SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2024/486 E. 2024/780 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/486

Karar No

2024/780

Karar Tarihi

31 Mayıs 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/486 - 2024/780

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2024/486

KARAR NO : 2024/780

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 04/11/2020

NUMARASI : 2016/79 Esas 2020/600 Karar

ASIL DAVA DOSYASINDA;

DAVACILAR :

VEKİLİ

DAVALILAR :

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ : 31/05/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 26/06/2024

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili, birleştirilen dava dosyasında davacılar ..., ... ve ... vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... Sigorta vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalılar ... ve ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;

Asıl dava dosyasında davacılar vekili, 16.12.2015 tarihinde, davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacıların kızı ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini, davacıların desteğin anne ve babası olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 1.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, sigorta poliçesi limitleri dâhilinde ve limiti aşan ve manevi tazminat kısmından kasko şirketi ile birlikte sorumlu olmak kaydıyla tüm davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 27.06.2018 tarihli talep artırım dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat talebini 35.789,69 TL, davacı ... için maddi tazminat talebini 44.627,62 TL olarak artırmış, 07.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile davacı ... için maddi tazminat talebini 56.134,57 TL, davacı ... için maddi tazminat talebini 64.349,05 TL olarak belirlemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini, davacıların desteğinin minibüste yolcu olmadığını, yaya olarak köpekten kaçarken kör noktada aracın iki arka tekeri altında kaldığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili, ... plakalı aracın ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, sorumluluğunun poliçe limiti olan 290.000 TL ile sınırlı olduğun, gelir durumunun ispatlanmasını, kusur oranlarının belirlenmesini, kaza tarihinden itibaren faiz talebinin haksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen İstanbul 15 ATM'nin 2016/301 Esas, 2018/1136 Karar sayılı dava dosyasında davacı vekili, 16.12.2015 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının annesi ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini, davacının, desteğin kızı olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 200,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden, diğer davalılar yönünden haksız fiil tarihi olan 16.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 16.12.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsiline verilmesini talep etmiş, 14.10.2020 tarihli bedel artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 10.577,34 TL olarak belirlemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini, davacıların desteğinin minibüste yolcu olmadığını, yaya olarak köpekten kaçarken kör noktada aracın iki arka tekeri altında kaldığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili, ... plakalı aracın ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, sorumluluğunun poliçe limiti olan 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, müteveffanın gelir durumunun davacı tarafça ispatlanmasını, davanın reddini savunmuştur.

Birleştirilen İstanbul 14 ATM'nin 2016/611 Esas, 2018/245 Karar sayılı dava dosyasında davacılar vekili, 16.12.2015 tarihinde davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacılar ... ve ...’in anneleri, davacı ...’in boşandığı eşi olan ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini belirterek belirsiz alacak davası olarak ... için 1.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, ... için 1.000,00 TL maddi, 75.000,00 TL manevi, eski eş ve aynı zamanda çocukların babası ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işletilecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, sigorta şirketinin sadece maddi tazminattan sorumlu olduğunu belirtmiş, 02.01.2018 tarihli talep artırım dilekçesi ile davacı ... yönünden maddi tazminat talebini 44.321,40 TL, davacı ... yönünden maddi tazminat talebini 63.012,90 TL olarak belirlemiştir.

Davalılar ... ve ... vekili, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetkisizlik kararı verilmesini, davacıların desteğinin minibüste yolcu olmadığını, yaya olarak köpekten kaçarken kör noktada aracın iki arka tekeri altında kaldığını, ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili, ... plakalı aracın ZMMS poliçesiyle sigortalı olduğunu, sorumluluğunun poliçe limiti olan 290.000 TL ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının tespitinin gerektiğini, müteveffanın gelir durumunun davacı tarafça ispatlanmasını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... vekili, Belediyenin yol ile ilgili tüm önlemleri aldığını ve belediyeye yüklenebilecek kusur bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;

Mahkemece toplanan delilere göre; 16.12.2015 tarihinde davalı sürücü ...'in idaresinde bulunan, işleteni ... olan davalı ... Sigorta AŞ’den 0001-0210-13234982 poliçe numara ile ZMMS ile sigortalı ... plakalı ticari aracın davacıların murisine çarpması sonucunda davacılar murisinin vefat ettiği, kazaya ilişkin yapılan hukuk ve ceza dosyalarında alınan tüm raporlara göre davalı sürücü ...'in meydana gelen kazada %80 oranında ölenin ise %20 oranında kusurlu bulunduğu, bu kusur durumuna göre hesap bilirkişisinin 15.062020 tarihli ek raporu kapsamında belirlenen tutarlar üzerinden davalı sigorta şirketinin poliçe teminat limiti dahilinde ve bu limitle sınırlı olarak aşan kısım yönünden ise davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu olmaları gerektiği, birleşen dosya davacısı, ölenin eski eşi olan ...'in manevi tazminat isteminin koşulları bulunmadığı, meydana gelen kaza nedeniyle çocuklarını ve annelerini yitiren davacılar yönünden olayın meydana geliş biçimi, kusur durumu, tarafların sosyal ve ekonomik durumları gözetilerek, sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak tutarda uygun bir miktar davacılar lehine yaşadıkları elem ve üzüntü nedeniyle manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği, birleşen dosyada davalı ... yönünden açılan dava kusurunun bulunmadığının tespitinin yanı sıra davalı belediye yönünden talebin hizmet kusuruna dayalı olduğu ve bu talep yönünden idari yargının görevli olduğu, davalı ... yönünden açılan davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2.maddeleri uyarınca yargılama yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek A) 2016/79 Esas Sayılı Asıl Dosya Yönünden; davanın maddi tazminat talepleri yönünden kabulü ile; davacı ... için 56.134,57 TL (davalı ... Sigorta Yönünden 51.316,96 TL ile sınırlı olarak), davacı ... için 64.349,05 TL (davalılar ... ve ... yönünden 58.005,59 TL ile sınırlı olarak) destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden 16.12.2015 kaza tarihinden davalı ... Sigorta yönünden ise 29.01.2016 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, davanın manevi tazminat talepleri yönünden kısmen kabulü ile; davacı ... için 7.000,00 TL (davalı ... Sigorta yönünden 1.000,00 TL ile sınırlı olarak) ,davacı ... için 7.000,00 TL (davalı ... Sigorta yönünden 1.000,00 TL ile sınırlı olarak) manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden 16.12.2015 kaza tarihinden davalı ... Sigorta yönünden ise 29.01.2016 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, B) Birleşen İstanbul 15 ATM'nin 2016/301 Esas Sayılı Dosya Yönünden; davanın maddi tazminat talebi yönünden kabulü ile; davacı ... için 10.577,34 TL (davalılar ... ve ... yönünden 10.058,92 TL ile sınırlı olarak) destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden 16.12.2015 kaza tarihinden davalı ... Sigorta yönünden ise 18.03.2016 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile alınarak davacıya ödenmesine, davanın manevi tazminat talebi yönünden kısmen kabulü ile; davacı ... için 15.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden 16.12.2015 kaza tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsili ile alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, C) Birleşen İstanbul 14 ATM'nin 2016/611 Esas Sayılı Dosya Yönünden; davalı ... yönünden açılan davanın, 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-b, 115/2.maddeleri uyarınca yargılama yoluna ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, davanın maddi tazminat talepleri yönünden kısmen kabulü ile; davacı ... için 22.723,15 TL (davalı ... Sigorta yönünden 21.286,50 TL ile sınırlı olarak), davacı ... için 34.922,83 TL (davalı ... Sigorta yönünden 34.809,35 TL ile sınırlı olarak) destekten yoksun kalma tazminatının davalılar ... ve ... yönünden 16.12.2015 kaza tarihinden davalı ... Sigorta yönünden ise 07.06.2016 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davanın ... ve ... manevi tazminat talepleri yönünden kısmen kabulü ile; davacı ... için 20.000,00 TL (davalı ... Sigorta yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı olarak) , davacı ... için 20.000,00 TL (davalı ... Sigorta yönünden 5.000,00 TL ile sınırlı olarak) manevi tazminatın davalılar ... ve ... yönünden 16.12.2015 kaza tarihinden davalı ... Sigorta yönünden ise 07.06.2016 dava tarihinden itibaren hesaplanacak değişen oranlı avans faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'in manevi tazminat isteminin reddine, karar verilmiş, karara karşı asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili, birleştirilen dava dosyasında davacılar ..., ... ve ... vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... Sigorta vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;

Asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu, reddedilen manevi tazminat miktarı üzerinden davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, maktu alt vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

