Ankara BAM 26. HD 2022/1051 E. 2024/757 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/1051
2024/757
24 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1051 - 2024/757
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1051
KARAR NO : 2024/757
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/01/2022
NUMARASI : 2019/357 Esas 2022/9 Karar
DAVACI :
VEKİLİ
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 24/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 05/06/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 30.05.2018 tarihinde, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın, yol kenarında oyun oynarken yola çıkan küçük ...’a çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 4.500,00 TL daimi maluliyet tazminatının davalı sigorta şirketine başvurdukları tarih olan 08.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 17.03.2021 tarihli talep artırım dilekçesi ile talebini 12.466,38 TL'ye yükseltmiş, 30.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile, talebini 14.646,79 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, dava konusu kaza neticesinde İstanbul (Anadolu) Cumhuriyet Başsavcılığında 2018/127907 soruşturma no ile soruşturma yürütüldüğünü, uzlaştırmacı tarafından hazırlanan 09.11.2018 tarihli uzlaştırma raporuna göre tarafların edimli olarak makbuz karşılığı uzlaştığını, davalı ... Sigorta AŞ. yönünden hakların saklı tutulduğuna dair herhangi bir kayıt olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, aksi halde kusur ve maluliyetin tespitinden sonra davacının gelirinin belgeleriyle tespitinin gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın %67,5 oranında, sürücünün ise %32,5 oranında kusurlu olduğu, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/127907 soruşturma no, 2018/140472 karar nolu, 13.11.2018 tarihli Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararında davacı velisi ... ile sürücü ... arasında varılan uzlaşma uyarınca, maddi ve manevi zarar karşılığı olmak üzere 1.500,00 TL karşılığında uzlaşmaya varıldığı bu nedenle takipsizlik kararı verildiği, İstanbul Üniversitesi İstanbul Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı tarafından 06.02.2020 tarihinde düzenlenen 23021781048-2019/412 sayılı bilirkişi raporuna göre, davacının daimi maluliyet oranının %2 olduğu, aktüer bilirkişiden alınan ve TRH 2010 yaşam tablosuna göre hazırlanan ek rapora göre davacının sürekli işgöremezlik zararının 14.646,79 TL olarak hesaplandığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 14.646,79 TL’nin, (12.466,38 TL’sine dava tarihi olan 08.07.2019 tarihinden, bakiye 2.180,41 TL’sine ise ıslah tarihi olan 30.06.2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu olay nedeniyle yürütülen soruşturmada taraflar arasında uzlaşma sağlandığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini, benimsenen kusur oranının hatalı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, aktüerya hesabında 1.8 teknik faiz uygulanmak suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, uzlaşma kapsamında davacı tarafa ödenen 1.500,00 TL’nin hesaplanan zarardan mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, yaya olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
1. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinde kanunda belirtilen suçlarda, şüpheli ile mağdur veya suçtan zarar gören gerçek veya özel hukuk tüzel kişisinin uzlaştırılması girişiminde bulunulacağı, 253/19. maddesinde de “Uzlaşma sonucunda şüphelinin edimini def’aten yerine getirmesi halinde, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde, 171 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilir. Erteleme süresince zamanaşımı işlemez. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, 171 inci maddenin dördüncü fıkrasındaki şart aranmaksızın, kamu davası açılır. Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz; açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılır. Şüphelinin, edimini yerine getirmemesi halinde uzlaşma raporu veya belgesi, 9.6.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 38 inci maddesinde yazılı ilam mahiyetini haiz belgelerden sayılır.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli, 2023/43 Esas, 2023/141 Karar sayılı kararı ile "4.12.2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinin “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” bölümünün Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Bu durumda Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 Tarih 2023/43 Esas 2023/141 Karar sayılı iptal kararı uyarınca 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 6.12.2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun’un 24. maddesiyle değiştirilen 253. maddesinin (19) numaralı fıkrasının beşinci cümlesinde yer alan “Uzlaşmanın sağlanması halinde, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;…” hükmünün Anayasa'ya aykırı olduğundan iptal edildiği anlaşılmakla somut uyuşmazlıkta uygulama olanağı kalmadığından, davalı vekilinin soruşturma aşamasındaki uzlaşma nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
2. Mahkemece, kazanın oluşumunda kusur oranının belirlenmesi yönünden makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda, davacının %67,5, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %37,5 oranında kusurlu olduğunun mütalaa edildiği, tarafların itirazı üzerine alınan Ankara Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan raporda, davacının %85, davalıya sigortalı araç sürücüsünün %15 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, raporlar arasında kusur oranı yönünden çelişki olması nedeniyle bu kez Karayolları Fen Heyetinden emekli üç makine mühendisi bilirkişiden alınan raporda ilk raporla aynı kusur oranları belirlenmiş olup hükme esas alınan son raporun, kaza tespit tutanağı ve kazanın oluşumu ile uyumlu olduğu, kusur oranları arasındaki çelişkinin giderildiği görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirlen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Davalı vekili, soruşturma aşamasında yürütülen uzlaştırma faaliyetinde davacı tarafa 1.500,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemenin hesaplanan zarardan mahsup edilmesi gerektiğini ileri sürmüşse de, davacı tarafın yapılan ödemenin tedavi giderlerine ilişkin olduğunu beyan ettiği, davalı tarafın bu ödemenin sürekli işgöremezlik zararına ilişkin olduğunu ispat edemediği anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.
5. 6100 sayılı HMK'nın 176. maddesindeki “Taraflardan her biri, yapmış olduğu usul işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir.” düzenlemesine göre ıslah müessesesi, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaların, dava konusunun veya istem sonucunun değiştirilebilmesi imkanı sağlamaktadır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmadığı gibi, dava dilekçesinde talep edilmeyen zarar kalemleri de ıslah dilekçesi ile talep edilemez.
Somut olayda, davanın, davacının fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak kısmi dava olarak açıldığı, dava dilekçesinde davanın HMK’nın 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olarak açıldığına yönelik bir belirlemenin olmadığı, hal böyleyken, davacı vekilinin 17.03.2018 tarihli talep artırım dilekçesi sunarak taleplerini 12.466,38 TL’ye yükselttiklerini beyan ettiği, daha sonra ise bu kez ıslah dilekçesi adı altında taleplerini 14.646,38 TL olarak artırdıklarını bildirdiği görülmüş olup kısmi davada talep edilen miktarın ıslah ile iki kez artırılmasının mümkün olmadığı, ikinci kez sunulan talep artırıma ilişkin dilekçenin hukuken geçerliliğinin bulunmadığı, bu nedenle ilk talep artırıma ilişkin (17.03.2018 tarihli) ıslah dilekçesinin hükme esas alınarak bu bedel (12.466,38 TL) üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken usul hükümlerine aykırı olması nedeniyle hukuken geçerliliği bulunmayan ikinci ıslah dilekçesi esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun, usule aykırı olarak ikinci kez ıslah yönünden kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine, sair istinaf sebeplerinin reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddine,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında yENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1. Davanın kabulüne, 12.466,38 TL sürekli işgöremezlik tazminatının, dava tarihinden tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
2. 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince hesaplanan 851,57 TL karar harcından, peşin alınan 44,40 TL peşin karar harcı ve 186,00 TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 621,17 TL karar harcının davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, davacı tarafça yatırılan ikinci ıslah dilekçesine ilişkin 59,30 TL tamamlama harcının talep halinde davacıya iadesine,
3. Davacı yararına karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 5.100,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiline, davacıya ödenmesine,
4. Davacı tarafından yatırılan 44,40 TL başvurma harcı, tebligat. müzekkere ücreti bilirkişi masrafı 3.422,00TL, Adli Tıp Gideri 323,00TL olmak üzere toplam 3.789,40TL yargılama gideri ile 289,70 TL harç giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
5. Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına,
6. HMK'nın 333.maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının taraflara iadesine,
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1. Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davalıya iadesine,
2. İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan 73,50 TL tebligat ve posta masrafı ile 220,70 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 294,20 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3. Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
4. Kararın tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 24.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:41:02