Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/1041
2024/940
5 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1041 - 2024/940
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1041
KARAR NO : 2024/940
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/12/2021
NUMARASI : 2018/788 Esas 2021/834 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 05/07/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 16/07/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı taraf vekillerince süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 08.07.2018 tarihinde davalı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın önce dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, daha sonra davacı ... idaresindeki ... plakalı araca çarptığını ve meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığını, kaza tespit tutanağı ve ceza soruşturması içeriğine göre kazada davacıların ve dava dışı sürücünün kusuru bulunmadığını, tek kusurlunun davalı sürücü olduğunu, kaza nedeniyle davacıların genç yaşta sakat kaldıklarını, kaza nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradıklarını, davalı ...’nun hem araç maliki hem de sürücü olarak maddi ve manevi zararlardan sorumlu olduğunu, sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, her davacı için ayrı ayrı 900,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 4.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, her davacı için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 200.000,00 TL manevi tazminatın davalı ...’dan kaza tarihinden itibaren işlemiş faizi ile birlikte tahsili ile davacılara ödenmesine karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında maddi tazminata ilişkin taleplerini davacı ... için 4.809,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 52.705,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 15.777,54 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 85.858,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 15.777,54 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 20.025,47 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, davacı ... için 1.122,18 TL geçici iş göremezlik tazminatı olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... vekili, kazanın meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağına ve krokilere itiraz ettiklerini, kazanın kaza tespit tutanağında bahsedildiği gibi olmadığını, yolun bölünmüş yol olmadığını, yolun bakım ve onarımı, işaret konulması ve işletilmesi ile ilgili idarenin sorumluluğu bulunduğunu, dava dışı sürücülerin ihlal ettiği trafik kurallarının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiğini, dava dışı sürücülerin aşırı hızlı olduğunu ve hız sınırına uyup uymadıklarının belirlenmesini, davacıların maluliyetlerinin belirlenmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, davacılara SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ile yapılmış ise mahsubunu, maddi ve manevi tazminatta davacının sosyal ve ekonomik durumunun gözetilmesi gerektiğini, talep edilen manevi tazminatın fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili, davada usule ilişkin yetki, iş bölümü, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itiraz ettiklerini, davacılar tarafından geçerli bir başvuruda bulunulmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, kaza tespit tutanağındaki kusur oranlarını kabul etmediklerini, diğer araç sürücülerinin tali kusurlu olması gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde yolun bakımı, onarımı, işaret konulması, işletilmesi ile ilgilenen idarenin sorumluluğu bulunduğunu, maluliyete ilişkin Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigorta poliçesinde belirtilen limit ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 25.09.2019 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'in ve dava dışı sürücü ...'in kusursuz olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 31.07.2019 tarihli raporlarda davacı ...'in özür oranının % 8 olduğu ve 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, davacı ...'in özür oranının % 0 (sıfır) olduğu ve 3 hafta süre ile iş göremez halde kaldığı, 15.06.2021 tarihli raporda davacı ...'ın özür oranının % 2 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, 18.03.2020 tarihli raporda davacı ...'ın özür oranının % 9 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 06.10.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulü ile 20.025,47 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ... verilmesine, 15.777,50 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ... verilmesine, 85.858,92 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ...'a verilmesine, 15.777,50 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ...'a verilmesine, 52.705,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ... verilmesine, 4.809,36 TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ... verilmesine, 1.122,18TL geçici iş göremezlik tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile sigorta şirketi poliçe limiti dahilinde sorumlu olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsiline alınarak davacı ... verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacı ...'a verilmesine, 17.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İhsan'dan alınarak davacı ... verilmesine, 12.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... alınarak davacı ... verilmesine, 7.500,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı İhsan'dan alınarak davacı ... verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda kazaya sebebiyet veren ... plakalı aracın sınıfının ticari/kamyonet olması nedeniyle hüküm altıla alınan tazminata uygulanacak faiz türünün avans faizi olduğunun belirtildiği, mahkemece tazminatın dava tarihinden ıslah tarihine kadar geçen sürede yasal faiz ile avans faizi arasındaki fark hesaplanıp buna göre harcın yatırılmadığı gerekçesiyle yasal faize karar verildiğini, harca ilişkin işlemlerin mahkemece süre vermesi halinde tamamlanabileceğini, bu konuda taraflarına süre verilmediğini ve taraflarına verilecek sürede yerine getirilebilecek usul işlemi nedeniyle davacıların hak kaybına uğramasının hukuka aykırı olduğunu, hükmün 6 numaralı bendinde maddi tazminat yönünden peşin ve ıslahla alınan 1.138,83 TL harcı davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile Hazineye gelir kaydına karar verildiğini, anılan harcın taraflarınca yatırıldığı için davacıya verilmesi şeklinde hüküm kurulması gerektiğini, bu nedenlerle mahkeme kararının düzeltilmesini talep ettiklerini belirtmiş, süresinde verilen 18.01.2022 tarihli istinaf dilekçesi ile de davacı ... hakkında düzenlenmiş maluliyet raporunun hükme elverişli olmadığını, davacının şikayetleri arasında belde 2,5 cm kayma olduğunu, davacı hakkında düzenlenen tedavi belgelerinde bu hususun yer aldığını, buna rağmen sadece bacağı yönünden fizik tedavi kliniği ve psikiyatri kliniğine sevki sağlanarak rapor tanzim edildiğini, davacının omurilik kayması nedeniyle nörolojik semptomlar gösterdiğini ve tedavisinin devam ettiğini, düşük vücut kayıp oranı nedeniyle hükmedilen maddi tazminatın yerinde olmadığını, halen aksayarak yürüdüğünü, şoförlük mesleğini kaybettiğini, hükmedilen manevi tazminat miktarının da az olduğunu, davacı ...’ın halen koltuk değnekleriyle hayatını devam ettirdiğini, düşük vücut kayıp oranı raporu nedeniyle maddi tazminat hesaplanmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı hakkında manevi tazminat tutarının da az olduğunu, davacı ... hakkında düzenlenen maluliyet raporunun yerinde olmadığını, davacının halen akciğerlerinde stent ile yaşamını sürdürdüğünü, nefes almakta güçlük çektiğini, davacı hakkında hükmedilen manevi tazminat miktarının da az olduğunu, davacı ... hakkında tanzim edilen adli tıp raporunun yerinde olmadığını, davacının yüz ve boynunda doku kaybı olmasına rağmen maluliyetinin % 0 olarak belirlendiğini, yüzünde derin bir iz ile hayatını sürdürdüğünü, tek geçim kaynağı taksi şoförlüğü iken yüzündeki derin iz nedeniyle işi yaparken bile sıkıntı yaşadığını, davacıların tamamı için hiçbir kusurları olmaksızın meydana gelen kaza nedeniyle verilen hükmün hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece kusur oranlarının tespiti için alınan raporda sadece kaza tespit tutanağı esas alınarak detaylı bir inceleme yapılmadan kusur oranı belirtildiğini ve itirazlarının nazara alınmadığını, davacılar için hesaplanan maddi tazminattan müterafik kusur indirimi yapılmadığını, tazminat hesaplanmasında TKH 2010 yaşam tablosu ve 1,8 teknik faiz uygulanması gerekirken progresif rant sisteminin kullanıldığını ve yapılan hesaplamanın hükme esas alınmasının doğru olmadığını, kazada davacı ...’in idaresindeki araçta diğer araçların yolcu olarak bulunduğunu ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, ayrıca emniyet kemerleri bağlanıp bağlanmadığına dair bir inceleme yapılmadan kusur oranlarının saptandığını, bu hususun müterafik kusurun tespiti açısından önem arz ettiğini, hüküm altına alınan tazminattan % 20 oranında indirim yapılması gerektiğini, dava konusu kazanın meydana geldiği yerin çift yönlü yol olarak tanımlanabileceğini, yolun bölünmüş yol olmadığını, kazanın meydana gelmesinde yolun bakımı, onarımı, işaret konması ve işletilmesi ile ilgilenen idarenin sorumluluğu bulunduğunu, kaza nedeniyle davacıların geçici iş göremezlik döneminde çalışıp çalışmadığı, SGK’dan maaş alıp almadığının araştırılması gerektiğini, geçici iş göremezlik taleplerinden SGK sorumlu olup davalı sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde, davacıların manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın trafik kazası tespit tutanağında belirtilen şekilde meydana gelmediğini, mahkemece alınan kusur raporuna itiraz edilmesine rağmen itirazı karşılar nitelikte rapor alınmadığını, manevi tazminatın belirlenmesinde kusurun son derece önemli olup itirazlar değerlendirilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, kazanın meydana geldiği yolun bölünmüş yol olmadığını ve kazanın meydana gelmesinde yolun bakımı, onarımı, işaretlenmesi ve işletilmesi ile ilgilenen idarenin de kusuru bulunduğunu, mahkemece bu hususun araştırılması gerektiğini, kazaya karışan diğer araç sürücülerinin trafik kurallarına uyup uymadığının belirlenmesi gerektiğini, hız sınırına uyup uymadıklarının araştırılmadığını, davacılara SGK tarafından yapılan ödeme olup olmadığı belirlenerek peşin sermaye değerinin tespiti ile mahsubu gerektiğini, araştırmanın hüküm kurmadan hemen önce yapılması gerektiğini, tazminat hesabı yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, davacının işçi olarak çalıştığını, manevi tazminata hükmedilirken davalının sosyal ve ekonomik durumu ile ilgili kesin ve eksiksiz bir araştırma yapılmadığını, manevi tazminat tutarlarına etki eden bu hususta eksik inceleme yapıldığını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacıların maluliyetine ilişkin olarak Adli Tıp Kurumundan rapor alınması talep edilmesine rağmen rapor veya ek rapor alınmadığını, maluliyet oranlarının hükmedilecek manevi tazminat tutarlarını etkileyecek olmasına rağmen bu husustaki itirazlarının değerlendirilmediğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, 08.07.2018 tarihinde davalı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın önce dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araca çarptığını, daha sonra davacı ... idaresindeki ... plakalı araca çarptığını ve meydana gelen trafik kazasında davacıların yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece kusura ilişkin Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 25.09.2019 tarihli raporunda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'in ve dava dışı sürücü ...'in kusursuz olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 31.07.2019 tarihli raporlarda davacı ...'in özür oranının % 8 olduğu ve 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, davacı ...'in özür oranının % 0 (sıfır) olduğu ve 3 hafta süre ile iş göremez halde kaldığı, 15.06.2021 tarihli raporlarda davacı ...'ın özür oranının % 2 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, davacı ...'ın özür oranının % 9 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 06.10.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1. 08.07.2018 tarihinde kaza tespit tutanağına göre davalı ... idaresindeki ... kamyonet ile seyir halinde iken karşı istikametten gelen ... yönetimindeki otomobile çarptığı, çarpmanın neticesinde ... plakalı aracın sol ön lastiğinin patladığı bu şekilde karşı şeritte ilerlediği esnada davacı ... idaresindeki ... plakalı araç ile çarpıştıkları, kazanın oluşmasında davalı sürücü ...'nun şeride tecavüz kuralını ihlal ettiği, diğer sürücülerin kural ihlali bulunmadığının belirtildiği, kazaya ilişkin olarak Şabanözü Asliye Ceza Mahkemesinin 2019/133 Esas, 2020/282 Karar sayılı dosyada yapılan ceza yargılamasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 02.10.2020 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı ...'nun asli kusurlu olduğu, diğer sürücülerin kusursuz olduğunun belirtildiği, yargılama sonunda ...'nun cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın 28.01.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 29.05.2019 tarihli raporda davalı ...'nun idaresindeki kamyonet ile gündüz vakti meskun mahalde çift yönlü yolu takiben seyredip olay mahalline geldiğinde, yola gereken dikkatini vermediği, hızını ve sürüşünü mahal şartlarına göre ayarlamadığı, direksiyon hakimiyetine gerekli özen ve önemi göstermediği, sevk ve idare hatası sonucu hakimiyetini kaybettiği aracı ile sol şeride geçerek şerit ihlali yapması ve karşı istikametten gelen dava dışı ... ile davacı sürücü ...'in kullandığı otomobiller ile çarpışması sonucunda meydana gelen kazada % 100 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'in ve dava dışı sürücü ...'in kusursuz olduğunun belirtildiği, raporun kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında düzenlenen kusur raporu ve ceza dosyası içeriği, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından davalıların kusura ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
2. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda davacıların maluliyetinin tespiti bakımından alınan Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 31.07.2019 tarihli raporlarda davacı ...'in özür oranının % 8 olduğu ve 3 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, davacı ...'in özür oranının % 0 (sıfır) olduğu ve 3 hafta süre ile iş göremez halde kaldığı, 15.06.2021 tarihli raporda davacı ...'ın özür oranının % 2 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı, 18.03.2020 tarihli raporda davacı ...'ın özür oranının % 9 olduğu ve 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, raporların davacılar muayene edilmek, haklarında düzenlenmiş olan tedavi belgeleri ve sağlık kurulu raporları değerlendirilmek suretiyle kaza tarihi itibariyle Yargıtay uygulamalarına göre geçerli kabul edilen yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği anlaşıldığından tarafların maluliyet durumuna ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
3. 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4. Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas . 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK.nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK.nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK.nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir. Öte yandan SGK İl Müdürlüğünün 14.12.2018 tarihli cevabi yazısında davacılara rücuya tabi geçici iş göremezlik ödemesi yapılmadığının bildirildiği gözetildiğinde bu yöne değinen istinaf gerekçelerinin de yerinde olmadığı anlaşılmıştır.
5. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır.
Buna göre, zarar görenin zarar katılması veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında müterafik kusurunun bulunduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (KILIÇOĞLU, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Davalı sigorta şirketi istinaf dilekçesinde, davacıların emniyet kemeri takılı olmadığı için müterafik kusurlu olduğunu, belirlenecek tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de davalı sigorta şirketi tarafından yargılama sırasında müterafik kusur savunması ileri sürülmediği gibi kaza tespit tutanağı ve toplanan delillere göre, davacıların kaza esnasında emniyet emniyet kemerinin takılı olmadığı yönünde bir delil bulunmadığı gibi emniyet kemerinin takılı olmaması halinde dahi, bu güvenlik tedbirinin alınmaması ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı ispat edilemediğinden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
6. Davalı sigorta şirketi vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, hatır taşıması savunmasının itiraz değil def'i olduğu ve alacağın talep edilebilirliğini engelleyici işlev gören def'ilerin ancak belirli sürelerde ileri sürülebileceği, alacağı ortadan kaldıran ve her aşamada ileri sürülebilen itirazlardan olmadığı dikkate alındığında davalı tarafça yargılama sırasında ileri sürülmeyen hatır taşıması def’i istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğinden davalının bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin de reddi gerekmiştir.
7. Manevi tazminata hükme yönelik istinaf nedenlerinin incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesindeki “Hakim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir." hükmü ile aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne göre, somut olayda olay tarihi (2018), olayın oluş şekli, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacıların çektiği acı ve duymuş olduğu üzüntünün boyutu, hakkaniyet ve manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve özellikle dava konusu trafik kazası nedeniyle davacının ...'in kalıcı maluliyet oluşmaksızın, 3 hafta süre ile iş ve gücünden kalacak şekilde, davacı ...'in % 8 oranında maluliyet oluşacak ve 3 ay süreyle iş göremez halde kalacak şekilde, davacı ...'ın % 2 oranında maluliyet oluşacak ve 9 ay süreyle iş göremez halde kalacak şekilde, davacı ...'ın % 9 oranında maluliyet oluşacak ve 9 ay süreyle iş göremez halde kalacak şekilde yaralanması ile bu nedenle uğradıkları manevi zarar göz önüne alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarlarının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacılar vekili ve davalı ... vekilinin manevi tazminata yönelik istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
8. Davacılar vekili kazaya sebebiyet veren davalı ...'nun idaresindeki ... plakalı aracın sınıfının kamyonet olduğu, hüküm altına alınan maddi tazminata avans faizi uygulanması gerektiği, harca ilişkin gerekçelerle yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olmasının doğru olmadığı gerekçesi ile istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de, ... plakalı aracın ... marka olup kullanım tarzının kamyonet olduğu, kullanım şeklinin yolcu nakli olarak belirtildiği , kullanım amacının ticari olmadığı ve belirlenen bu niteliğine göre tazminata yasal faiz uygulanmasında isabetsizlik bulunmadığı, mahkemenin harcın yatırılmaması nedeniyle yasal faiz uygulanmasına karar verildiğine ilişkin gerekçe yerinde değil ise de sonucu itibariyle yasal faiz uygulanması doğru olduğu anlaşılmıştır.
Öte yandan hükmün 6 numaralı bendinde peşin alınan ve ıslahla alınan toplam 1.138,83 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile "davacı tarafa ödenmesine" şeklinde karar verilmesi gerekirken "...Hazineye gelir kaydına" şeklinde yazılmış olması maddi hata niteliğinde olup anılan hatanın mahallinde düzeltilmesi mümkün olduğundan davacılar vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçesi de yerinde değildir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacılar vekilinin, davalı ... vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacılar vekili ve davalı ... vekili ve davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince davacılardan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacılardan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3. Harçlar Kanunu gereğince istinaf sebeplerine göre maddi tazminat miktarı üzerinden davalı ...AŞ'nin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 13.400,80 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 3.430,90 TL'nin mahsubu ile kalan 9.969,90 TL harcın adı geçen davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
4. Harçlar Kanunu gereğince istinaf sebeplerine göre manevi tazminat miktarı üzerinden davalı ...'nun istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 3.927,83 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 981,96 TL'nin mahsubu ile kalan 2.945,87 TL harcın davalı ...'dan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
4. Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
5. Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
6. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren 2 (iki) haftalık süre içinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 05.07.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09