Birleştirilen dava dosyasında davacılar ..., ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müteveffanın gelirini ispatlamalarına rağmen bu ücretin hükme esas alınmadığını, müteveffanın ölmeden önce sürekli ve düzenli olarak lüks villalarda ve iş yerlerinde temizliğe gittiğini, aylık 3.000,00 TL gelirin olduğunu, bu durumu tanık beyanı ve işverenlerinden ... tarafından 03.08.2015 tarihinde verilen maaş yazısı ile ispatladıklarını, tanıklarının dinlendiğini, asgari ücret üzerinde geliri ispatladıklarını, birleştirilen dava dosyasında alınan bilirkişi raporuna davalı Belediye tarafından itiraz edilmediğini, kesinleşen rapor nedeniyle usuli kazanılmış haklarının doğduğunu, asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamayı kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %20 oranında kusuru kabul etmediklerini, dosyada mübrez fotoğraflar incelendiğinde de kazanın meydana geldiği yere kadar yaya kaldırımı mevcut olup, keskin bir dönüşün olduğu, olay yerinde yaya kaldırımının birden sona erdiğini, 16.12.2015 tarihli Trafik Kazası Tespit Tutanağında da bahsedildiği üzere müteveffanın yürüdüğü kaldırım keskin dönüşte birden bire son bulacağını kestirip yolun sol tarafına geçmesinin beklenemeyeceğini, kaldırım yapma sorumluluğunun Sarıyer Belediye Başkanlığına ait olup mütevaffaya yüklenen %20 kusurun ...'na ait olduğunu, davalı ... yönünden manevi tazminat talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, bu davacının müteveffanın eski eşi olup, %90 oranında malul olduğunu, tekrar evlenmediğini, eski eşine olan sadakatini sürdürdüğünü, davacılar ... ve ... lehine hükmedilen maddi tazminatın hatalı olduğunu, annelerinden 18 yaşına kadar destek alacaklarının kabul edilerek hesaplama yapılamayacağını, davacıların başarılı öğrenci olduklarını, yüksek öğrenim görme ihtimali olan davacıların 25 yaşına kadar destek alacakları gözetilerek hesaplama yapılması gerektiğini, davacılar ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminatın az olduğunu ileri sürmüştür.

Asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... Sigorta vekili istinaf başvuru dilekçesinde, hükme esas alınan kusur raporunda davalıya sigortalı araç sürücüsünün %80 oranında kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, birleştirilen dava dosyasında alınan kusur raporunda araç sürücüsünün %60 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, kusur raporları arasında çelişki oluştuğunu, çelişkinin giderilmesi için İTÜ veya Karayolları Fen Heyetinden kusur raporu alınmasını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporundaki hesaplamaların fahiş olduğunu, hesaplanan tazminat tutarlarının gerçeği yansıtmadığını, kazaya sebep olan aracın şirket nezdinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Trafik Sigortası ile sigortalı olduğunu, dolayısıyla davalı şirketin sorumluluğunun Zorunlu Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası ile karşılanamayan zararlarla sınırlı olduğunu, bu nedenle öncelikle Karayolu Taşımacılık Mali Sorumluluk Sigortası kapsamında başvuru yapılması gerekirken davalı şirket aleyhine davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, ilgili valilik veya belediyeye yazı yazılarak bu aracın zorunlu taşımacılık sigortası yapmasının zorunlu olup olmadığının sorulması gerekirken mahkemece bu doğrultuda araştırma yapılmadığını, aracın taşımacılık sigortası bulunmuyor ve yaptırması zorunlu ise davaya konu zarardan Güvence Hesabının sorumlu olacağını, kazaya sebep olan aracın koltuk ferdi kaza sigortasının olup olmadığının da araştırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

Asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dosyada alınan kusur raporları arasında çelişki olduğunu, iki ayrı kusur raporunda davalı ...’e %60 kusur atfedilmişken diğer kusur raporunda %80 kusur verildiğinin, çelişkinin giderilmesi için yeni rapor alınması gerektiğini, tüm davalarda hükmedilen miktarın fahiş olduğunu, azaltılmasını, davalıların sigorta ve kasko poliçelerinin olmasına rağmen poliçelerdeki korumaların gözetilmediğini ileri sürmüştür.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;

Asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili, birleştirilen dava dosyasında davacılar ..., ... ve ... vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... Sigorta vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalılar ... ve ... vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;

Asıl dava ve birleştirilen davalar destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Asıl dava dosyasında davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacıların kızı ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin de kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Birleştirilen dava dosyasında davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacının annesi ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin de kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili, davalıların işleteni, sürücüsü, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı ... plakalı aracın davacılar ... ve ...’in anneleri, davacı ...’in boşandığı eşi olan ...’a çarpması sonucu ...’ın vefat ettiğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davalı ... yönünden açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine, maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, manevi tazminat talebinin de davacılar ... ve ... yönünden kısmen kabulüne, davacı ... yönünden reddine karar verilmiştir.

1. Birleştirilen dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili, aktüer hesabında müteveffanın gelirin asgari ücret olarak kabul edilerek hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

TBK'nın 53. maddesi gereğince destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Destekten yoksunluk zararının hesabında, müteveffanın gelirinin belirlenmesi tazminatın doğru tespitinde önemli bir yer tutmaktadır.

Bu nedenle desteğin kaza tarihi itibariyle mesleği ve gelirinin tespit edilmesi gerekir. Müteveffanın gelirinin ispat edilememesi halinde hiç kimsenin asgari ücretin altında gelir elde etmeyeceği kabul edilerek asgari ücret üzerinden hesaplama yapılacaktır. Eğer desteğin gelirinin asgari ücret üzerinde olduğu, herhangi bir işyerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde edildiği iddia ediliyorsa bunun ispat edilmesi gerekir. Ancak mahkeme TBK'nın 51. Maddesi gereğince zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır.

Dosya kapsamından desteğin olay tarihinde evlerde ve işyerlerinde temizlikçi olarak çalıştığı iddia edilmekle; mahkemece öncelikle desteğin gelirinin net olarak belirlenmesi için davacı tarafa ispat imkanı verilmesi, desteğin SGK kayıtları ve çalıştığı iş yerlerinden maaş belgesi, bordro, makbuz veya ödeme belgesi gibi gelire ilişkin belgelerin istenmesi, gelirin netleştirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması isabetli değildir.

2. 6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, Ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Dava konusu kaza 06.10.2015 tarihinde meydana gelmiş, davalı ... Anonim Şirketi tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 29.07.2015-2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir.

Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Olay tarihi olan 06.10.2015 tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı KTK.nın 90. Maddesinde "Maddi ve manevi tazminat; “Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır."düzenlemesi mevcuttur. KTK.nın 90. Maddesinin atıf yaptığı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri bölümünün zararın belirlenmesine ilişkin TBK.nın 55. Maddesinde ise “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan indirilemez. Hesaplanan tazminat, miktar esas alınarak hakkaniyet düşüncesi ile artırılamaz veya azaltılamaz.Bu Kanun hükümleri, her türlü idari eylem ve işlemler ile idarenin sorumlu olduğu diğer sebeplerin yol açtığı vücut bütünlüğünün kısmen veya tamamen yitirilmesine ya da kişinin ölümüne bağlı zararlara ilişkin istem ve davalarda da uygulanır.”denilmiş, yine TBK'nın Tazminatın Belirlenmesi başlıklı 51. Maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” denilmiş olmakla tazminatın somut olarak hesaplanmasına ilişkin düzenlemeler bulunmadığından tazminatın belirlenmesinde uygulanacak ilkeler Yargıtay'ın trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarına bakan Hukuk Dairelerinin içtihatları ile belirlenmiştir.

Olay tarihinden sonra yürürlüğe giren 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme ve 92/i maddesinde yer alan “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” düzenlemesi Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve 92. Maddenin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.

Bu durumda olay tarihinde 2918 sayılı KTK'nın 90. Maddesinde zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarına atıf bulunmaması nedeniyle zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi ve bu belirlemenin zarar görenlerin gerçek zararının tek olduğu zarar sorumlusuna göre zarar miktarının değişmeyeceği de gözetildiğinde tüm zarar sorumlularının aynı zarardan sorumlu olduğu gözetilerek yapılması gerekir.

Somut olayda hükme esas alınan 15.06.2020 tarihli aktüer ek raporunda davacıların davalı sigorta şirketinden talep edebilecekleri tazminat miktarı TRH 2010 yaşam tablosu ve devre başı ödemeli belirli süreli rant formülüne göre belirlenmiş, sigorta dışındaki işleten ve sürücüden talep edebilecekleri tazminat miktarı ise PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre ayrı ayrı hesaplanması ve gerçek zarar tek olduğu halde, mahkemece bu hesaplama doğrultusunda karar verilmesi doğru olmadığından mahkemece davacıların zararının tüm zarar sorumlusu olan davalılar yönünden gerçek zararın tek olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekir.

3. Yargıtay HGK'nın 2021/485 E. .  2021/971 K. sayılı kararında fazlaya ilişkin hakların saklı tutularak açılan davanın "Belirsiz Alacak Davası" kabul edilip edilemeyeceği değerlendirilmiş, gerekçesinde "Alacağın yalnızca bir bölümü için açılan davaya ise kısmi dava denir. Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukukî ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkânı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 109. maddesinde kısmi dava türü düzenlenmiştir. Bu maddeye göre; “Kısmi dava madde 109; (1) Talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmı da dava yoluyla ileri sürülebilir.(2) (Mülga: 1/4/2015. 6644/4 md.) (3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez”. Kısmi dava açılabilmesi için talep konusunun bölünebilir olması gerekli olup, açılan davanın kısmi dava olduğunun dava dilekçesinde açıkça yazılması gerekmez. Dava dilekçesindeki açıklamalardan davacının alacağının daha fazla olduğu anlaşılıyor ve istem bölümünde "fazlaya ilişkin haklarını saklı tutması” ya da “alacağın şimdilik şu kadarını dava ediyorum” şeklinde bir ifadeye yer verilmiş ise, bu husus, davanın kısmi dava olarak kabulü için yeterli sayılmaktadır (Hukuk Genel Kurulunun 02.04.2003 tarihli ve 2003/4. 260 E., 2003/271 K. sayılı kararı; ayrıca bkz., Pekcanıtez, H.: Medeni Usul Hukuku, C.II, 15. baskı, İstanbul 2017, s.1000). Nitekim aynı ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 16.05.2019 tarihli ve 2016/22. 1166 E., 2019/576 K., sayılı kararında da benimsenmiştir. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir. Davanın fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak açılmış olması halinde dava kısmi dava olup, davanın, özel bir dava türü olan ve HMK'nın 107. maddesinde düzenlenen "belirsiz alacak davası" olarak açılması için dava dilekçesinde açıkça belirtilmesi gerektiğinden, kısmi dava niteliğindeki davada dava değeri ancak ıslah yolu ile ancak bir kez artırılabilir (Yargıtay HGK'nın 2021/485 E. .  2021/971 K. sayılı emsal kararı) bu nedenle kısmi davada dava değerinin artırılmasına yönelik ilk dilekçesinin talep artırım, ikinci dilekçenin ıslah olarak kabul edilmesine olanak da bulunmamaktadır." denilerek, davanın açıkça belirsiz alacak davası olarak açılmadıkça, dava belirsiz alacağa konu edilebilecek alacak dahi olsa belirsiz alacak davası olarak kabul edilmeyeceği, dolayısı ile davacının verdiği ilk dilekçenin talep artırım dilekçesi, dava değerine yönelik ikinci dilekçenin ise ıslah dilekçesi olarak kabul edilemeyeceği kabul edilmiştir. 

Somut olayda; asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekilinin dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna yönelik bir açıklaması bulunmadığından "fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla" açılan davanın kısmi dava mahiyetinde olduğu, davacılar vekili tarafından 27.06.2018 tarihli talep artırımı dilekçesi, 07.10.2020 tarihli ıslah dilekçesi verildiği, mahkemece de 07.10.2020 tarihli 2. ıslah dilekçesi ile talep edilen tazminat miktarına hükmedildiği görülmüştür. Davacılar ... ve ... vekilinin HMK'nın 176/2 maddesi gereğince ikinci kez ıslah etme hakkı bulunmadığından ilk ıslah dilekçesi çerçevesinde davacının talepleri değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile karar verilmiş olması doğru değildir.

4. Birleştirilen İstanbul 14 ATM'nin 2016/611 E. Sayılı dosyasında davacılar vekili,  davalıların işleteni ve sürücüsü olduğu minibüsün Ayazağa/Sarıyer 101. sokaktan, 105. sokağa girerken müteveffa ...'ın  dolmuştan inmesi için durduğunu, müteveffanın daha dolmuştan ayağını atar atmaz dolmuşun hareket ettiğini ve müteveffayı altına alıp, ezerek ölümüne sebep olduğunu, kazanın meydana geldiği yere kadar yaya kaldırımı mevcut olup, keskin bir dönüşün olduğu olay yerinde yaya kaldırımı birden bire sona erdiğini, desteğin yürüdüğü kaldırımın, keskin dönüşte birden bire son bulacağını kestirip yolun sol tarafına geçmesi beklenemeyeceğini, kaldırım yapma sorumluluğunun Sarıyer Belediye Başkanlığın'da olduğunu belirterek davalı belediyeye de husumet yöneltmiş, mahkemece davalı belediye yönünden idari yargının görevli olduğu gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş ise de  Yargıtay uygulamalarında ise 2918 Sayılı Yasanın 110. maddesinin uygulamasında ilgili düzenleme dar olarak yorumlanarak, "İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlar" düzenlemesi ile karayolunda kullanılan araçların sebep olduğu kazaların adli yargıda görüleceği, hizmet kusurundan kaynaklanan davaların ise idari yargıda görülebileceği kabul edilmişken, içtihat değişikliği ile AYM'nin kararı, UYM'nin kararları ve kanun maddesinin yasama belgeleri ve kanun gerekçesi çerçevesinde, hizmet kusurundan açılan tazminat davalarının 2918 Sayılı Yasanın 110. maddesi gereğince adli yargıda görülmesi gerekiği kabul edilmiştir. Nitekim Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2020/3530 .  4192 sayılı kararında Uyuşmazlık Mahkemesinin ve Anayasa Mahkemesinin yukarıda bahsi geçen iptal kararına atıflar yapmak suretiyle gerekçesinde "Benzer olaylara aynı hukuki sonuçlar bağlanması anlamına gelen yargısal kararlardaki istikrar, adil yargılanma hakkının görünümlerinden olan hakkaniyete uygun yargılama ilkesinin gereğidir. İstikrarlı karar verme, hukuki belirliliği ve öngörülebilirliği sağladığı gibi, kişilerin yargı sistemine ve mahkeme kararlarına güvenini de tesis eder. 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin uygulanmasında, Dairemizin idari yargı yerlerini görevli kabul eden kararları (11/03/2013 tarihli ve 2013/1438. 4361 Esas. Karar sayılı; 18/04/2013 tarihli ve 2013/6055. 7371 Esas. Karar sayılı; 06/11/2013 tarihli ve 2013/15737. 17128 Esas. Karar sayılı; 06/03/2013 tarihli ve 2013/258. 3916 Esas. Karar sayılı) bulunmakta ise de yukarıda açıklanan gerekçe ve yüksek mahkeme kararları göz önüne alınarak Dairemizin 04/12/2019 tarihli ve 2019/2897. 5764 Esas. Karar sayılı ilke kararıyla önceki yerleşik uygulamadan dönülmüştür." denilerek önceki içtihatlarından ilke kararı ile dönüldüğü belirtilmiştir.

Buna göre somut olayda davacı vekili, davalı ... Başkanlığına hizmet kusuru nedeniyle dava konusu kazada kusurlu olduğunu ileri sürerek husumet yönelttiğine göre, 2918 Sayılı Yasanın 13 ve 110. maddesi ve Yargıtay ilgili dairesi kararında da belirtildiği üzere davanın adli yargı yerinde görülmesi gerektiğinden işin esasına girilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili, birleştirilen dava dosyasında davacılar ..., ... ve ... vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... Sigorta vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine tarafların sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1. Asıl dava dosyasında davacılar ... ve ... vekili, birleştirilen dava dosyasında davacılar ..., ... ve ... vekili,  asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalı ... Sigorta AŞ vekili, asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyalarında davalılar ... ve ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, 

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

2. İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,

3. İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4. Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2021/1075 esasına yatırılan 230.000,00 TL teminat mektubunun ... Sigorta AŞ'ye iadesine,

5. Bakırköy 12. İcra Müdürlüğünün 2020/13261 esasına yatırılan 148.000,00 TL teminat mektubunun ... Sigorta AŞ'ye iadesine,

6. Antalya Genel İcra Dairesinin 2020/298463 esasına yatırılan 30.000,00 TL teminat mektubunun ... Sigorta AŞ'ye iadesine,

7. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 31.05.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınNedeniyleTazminatkonusuankaraMaddigönderilmesineManevideğerlendirilmesigerekçeKazasıveTrafikvekilikesindelillerinnumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim