SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2022/1543

Karar No

2024/901

Karar Tarihi

28 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

.

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

.

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

.

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 28/03/2022

NUMARASI : .....

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 17/07/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02.09.2019 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın, geri manevra yaparken yaya olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını, ... ATK Başkanlığı'na ait rapor ile %19 oranında maluliyetinin olduğunun belirlendiğini belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik 400,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı gideri ve 4.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ile 1.260,00 TL adli tıp rapor ücreti olmak üzere toplam 6.260,00 TL'nin davalıdan tahsili ile temerrüt tarihinden itibaren ticari temerrüt faizine-avans faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 390.000,00 TL’ye yükseltmiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak olarak dava açmasında hukuki yararı bulunmadığını, bu nedenle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, tarafların kusur durumunun bilirkişi marifeti ile belirlenmesi gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun poliçe teminat limiti dahilinde sigortalısının kusur oranı ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ile bakıma muhtaçlık tazminatının poliçe kapsamında olmadığını, davalının tedavi giderlerinden de sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalıya sigortalı araç sürücüsünün %85 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, ... Üniversitesinden alınan raporda, davacıda %19 oranında daimi maluliyet, bir ay bakıcı ihtiyacı süresi, üç ay tıbbi iyileşme süresi belirlendiğinin bildirildiği, davacının talep ettiği zararlar yönünden hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davacının küçük olması nedeniyle geçici işgöremezlik tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesi ile davacının sürekli iş göremezlik tazminatı isteminin kabulü ile, 390.000,00 TL'nin 22.02.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı istemlerinin reddine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, davalı şirkete usulüne uygun başvuru olmadığını, bilirkişi raporu ile belirlenen kusur oranının fahiş olduğunu, aktüerya hesabında TRH 2010 yaşam tablosu ve %1.8 teknik faiz yöntemi kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.

Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, geri manevra yaparken yaya olan davacıya çarpması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı gideri talep etmiştir.

  1. Davalı sigorta şirketi, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; Dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davalının da kabulünde olduğu gibi davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde olmadığı, davanın HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmasında bir usulsüzlük bulunmadığı, davanın, 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 ve 2. maddesi gereğince olay tarihinden itibaren zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı (kaldı ki davada uzamış ceza zamanaşımı süresinin uygulama yerinin bulunduğu) görülmekle davalı vekilinin bu hususlara yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.

  2. Mahkemece, kazanın oluşumunda kusur oranlarının belirlenmesi yönünden makine mühendisi bilirkişiden rapor alındığı; raporda, kazaya ilişkin tanık ifadeleri ile dosyada bulunan tüm bilgi ve belgelere göre, olayın, otomobil sürücüsünün aracın arka kısmını, sağını ve solunu kontrol etmeden karşı yönden gelen araca yol vermek amacıyla aracın eğimli yol kesiminde, çalışır durumda ve fren tedbiri ile durmakta iken freni bırakması sonucu aracın geriye hareket ettiği, geri manevra sırasında da sağ yan tarafındaki davacı çocuğa çarptığı şeklinde meydana geldiği, buna göre, davalıya sigortalı araç sürücüsü ......, geri manevra yaparken aracın sağ ve sol ile araç içi aynalarından arka ve yan kısımlarını dikkatle ve sürekli kontrol etmesi, görüş alanı dışında kalan yerler varsa bir gözcüden yardım alması gerekirken, aksine yeterince kontrol edemeden hareket ederek sebebiyet verdiği olayda 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun Madde 47/d (Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere, uymak zorundadırlar.) ve Madde 67(a. Sürücülerin, park yapmış taşıtlar arasından çıkarken, duraklarken veya park yaparken taşıt yolunun sağına veya soluna yanaşırken, sağa veya sola dönerken, karayolunu kullananlar için tehlike doğurabilecek ve bunların hareketlerini zorlaştıracak şekilde davranmaları yasaktır. b. Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır. İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır.) hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığı olayda birinci derecede (%85 oranında) kusurlu olduğunu, davacı çocuğun kaza tarihinde 4 yaşında olduğu, yaşı gereği trafiğe açık taşıt yolunda bulunmaması gerektiği, burada oyun veya başka bir maksatla yanında koruyucu bir kimse olmadan yolda bulunmaması gerekirken aksine taşıt yolunda bulunduğu, bu nedenle davacı küçüğün bakım ve gözetiminden sorumlu olan anne ve babasının ise tali derecede (%15 oranında) kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli tanzim edilmekle denetiminin mümkün olduğu, belirlenen kusur oranının kazanın oluşumuna ve dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazının reddi gerekmiştir.

  3. Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda, yerleşik Yargıtay içtihatları doğrultusunda tazminatının hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alındığı görüldüğünden davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

  1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 26.640,90 TL istinaf karar harcından peşin alınan 6.665,00 TL harcın mahsubu ile kalan 19.975,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,

  3. Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

  4. Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,

  5. Kararın taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın usulen tebliğinden itibaren iki haftalık süresi içerisinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 28.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

....

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

temyizdelillerindeğerlendirilmesigerekçeankarahüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:37:09

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim