SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 27. HD 2024/545 E. 2024/541 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/545

Karar No

2024/541

Karar Tarihi

12 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2024/545 - Karar No:2024/541

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

27. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/545

KARAR NO : 2024/541

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ARA KARAR TARİHİ : 25/01/2024

NUMARASI : 2024/52 Esas

İHTİYATİ TEDBİR TALEP

EDEN/ DAVACI :

VEKİLİ :

KARŞI TARAF/ DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Alacak (Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesinden Kaynaklanan)

TALEP KONUSU : İhtiyati Tedbir

KARAR TARİHİ : 12/06/2024

KARAR YAZIM TARİHİ : 24/06/2024

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen ara karara karşı ihtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:

İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekili; müvekkili ile davalı kooperatif arasında ... parseller üzerinde inşaat yapılması için Ankara 10. Noterliği'nin 18.09.2006 tarih ve 19665 yevmiye no'lu kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, her ne kadar taraflar arasında ek sözleşmeler yapılmış ise de, BK'nun 13. madde hükmü gereğince borcun içeriğini genişleten veya yasal şekle bağlı olarak yapılmış sözleşmede var olan herhangi bir kaydı kaldıran veya değiştiren, sözleşmeden doğan borçları ağırlaştıran sözleşmelerin de asıl sözleşmenin yapıldığı şekle uygun olarak yapılmasının zorunlu olup, yapılan ek sözleşmelerde ana sözleşmeye göre müvekkili davacıya verilecek daire sayısının düşürüldüğünü, bir takım sözleşmede yazılı imalatın daha pahalı imalatlar ile değiştirilmesinin öngörüldüğünü, ana sözleşmenin asli unsurlarında değişiklik yapıldığından adi yazılı ek sözleşmelerin geçersiz ve hiçbir hukuki değerinin olmadığını, yüklenici müvekkilinin, sözleşmenin imzalanmasını müteakip derhal tüm inşaat ruhsatlarını alarak işe başladığını ve önemli ölçüde imalat yaptığını ancak inşaat devam ederken kendi kusurundan kaynaklanmayan bir takım olumsuzluklarla karşılaştığını ve bu durumların çözümü için önemli ölçüde zaman kaybettiğini, gerek mücbir sebepler gerekse davalı arsa sahibi kooperatifin sözleşmeye aykırı ve hasmane tutumları yüzünden inşaatın süresinde bitirilemediğini, mücbir sebepleri dahi en kısa vadelerde aşan müvekkilinin, arsa sahibi kooperatif yönetiminin kendilerine inşaatı bitirtmeyecekleri yönündeki söylemlerine defalarca kez tanık olduğunu, davalının Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/90 Esas sayılı dava dosyası ile sözleşmenin geriye etkili feshi ve müvekkili tarafından 3. kişilere devredilen tapuların iptal edilerek kendi adlarına tescilini talep ettiğini, müvekkilinin 24.01.2019 tarihinde Ankara 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2019/48 Esas sayılı dava dosyasıyla sözleşmenin geriye etkili feshinin talep edildiğini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla imalat bedeli, menfi zarar ve munzam zararın tahsilini talep ettiğini, aynı tarihli duruşmada kooperatifin gerekçelerine iştirak etmemekle birlikte sözleşmenin geriye etkili feshinin talep edildiğini, taraf iradelerinin ve dosyaların birleştiğini, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/90 Esas sayılı dosyasında bir takım bilirkişi raporlarının alındığını ve bu raporlara karşı itiraz edildiğini, aleyhe hususları kabul anlamına gelmemek kaydıyla alınan raporlarda inşaat gerçekleşme seviyesinin hesaplandığını ancak eksiklikler ve hatalı hesaplamaların bulunduğunu, müvekkili şirketin imalat bedeli alacağının 3. kişilere devrettiği bağımsız bölümlerin toplam değerinden çok daha fazla olduğunu, bu hususun Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/90 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan, eksik hesaplama yapıldığına ilişkin itiraz ettiğimiz bilirkişi raporları ile de sabit olduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere yüklenicinin 3. şahıslara devrettiği bağımsız bölümlerin bedellerini, yüklenicinin imalat bedeli alacağından mahsup edilmesinin mümkün olduğunu, uzun süredir fiilen bitmiş bağımsız bölümlerde ikamet eden tapu sahiplerinin mağdur olmamaları adına, müvekkili şirket tarafından 3.şahıslara devri yapılan bağımsız bölümlerin, bedellerinin müvekkili şirket alacağından mahsup edilmesi kaydı ile tapu sahibi 3.şahıslar uhdesinde bırakılmasını, bu bağımsız bölümlerin bedellerinin müvekkilinin imalat bedelinden mahsup edilmesini, müvekkili şirkete bakiye alacağının ödenmesini talep ettiklerini, maddi açıdan zor günler geçirmekte olan müvekkilimin yargılama harç ve giderlerini karşılayabilecek ekonomik durumu bulunmadığından adli yardım talebinde bulunduklarını, Arabuluculuk Kanunu'nun 3.maddesi uyarınca arabuluculuk görüşmelerinin yapıldığını ancak davalı tarafın anlaşmaya yanaşmadığını ve olumlu bir netice de alınamadığını, taraflar arasında anlaşma sağlanamadığına ilişkin arabuluculuk son tutanağının sunulduğunu, müvekkili lehine telafisi imkansız zararının doğmasının önüne geçilmesi adına, davalının sahip olduğu tek malvarlığı olan ... parsel) kayıtlı taşınmazların kaydına ihtiyati tedbir konulmasını, müvekkilinin 3.kişilere devrettiği tüm bağımsız bölümlerin bedellerinin müvekkilinin davalı Kooperatiften imalat bedeli alacağından mahsup edilerek tapuların müvekkilinin temlik ettiği 3. kişiler uhdesinde bırakılmasına, fazlaya ilişkin dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla 24.900.000 TL ve inşaat imalat bedelinin ve 100.000,00 TL menfi zararının fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Mahkemece; somut olayda kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geriye etkili feshi nedeniyle inşaat imalat bedeli ve menfi zararın tahsiline ilişkin davacı talebi taraf delilleri toplanmak suretiyle yapılacak yargılama neticesinde değerlendirilebileceğinden talep yargılamaya muhtaç bulunmakla mevcut dosya kapsamı uyarınca yasada aranan yaklaşık ispat koşulu yerine getirilmediği gibi nizalı alacağın ileride tahsilini sağlamaya yönelik olarak dava konusu olmayan malvarlığı unsurlarına ihtiyati tedbir konulamayacağından, dosya kapsamı uyarınca yerinde görülmeyen ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.

İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekili istinaf başvurusunda; dava dilekçesi ile davalı kooperatif ile akdedilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi geriye etkili feshedildiğinden müvekkilinin inşaat imalat bedeli alacağı ve menfi zararlarının tahsilinin ve dava konusu taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasının talep edildiğini ancak mahkemece ihtiyati tedbir talebinin "yaklaşık ispat" koşulu yerine getirilmediği gerekçesiyle reddedildiğini, dosya kapsamında sunulu belgeler ve Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/90 Esas sayılı dava dosyası incelendiği zaman da anlaşılacağı üzere müvekkilinin dava konusu taşınmaz üzerinde imalat alacağının bulunduğunu, yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiğini, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/90 Esas sayılı dava dosyasında alınan bilirkişi ek raporunda; " 1- Dava konusu taşınmazların, dava, birleşen dava ve yerinde inceleme tarihi itibarıyla toplam değerleri: 2017 yılı dava tarihi itibariyle; 4.890.876,94 TL, 2019 yılı birleşen dava tarihi itibariyle; 6.154.585,74 TL, 2020 yılı keşif tarihi itibariyle; 6.760.362,58 TL olarak..., 2- Davalı birleşen dava davacısı yüklenici tarafından yapılan imalat bedeli: 2017 yılı dava tarihi itibariyle; 9.966.068,05 TL + 37.919,20 TL=10.003.987,25 TL, 2019 yılı dava tarihi itibariyle; 14.350.234,05 TL + 53.944,00 TL=14.404.178,05 TL, 2020 yılı keşif tarihi itibariyle; 17.514.065,16 TL + 62.304,00 TL=17.576.369,16 TL olarak hesaplanmıştır..." denilmek suretiyle müvekkilinin inşaat imalat alacağına yönelik birtakım hesaplamalar yapıldığını, söz konusu bu rapora karşı imalat alacağının daha fazla olduğuna ilişkin olarak itiraz edildiğini, Ankara 25. Asliye Hukuk Mahkemesi'nce raporda değerlendirilmesi gereken eksik delillerin toplanma aşamasındayken dosyada görevsizlik kararı verildiğini, yine işbu görevsizlik kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, dosyanın halihazırda istinaf incelemesinde olduğunu, müvekkilinin hak kaybına uğramaması adına huzurdaki davanın açıldığını, dolayısıyla müvekkili davacı tarafından dava konusu taşınmaz üzerinde imalat yapıldığının, yapılan imalat bedellerinin ise parasal bir karşılığının olduğunun, Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca davalı arsa sahibinin müvekkilinin imalat bedeline ilişkin alacağını ödemekle yükümlü olduğunun izahtan vareste olduğunu, yine bilindiği üzere kat karşılığı inşaat sözleşmeleri, arsa sahibinin belirli bir payını yükleniciye devretmeyi taahhüt ettiği ve yüklenicinin de bu arsa üzerine bina yapımını üstlendiği sözleşmeler olup, yüklenici, arsa sahibi ile aralarındaki sözleşmeye istinaden inşaatı yaptığından, sözleşmenin yürürlükte olduğu dönemde yaptığı imalat bakımından iyiniyetli zilyet konumunda olduğunu, Türk Medeni Kanunu'nun 994.maddesine göre iyi niyetli zilyet, geri vermeyi isteyen kimseden şey için yapmış olduğu zorunlu ve yararlı giderleri tazmin etmesini isteyebilir ve bu tazminat ödeninceye kadar şeyi geri vermekten kaçınabileceğini, buna göre yaptığı inşaatın bedeli ödenmedikçe, yüklenicinin taşınmazı geri vermekten kaçınabileceğini, emsal Yargıtay kararlarında da yüklenicinin imalat bedeline ilişkin alacağı ödenmediği sürece geri vermekten kaçınma hakkının kullanılabileceğinin belirtildiğini (Yargıtay 15. HD'nin 20.02.2002 tarih ve 2001/4934-859 E-K, Yargıtay 15. HD'nin 06.05.2003 tarih ve 2003/1505-2439 E-K, Yargıtay 15. HD'nin 23.10.2000 tarih ve 2000/3388-4582 E-K), dolayısıyla dava konusu taşınmazlar üzerinde müvekkili davacı yüklenicinin hapis hakkı mevcut olup, ihtiyati tedbir talep etme hakkının da bulunduğunu, ayrıca ihtiyati tedbir kararı verilmemesi durumunda müvekkili davacının alacağının tahsili imkansızlaşacak ve hak kaybına uğrayacağını, zira davalı kooperatifin tek malvarlığının dava konusu taşınmaz olup, tahsil kabiliyetinin bir hayli zorlaşacağını, taleplerinin kabul görmemesi halinde dava konusu taşınmazların 3. şahıslara satılmaması ve sair zararların ortaya çıkmaması için taşınmazlar üzerine ihtiyati haciz niteliğinde ihtiyati tedbir konulmasının gerektiğini, ihtiyati tedbirin şartlarının HMK'nun 389/1. maddesinde genel olarak düzenlendiğini, buna göre mevcut durumda meydana gelebilecek değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebildiğini, dava konusu taşınmazın dava dışı 3.kişilere satılması halinde ise müvekkilinin hakkını elde etmesinin zorlaşacağının izahtan vareste olduğunu, dolayısıyla ihtiyati tedbir için kanunda aranan şartların mevcut olup, ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak, ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Talep, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında ihtiyati tedbir istemine ilişkin olup, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı ihtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından, ihtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. İhtiyati tedbir talep eden/ davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 

3. İstinaf başvurusu nedeniyle ihtiyati tedbir talep eden/ davacı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere 12/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Üye ...

e-imzalıdır

Katip ...

e-imzalıdır

e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinSözleşmesindenPayıAlacakkonusuİnşaatankaraKaynaklanan)numarasıKarşılığıtalephüküm(Arsa

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim