SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2024/608 E. 2024/858 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/608

Karar No

2024/858

Karar Tarihi

13 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/608 - 2024/858

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/608

KARAR NO : 2024/858

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 09/11/2023

NUMARASI : 2023/208 Esas 2023/963 Karar

... MİRASÇILARI

DAVACILAR

VEKİLİ

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 13/06/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 01/07/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;

Davacı vekili, 21.05.2021 tarihinde davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi sigortalı ... plakalı araçla ... ve ... plakalı araçların karıştığı kazada davacının yaralandığını, davalıya 18.11.2021 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince 300 TL sürekli işgöremezlik tazminatı, 300 TL geçici işgöremezlik tazminatı, 100 TL bakıcı gideri, 100 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 800 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; davacının 01.09.2023 tarihinde vefat etmesi üzerine davaya mirasçıları tarafından devam edilmiştir.

Davalı ... Sigorta vekili; kazaya karışan ... plakalı aracın 08.08.2020 - 08.08.2021 tarihleri arasında davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi sigortalı olduğundan gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sorumlu olduklarını ,kusur ve maluliyet yönünden ATK’dan zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, emekli olan davacının geçici işgöremezlik tazminatı isteyemeyeceği gibi geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, hatır taşıması ve müterafik kusur nedeniyle belirlenecek tazminattan indirim yapılmasını, ceza dosyasında uzlaşma bulunup bulunmadığının araştırılmasını, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEME KARARI;

Mahkemece davanın ölüm ve cismani zarar sebebiyle açılan tazminat davası olduğu dosyanın tümü üzerinde yapılan inceleme sonucunda; davacının 21.05.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle yaralanması üzerine tazminat talebi için işbu davayı açtığı, davalı tarafça cevap dilekçesi sunulduğu ve dosyada tüm delillerin toplandığı ve ilgili yerlerden getirtildiği, davalı vekilinin itirazları doğrultusunda öncelikle taraflar arasında uzlaşma olup olmadığının incelenmesinin gerektiği ve bu hususta uzlaştırma evraklarının dosyaya kazandırıldığı ve davacı ...'ın ... plakalı araç sahibi ... ile hiçbir maddi ve manevi edim talep etmeksizin uzlaştıklarını beyan ettiği, davanın da ... plakalı aracın sigortasına karşı açıldığı anlaşılmakla, 5271 sayılı CMK'nın 253/17. bendinde; "Cumhuriyet savcısı, uzlaşmanın, tarafların özgür iradelerine dayandığını ve edimin hukuka uygun olduğunu belirlerse raporu veya belgeyi mühür ve imza altına alarak soruşturma dosyasında muhafaza eder” hükmünü; aynı maddenin 19. bendi ise "... Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." hükmünü içerdiği, öte yandan, 6098 sayılı TBK’nın 166. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre; “Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra sözleşmesi, diğer borçluları da ibra edilen iç ilişkideki borca katılma payı oranında borçtan kurtarır.” İbranın diğer müteselsil borçlulara etkisine ilişkin bu özel hükümle alacaklının sadece bir borçluyu ibra etmesi üzerine, ibra ettiği borçlunun iç ilişkideki payı kadar, diğer borçlulara karşı da alacak hakkını kaybedeceğinin hükme bağlandığı, Karayolları zorunlu mali mesuliyet sigortası, işletenlerin ve işletenlerin kusurlarından kendi kusuru gibi sorumlu olduğu araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan diğer yardımcı kişilerin kusuru ile meydana gelen ve 2918 sayılı KTK’nın 85/1 maddesi kapsamında kalan zararlardan sorumlu olduğuna göre (KTK m. 91/1) işleten ve/veya araç sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan diğer yardımcı kişilerin zarar görene karşı tazminat yükümlülüğünün kalmadığı durumlarda ZMMS’nin de bu kişilere karşı herhangi bir sorumluluğu kalmayacağından davacıların davasının reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;

Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 21.05.2021 tarihinde, ... plakalı araç ile ... ve ... plakalı araçların birlikte sebebiyet vermiş olduğu trafik kazası neticesinde meydana gelen kazada ... plakalı aracın içerisinde yolcu olarak bulunan davacı müteveffa ...'ın yaralandığını, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Hastanesince düzenlenen 03.03.2022 tarihli raporda - maluliyet oranının daha fazla olması nedeniyle kabul etmemek kaydıyla - maluliyet oranının % 24 olarak belirlendiğini, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...’nın kusurlu müteveffanın ise yolcu olması hasebiyle hiçbir kusuru bulunmadığının kaza tespit tutanağı, Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/72181 Soruşturma numaralı dosyasında alınan 12.01.2022 tarihli bilirkişi raporu ve Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/396 Esas sayılı dava dosyasında alınan 10.02.2023 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda tespit edildiğini, müteveffanın kaza sebebiyle sağ koluna 12 adet platin takıldığını, sağ dizine ve diz kapağına da dikiş atıldığını, sinir sisteminin kazada tahrip olduğunu, vücudunda meydana gelen kırıkların hayati fonksiyonlara etkisi ağır nitelikte olup vefatına kadar da ağrı ve sızılarının devam ettiğini, bu sebeple davalı sigorta şirketinin müteveffanın yaralanarak maluliyete uğraması nedeniyle maddi tazminatlarının ödenmesi konusunda poliçe teminat limitleri dahilinde sorumluluğu olduğunu, yerel mahkemece uzlaştırma tutanağı akabinde maddi ve manevi alacaklar yönünden tüm borçluların ibra edildiği yönünde verilmiş olan kararın, hukuki olarak son derece hatalı olduğunu 30.05.2022 tarihli 2022/5792 uzlaşma numaralı uzlaştırma raporunda davacı ile ... uzlaşmış ise de; bu hususun davalı sigorta şirketine maddi tazminat talepli işbu davanın yöneltilmesine engel teşkil etmeyeceğini, müteveffaya matbu uzlaşma teklifi yapıldığını ve genel bir ifadeyle sadece uzlaşmanın sağlanması halinde manevi tazminat davası açılamayacağının beyan edildiğini, müteveffanın trafik kazası neticesinde uğradığı manevi zararının giderilebilmesi amacıyla Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/396 Esas sayılı manevi tazminat davasında sadece ... plakalı araç sürücüsü ... ve araç maliki ... müşterek ve müteselsil sorumluluk gereği olarak araç sürücüsü ve maliki aleyhine açılmış olup, müteveffa ile uzlaşan ...'ya bu manevi tazminat davasının yöneltilmediğini, vuku bulan kazada zarar gören davacıya uzlaşma teklif edilirken, uzlaşmanın sağlanması halinde sorumluların hiçbirine tazminat davası açamayacağının bilgisinin tüm açıklığıyla anlatılmadığını bu hususa dair bilgilendirilmeden matbu ifadelerle sadece ...'ya karşı manevi tazminat talepli dava açamayacağına yönelik uzlaşma teklifini kabul ettiğini, davacının uzlaşma teklifini sadece ... yönünden kabul ettiğini bu yönde de irade göstererek ... aleyhine bugüne kadar maddi/manevi tazminat talebinde bulunmadığını, uzlaşma tutanağında haklarından açıkça feragat ettiğini de beyan etmediğini, ayrıca sigorta şirketine de başvurulamayacağı yönünde teklif sunulmamış olduğundan davacının tam anlamıyla açıkça ve ayrıntılı olarak aydınlatıldığı ve bu doğrultuda bilgi verildiği sonucuna kesinlikle ulaşılamayacağını bu durum CMK’nun 253/5 madde ve fıkrasında düzenlediği şekliyle uzlaşmanın mahiyetinin ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçlarının anlatıldığı anlamına gelmeyeceğini, Anayasa Mahkemesi'nin 2023/43 Esas - 2023/141 Karar 26.07.2023 tarihli kararı ile CMK 253/19 maddesi anayasaya aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmiş olup bu sebeple yerel mahkemenin vermiş olduğu kararın kaldırılması gerektiğini, bununla birlikte Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. ve 36. maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen “Hukuk Devleti”, “Hukuki Güvenlik”, “Hukuki Belirlilik”, “Hak Arama Özgürlüğü” Ve “Adil Yargılama” ilkeleri gereğince davacının bu davayı, davalı sigorta şirketine yöneltmesinin de yasaya ve hukuka uygun olduğunu, müteveffa ile ... arasında yapılan uzlaşma neticesinde tanzim edilen uzlaşma belgesi; açıkça feragat içermediğinden bu hukuk davasının davalı sigorta şirketine maddi tazminat olarak yöneltilmesine engel teşkil etmeyeceğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;

Davacılar vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;

Dava yaralamalı trafik kazasında kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi gideri istemine ilişkindir.

Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın dava dışı iki araçla karıştığı kazada davacının yaralandığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı ve tedavi giderinin davalıdan tahsili talep etmiş, mahkemece uzlaşma sağlandığından CMK'nın 253/19. maddesi gereğince davanın reddine karar verilmiştir.

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/72181 sayılı soruşturma dosyasında, müştekinin ..., şüphelinin ..., suçun taksirle yaralamaya sebebiyet vermek olduğu, şüpheliye isnat edilen suçların CMK’nın 253. maddesine göre uzlaştırmaya tabi suçlardan olması nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulandığı, 31.05.2022 tarihli uzlaşma raporunda, müşteki ...’ın şüpheli ... hakkında, herhangi bir maddi ve manevi tazminat talebinin olmadığını, edimsiz olarak uzlaşmayı kabul ettiğini; şüpheli ...’nın da uzlaşmayı kabul ettiklerinin belirtildiği uzlaştırma raporunun düzenlendiği, taraflarca raporun imzalandığı, imza inkarında da bulunulmadığı, 30.05.2022 tarihli uzlaşma teklif formu ve 31.05.2022 tarihli uzlaştırma raporunda; taraflara uzlaşmanın hukuki sonuçlarının ve verecekleri kararların hukuki sonuçlarının ayrıntılı olarak açıklandığı, davacının, araç sürücüsü olan ...'dan hiçbir maddi ve manevi talebi olmadığını edimsiz uzlaşmayı kabul ettiği, şüpheli ...’nın da uzlaşmayı kabul ettiği ve taraflar arasında bu şekilde uzlaşma sağlandığı, tarafların uzlaştıklarından bahisle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca uzlaşma nedeniyle ... hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği görülmüştür.

CMK'nın 253/19 maddesinde; "Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arz etmesi halinde, 171. maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171. maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.

Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı ilamında 04.12.2004 ve 5271 sayılı Ceza Mahkemesi Kanunu'nun 6.12.2006 tarihli 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle değiştirilen (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin ''Uzlaşmanın sağlanması halinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;...'' bölümünün Anayasa'ya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiştir.

Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre iptal kararının bağlayıcılığı ve ne zaman hukukî sonuç doğuracağı sorununa ilişkin olarak T.C. Anayasası’nın 153./6. maddesinde, “Anayasa Mahkemesi kararları Resmî Gazetede hemen yayımlanır ve yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını, gerçek ve tüzel kişileri bağlar.” düzenlemesi mevcut olup, bu düzenlemenin doğal sonucu olarak Anayasa Mahkemesi’nce bir kanun veya kanun hükmünde kararnamenin tümünün ya da bunların belirli hükümlerinin Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildiğinin bilindiği halde görülmekte olan davaların Anayasa’ya aykırılığı saptanan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesi, Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği için uygun görülmeyeceği kabul edilmektedir. (Danıştay 4. Dairesi. 09.05.2011 tarih ve 2011/2546 Esas, 2011/3384 Karar sayılı kararı). Bu konudaki Anayasa Mahkemesinin 12.12.1989 tarih ve 1989/11-48 sayılı kararında; “Anayasanın 152. maddesine göre, itiraz yoluna başvuran mahkemeler, Anayasa Mahkemesi'nce verilecek kararlara uymak zorundadırlar. Bu durumda, itiraz eden mahkeme, elinde bulunan ve Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararından önce açılmış olan bir davayı Anayasa Mahkemesi kararına göre çözecek ve doğrudan iptal kararının etkisini önceye uygulayacaktır. Ayni durum, itiraz yoluna başvurmayan mahkemeler yönünden de geçerlidir. İptal davası veya itiraz üzerine bir kuralın iptali sonucu, mahkemeler bakmakta oldukları davaları bu karara göre çözmekle yükümlüdürler. 09.05.1960 tarihli ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da; “Sonradan çıkan içtihattı birleştirme kararının, Temyiz Mahkemesinin bozma kararına uyulmakla meydana gelen usule ait müktesep hak esasının istisnası olarak henüz mahkemede veya Temyiz Mahkemesinde bulunan işlere tatbiki gereklidir. Anayasa Mahkemesi iptal kararlarında da aynı ilke geçerlidir.” şeklinde açıklama yapılmış, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 13.07.2011 tarihli ve 2011/1-421 Esas, 2011/524 Karar sayılı kararında da “Eldeki dava sonuçlanıp kesinleşmeden o davaya uygulanabilecek olan yasa metni Anayasa Mahkemesince iptal edilip, yürürlüğün durdurulmasına karar verildiğine göre, iptal kararı sonucu oluşan durumun 05.09.1960 tarihli, 21/9 sayılı YİBK'da da belirtildiği üzere maddi anlamda kesinleşmemiş olup, derdest olan eldeki davaya da uygulanması zorunludur.” denilmiş, aynı yöndeki içtihat, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.03.2012 tarihli ve 2012/20-12 Esas, 2012/232 Karar sayılı kararında da oy birliği ile kabul edilmiştir. Keza 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı ve 03.02.2010 tarihli ve 2010/4-40 Esas, 2010/54 Karar sayılı kararlarında da: “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.

Açıklanan nedenlerle; somut olay yönünden Anayasa Mahkemesi iptal kararı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2. İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,

3. İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

 4. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 13.06.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınAçılan)Tazminatkonusuankara(ÖlümgönderilmesineVedeğerlendirilmesigerekçeZararvekiliCismanidavacılarkesindelillerinSebebiylenumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim