Ankara BAM 26. HD 2024/620 E. 2024/869 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2024/620
2024/869
14 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2021
NUMARASI ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 14/06/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 14/06/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl dava dosyasında davacılar vekili, birleştirilen dava dosyasında davacı vekili ile asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... ... AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Asıl dava dosyasında davacılar vekili, 22.07.2011 tarihinde davalıların araç sahibi, işleteni ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı otobüs sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında otobüste yolcu olarak bulunan davacıların yaralandığını belirterek davacı ... ... için 50.000,00 TL davacı ... ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl dava dosyasında davalı ... ... AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesinin olduğunu, ihtiyari mali mesuliyet teminatının bedeni ve manevi zararlar için toplamda kaza başına 50.000,00 TL ile sınırlı olarak verildiğini, kazada yaralanan yolcuların farklı mahkemelerde açtığı tazminat davalarında hüküm altına alınan tutarlar dikkate alınarak garameten paylaşım yapılmasını, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl dava dosyasında davalı ... ... vekili, davalının sahibi olduğu ... plakalı aracın, davalılardan ... ... AŞ ile yapılan Kasko Sigortası ve İhtiyari Mali Mesuliyet sigortası kapsamında manevi zararları da kapsayacak şekilde sigortalı bir araç olduğunu, istenilen manevi tazminat miktarının yüksek olup, hakkaniyete uygun olmadığını, kaza nedeniyle avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Asıl dava dosyasında davalı ... ... ... AŞ vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili, 22.07.2011 tarihinde davalıların araç sahibi, işleteni ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı otobüs sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında otobüste yolcu olarak bulunan davacının eşi ...’ın yaralandığını, kaza nedeniyle %31 oranında maluliyetinin olduğunu, davacının yaralanan eşinin tedavisi ile bizzat ilgilendiğini belirterek davacı için 40.000,00 TL manevi tazminatın araç sahibi ve işleten yönünden kaza tarihinden itibaren, ... şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari işlere uygulanan temerrüt faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen dava dosyasında davalı ... ... AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın davalı şirket nezdinde kasko poliçesinin olduğunu, ihtiyari mali mesuliyet teminatının bedeni ve manevi zararlar için toplamda kaza başına 50.000,00 TL ile sınırlı olarak verildiğini, kazada yaralanan yolcuların farklı mahkemelerde açtığı tazminat davalarında hüküm altına alınan tutarlar dikkate alınarak garameten paylaşım yapılmasını, kazanın oluşumunda araç sürücüsünün kusurunun belirlenmesi gerektiğini, istenilen manevi tazminat taleplerinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dava dosyasında davalı ... ... ... AŞ vekili, zamanaşımı, görev ve yetki itirazının olduğunu, davacının yaralanan yolcunun eşi olması nedeniyle davalıdan yansıma yolu ile manevi tazminat talep edemeyeceğini, istenilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dava dosyasında davalı ... ... cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece toplanan delillere göre, esas ve birleşen davanın, işleteni ... ... ... AŞ, sahibi ... ... olan ve ... ... AŞ tarafından kasko poliçesi ile manevi tazminat yönünden ... poliçesi düzenlenen ... plakalı dava dışı ...'ın kullanımında iken 23.07.2011 tarihinde meydana gelen tek taraflı kaza sonucu, esas davada otobüste yolcu olarak bulunan davacıların yaralanması, birleşen davada ise davacının yolcu olarak bulunan eşinin yaralanması nedeniyle duyulan acı ve elemden ötürü manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalılardan ... ... araç sahibi, ... ... AŞ işleten, ... ... AŞ ise manevi tazminat yönünden poliçe kapsamında davacılara karşı sorumlu olduğu, istemin haksız fiilden kaynaklanması ve davacıların ikametgahının Ankara'da bulunması nedeniyle HMK’nın 16. maddesi uyarınca yetki itirazının, yaralanma nedeniyle olayda ceza zamanaşımı uygulanacak olmakla kaza tarihi ve dava tarihleri dikkate alındığından zamanaşımı itirazının, kazaya yol açan aracın yolcu otobüsü olması yani ticari araç olması nedeniyle görev itirazının haklı görülmediği, davalı ... şirketince kaza tarihi itibari ile aracın ihtiyari mali sorumluluk ... poliçesinin manevi tazminat yönünden 50.000,00 TL ile sınırlı olduğu ifade edilmiş ise de, ... poliçesinin incelenmesinden, acente no..., başlangıç tarihi 03.12.2010, bitiş tarihi 03.12.2011 olan ihtiyari mali sorumluluk ... poliçesi ile ... AŞ sigortalı gösterilerek bu firmaya ait araçlar ve yine bu firma ile sözleşmesi olan araçlar da dahil edilerek bu araçların karışacakları kazada, kaza başına bedeni ve maddi zarar için 2.000.000,00 TL teminat gösterildiği yine 17.03.2011 tarihinde düzenlenen "İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası - Teminat ilave/artış zeyilnamesi" ile poliçe teminatına ... ... ait, ... plakalı aracın da dahil edildiği, bu nedenlerle manevi tazminat yönünden poliçe kapsamını ... şirketinin savunmasında belirtildiği gibi 50.000,00 TL, 2.000.000,00 TL olduğunun kabul edildiği, esas davada bizzat davacıların, birleşen davada ise davacının eşine ait sağlık raporlarının temin edildiği, davacıların ve davalı gerçek kişinin ekonomik ve ... durumu zabıta aracılığı ile belirlendiği, Bursa 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 25.12.2013 tarihli, 2012/168 Esas, 2013/872 Karar sayılı 10.04.2014 tarihinde kesinleşen kararı ile esas davada davacıların, birleşen davada ise davacının eşinin dava dışı ...'ın kullandığı, ... ... AŞ'nin işleteni olduğu ... plakalı yolcu otobüsünde yolcu olarak bulundukları sırada araç sürücüsünün kusuru ile tek taraflı olarak yol açtığı 23.07.2011 tarihli kazada yaralandıkları, araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurlu olduğunun mahkemede yapılan yargılama sonucu verilen mahkumiyet kararı ile sabit olduğu, esas davada davacıların kazada yaralanmalarından ötürü duydukları elem ve ızdırap, birleşen davada ise davacının eşinin yaralanmasından ötürü duyduğu elem ve ızdırap nedeni ile manevi tazminat isteme hakkının olduğu, kazanın oluş biçimi, esas davada davacıların, birleşen davada davacının eşinin sağlık raporu, kaza tarihi itibari ile paranın satın alma gücü, davacı ve davalı gerçek kişilerin ekonomik ve ... durumu dikkate alınarak, kazadan ötürü davacıların duymuş olduğu acı ve elem nedeni ile esas davada davanın kısmen kabulü ile 26.000,00 TL manevi tazminatın (her bir davacı için 13.000,00’er TL olmak ve davalı ... şirketi için faiz başlangıcı dava tarihi kabul edilmek kaydı ile) 23.07.2011 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, birleşen (Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/569 Esasında kayıtlı iken) davada davanın kısmen kabulü ile, 9.000,00 TL manevi tazminatın (davalı ... şirketi için faiz başlangıcı dava tarihi kabul edilmek kaydı ile) 23.07.2011 olan kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı asıl dava dosyasında davacılar vekili ve davalı ... ... AŞ vekili ile birleştirilen dava dosyasında davacı vekili ve davalı ... ... AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Asıl dava dosyasında davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kazanın meydana gelmesinde davacıların kusurunun bulunmadığını, mahkemece davacılar için hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüştür.
Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğunu, kazadan sonra davacının eşinin yaralanması sebebiyle %31 oranında organ zaafının bulunduğunu, uzun süre tedavi gördüğünü, hükmedilen manevi tazminat miktarının az olduğunu ileri sürmüştür.
Asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyasında davalı ... ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı şirketin sorumluluğunun teminat limiti ile sınırlı olup, kaza tarihi itibariyle davalı ... şirketine sigortalı araç için manevi tazminat limitinin 50.000,00 TL olduğunu, kaza ile bağlantılı diğer dosyala yapılan ödemeler nedeniyle hükmedilen tutarların kasko-imms poliçe teminatını aştığını, aynı kaza nedeniyle sonuçlanan ve derdest olan davaların bulunduğunu, davalının iyi niyet çerçevesinde ödeme yaptığından, limit üstü sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyada garameten paylaştırma hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, davaya konu kaza nedeniyle davalı şirket tarafından yapılan tüm ödemelerin iyi niyet çerçevesinde gerçekleştirildiğini, davacının gerçek zararı ödemek ile yükümlü olduğunu, davacılar ... ... ve ... ... yönünden, yaralanmalarına ilişkin maluliyet raporu alınmaksızın hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olduğunu, davacılar ihtiyari dava arkadaşı olup, her bir davacı için davalı şirket lehine reddedilen tutar yönünden ayrı ayrı 4.080,00 TL red vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, birleştirilen davada davalı ... şirketinin unvanının ... ... AŞ olması gerekirken ... ... AŞ olarak yazıldığını, bu hususun düzeltilmesi gerektiğini, ... ... AŞ'nin tüm aktif ve pasifleri ile ... ... AŞ'ye devredildiğini belirerek mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Asıl dava dosyasında davacılar vekili, birleştirilen dava dosyasında davacı vekili ile asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... ... AŞ vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Asıl dava dosyasında davacılar vekili, davalıların araç sahibi, işleteni ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı otobüs sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında otobüste yolcu olarak bulunan davacıların yaralandığını belirterek manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili, davalıların araç sahibi, işleteni ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı otobüs sürücüsünün neden olduğu tek taraflı trafik kazasında otobüste yolcu olarak bulunan davacının eşi ...’ın yaralandığını belirterek manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
- Taşıma sözleşmesi 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununda düzenlenmiş ise de; 28.05.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6502 sayılı Yasa'nın 3/k bendinde "Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişi" tüketici, 3/ı bendinde ise "Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, ..., vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlem" tüketici işlemi olarak tanımlanmıştır. Aynı Yasa'nın 73/1. maddesinde, tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğabilecek uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemelerinin görevli olduğu belirtilmiş, 83/2. maddesinde ise taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenleme olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve 6502 sayılı Yasa'nın görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceğine değinilmiştir. HMK'nın 1. maddesinde ise görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğu, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetileceği düzenlenmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 30. maddesinde usul ekonomisi ilkesi düzenlenmiş, hâkimin, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Aynı Kanun'un 57. maddesinde "ihtiyari dava arkadaşlığına" yer verilmiş, 166/4. maddesinde "davaların aynı veya birbirine benzer sebeplerden doğması ya da biri hakkında verilecek hükmün diğerini etkileyecek nitelikte bulunması durumunda, bağlantının varsayılacağı" hükme bağlanmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 61. maddesinde ise "Birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde aralarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır" düzenlemesine yer verilmiştir.
