SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1565

Karar No

2024/953

Karar Tarihi

5 Temmuz 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1565 - 2024/953

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2022/1565

KARAR NO : 2024/953

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 24/03/2022

NUMARASI : 2019/659 Esas 2022/239 Karar

DAVACILAR :

VEKİLİ :

DAVALILAR :

VEKİLİ :

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ : 05/07/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 11/07/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili, 03.08.2019 tarihinde davalılardan ...’e ait, ... Şirketine ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yolu karşıdan karşıya geçmekte olan davacılardan ...’nin eşi,...’in babası yaya ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu, ceza dosyasında alınan 09.10.2019 tarihli ATK raporu ile destek ve davalı sürücünün eşit kusurlu olduğunun tespit edildiğini belirterek davacı eş ... için 200.000 TL, her çocuk için ayrı ayrı 100.000 ‘er TL olmak üzere toplam 500.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketi 25.000 TL ile sınırlı olarak 20.09.2019 temerrüt tarihinden, diğer davalılar olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.

Davalı ... Şirketi vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 18.12.2019-18.12.2020 tarihleri arasında 25.000 TL limitle davalı şirkete ihtiyari mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup, kusur yönünden ATK’dan rapor alınmasını, istenilen manevi tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, temerrüde düşmediklerinden faiz, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep edilmeyeceğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ... vekili, ... cezaevinde olduğundan arabulucuk görüşmelerine katılmadığını, davanın zamanaşımı süresi içinde açılmadığını, savcılık aşamasında alınan bilirkişi raporunda destek asli, davalı tali kusurlu bulunmuş iken ceza dosyasına alınan kusur raporunda eşit kusurlu bulunduklarını, ceza dosyasının kesinleşmediğini kusur konusunda çelişkinin giderilmesi gerektiğini, istenen tazminatlar fahiş olduğu gibi davalının ödeyecek maddi durumunun da bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

Davalı ..., kazaya karışan aracın sahibi olduğunu, aracı ödünç olarak davalı ...’e verdiğini, kazayı daha sonra öğrendiğini, ceza dosyasında çelişkili kusur raporları bulunduğunu desteğin asli ve tam kusurlu olduğunu, davacıların zararının sigorta şirketi tarafından karşılandığını kusur konusunda çelişkinin giderilmesi gerektiğini, istenen tazminatların fahiş olduğu gibi ödeyecek maddi durumunun da olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davanın müteveffa ... mirasçıları tarafından 03.08.2019 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalı sigorta şirketi, araç maliki ve araç sürücüsüne yöneltilmiş manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketince kaza tarihini kapsar şekilde 02.08.2019-02.08.2020 tarihleri arasında "Genişletilmiş Beyaz Kasko Sigorta Poliçesi" ile davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, ihtiyari mali sorumluluk manevi tazminat talepleri ile ilgili şahıs başına bedeni limitin % 25'ine kadar teminat verildiğinin belirtildiği ve şahıs başına bedeni limitin ise 100.000,00 TL olarak gösterildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 18.10.2021 tarihli raporunda; davalı sürücü ...'un % 50, müteveffa yaya ...'ın % 50 oranında kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1108 E. sayılı dosyasının uyap üzerinden getirtilen duruşma tutanakları, bilirkişi raporları ve gerekçeli kararının incelenmesinde; davalı ... hakkında taksirle ölüme neden olma suçundan yürütülen yargılama neticesinde mahkumiyet kararı verildiği ve kararın kesinleşmediği, iddia ve savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; 03.08.2019 tarihinde davalı sürücü ...'un sevk ve idaresindeki, davalı ...'in işleteni olduğu ve davalı sigorta şirketine sigortalı ... plaka sayılı aracın davacıların murisi yaya ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ...'ın vefat ettiği ve murisin eşi ve çocukları olan davacıların manevi tazminat istemi ile eldeki davayı açtığı, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85. maddesine göre, bir aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin yaralanmasına veya ölümüne sebebiyet vermesi halinde teşebbüs sahibi ve araç işleteni oluşan zarardan sorumlu oldukları, TBK'nın 56/2. maddesi hükmü gereğince, ölenin yakınları tarafından da manevi tazminat talep edilebileceği, buna göre somut olayda manevi tazminat koşullarının oluştuğu, tarafların sosyal ekonomik durumları, kaza tarihi, kazanın oluş şekli, davalı sürücünün kaza sırasında 1,82 promil alkollü oluşu, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, manevi tazminatın amacı, zenginleştirme ve fakirleştirme amacı taşımaması, cezalandırma ve mamelek hukukuna ilişkin tazmin amacı güdülmemesi, 22.06.1966 tarih, 1966/7 Esas-7 Karar sayılı YİBK kararındaki kriterler gözetildiğinde, davanın kısmen kabulüne, davalı sigorta şirketinin teminat limitinin 25.000,00 TL olduğu ve davacılar vekilinin davalı sigorta şirketi yönünden taleplerini kuruşlandırdığı 17.02.2022 tarihli dilekçesi gözetilerek davalı sigorta şirketinin sorumluluğu teminat limiti ile sınırlı olmak üzere davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 80.000,00 TL'nin 03.08.2019 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı ... Şirketi 10.000,00 TL'sinden ve 25.10.2019 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için 40.000,00 TL'nin 03.08.2019 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı ... Şirketi 5.000,00 TL'sinden ve 25.10.2019 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı .... için 40.000,00 TL'nin 03.08.2019 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı ... Şirketi 5.000,00 TL'sinden ve 25.10.2019 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, davacı ... için 40.000,00 TL'nin 03.08.2019 kaza tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte (Davalı ... Şirketi 5.000,00 TL'sinden ve 25.10.2019 temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere) davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; yerel mahkeme tarafından davacılar lehine hükmedilen manevi tazminat miktarları yetersiz olduğunu, mahkemece hükme esas alınan kusur raporunu kabul etmediklerini, hükme esas alınan ATK Trafik İhtisas Dairesinin 18.10.2021 tarihli bilirkişi raporunda sürücü ...’un %50 oranında, müteveffa yaya ...’ın %50 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de araç sürücüsü ...’un, kazadan bir saat sonra yapılan ölçümde 1,82 promil alkolü olduğu tespit edildiği gibi, kaza anında hız sınırının oldukça üzerinde (%50 den fazla aşmıştır) bir hız ile hareket ettiğini, ceza dosyasına vermiş olduğu kendi beyanlarından da açıkça anlaşılacağı üzere aracı ile bir insana çarptığının farkına bile varamayacak derecede bir hızla hareket ettiğini, 18.10.2021 tarihli ATK raporunda; ...'un hız limitinin %50'sinden fazla bir hızla seyir halinde oluşunun vefat olayı sonucu doğurmasındaki illiyet bağının doğru bir şekilde irdelenmediğini, kaza anında yüksek promil oranı ile alkollü olan sürücü ...’un, kazanın meydana geldiği yolda KTK da belirlenen hız sınırını %50 den fazla olacak şekilde aşmış halde seyir halinde olup kaza anında yola çıkan yaya ...'ı fark ederek otomobili ile fren yapıp sağ şeride doğru şerit değiştirmeye başlamasına rağmen bu kazanın oluşumuna engel olamadığını, yüksek oranda alkollü olduğundan aracın hakimiyetini sağlayamadığını, kazanın meydana gelmesinde müteveffa ile eş değer oranda kusurlu olduğuna ilişkin yapılan tespitlerin kabulünün mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle beraber; ceza yargılaması sırasında ... Teknik Üniversitesi emekli öğretim üyeleri trafik uzmanlarından alınan 03.06.2021 tarihli kusur raporunda müteveffa yaya ...'ın tali kusurlu olduğu görüş ve kanaati bildirilmiş olup kazaya ilişkin alınmış olan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için dosyanın Karayolları Genel Müdürlüğü Trafik Güvenliği Dairesi Başkanlığı'na ya da ... Teknik Üniversitesi'ne gönderilerek çelişkinin giderilmesi aksi halde İstanbul Teknik Üniversitesi emekli öğretim üyeleri trafik uzmanlarından alınan 03.06.2021 tarihli raporun çok daha kapsamlı ve olayın oluşuna uygun olması nedeniyle hükme esas alınması gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davalı ...’un yalnızca ruhsat sahibi olup diğer davalı sürücüye aracı ödünç verdiğini, kazanın vuku bulmasında herhangi bir kusuru bulunmadığı gibi kazadan ve sonraki süreçten daha sonra haberdar olduğunu, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1108 sayılı dosyasında alınan 08.08.2019 tarihli raporda; müteveffa ...'ın asli ve diğer davalı sürücün tali kusurlu olduğuna hükmedildiğini, kazanın vuku bulduğu yolda geçiş hakkının sürücüye ait olduğu gerek ceza dosyasında alınan raporlarda gerekse de eldeki adli tıp kurumu raporunda ayrıca ve açıkça belirtildiğini, yol önceliğinin sürücüye ait olduğu, herhangi bir yaya bölmesi veya yaya geçidi olmayan güzergahta; müteveffanın koşarak gece vakti karşıdan karşıya geçmeye çalışmasının müteveffanın asli ve tam kusurlu olduğunu gösterdiğini, ceza dosyasında taraflara %50’şer kusur verilmiş olup kazanın alkol etkisinde meydana gelmediği, sürücünün gerekli özeni göstermemesi ve müteveffanın da yol güvenliğine bakmadan, üst geçidi kullanmadan ve koşarak karşıya geçmesinden kaynaklandığının belirtildiğini, bu sebeplerle 18.10.2021 tarihli adli tıp raporunda müteveffanın kusuruna yönelik tespitler usul ve yasaya uygun olup tüm bu tespitlere rağmen asli kusurun müteveffaya verilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olup itirazları dikkate alınmaksızın verilen yerel mahkeme kararının hatalı olduğunu, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1108 E. sayılı dosyası halen derdest olup bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını, bu dosyadaki kusur durumu henüz netleşmediği gibi kesin bir mahkumiyet hükmünün de mevcut olmadığını, kazanın diğer davalı sürücünün alkollü olmasından kaynaklanmadığını, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nınca alınmış 08.08.2019 tarihli raporda, davalı sürücünün tali kusurlu olduğuna kanaat getirilmiş olup bu raporun hükme esas alınabilir mahiyette olduğunu, müteveffanın kusuru da mevcut olup sürücü ve müteveffanın alkol dışı kusurlarından kaynaklanan sebeple kazanın meydana geldiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, dava konusu kaza ile ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 08.08.2019 tarihli raporunda; davalı sürücü ...’un tali kusurlu olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 09.10.2019 tarihli raporunda azami hız limiti 50 km/saat olan meskun mahal sınırları içerisinde orta ayırıcısının 30 santim yüksekliğinde beton taş olduğu, bölünmüş, aydınlatılması mevcut mahalde yaya-okul geçidi ile kavşak giriş çıkışının olmadığı ile sürücü ...’un 1,829 promil alkollü olduğu tespit edildiği belirtilmesine rağmen 100 metre ileride yaya üst geçidi olduğu hususuna hiç değinilmediğini dosya kapsamında; trafik kazası tespit tutanağındaki tespitler, bilirkişi raporu, mevcut CD ‘deki oluş anına dair izlenen görüntüler ve kaza sonrası aracın durduğu mesafe ile ifadelerin tümümün incelenmesi ile ...’un hız limitinin 50km/saat olduğu, yolda gece vakti alkollü vaziyetteki seyrini dikkatsiz ve mahal şartlarına uygun olmayan hızla sürdürüp orta kısmında 3 yaya gördüğünü, belirttiği olay yerine hız azaltmadan yaklaştığında sol taraf orta ayırıcıdan ilk giren iki yayanın akabinde girdiği yolda sağına bakıp kendi gelişini görmesiyle koşmaya başlayan yaya ...’a aracının ön kısmıyla çarpması neticesinde meydana geldiği , oluş şartlarındaki olayda tarafların eşdeğer oranda kusurlu oldukları kanaatine varılmasıyla bilirkişi raporundaki kusurlandırmaya iştirak edilmeyerek rapor tanzim edildiğini, mevcut verilere göre; sürücünün; idaresindeki otomobille alkollü vaziyette gece vaktindeki seyrini gerekli dikkatini vermeden ve mahal şartlarına uygun olmayan hızla sürdüğü yolun aydınlatmanın bulunduğu olay yeri kesiminde karşıya geçmek için sol taraf orta ayırıcıdan ilk giren iki yayanın akabinde girdiği yola sağına bakıp kendi gelişini görmesiyle koşmaya başlayan yaya ... ‘a aracının ön kısmıyla çarptığı, bu oluş şartlarındaki olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmakla eşdeğer oranda kusurlu görüldüğünü, müteveffa yaya ...; caddenin geçiş hakkına sahip olmadığı kesimden karşıya geçmek için diğer kısmı geçerek geldiği 30 cm yüksekliğinde orta ayırıcıdan trafiğin seri işlediği yola birlikte geldiği iki yaya akabinde gelen araçları yeterince gözetmeden giriş ve geçiş sırasında geldiğini gördüğü sanık sürücü ...’un idaresindeki otomobil nedeniyle koştuğu esnada bu otomobilin ön kısımlarından çarpıldığı bu oluş şartlarındaki olayda dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmakla eşdeğer oranda kusurlu görüldüğü hususunda kanaatlerini bildirdiği, bu durumda dosyada mevcut iki rapor arasında mübayenet olup bu mübayenetin asliye ceza mahkemesinde giderilmediğini, bu sebeplerle ortada henüz kesinleşmiş tarafların kusuruna ilişkin bir rapor bulunmadığını, eldeki davada alınan rapor ile de davalı ... ile müteveffa eşit kusurlu olduğu bildirilmiş ve mahkemece de bu kusur oranı üzerinden manevi tazminata karar verilmiş ise de Adli Tıp Kurumunun 18.10.2021 tarihli söz konusu kusura ilişkin raporuna karşı itirazlarının karşılanmadığını, mahkemece Ankara 3.Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/1108 E. sayılı dosyasının istinaftan dönüşünün beklenmesi gerekirken beklenmediğini, talep edilen ve mahkemece hüküm altına alınan manevi tazminat miktarları fahiş olup sürücünün maddi durumu nazara alındığında maddi varlığı ile karşılanamayacak düzeyde olduğunu, tarafların maddi ve içtimai durumunun yeterince araştırılmadığını, kaldı ki manevi tazminatın, talep edenler yönünden zenginleşme amacı taşımaması gerektiğini, davacıların miras bırakanın asli kusurlu olduğu düşünüldüğünde talep edilen manevi tazminat miktarların kabulünün mümkün olmadığını belirterek belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

HMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacılar vekili ile davalılar ... ve ... vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;

Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklanan desteğin eşi ve çocukları tarafından karşı araç sürücüsü işleteni ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacı aleyhine açılmış manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 03.08.2019 tarihinde davalıların maliki, sürücüsü ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacıların eşi ve babası olan yaya ...'a çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek davalılardan manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davalı sürücü ile desteğin eşit kusurlu (%50’şer) olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacılar vekili kusur oranına ve tazminat miktarının düşük olmasına, davalı ... vekili işleten sıfatına kusur oranına ve tazminat miktarının yüksek olmasına, davalı ... vekili kusur oranı ve tazminat miktarının yüksek olmasına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.

1. Davalı ... vekili işleten sıfatına itiraz etmiştir. 

İşleten tanımı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesinde “Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır” şeklinde yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 3. maddesinde işleten sıfatı belirlenmesinde şekli ve maddi ölçüt olmak üzere iki ayrı ölçütten yararlanılmıştır. Şekli ölçüte göre trafik sicilinde malik görülen kişi işletendir. Maddi ölçüte göre ise, trafik sicilinde adı geçen kişinin önemi bulunmamakta olup önemli olan araç üzerindeki fiili hakimiyet, araçtan ekonomik yarar sağlama, masraf ve rizikolara katlanma gibi ölçütlerdir. İşletenin belirlenmesinde doktrin ve Yargıtay'ın kabul ettiği görüş maddi ölçüttür.

2918 sayılı KTK'nın 85. maddesi ise “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” hükmünü içermektedir. Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de, bu araçların sahipleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılmasının bir başka kimseye devir edilmesi halinde (çok kısa bir süre olmaması kaydıyla), artık üzerindeki fiili hakimiyetin kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekip, bunun sonucu olarak da araç malikinin sorumlu tutulmaması gerekecektir. 2918 sayılı Kanunun 86. maddesinde ise, bu Kanunun 85.maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, ”Araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir.

Somut olayda, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihinde davalı ... adına kayıtlı olduğu ve aracı ödünç olarak diğer davalı ...’e verdiğini beyan ettiğinden davalı malik ...’un işleten olarak hüküm altına alınan tazminattan sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

2. Davacılar vekili ile davalı sürücü ve işleten vekili kusur oranına itiraz etmiş ise de dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağı, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12 Ceza Dairesinin 31.10.2022 Tarih 2022/381 Esas 2021/2436 Karar sayılı ilamı ile istinaf isteminin esastan reddine dair verilen 3 Asliye Ceza Mahkemesinin 14.07.2021 Tarih 2019/1108 Esas 2021 /31864 Karar sayılı dosyasında alınan 09.10.2019 tarihli ATK kusur raporu ile eldeki davada alınan 18.10.2021 tarihli ATK kusur raporlarından 03.08.2019 günü saat 23:20 sıralarında sürücü ...‘un sevk ve idaresindeki ... plakalı otomobili ile Tandoğan yönünden Keçiören istikametine Kazım Karabekir Caddesini takiben seyir halinde iken, olay mahalline geldiği esnada, gidiş istikametine göre yolun solundan kaplamaya giren yaya ...'a aracının ön kısmı ile sadmesi sonucu, dava konusu olayın meydana geldiği, olay mahallinin; bölünmüş yol, asfalt, cadde, yatay güzergahı düz yol, düşey güzergahı eğimsiz, görüşe engel cisim yok, vakit gece, aydınlatma mevcut, hava açık, yol yüzeyi kuru, azami hız limiti 50 km/h ve meskun mahal olup sürücünün 1,82 promil alkollü olduğu, mahalde kavşağın bulunmadığı olay anı görüntülerini içerir CD ‘den bir grup yayanın karşıdan karşıya geçmek maksadıyla yola girip orta refüje kadar geldiği, yaya ...'ın yola girdiği, mahal şartlarının üzerindeki hız ile gelen sürücünün yol içinde bulunan diğer iki yayaya kıl payı çarpmayarak yol içinde bulunan diğer yaya ...'a çarptığı, ceza aşamasında hazırlanan 08.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda; yaya ...'ın asli kusurlu, sürücü ...'un tali kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, ceza aşamasında Ankara Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan 09.10.2019 tarih ve 2019/17328/7176 sayılı kanaat raporunda; yaya ve sürücünün eş değer oranda kusurlu olduğunun belirlendiği, ceza aşamasında hazırlanan 03.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda; yaya ...'ın tali kusurlu, sürücü ...'un asli kusurlu olduğu kanaatinin bildirildiği, tüm dosya kapsamı, dava ve cevap dilekçeleri, trafik kazası tespit tutanağı, dosya mevcudundaki tüm beyanlar, ceza aşamasında hazırlanan bilirkişi raporları incelendiğinde; olay mahallinde kavşak veya herhangi bir yaya geçidinin bulunmaması nedeniyle geçiş hakkı sürücüye ait olsa da, yol içine girmiş yaya grubuna rağmen mahal şartlarının çok üzerindeki hız ile meskun mahal içi bu yolda kontrolsüzce seyri nedeniyle sürücüye de yaya derecesinde kusur atfının uygun bulunduğu, daha önce Ankara Trafik İhtisas Dairesince hazırlanan raporun olayın oluşuna uygun düştüğü, sürücü ...’un, idaresindeki araç ile meskun mahal içi yolda seyir halinde iken, yola gereken dikkat ve özeni göstermesi, aracının hızını uygun seviyeye düşürüp bu mahalde müteyakkız şekilde seyir halinde olması, gidiş istikametine göre yolun solundan kaplamaya giren yaya grubunu gördüğünde klakson ikazı ile birlikte etkin fren tedbirine başvurması gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, meskun mahal içi bu yolda kaplama içine girmiş yayalara rağmen mahal şartları üzerindeki hızını düşürmeden kontrolsüzce seyri sonucu meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu, yaya ...’ın, karşıdan karşıya geçiş yapmadan önce yolu yeterli ve gerekli şekilde kontrol etmesi, sağından gelen araçların varlığı halinde kendi can güvenliği ve geçiş hakkını gözeterek karşıya geçişini gerçekleştirmesi gerekirken, bu hususlara riayet etmeyerek, hızla gelen araca rağmen koşarak bu aracın seyir şeridine doğru hareketi sonucu meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişiler tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir. 

2. Davacılar vekili manevi tazminat miktarının düşük olduğuna, davalı işleten ve sürücü vekili yüksek olduğuna yönelik itiraz etmiştir .

Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nın 56/2. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir. ”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.

Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)

Somut olayda, iddia, savunma, 03.08.2019 tarihli saati 23.20 olan kaza tespit tutanağı, kesinleşmiş ceza dosyasında alınan 19.03.2021 tarihli ATK raporu ile eldeki davada alınan 18.10.2021 tarihli ATK kusur raporlar, davacıların kaza nedeniyle eş ve babalarını kaybettiğinin anlaşıldığı, olay tarihi(2019), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu, davacıların çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacıların uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacılar için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56/2. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekilinin yerinde görülmeyen bütün istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1. Davacılar vekili ile davalılar ... vekili ve ... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1. b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2. Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gerekli 427,60 TL harçtan peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına 

3. Davalılar ... ve ...’den alınması gerekli 13.662,00 TL karar harcından peşin alınan toplam 6.831,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 6.831,00 TL harcın davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına, 

4. Davacılar ve davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

5. Gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davacılar ve davalılar ... ve ...’e iadesine, 

6. Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinTrafikdelillerinManevideğerlendirilmesiTazminatNedeniylekonusugerekçeankaranumarasıdairesiKazasıhukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim