taraflar arasındaki eser sözleşmesine dayalı olarak alacağı bulunduğundan bahisle şimdilik 50.000,00 TLnin davacı şirketlerden tahsili ile 225.000,00 TL bedelli iki ayrı teminat senedinin geçersizliğinin tespiti ile davacı şirkete iadesi isteminin bulunduğu taleplerine ilişkin olduğu, uyapta taralı harçlandırma formuna göre ise harcın sadece 50.000,00 TL üzerinden alındığı diğer talep bakımından herhangi bir harç ikmalinin yapılmadığı, buna göre eksik harçla dosyanın mahkememize gönderildiği ve bu sebeple tensip zaptının mahkememiz heyetince değil tek hakimle düzenlendiği" hususlarına yer verildiği, aynı duruşmanın 1 nolu ara kararında "Davacı vekiline, teminat senetlerinin geçersizliğinin tespiti istemi bakımından, Yargıtay 15. HDnin 2018/4116 E. ve 2019/3154 K. Sayılı emsal ilamı da nazara alınarak, 450.000,00 T bedel üzerinden hesaplanan 7.684,87 TL eksik harcı harçlar kanununun 30 ve devamı m uyarınca yatırması için 1 haftalık kesin süre verilmesine, aksi takdirde davanın bu talep yönünden HMK 150 m uyarınca işlemden kaldırılacağının ihtarına, (ihtarat yapıldı.)", 2 nolu ara karında ise "Harç ikmal edildiği takdirde, davanın açılış tarihi de dikkate alınarak dosyanın mahkememiz heyetine tevdi edilip edilmeyeceği hususunun gelecek celse değerlendirilmesine" karar verildiği ve yapılan yargılama sonucunda harcın ikmal edilmemesi nedeniyle teminat senetlerinin geçesizliğinin tespitine ve iadesi talebi yönünden davanın açılmamış sayılmasına, alacak talebinin ise ispat edilemediğinden reddine karar verilmiştir. İşbu dava tek hakim tarafından görülerek karara bağlanmıştır.

5235 Sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun'un 5 maddesinde, "Asliye ticaret mahkemesi kurulan yerlerde konusu parayla ölçülebilen uyuşmazlıklarda dava değeri üç yüz bin Türk lirasının üzerinde olan dava ve işlere bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacağı" şeklinde düzenleme mevcuttur. Dava tarihi itibari ile ise bu tutar 500.000 TL'dir.

Somut olayda, dava konusu, 50.000 TL imalat bedeli nedeniyle alacak ve her biri 225.000,00 TL bedelli iki adet teminat senedinin geçersizliğinin tespiti ile iadesi istemine ilişkin olup, hal böyle olunca, dava değerinin 500.000,00 TL'nin üzerinde olduğu, davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde bir başkan ve iki üye ile toplanacak heyetçe yürütülüp sonuçlandırılacak işler kapsamında kaldığı, davanın heyetçe görülmesi ve delillerin takdir edilmesi gerektiği gözetilerek dosyanın heyete tevdi gerekirken tek hakim tarafından değerlendirilme yapılarak karar verilmesinde isabet görülmemiştir. Mahkemenin teşekkülüne ilişkin bu kural kamu düzeninden olduğundan resen gözetilmiştir.

Yukarıda açıklandığı üzere dava değeri 500.000,00 TL'nin üzerindedir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulüne, mahkemece kararının HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

 1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne,

2. Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/07/2021 tarih ve 2020/458 Esas.  2021/524 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1. a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına,

3. Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın   ilk derece mahkemesine gönderilmesine,

4. Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL istinaf karar harcının talep halinde kendisine iadesine,

5. İstinaf talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 12/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdı

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinSözleşmesindenİadesi(EserTeminatkonusuankaraKaynaklanan)Alacak,hükümSenetlerinin

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim