Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/1361
2024/919
28 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1361 - 2024/919
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1361
KARAR NO : 2024/919
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/03/2022
NUMARASI : 2018/937 Esas 2022/207 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 28/06/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/07/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 13.07.2015 tarihinde davalı ... AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı vinç ile bina çelik kaplaması taşırken çalışma alanının yakınında bulunan yüksek gerilim hattına vincin yaklaşmasıyla oluşan elektrik akımı sebebiyle vinç tarafından taşınan çelik kaplamayı tutan davacının elektrik akıma kapılarak yaralandığını ve malul kaldığını, olayın meydana gelmesinde sigortalı vinç operatörü ...'in asli kusurlu olduğunu, davadan önce 13.11.2018 ve 20.11.2018 tarihlerinde davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen kazanın karayolu dışında meydana geldiği gerekçesiyle talebin reddedildiğini belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla iş göremezlik zararı için 1.000 TL, bakıcı gideri olarak 1.000 TL olmak üzere toplam 2.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 28.02.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile; sürekli iş göremezlik zararını 290.000 TL‘ye bakıcı giderini 290.000,00 TL olmak üzere toplam maddi tazminat talebini 580.000 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... Aş vekili, kazaya karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın 22.08.2014-22.08.2015 tarihleri arasında 290.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, dava konusu kazanın dış cephe montajı sırasında yüksek gelirim hattına yaklaşılması nedeniyle taşınan malzemeye elektrik atlaması sonucu meydana gelen iş kazası olduğunu, karayolu dışında ve araç hareket halinde olmadığından zararın teminat dışı olduğunu, sigortalı araç sürüsü kusursuz olup işverenin kusurlu olduğunu, davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, kusur ve maluliyet yönünden Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, geçici iş göremezlik ve bakıcı gideri tazminatından SGK’nın sorumlu olduğunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın Karayolu Trafik Kanunu ZMMS poliçesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, dosya kapsamına toplanan delillere iddia savunma ve bilirkişi raporlarına göre; davacı ...'ın dava dışı ... iş yerinde depo görevlisi olduğu, 13.07.2015 tarihinde sürücü ...'in sevk ve idaresindeki davalı sigorta şirketine trafik sigorta poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı vinç ile ... Fabrikası işyerinin yanında bulunan ... isimli inşaatın bina cephe profilini yapmak için işletmenin bulunduğu yere bina cephe profili taşırken davacının profilin indirilmesine yardımcı olmak için vincin yakınına geldiği, olay mahallinden bulunan yüksek gerilim hattına vincin yaklaşmasıyla oluşan elektrik akıma kapılan davacının yaralanması nedeniyle; Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 15.09.2021 tarihli raporda belirtildiği üzere, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında davacının özür oranının %99 olduğu, sürekli iş göremezlik halinde kaldığı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’nin 12. Maddesine göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğu, hesap bilirkişisinden alınan ek rapora göre, davacı ... için % 99 maluliyet ve % 50 kusur nispetine göre yapılan hesaplamada 982.596,94 TL daimi iş göremezlik zararı oluştuğu, SGK tarafından ödenen ilk peşin sermaye değerinin (344.693,76) yarısı (172.346,88) tenzil edildiğinde; 810.250,06 TL olarak daimi iş göremezlik zararı hesaplandığı, 1.155.996,39 TL bakıcı gideri zararının oluştuğu, kazanın meydana geldiği yer kara yolu değil ise de bilirkişi heyeti raporuna göre 2918 sayılı KTK’nın 2/a maddesi belirtilen yerde kazanın meydana gelmiş olması nedeniyle ZMSS poliçesi kapsamında kaldığı, araç sürücüsünün kusurlu olması nedeniyle davacının iş göremezlik ve bakıcı zararlarından davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin kaza tarihinde geçerli olan güncel teminat limitleri doğrultusunda sürekli iş göremezlik zararı için 290.000,00 TL ve bakıcı gideri zararı için 290.000,00 TL olmak üzere toplam 580.000,00 TL zarardan sorumlu olduğu, davalı sigorta şirketinin 14.12.2018 tarihinde temerrüte düştüğü, aracın ticari olması nedeniyle avans faiziyle birlikte davalı taraftan tahsilini talep edebileceği gerekçesi ile bedel artırım dilekçesi de dikkate alınarak davanın kabulüne, 290.000,00 TL daimi iş göremezlik ve 290.000,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 580.000,00 TL'nin 14.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmamıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... AŞ vekili istinaf dilekçesinde, davanın 13.07.2015 tarihinde ... fabrikasının yan inşaat sahası olan yerde çelik cephe montajı yapıldığı esnada çelik profilin yukarıdan geçen gerilim hattına yaklaşması sonucu demiri aşağıda tutan davacı ...'a elektriğin profil demirden atlaması sonucunda yaralanması nedeni ile meydana geldiğini, olayın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca trafik kazası olmadığını, iş kazası olduğunu buna göre iş kazası mahiyetinde olan vakanın trafik kazası kapsamında değerlendirilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırılık içeren kararlar verilmesine sebebiyet vereceğini, Karayolları Trafik Kanunu'nda açıkça yer verildiği üzere kaza neticesinde zararın ZMSS kapsamına girebilmesi için olayın bir trafik kazası olarak meydana gelmesi zorunlu olup trafiğin motorlu araçların karayolları üzerindeki hal ve hareketleri olarak tanımlandığını (Karayolları Trafik Kanunu madde 3) trafik kazasının, motorlu araçların karayollarında hal ve hareketlerinin zararlı sonuçlar doğurduğu bir olgu olduğunu, somut olayda da vuku bulduğu üzere bir aracın sebep olduğu zararların, trafik kazası dışında başka bir suretle de gerçekleşebileceğini, ortada trafik kazasından doğan bir zarar söz konusu değilse, işleten ve trafik sigortacısının KTK uyarınca sorumlu olmayacağını, trafik kazasında işletene düşen sorumluluğu üstlenen sigorta şirketinin zarar görene karşı sorumlu olabilmesi için ortada trafik kazası sonucunda gerçekleşen bir zarar bulunması gerektiğini, davaya konu uyuşmazlık yalnızca iş kazası niteliğini haiz olup ortada Karayolları Trafik Kanunda yer verildiği şekilde bir trafik kazası bulunmadığını, yargılamada trafik sigortasının sorumluluğuna gidilemeyeceğini,( emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun E. 2007/4-613 K. 2007/713, 3.10.2007 tarihli ilamı) 13.07.2015 tarihli ifade tutanağında ...'ın ifadesinde kazanın oluşum biçimi anlatılırken "(...) ... fabrikasının yan inşaat sahası olan yerde çelik cephe montajı yapıldığı esnada, çelik profilin yukarıdan geçen gerilim hattına yaklaşması sonucu (...) elektriğin profil demir üzerinden atlaması sonucu yaralanmışlardır (...) ifadeleri bulunduğunu, söz konusu beyandan da anlaşılacağı üzere söz konusu olayın bir trafik kazası değil, iş kazası olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. Maddesinde bu kanunun uygulanmasında kullanılan tanımlara yer verilmiş olup trafik kazasının karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaylar olarak tanımlandığını, bu tanıma göre trafik kazasının meydana gelmesi için taşıt-taşıt çarpışması, taşıtın yayaya çarpması, taşıtın hayvan veya sabit bir engele çarpması, taşıtta meydana gelen ani manevra değişiklikleri olması gerektiğini, bu halde trafik kazası nasıl meydana gelirse gelsin hepsinde olaya en az bir hareket halindeki motorlu aracın karışması gerektiğini, ancak, ... ve ...'in vince asılı bulunan bina çelik kaplamasını vince asılı halde tutarken, vincin çalışma alanı yakınından geçen yüksek gerilim hattına yaklaşmasıyla elektrik akımı oluşmasıyla meydana gelen yaralanma olayının, KTK'da tanımına yer verildiği şekilde trafik kazası olmayacağı ve trafik kazası niteliğini haiz olmayan işbu kaza nedeni ile trafik sigortacısı olan davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun doğmayacağını, davanın kabulünün gerekçesinin hiçbir bir şekilde açıklanmadığını, içeriği dahi yazılmayan bilirkişi kurulunun raporuna atıf ile yetinildiğini bilirkişi raporuna atıf kararın gerekçeli olduğunu göstermeyeceğini, karara esas 26.08.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda "fabrika sahasının" kara yolu sayılan yer tanımına girdiğine dair sayısız içtihat bulunduğu belirtilmekle dava konusu hadiseye dair karar esası yahut örneğinin bildirilmediğini, dava konusu kazanın karayolu dışında meydana geldiğini, kabule göre bir zararın zorunlu trafik sigortası kapsamına girebilmesi için o zararın motorlu araç ile kara yolunda meydana getirilmiş olması gerektiğini, Karayolları Trafik Kanununda kara yolu trafik için kamunun yaralanmasına açık olan arazi şeridi, köprüler ve alanlar olarak tanımlandığını, davaya konu kazanın ... Fabrikasının yan inşaat sahası olan yerde çelik cephe montajı yapıldığı sırada meydana gelmiş olup rizikonun meydana geldiği yer kara yolu sayılan alanlardan olmadığını, bu halde davalı şirketin davaya konu kazadan dolayı sorumluluğu bulunmadığını, aksi kanaatte olunması halinde kaza yerinde keşif yaptırılarak kazaya konu alanın kamuya açık olup olmadığının tespiti gerektiğini, mahkeme aşamasında alınan 27.01.2022 tarihli hesap raporuna yapmış oldukları itirazlar değerlendirilmeden ve giderilmeden hüküm tahsis edilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan raporda kişinin bakiye ömrünün kaza tarihindeki yaşı esas alınarak 30.01.2058 tarihine kadar hesaplama yapıldığını, kişinin bakiye ömrünün rapor tarihinde halen hayatta olması nedeniyle ve bilinen dönem raporda ayrı olarak incelenmiş olduğundan, süreç olarak mükerrerlik olmaması için mağdurun, rapor tarihindeki yaşı esas alınarak hesaplanarak 26.06.2058 tarihine kadar destek verilmesi gerektiğini, kişinin aktif dönem geliri, 2022 yılına kadar AGİ dahil bekar net asgari ücreti, 2022 yılı itibariyle net asgari ücret kullanılmışsa da bu durumun hatalı olduğunu, kişinin aktif dönem geliri, 2022 yılına kadar AGİ dahil evli, eşi çalışmayan net asgari ücreti, 2022 yılı itibariyle net asgari ücret ile hesaplanması gerektiğini, bahse konu hesap hataları giderilmeksizin hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından yapılan peşin sermaye değerli ödemenin tamamının teminat limitinden düşülmesi gerektiğini, 13.07.2015 tarihli kazanın ardından davacıya meydana gelen zararın tazmini adına 344.693,76 TL ilk peşin sermaye değerli gelir bağlanmış olup davacının zararının tazmini noktasında mükerrer ödemeyi önlemek adına, hesaplanacak olan zarardan, SGK'ca işçiye ödenen sürekli iş göremezlik gelirinin 5510 ve 6098 sayılı kanunlara göre tenzil edilmesi gerektiğini, hükme esas hesap raporunda 344.693,76 TL ilk peşin sermaye değerli gelirin yarısı zarardan düşülmüş ise de bu tutarın tamamının poliçe limitinden düşülmesi gerektiğini, ilk peşin sermaye değerinin tamamının davalı şirkete rücusunun söz konusu olması halinde şirketin mükerrer ödeme yapmasını ve davacı yanın sebepsiz zenginleşmesini önlemek amacıyla SGK tarafından yapılan ödemenin tamamının hesaplanan tazminattan tenzili gerektiğini, davalı şirketin davaya konu kaza nedeni ile tek teminat ile sorumlu olduğunu, (emsal T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2016/6295 K. 2019/1834, 21.2.2019 tarihli ilamı, T.C. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi E. 2014/24680 K. 2017/4725, 27.4.2017 tarihli ilamı, Yargıtay 17.Hukuk Dairesi E. 2016/5772 - K. 2019/1554 - T. 14.2.2019 sayılı ilamı) kabul anlamına gelmemekle birlikte bakıcı giderinin brüt asgari ücretten hesaplanmasının hatalı olduğunu, asgari net ücret esas alınarak hesaplanması gerektiğini, davayı kabul etmemek kaydıyla bakıcı giderinden %50 hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, bakıcı gideri SGK'nın sorumluluğunda olsa da, davacı aile dışından bakım yapıldığına ilişkin herhangi bir fatura, belge sunmadığından bakacı giderinden %50 hakkaniyet indirimi yapılması gerektiğini, sonuç olarak; davacının ispatlayamadığı bakıcı gideri talebinin reddi gerektiğini, kaldı ki; -kabul anlamına gelmemek kaydıyla- davacı yanın yapmış olduğu bir bakıcı giderinin var olduğu düşünülse bile bu tedavi giderinin SGK'nın sorumluluğunda olduğunu buna karşılık aksi kanaate varılsa dahi Yerleşik Yargıtay içtihatları gereğince davacı için hesaplanan bakıcı tazminat giderinden en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini (emsal T.C. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi E. 2019/5390 K. 2020/10, 13.1.2020 tarihli ilamında)belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacı vekili, 13.07.2015 tarihinde davalı ... AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı vinç ile bina çelik kaplaması taşırken çalışma alanının yakınında bulunan yüksek gerilim hattına vincin yaklaşmasıyla oluşan elektrik akımı sebebiyle vinç tarafından taşınan çelik kaplamayı tutan davacının elektrik akıma kapılarak yaralandığını ve malul kaldığını, olayın meydana gelmesinde sigortalı vinç operatörü ...'in asli kusurlu olduğunu, davadan önce 13.11.2018 ve 20.11.2018 tarihlerinde davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen kazanın karayolu dışında meydana geldiği gerekçesiyle talebin reddedildiğini belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece bilirkişi heyetinden alınan 26.08.2019 raporda olayın, dava dışı ... Fabrikası işyerinin yanında bulunan ... isimli inşaatı devam eden bir alanda meydana geldiği, her ne kadar fabrika sahası 2918 sayılı kanunun 2. maddesi metninde yer alan tarif ile karayolu veya karayolu sayılan yer tanımına girmeyeceği düşünülebilirse de; Yargıtay içtihatlarında karayolu ile irtibatlı bulunan tarla, bağ - bahçe, arsa gibi yerlerin de karayolu tanımına girdiğinin kabul edildiği, kazaya karışan kamyon-vincin KTK amir hükümleri uyarınca poliçenin geçerlik taşıdığı alanlardan olduğunun kabul edilmesi gerektiği, vinç ile askıya alınan profil aksamın yerine yerleştirilmesi esnasında kazanın meydana geldiği, bu oluşa göre vincin çalıştırılması üzerine bağlı olduğu kamyonun da çalıştırılması- işletilmesi ile mümkün olacağından meydana gelen kaza sırasında poliçe ile teminat verilen aracın işletilme halinde olduğunun kabulü gerektiği, belirlenen hususlar karşısında olay yerinin karayolu sayılabilecek yerlerden olması, bu kapsamda sigorta poliçesinin bu alanda yürürlükte bulunacağı, aynı zamanda iş kazası da sayılması halinde işveren tarafın da vukua gelen yaralanma olayında yaralanan işçileri hiçbir iş güvenliği önlemi almaksızın olay yerinde çalıştırması nedeniyle %50 oranda kusurlu kabul edilmesinin hakkaniyetli olduğu; diğer yandan araç sürücü ve operatörü olan ...'in sevk ve idaresindeki aracın vincini kullanırken tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak sebep olduğu yaralanma olayında %50 oranında kusurlu oldukları diğer işçiler yönünden ise atfı kabil bir kusur bulunmadığı, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 15.09.2021 tarihli raporda davacı ...’ın 13.07.2015 tarihli yaralanması neticesinde; Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik esas alındığında kişinin özür oranının %99 olduğu, sürekli iş göremezlik halinde kaldığı, Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği’nin 12. Maddesine göre devamlı surette başka birinin bakımına muhtaç olduğunun bildirildiği, Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı Aksaray Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü' nün 02.12.2020 tarihli cevabi yazısında; geçirmiş olduğu iş kazası dolayısıyla davacıya 344.693,76.-TL ilk peşin değerli sürekli işgöremezlik geliri bağlandığı, bahse konu kurum alacağının rücuya tabi bulunduğu, bu nedenle davaya konu zararlarının şimdilik %60'ı karşılığı olan 206.816,25.-TL tutarının tahsili talebiyle kusurlu olan işveren şirket aleyhine Aksaray İş Mahkemesi'nde belirsiz alacak davası açılmış olduğunun bildirildiği, SGK'dan gelen yazı dikkate alınarak hesap bilirkişisinden alınan 27.01.2022 tarihli ek raporda 13.07.2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu % 99 oranında malul olduğu tespit edilen davacı ... için % 99 maluliyet ve % 50 kusur nispetinde; 982.596,94 TL daimi iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, SGK tarafından ödenen ilk peşin sermaye değerinin (344.693,76) yarısı (172.346,88) tenzil edildiğinde; 810.250,06 TL olarak hesaplandığı, 1.155.996,39 TL bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı bildirilmiş olmakla davalı sigorta şirketinin kaza tarihinde geçerli olan güncel teminat limitleri doğrultusunda sürekli iş göremezlik zararı için 290.000,00 TL ve bakıcı gideri zararı için 290.000,00 TL olmak üzere toplam 580.000,00TL zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 290.000,00TL daimi iş göremezlik ve 290.000,00 bakıcı gideri olmak üzere toplam 580.000,00 TL’nin 14/12/2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair verilen karara karşı davalı sigorta şirketi vekili dava konusu kazanın iş kazası olduğuna, olay yerinin karayolu olmaması ve aracın işletilme halinde olmaması nedeniyle trafik kazası olmadığına, zararın teminat dışı olduğuna, kararın gerekçe içermemesine, sürekli işgöremezlik talebi yönünden davacının bakiye yaşına, gelirine, SGK tarafından yapılan PSD tamamının mahsup edilmemesine, bakıcı giderinin teminat dışı olmasına, hesaplama yöntemine ve hakkaniyet indirimi yapılmamasına, tek limit yerine çift limitle sorumlu tutulmalarına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1. Davalı vekili davanın karayolunda olmaması ve aracın işletilme halinde bulunmaması nedeniyle dava konusu kazanın trafik kazası olmadığını iş kazası olduğunu dolayısıyla zararın teminat dışı olduğunu ileri sürmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 2 maddesi “Bu Kanun, trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev, yetki ve sorumluluk, çalışma usulleri ile diğer hükümleri kapsar. Bu Kanun, karayollarında uygulanır. Ancak aksine bir hüküm yoksa;
a) Karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile,
b) Erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da, bu Kanun hükümleri uygulanır. “hükmünü, Trafik kazasının tarifi de "Tanımlar" başlıklı 3. Maddesinde "Karayolu üzerinde hareket halinde olan bir veya birden fazla aracın karıştığı ölüm, yaralanma ve zararla sonuçlanmış olan olaydır." şeklinde tanımlanmıştır.
Bir olayın trafik kazası olarak nitelendirilebilmesi için; karayolu üzerinde veya karayolu ile bağlantısı olan, karayolu sayılan bir alanda gerçekleşmesi, bir veya birkaç aracın olaya karışmış olması, olaya karışan araç veya araçların en az birinin hareket halinde olması, olay sonucunda ölüm, yaralanma ve zarar meydana gelmiş olması, olay ile zarar arasında nedensellik bağı bulunması şartlarının hep birlikte gerçekleşmesi gerekmektedir.
Dosya içeriğinden 13.07.2015 saati 14.00 olan olay yeri inceleme tutanağından Aksaray ili, Merkez Taşpınar Sanayi Bölgesi, açık alan ... yanındaki ...fabrikası inşaat çalışma alanında ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı vinçle taşıdığı 9x8,5 metre ebatlarındaki dış cephe çelik profilinin işyeri işçilerinden, ... ve ...'in vince asılı bulunan bina çelik kaplamasını vince asılı halde tuttukları sırada vincin çalışma alanının 1 metre güneyinden geçen yüksek gerilim hattına yaklaşması neticesi elektrik akımı oluşması ile ... ve ...’in elektrik akımına kapılarak yaralandığının belirtildiği anlaşılmıştır.
Kazaya ilişkin olarak Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlık aşamasında iş güvenliği uzmanı makine mühendisi bilirkişiden alınan 26.04.2016 raporda işveren ... ile vinç sürücüsü ...'in asli kusurlu, kazalı işçiler ... ve ... ile ustabaşı ...'nın olayda kusursuz oldukları, Aksaray İş Mahkemesinin 2019/460 Sayalı dosyasında alınan bilirkişi raporunda işverenin %80, vinç sürücüsü ...’ın %20, kazazedelerin kusursuz olduğu eldeki davada alınan 26.08.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda da olay yeri resimleri, işveren ..., vinç sürücüsü ... yaralı işçiler ... ve ...’in ifade tutanaklarından, dava konusu kazanın dava dışı ... Fabrikası işyerinin yanında bulunan ...isimli inşaatı devam eden bir alanda meydana geldiği, inşaat alanın karayolu ile irtibatlı olduğu, olay yerinde vinç ile askıya alınan profil aksamın yerine yerleştirilmesi esnasında kazanın vukua geldiği bu oluşa göre vincin çalıştırılmasının üzerine bağlı olduğu kamyonun da çalıştırılması- işletilmesi ile mümkün olacağından meydana gelen kaza sırasında aracın işletilme halinde olduğunun kabulü gerektiği, dava konusu yaralanma olayında yaralanan işçileri hiçbir iş güvenliği önlemi almaksızın olay yerinde çalıştırması nedeniyle işverenin %50 oranda, araç sürücü ve operatörü olan ...'in sevk ve idaresindeki aracın vincini kullanırken tedbirsiz ve dikkatsiz davranarak sebep olduğu yaralanma olayında %50 oranında kusurlu olduğu, diğer işçiler yönünden ise atfı kabil bir kusur bulunmadığının belirtildiği, raporun olay yeri görgü tespit tutanağı, kazanın meydana geliş şekli, hazırlık aşaması ve iş mahkemesinde düzenlenmiş raporlar, ifade tutanakları, olay yeri resimleri ve toplanan delillerde değerlendirilmek suretiyle düzenlendiği anlaşıldığından davalı ... AŞ vekilinin açıklanan yönlere ilişkin istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.
2. Davalı ... AŞ vekili, bakıcı giderinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı, net asgari ücret üzerinden hesaplanmasını ve ailenin bakması nedeniyle %50 hakkaniyet indirimi yapılması yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan, zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden ve bakıcı giderinin Yargıtay uygulamaları gereğince brüt asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinden, aile bakımı nedeniyle hakkaniyet indirimi yapılamayacağından davalı sigorta şirketinin bu yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
3. Davalı vekili sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplama yöntemine, davacının gelirine, poliçe limitine itiraz etmiştir
Dava konusu kaza 13.07.2015 tarihinde meydana gelmiştir. , davalı Türkiye Sigorta Anonim Şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 29.07.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı KTK.nın 90. Maddesinde "Maddi ve manevi tazminat; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."düzenlemesi mevcuttur. KTK.nın 90. Maddesinin atıf yaptığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri bölümünün zararın belirlenmesine ilişkin TBK.nın 55. Maddesinde ise “ Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.”denilmiş, yine TBK'nın Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. Maddesinde “ Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” denilmiş olmakla tazminatın somut olarak hesaplanmasına ilişkin düzenlemeler bulunmadığından tazminatın belirlenmesinde uygulanacak ilkeler Yargıtay'ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına bakan Hukuk Dairelerinin içtihatları ile belirlenmiştir.
Olay tarihinden sonra yürürlüğe giren2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme ve 92/i maddesinde yer alan “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” düzenlemesi Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve 92. Maddenin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Bu durumda davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. Davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli 27.01.2022 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak ve dava dışı SGK tarafından yapılan PSD‘nin mahsup edilmek suretiyle, davalının sakatlık teminatı olan 290 000 TL, sağlık hizmet teminatı olan 290.000 TL poliçe limitiyle sınırlı olarak karar verilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... AŞ vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince davalı ... AŞ'den alınması gereken 39.619,80 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 10.000,00 TL'nin mahsubu ile kalan 29.619,80 TL harcın davalı ... AŞ'den tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3. Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5. Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde TEMYİZ YASA YOLU AÇIK olmak üzere 28/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09