Asıl dava dosyasında davacıların davalıların işleteni, araç sahibi ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu otobüste yolcu olarak bulundukları, davanın açıldığı tarih itibariyle 6502 sayılı Yasa'nın yürürlükte olduğu, davacıların ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket etmesi nedeniyle tüketici, dava konusu taşıma işleminin de tüketici işlemi sayıldığı, buna göre yukarıda belirtilen yasa hükümleri uyarınca işbu davaya bakma görevinin tüketici mahkemesine ait bulunduğu açıktır. Dava konusu olayda davalı ... şirketi ile davacı arasındaki uyuşmazlığı inceleme görevi ticaret mahkemesine ait ise de işbu dava, taşıyan olan davalıya karşı birlikte açılmıştır. Bu durumda davalılar arasında bağlantı olduğu, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyeceği de muhtemeldir. Hal böyle olunca usul ekonomisi, daha isabetli bir karar verilmesi ve davaların makul bir süre içinde bitirilmesi yükümlüğü açısından, davaların birlikte görülmesi gereklidir. Ayrıca davalı ... şirketi hakkındaki davanın da ticaret mahkemesine göre daha özel nitelikteki tüketici mahkemesinde görülmesi, göreve ilişkin usul kurallarına da uygun düşecektir. Öte yandan bu davalar, aynı Kanun'un 23/2. maddesi hükmüne göre harçtan muaftır. Bu durumda uyuşmazlıktaki temel ilişkinin taşıma ilişkisi olması nedeniyle tüketici mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerektiğinden mahkemece asıl dava dosyasında Tüketici Mahkemesi görevli olması nedeniyle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken esasa ilişkin karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
- Kabul şekline göre; 6098 sayılı TBK’nın 56. maddesi hükmüne göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktarın, mevcut halde elde edilmek istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1976 günlü ve 7/7 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde de takdir edilecek manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hakim bu konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların ... ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
Yargıtay’ın 22.6.1966 tarih ve 1966/7 Esas 1966/7 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkimin manevi tazminat tutarını somutlaştırabilmesi için zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların, çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihe göre 11.10.2008 tarihinden önce ... ... Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerektiği Yargıtay tarafından kabul edilmektedir.
Mahkemece, dava konusu kaza sonucu asıl dava dosyasında davacılar ... ... ve ... ...’ın yaralanması nedeniyle gördüğü tedaviler, daimi maluliyetinin bulunup bulunmadığı, iyileşme süresi hususunda herhangi bir rapor alınmadan davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşıldığından, davacıların dava konusu kaza sonucu yaralanmaları nedeniyle tedavi süreci, iyileşme süresi ve kaza nedeniyle maluliyetinin bulunup bulunmadığına ilişkin olarak ATK veya üniversite hastanelerinin adli tıp kürsüsünden Yargıtay uygulamalarına göre olay tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre rapor alınarak manevi tazminatın belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetli görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, asıl dava dosyasında davacılar vekili, asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda inceleme yapılarak ve sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma ve gönderme sebebine göre birleştirilen dava dosyasında davacı vekilinin tüm, asıl dava dosyası davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... ... AŞ vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
- Asıl dava dosyasında davacılar vekili ile asıl ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; HMK’nın 353/1.a.3. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
Kararın kaldırma sebebine göre birleştirilen dava dosyasında davacı vekilinin istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,
-
İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
-
Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 14.06.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
.....
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25