SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1573

Karar No

2024/957

Karar Tarihi

5 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1573 - 2024/957

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1573

KARAR NO : 2024/957

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 02/03/2022

NUMARASI : 2017/769 Esas 2022/162 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 05/07/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 17/07/2024

İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08.09.2017 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucu, davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek HMK 107/1-2 maddeleri uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 200,00-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 3.000,00-TL daimi iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 3.200,00-TL maddi tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile geçici işgöremezlik tazminatı talebini 2.219,05-TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 143.634,21-TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça davalı şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadan davanın açıldığını, bu nedenle davanın usulen reddi gerektiğini, ZMSS Genel Şartları gereği Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin yalnızca sigortalısının kusuru oranında ve poliçe limiti dahilinde sorumlu olduğunu, ayrıca faizin dava tarihi itibariyle yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davacının %75, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı'nın 11.06.2021 tarihli raporuna göre, davacının daimi maluliyet oranının %53 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 6 ay olduğunun belirlendiğini, davacının işgöremezlik zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacı tarafından dava açılmadan sigorta şirketine başvuru yapıldığı, 03.11.2017 tarihinde davalının temerrüde düştüğü, davalıya sigortalı aracın hususi otomobil olduğu, yasal faiz işletilmesi gerektiğinin anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 143.634,21-TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 2.219,05-TL geçici işgöremezlik tazminatı 03.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan davalı şirkete eksik belge ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddi gerektiğini, bilirkişi raporlarının taraflarına usulüne uygun şekilde tebliğ edilmediğini, maluliyet ve aktüer raporlarına itiraz ettiklerini, aktüer raporunun tebliği tarihi itibariyle itiraz için yeterli sürenin bulunmadığını, geçici işgöremezlik zararından SGK’nın sorumlu olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.

Davacı vekili, davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın çarpışması sonucu davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.

1. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Somut olayda, davacının, dava konusu kaza nedeniyle oluşan daimi maluliyet oranının ve tıbbi iyileşme süresinin belirlenmesi yönünden mahkemece Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı; raporda, davacıda kaza sonrası post travmatik stres bozukluğu geliştiği belirtilerek Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümleri esas alınarak davacıda %53 oranında daimi maluliyet belirlendiğinin, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay olduğunun mütalaa edildiği, raporun hükme esas alınarak karar verildiği görülmüştür. Ancak yargıtay uygulamasına göre kaza tarihi olan 08.09.2017 tarihi itibariyle Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri uygulanmakta olup davacının bu yönetmelik hükümlerine göre daimi maluliyet oranının belirlenmesi ve davacının maluliyetinin post travmatik stres bozukluğu nedeniyle oluştuğu belirtildiğinden buna yönelik tedavi evrakları da getirilerek zihinsel ve ruhsal bozukluğunun kaza ile illiyetinin bulunup bulunmadığı, bu nedenle tedavi görüp görmediği, tedavisinin sona erip ermediği, tedavi ile iyileşip iyileşmeyeceği, maluliyete neden olacak şekilde kalıcı hale gelip gelmediği, araz bırakacak şekilde çalışmasına engel teşkil edip etmediğinin belirlenmesi,için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesinden rapor alınması gerekirken yerleşik Yargıtay uygulamalarına uygun olmayan raporun hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.

2.  T.C. Anayasası'nın 36/1 maddesinde; "Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı merciileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir." düzenlemesi yer almaktadır. 6100 sayılı HMK'nın 27.maddesinde ise; "Davanın tarafları, müdahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler. Bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını içerir." düzenlemesine yer verilmiştir.

Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi, davanın süratle sonuçlandırabilmesi, öncelikle tarafların yargılamanın aşamalarından haberdar edilmesi ile mümkündür.

Adil yargılanma hakkı kapsamında yer alan savunma haklarının etkin biçimde kullanılmasını teminen konulan yasal düzenlemelerden biri de, davada esaslı işlem olan bilirkişi raporlarının taraflara tebliğine ilişkin düzenlemedir. 6100 sayılı HMK'nın 280/1. maddesi; "Bilirkişi, raporunu, varsa kendisine incelenmek üzere teslim edilen şeylerle birlikte bir dizi pusulasına bağlı olarak mahkemeye verir; verildiği tarih rapora yazılır ve duruşma gününden önce birer örneği taraflara tebliğ edilir." hükmünü içermektedir. HMK’nın 281/1. maddesi hükmüne göre de; tarafların bilirkişi raporunun tebliğinden itibaren 2 hafta içinde, raporda eksik gördükleri hususların bilirkişiye tamamlattırılmasını, belirsizlik gösteren hususlar hakkında bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecek durumda olmalarının sağlanması gerekmektedir.

Somut olayda, mahkemece, kazanın oluşumunda kusur oranının belirlenmesi ve davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden düzenlenen ve hükme esas alınan 15.02.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunun, davalı vekiline, iki haftalık itiraz süresini kısıtlayacak şekilde son celseden bir gün önce 01.03.2022 tarihinde tebliğ edildiği; kaldı ki davalı vekilinin, tebliğ evrakının içerisinde mahkemenin başka bir dosyasına ait bilirkişi raporunun bulunduğunu bildiren bir dilekçeyi aynı gün mahkemeye sunduğu, bu hususun da mahkemece gözetilmeden karar verildiği görülmüştür. Bu durumda mahkemece, 15.02.2022 tarihli bilirkişi bilirkişi heyeti raporunun davalı vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edilip, iki haftalık beyan süresi beklenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davalı tarafın savunma hakkını kısıtlayacak biçimde yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1. a. 6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2. Kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

3. Davalı tarafından yatırılan istinaf peşin karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,

4. Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,

5. Ankara 31. İcra Dairesinin 2022/6920 Esas sayılı dosyasına yatırılan 300.000,00 TL teminatın yatıran tarafa iadesine, 

6. Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınAçılan)Tazminatkonusuankara(ÖlümgönderilmesineVedeğerlendirilmesigerekçeZararCismanikesindelillerinSebebiylenumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim