Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2023/1209
2024/972
11 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2023/1209
KARAR NO : 2024/972
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 12/07/2023
NUMARASI : 2022/441 Esas 2023/590 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
KARAR TARİHİ : 11/07/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 16/07/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 04.10.2015 tarihinde davalılardan ...'a ait ... AŞ’ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçmekte olan davacı yayaya çarpması sonucu davacının %82 vücut fonksiyonu kaybına uğrayacak şekilde yaralandığını ve malul kaldığını, davacının kazadan önce vinç operatörü olarak aylık en az 5.000-6.000 TL gelir elde ettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile geçici ve kalıcı maluliyet ile karşılanamayan tedavi vs. giderler için 7.500 TL, sürekli ve geçici bakıcı gideri için 7.500 TL olmak üzere toplam 15.000 TL maddi tazminatın davalı ... şirketi yönünden poliçe limiti ve dava tarihinden, davalı işleten ve sürücüden kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen, 500.000 TL manevi tazminatın da kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, 02.11.2016 tarihli ön inceleme duruşmasında maddi tazminat olarak istenilen 7.500 TL'nin 1.000 TL'sinin geçici iş görmezlik tazminatı, 6.000 TL'sinin kalıcı işgöremezlik tazminatı 500 TL’sinin SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri, diğer 7.500 TL’nin de bakıcı gideri için talep edildiğini belirtmiş, 09.07.2019 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik talebini 339.784,67 TL’ye, bakıcı gideri talebini 195.104,70 TL ‘ye yükseltmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili, 04.10.2015 günü 20.10 sıralarında trafiğin yoğun olduğu cadde üzerinde 100 metre ileride bulunan trafik işaretli yaya geçidi ve üst geçitten geçmeyen davacı ile yanındaki dava dışı arkadaşının kazaya neden olduğunu, kusuru bulunamayan davalılardan maddi ve manevi tazminat talep edilemeyeceğini, davacının tedavi sürecinin kız kardeşi tarafından bilinçli olarak geciktirildiğini, bu nedenle maluliyetin arttığını, kusur ile maluliyet yönünden ATK’dan rapor alınmasını, kabul anlamına gelmemekle birlikte talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 17.08.2015-18.08.2016 tarihleri arasında 290.000 TL limitle davalı şirkete Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu,gerçek zarar poliçe limiti ve sigortalının kusuru ile sınırlı olarak sorumlu olduklarından kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden asgari ücret üzerinden rapor alınmasını,sağlık hizmet bedelleri ve geçici iş görmezlik zararı ile tedavi giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığından SGK tarafından karşılanması gerektiğini, davacının maluliyetinin bakıcı gerektirecek oranda olmadığından bakıcı gideri talebinin reddini, davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığından dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanan geçici, sürekli iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olduğu, mahkemece verilen 2016/226 Esas 2019/704 Karar sayılı kararın istinaf incelemesi sonucu Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi'nin 2020/156 E. 2022/1288 K. Numaralı kararı ile kaldırıldığı, kaldırma kararından sonra davacının kaza tarihinde fiilen çalışması durumunda gerçek geliri nazara alınması gerektiğinden emsal gelire göre hesaplama imkânı yok ise de; hesaplama yapılırken, davacının hesap tarihine kadar olan gelirini gösteren tüm belgelerin temin edilmesi gerektiğinden davacının kazancına ilişkin deliller dosyaya eklenerek, TRH-2010 Yaşam Tablosu ile "muhtemel yaşam süresi" belirlendikten sonra "Progresif Rant Yöntemi" uygulanarak "1/kn" formülüne göre %10 artırım, %10 indirim yapılmak suretiyle tazminat hesaplanması ve yaralanmaya bağlı olarak yapılması olanaklı bulunan fatura edilemeyen tedavi giderleri yönünden davacının tüm tedavi evrakları incelenerek yaralanma derecesi ve iyileşme süreci de gözetilerek uzman doktor bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre fatura edilmeyen tedavi giderleri hakkında bilirkişiden rapor alındığı, 15.12.2022 tarihli raporda; davacı ...'ın SGK tarafından ödenmeyen tedavi giderine ilişkin zararının 28.245,00 TL olduğu, geçici işgöremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının olmadığı, mahkeme tarafından davacının aylık kazancının asgari ücretin 2,88 katı olduğunun kabul edilmesi halinde sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının 366.031,25 TL olduğu, geçici ödemenin(30.000,00 TL) mahsup edilmesiyle davacının bakiye tazminat tutarının (366.031,25 TL - 30.000,00 TL)= 336.031,25 TL olduğu, davacının aylık kazancının asgari ücret olduğunun kabul edilmesi halinde sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının ise 180.642,85 TL olduğu, geçici ödemenin (30.000,00 TL) mahsup edilmesiyle bakiye tazminat tutarının (180.642,85 TL - 30.000,00 TL)= 150.642,85 TL olduğu, bakıcı gideri zararının 195.104.70 TL olduğu (25.04.2019 tarihli kök raporda hesaplanan), kaza tarihinde (2015 yılı) ZMSS poliçesi limit tutarının 290.000,00 TL olduğu, geçici ödeme sonrası bakiye poliçe teminat limitinin (290.000,00 TL - 30.000,00 TL)=260.000,00 TL olduğu yönünde görüş bildirildiği, 24.02.2023 tarihli ek raporda; davacı ...’ın SGK tarafından ödenmeyen tedavi giderine ilişkin zararının 28.245,00 TL olduğu, geçici işgöremezlikten kaynaklanan tazminat tutarının olmadığı, Ankara BAM 26 HD'nin 20.05.2022 tarih ve 2020/156 E, 2022/1288 K. Sayılı kaldırma ilamı doğrultusunda TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant (%10 artırım %10 eksiltim) ayrıca usuli kazanılmış haklar (kaldırma kararı öncesi aktüerya rapor tarihi olan 2019 yılı asgari ücret verileri kullanılmıştır) gözetilerek tekrar yapılan hesaplama sonucunda; mahkeme tarafından davacının aylık kazancının asgari ücretin 2,88 katı olduğunun kabul edilmesi halinde sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının 366.031,25 TL olduğu, geçici ödemenin (30.000,00 TL) mahsup edilmesiyle davacının bakiye tazminat tutarının (366.031,25 TL - 30.000,00 TL)= 336.031,25 TL olduğu, aylık kazancının asgari ücret olduğunun kabul edilmesi halinde sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının ise 180.642,85 TL olduğu, geçici ödemenin (30.000,00 TL) mahsup edilmesiyle davacının bakiye tazminat tutarının (180.642,85 TL - 30.000,00 TL)= 150.642,85 TL olduğu, bakıcı gideri zararının 195.104.770 TL olduğunun belirtildiği, yeni aktüer bilirkişiden alınan 31.05.2023 tarihli raporda; mahkemece hükme esas alınan 14.06.2019 tarihli raporda kusur bilirkişi tarafından, dava konusu olayın meydana gelmesinde, ... plakalı dolmuş sürücüsü ...’ın %25 kusurlu olduğu, davacı yaya ...’ın %75 kusurlu olduğu tespit edildiğinden, hesaplanan maddi zarardan TBK'nın 52 inci maddesi kapsamında %75 kusur indirimi yapıldığı, davacı ...’ın 04.10.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, çalışma ve meslekte kazanma gücü kayıp oranının %100 olduğu, devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun tespit edildiği,mahkemenin 18.09.2019 tarihli kararının hem davalı hem de davacı tarafından istinaf edildiği, 12.04.2023 tarihli duruşmasında alınan “dosyanın yeni bir bilirkişiye tevdi ile güncel asgari ücret ve kazanılmış haklar dikkate alınarak hesaplama yapılması...” kararı gereğince, 2023 yılı asgari ücret miktarı dikkate alınarak, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığı, davacının gelirinin asgari ücrete eşit olduğunun kabulü halinde, mahkemece hüküm altına alınan 30.000,00 TL geçici ödemenin tenzili sonrasında 569.827,57 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplaması yapıldığı, davacının gelirinin asgari ücretin 2,69 katına eşit olduğunun kabulü halinde, mahkemece hüküm altına alınan 30.000,00 TL geçici ödemenin tenzili sonrasında 962.818,32 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 781.309,68 TL sürekli bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, davacının SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderinin 100.000,00 TL olarak hesaplandığı, mahkemece davalı ... şirketinin poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunun kabulü halinde, davacının ... şirketinden, sakatlanma ve ölüm teminatı yönünden toplam 260.000 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile tedavi sağlık giderleri teminatı yönünden toplam 290.000,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi zararını talep edebileceğinin bildirildiği, somut olayda; ... plakalı dolmuş sürücüsü ...’ın %25 kusurlu olduğu, davacı yaya ...’ın %75 kusurlu olduğu, davacı ...’ın 04.10.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası sonucu yaralanması nedeniyle, çalışma ve meslekte kazanma gücü kayıp oranının %100 olduğu, devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğu tespit edilmiş olup davalı araç sürücüsü ve aracın kayıt maliki olarak işleten gerçek kişiler ile davalı ... şirketinin zarardan sürücünün kusuru oranında sorumlu olacağı, buna göre kaza neticesinde davacının maluliyeti ve gerçek zararının belirlenmesine yönelik aktüer ve doktor bilirkişi incelemesindeki tespitler ve ilk verilen hüküm de davacının maddi tazminata ilişkin istinafının bulunmadığı, sadece manevi tazminat kararının istinaf edildiği, maddi tazminata ilişkin davalı lehine kazanılmış hak oluştuğu anlaşılmakla kazanılmış haklar gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 180.642,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatından 29.01.2018 tarihinde hükmolunup tahsil olunan 30.000,00 TL geçici ödemenin mahsubu ile 150.642,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... şirketinden 260.000 TL bakiye teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) sigorta şirketinden dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 195.104,70 TL bakıcı gideri 500 TL SGK tarafından karşılanmayan giderin davalı ... şirketinden dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,geçici iş göremezlik zararı hesaplanamadığından buna ilişkin talebin reddine karar verilmesi gerektiği, davacının manevi tazminat isteminin 6098 Sayılı TBK'nun 56/1 maddesi kapsamında değerlendirildiğinde davacının dava konusu trafik kazasına bağlı maluliyet oranı, yaralanmanın fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerleri bakımından manevi olarak zarara uğramasına sebep olması, olayın özelliği ile duyulan veya duyulacak elem ve acıya karşılık olarak davalı gerçek kişilere düşen kusur durumu, davacıların kusuru oranı, tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihine göre paranın alım gücü değerlendirildiğinde davacı için 100.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve makul olacağına kanaatine varılmış olmakla davanın kısmen kabulü ile; 180.642,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatından 29.01.2018 tarihinde hükmolunup tahsil olunan 30.000 TL geçici ödemenin mahsubu ile 150.642,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... şirketinden 260.000 TL bakiye teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) sigorta şirketinden dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 195.104,70 TL bakıcı gideri 500 TL SGK tarafından karşılanmayan giderin davalı ... şirketinden dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline,davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline,geçici iş göremezliğe, manevi tazminatta ve diğer taleplerde fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesi tarafından, Bölge Adliye Mahkemesi kararı sonrasında sürekli iş göremezlik tazminatına yönelik olarak, kaza tarihindeki asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama üzerinden karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında hesaplama yapılırken davacının hesap tarihine kadar olan gelirini gösteren tüm belgelerin temin edilmesi gerektiğinden davacının kazancına ilişkin deliller dosyaya eklenerek TRH 2010 Yaşam Tablosu ile muhtemel yaşam süresi belirlendikten sonra progresif rant yöntemi ile hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiğini, davacının kaza tarihine kadar gelirini gösteren belgelerin dosyaya sunulduğunu, sunulan bordrolardan davacının aldığı son ücret brüt 3.427-TL, net 2.578,92-TL olup bu ücretin 2014 Mayıs ayında uygulanan evli 3 çocuklu AGİ dahil net 894,19-TL asgari ücretin 2,88 katı olduğunun ispat edildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi kararı öncesinde ilk derece mahkemesince de asgari ücretin 2,88 katı esas alınarak yapılan hesaplama üzerinden karar verilmiş olup ücret bordroları ile ispat edilmesine rağmen hangi gerekçelerle davacının geliri asgari ücretmiş gibi değerlendirilerek karar verildiğinin anlaşılamadığını, ilk derece mahkemesince hiçbir gerekçe belirtilmeksizin asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaları esas alan raporun hükme esas alınmasının yasaya aykırı olduğunu, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamaları kabul anlamına gelmemekle birlikte karara esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişi tarafından 2014 Mayıs ayı asgari ücretinin yanlış tespit edildiğini, bu itirazının da dikkate alınmaksızın denetime elverişli olmayan bilirkişi raporu esas alınarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararında davacının faturalandırılamayan tedavi giderlerine ve ulaşım giderlerine yönelik de davalıların sorumluluklarının bulunduğu bu nedenle yaralanmaya bağlı olarak yapılması olanaklı bulunan fatura edilemeyen tedavi giderleri ile davacının tedavisi tamamlanıncaya kadar hastaneye gidip gelmesi için gerekli ulaşım gideri yönünden bilirkişi incelemesi yapılarak rapor sonucuna göre tedavi giderleri hakkında karar verilmesi gerektiğine hükmedildiğini, hüküm doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılarak belgelenemeyen tedavi giderleri ve ulaşım giderleri tespit edilmişse de mahkemece bu taleplere yönelik karar verilmediğini, bu taleplere yönelik Bölge Adliye Mahkemesi kararına neden uyulmadığı veyahut neden işbu taleplerin reddine karar verildiği konusunda da ilk derece mahkemesi kararında hiçbir gerekçe bulunmadığını, HMK 353. Madde kapsamında Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup bu kararlara karşı direnilmesinin mümkün olmadığını, ilk derece mahkemesince direnme kararı verilmişse kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, her ne kadar ilk derece mahkemesi kararından anlaşılmasa da şayet usulü kazanılmış hak nedeniyle belgelenemeyen tedavi giderleri ve ulaşım giderlerine yönelik hüküm kurulmamış ise böylesi bir değerlendirmenin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararında yalnızca sürekli iş göremezlik miktarına yönelik usulü kazanılmış hakkın esas alınması gerektiği belirtilmiş olup, belgelenemeyen tedavi giderleri ve ulaşım giderlerine yönelik araştırma yapılarak hüküm kurulması gerektiği açıkça belirtilmiş olup bu konuda usulü kazanılmış haktan söz edilmediğini, dava dilekçesi ile belgelenemeyen tedavi giderleri ve ulaşım giderlerine yönelik talepte bulunulmuş olup ilk derece mahkemesince Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce verilen Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/226 E. - 2019/704 K. sayılı kararında bu taleplerine yönelik kabul ve red yönünde hiçbir karar verilmediğini, adeta görmezden gelindiğini, bu haliyle karar verilmeyen alacaklara yönelik usulü kazanılmış hakkın gözetilmesi mümkün olmadığından mahkemece belgelenemeyen tedavi giderleri ve ulaşım giderlerine yönelik de hüküm kurulması gerekirken kararın eksik bırakıldığını ve taleple bağlılık ilkesine aykırı karar verildiğini, Mahkemece manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmiş olup bu tutarın davacının maluliyet oranı göz önüne alındığında yaşanan acı ve üzüntüyü telafi etmekten, paranın alım gücünün oldukça düştüğü bu dönemde acısını en azından maddi olarak dindirebilmekten oldukça uzak olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne kara verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde; davalı şirketin tek bir teminatı mevcut olup, bakıcı gideri adı altında başkaca bir teminatı bulunmadğından poliçe limitinin üzerinde hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, davalı şirket tarafınca düzenlenen 17.08.2015-2016 tarihli poliçede ölüm ve sürekli sakatlık teminat limiti kişi başına 290.000 TL olup, teminat üzerindeki zarardan sorumlu tutulamayacaklarını, bakıcı teminatı altında ayrıca bir teminat olmadığını, sürekli sakatlık ve sürekli bakıcı giderinin aynı teminat kapsamında olduğunu, davacı yanın maluliyeti “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe” göre tespit edilmesi gerekirken kaza tarihinde yürürlükte olmayan çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı yönetmeliği esas alınarak hazırlanan raporun ve rapor doğrultusunda hesap bilirkişisinden alınan raporun hatalı olduğunu, ayrıca 20.02.2019 tarihinde ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yayınlanmış olup bu Yönetmeliğin yürürlüğe girmesinden sonra meydana gelen kazalarda zarar gören kişilerin maluliyet söz konusu ise maluliyet durumunun bu Yönetmeliğe göre tespit edileceğini, davacının maluliyetinin Yeni genel Şartlar’a uygun bir biçimde, ““Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe ” göre tespit edilmesini ve asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla anılan bu yönetmeliğe göre tespit edilen maluliyet oranı üzerinden tazminat hesaplaması yaptırılması gerektiğini, Yerleşik Yargıtay kararları ile de sabit olduğu üzere davacı yanın talep edebileceği tazminat için esas alınacak maluliyet raporunun “Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” çerçevesinde tespit edilmiş olduğundan söz konusu kararın yerinde olmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacı vekili SGK tarafından karşılanmayan 500-TL tedavi gideri talep etmişse de bu husus ispatlanmadan bu yönde karar verilmesinin kanuna ve Yerleşik kararlara aykırı olduğunu, zararın tazmin kapsamında olması için kalem kalem belirtilmesi ve bu giderlerin makbuzlarının sunulması gerektiğini, kabul kararı verilen 500 TL tutarının nasıl belirlendiği, neye ilişkin olduğu SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığının nasıl tespit edildiğini hiçbir şekilde belirtilmediğini, davacı yanın tedavi giderleri noktasında davalı şirketin herhangi bir tazmin sorumluluğu bulunmamakta olup, davacı yanın tedavi giderlerini kalem kalem gösteren belgeleri ibraz etmesi ve SGK tarafından karşılanmadığının ispatı gerektiğini dosyada bu hususta herhangi bir şekilde uzmandan da rapor aldırılmadığını hiçbir somut delile dayanmaksızın ve araştırma yapılmaksızın hükmedilen 500 TL tedavi giderinin yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket hükümde bakiye poliçe teminat limiti ile sorumlu tutulmuş olmasına rağmen, maddi tazminat yönünden hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin bakiye poliçe teminat limiti esas alınarak oranlanmadığını, 6100 sayılı HMK'nun 326. Maddesine aykırı karar verildiğini belirterek istinaf sebepleri doğrultusunda yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, ilk derece mahkemesince bakıcı giderlerine hükmederken TBK md. 51-52 hükümlerini uygulamamış olup, bu hususun usul ve yasalara aykırı olduğunu, davalılara atfedilen kusuru hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, bilirkişi raporunda bakıcı giderinin hesabında, brüt asgari ücretin dikkate alındığını, bu hususun açıkça, usul ve yasalara ve somut olay adaletine aykırı olduğunu, davacı yana aile bireyleri tarafından bakılmakta olup, bu hususun dava dilekçelerinde de beyan edildiğini, böyle bir durumda, davacı üzerinde külfet olan brüt tutarda bir asgari ücretin söz konusu olmadığını, ayrıca Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına göre, davacının tüm yaşam süresi içinde bakıcı ücreti ödeyeceği varsayımı hayatın olağan akışına aykırı olup buna göre, Mahkemece bakıcı giderine hükmedilirken, davacının aile içi bakım dayanışmasından yararlanacağının da kabul edilmesi ve hesaplanan bakıcı giderinden TBK’nın 51.-52. maddeleri gözetilerek uygun bir oranda indirim yapılması gerektiğini, (emsal Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2014/11116 K. 2014/19793, T. 21.10.2014, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2017/5246, K. 2018/2771, T. 26.3.2018,Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2016/12534, K. 2018/1730 T. 26.2.2018 kararları), davalılara atfedilen kusuru ve dolayısıyla zarardan sorumlu tutulmasını hiçbir şekilde kabul etmemekle birlikte, bakıcı giderinin belirlenmesinde Yargıtay'ın bu yerleşik içtihadı dikkate alınarak, TBK md.51-52 hükümleri uyarınca, somut olayda davacı yanın hem kazaya kendi kusurlu eylemi ile sebebiyet verdiği hem de meydana gelen zararın artmasına da bizzat kendi ihmali eylemi ile sebebiyet verdiği hususu mutlaka gözetilmesi ve indirim yapılması gerekmekte olup, buna rağmen ilk derece mahkemesinin bu hususları dikkate almadan hüküm kurmasının usul ve yasalar ile yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğunu, herhangi bir belge ile ispatlanmayan tedavi giderine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davacının %75 kusuru da göz önüne alındığında, mahkemece hükmedilen manevi tazminat miktarının son derece fahiş olduğunu, mahkemece, hükmedilen tazminat miktarlarına ıslah tarihinden değil de, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesinin usul ve yasalara aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile kararın kaldırılmasını davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Davacı vekili ile davalılar vekillerinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, davacının yaralanması ile sonuçlanan trafik kazasından kaynaklanan geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri ile manevi tazminatın tahsili istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 04.10.2015 tarihinde davalıların maliki sürücüsü Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacısı olduğu aracın davacı yayaya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, SGK’ca karşılanmayan tedavi gideri ile bakıcı giderinin davalılardan, manevi tazminatın sürücü ve işletenden tahsilini talep etmiş; mahkemece davacının %75, davalı sürücünün %25 kusur oranı, davacının %100 maluliyeti, ömür boyu bakıcı ihtiyacı karşılığı, gelirinin asgari ücret düzeyinde olduğu kabul edilerek davanın kısmen kabulü ile; 180.642,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatından 29.01.2018 tarihinde hükmolunup tahsil olunan 30.000 TL geçici ödemenin mahsubu ile 150.642,85 TL sürekli iş göremezlik tazminatının (davalı ... şirketinden 260.000 TL bakiye teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) sigorta şirketinden dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 195.104,70 TL bakıcı gideri 500 TL SGK tarafından karşılanmayan giderin davalı ... şirketinden dava tarihi olan 14.03.2016 tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline,geçici iş göremezliğe, manevi tazminatta ve diğer taleplerde fazlaya ilişkin taleplerin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili gelire, tedavi giderlerine ve manevi tazminat miktarına, davalı ... AŞ vekili, poliçe limitinin tek olmasına, maluliyet raporuna, tedavi giderlerine, yargılama giderleri ve vekalet ücretine, davalılar Kemal ve ... vekili bakıcı ve tedavi giderlerine, manevi tazminat miktarına ve ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
Dairemizin 20.05.2022 Tarih 2020/156 Esas 2022/1288 Karar sayılı kaldırma kararında “Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının ve tazminatın miktarının doğru biçimde belirlenmesi açısından, zarar görenin kaza anındaki gerçek gelir durumunun doğru biçimde saptanması büyük önem taşımaktadır. Davacının kaza tarihinde fiilen çalışması durumunda gerçek geliri nazara alınması gerektiğinden emsal gelire göre hesaplama imkânı yok ise de; hesaplama yapılırken, davacının hesap tarihine kadar olan gelirini gösteren tüm belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise davacının hesap tarihinde bilinen son gelirinin esas alınması hususlarına dikkat edilmelidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/4550 E. 2018/1001 K.) Ayrıca davacının kaza tarihindeki gelirinin de asgari ücretin üzerinde olduğunu ileri sürmesi halinde ispat hakkı da verilmelidir.
Somut olayda davacının geliri asgari ücretin 2,88 katı olduğu kabul edilmişse de, verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır. Gelirine ilişkin tüm belgeler (maaş bordroları, banka kayıtları vs.. getirtilmeli) tüm deliller toplandıktan sonra varılacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Tazminat hesabına ilişkin olarak ise, ... mahkemece, TRH-2010 Yaşam Tablosu ile "muhtemel yaşam süresi" belirlendikten sonra "Progresif Rant Yöntemi" uygulanarak "1/kn" formülüne göre %10 artırım, %10 indirim yapılmak suretiyle tazminat hesaplanması için bilirkişiden rapor alınarak ve oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar korunarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma sonucu hüküm kurulması isabetsizdir.
Geçici ödemeye ilişkin olarak, mahkemece TBK'nın 76. maddesi uyarınca 30.000,00 TL geçici ödeme kararı verilmiş olup, bu ödemenin sigortanın sorumlu olduğu 290.000,00 TL limitten mahsup edilerek sigortanın kalıcı iş göremezlik tazminatı nedeniyle bakiye 260.000,00 TL limitle sorumlu tutulması gerekirken mahkemece geçici ödemenin infaz aşamasında gözetileceğinin belirtilmesi ve 6100 sayılı HMK 297/2 maddesi uyarınca hükmün sonuç kısmında taleplerin her biri hakkında verilen hüküm açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Faturalandırılmayan tedavi giderine ilişkin olarak ise, motorlu aracın işletilmesinden kaynaklanan kaza nedeniyle sigorta şirketi zarar görenlerin tedavisi için ödenen giderleri zorunlu olarak teminat altına alır. Sigorta şirketinin, işleten ve sürücünün yasadan ve sözleşmeden doğan bu yükümlülüğü, 6111 sayılı yasa ile getirilen düzenleme ile sona erdirilmiş bulunmaktadır, ancak sigortanın SGK tarafından karşılanmayan belgesiz tedavi giderlerinden sorumluluğu devam etmektedir.
Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarında belirtildiği üzere olayın niteliği gereği bütün giderlerin belgelendirilmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Ulaşım gideri konusunda belge bulunmasa da, davacının yaralanmasına göre tedavisi tamamlanıncaya kadar hastaneye gidip gelmesi hayatın olağan akışına uygundur. Bu durumda mahkemece doktor bilirkişiden davacının tedaviye gitmesi gerektiği tarihler konusunda rapor alınarak davacının ikamet adresi ile hastanelerin mesafesi, o tarihlerdeki ticari taksi ücretleri v.s. gözönünde bulundurularak makul bir ulaşım giderine hükmedilmesi gerekmektedir. Yine yaralanmaya bağlı olarak yapılması olanaklı bulunan fatura edilemeyen tedavi giderleri yönünden davacının tüm tedavi evrakları incelenerek yaralanma derecesi ve iyileşme süreci de gözetilerek uzman doktor bilirkişiden alınacak rapor sonucuna göre fatura edilmeyen tedavi giderleri hakkında bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme neticesi karar verilmesi isabetsiz bulunmuştur. (Yargıtay 17. H.D'nin 11.06.2020 tarih 2019/2585 Esas- 2020/3385 Karar, 28.02.2019 tarih 2016/4476 Esas- 2019/2293 Karar, 27.09.2017 tarih 2015/1535 Esas- 2017/8273 Karar, 09.04.2015 tarih 2015/1134 Esas - 2015/5600 Karar ve 12.11.2012 tarih 2012/32523 Esas-2012/12417Karar).
Bu gerekçeler ile taraf vekillerinin istinaf isteminin kabulüne, yukarıda belirtilen şekilde deliller toplandıktan sonra bir karar verilmesi bakımından, HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine bu aşamada yer olmadığına “ karar verilmiştir.
Kaldırma kararından sonra davacı vekili tarafından 02.11.2022 tarihli dilekçe ekinde davacının 2014 yılı çalıştığı İç İçtaş İnşaat AŞ ‘den temin edilen 2014 yılı Nisan Mayıs Haziran ayı bordroları sunulmuş, hükme esas alınan 07.12.2022 tarihi kök ve 24.02.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda davacının aylık kazancının sunulan bordrolara göre asgari ücretin 2,88 katı olduğu, mahkemece gelirin asgari ücretin 2.88 katı olduğunun kabul edilmesi halinde sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının 366.031,25 TL olduğu, geçici ödemenin (30.000,00 TL) mahsup edilmesiyle davacının bakiye tazminat tutarının (366.031,25 TL - 30.000,00 TL)= 336.031,25 TL olduğu, aylık kazancının asgari ücret olduğunun kabul edilmesi halinde sürekli işgücü kaybından kaynaklanan tazminat tutarının ise 180.642,85 TL olduğu, geçici ödemenin (30.000,00 TL) mahsup edilmesiyle davacının bakiye tazminat tutarının (180.642,85 TL - 30.000,00 TL)= 150.642,85 TL olduğu belirtilmiş, hükme esas alınmayan 31.05.2023 tarihli hesap bilirkişi raporunda da davacının SGK hizmet döküm cetvelinde kaza tarihinde davacı adına sigortalı bildirimi bulunmadığı, kazadan yaklaşık 2-3 ay öncesinde davacı adına günlük 43,33 TL aylık brüt 1.299,90 TL sigorta primine esas kazanç bildirimi yapıldığı, dönem aylık brüt asgari ücretin 1.273,50 TL olduğu göz önüne alındığında, davacı adına kazadan önce asgari ücretin (1.299,90/1.273,50=1,02) 1,02 katı düzeyinde, asgari ücrete yakın prime esas kazanç bildiriminde bulunulduğu davacı adına, 2014 yılında “8343.12 mobil vinç operatöre” meslek kodu ile kazanç bildirimi yapıldığı, davacı vekilinin 02.11.2022 tarihli dilekçesinde davacının 2014 yılı, nisan, mayıs ve haziran ayları ücret bordrolarının dosyaya eklendiği, 30 gün bildirim bulunan 2014-mayıs bordrosunda davacı adına brüt 3.427,00 TL kazanç bildirimi yapıldığı, bu bildirime göre davacının aylık kazancının (3.427,00/1.273,50=2,69) asgari ücretin 2,69 katına denk geldiği, ancak; davacının ücret bordrosunda yapılan sigortalı kazanç bildirimi ile SGK hizmet dökümünde yapılan sigortalı kazanç bildiriminin uyuşmadığı, hem bordroda hem de SGK hizmet döküm cetvelinde davacı adına kaza tarihinde sigortalı kazanç bildirimi bulunmadığı, bu durumda, hem asgari ücrete göre hem de asgari ücretin 2,69 katı esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğinden 2023 yılı asgari ücret miktarı dikkate alınarak, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapıldığında, davacının gelirinin asgari ücrete eşit olduğunun kabulü halinde, mahkemece hüküm altına alınan 30.000,00 TL geçici ödemenin tenzili sonrasında 569.827,57 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplaması yapıldığı, davacının gelirinin asgari ücretin 2,69 katına eşit olduğunun kabulü halinde, mahkemece hüküm altına alınan 30.000,00 TL geçici ödemenin tenzili sonrasında 962.818,32 TL sürekli iş göremezlik tazminatı alacağı olduğu belirlenmiştir.
Dosya kapsamına göre SGK kayıtlarında“8343.12 mobil vinç operatöre” meslek kodu ile kaydı bulunduğu davacının mesleğinin vinç operatörü olduğunun ispatlandığı, gözönüne alındığında mahkemece davacının gelirinin asgari ücret olarak kabulü doğru görülmemiştir.
- Davalı ... şirketi vekili maluliyet raporuna itiraz etmiştir.
Dairemizin maluliyet raporlarına direnme kararlarına ilişkin verilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 Tarih 2022/(17)4-655 Esas ve 2024/133 Karar ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.02.2024 Tarih 2022/4-299 Esas ve 2024/132 Karar sayılı ilamları ve Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Mahkemece, davacının kaza nedeniyle meydana gelen işgücü kaybı hususunda Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 26.11.2018 tarihli rapor hükme esas alınmış ise de, rapor 11/10/2008 tarih ve 27021 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası Grup 1 kabul olunarak düzenlenmiştir. Kaza 04.10.2015 tarihinde gerçekleşmiş olup maluliyet oranının tespiti açısından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yürürlüktedir. Bu durumda, davacının trafik kazası nedeniyle işgücü kaybı oranının kesin olarak belirlenmesi için kaza tarihinde Yargıtay tarafından uygulanan yönetmelik hükümlerine göre Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle davacı vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine,kaldırma ve gönderme sebebine göre davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Davacılar vekili ile davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma ve gönderme sebebine göre davacı vekili ile davalılar vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırdıkları oranda yatıranlara iadesine,
-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
-
Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
5. Ankara 8. Genel İcra Dairesi'nin 2023/115845 esasına yatırılan 785.928,91 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 11.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52