Ankara BAM 26. HD 2022/1005 E. 2024/689 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/1005
2024/689
16 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1005 - 2024/689
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1005
KARAR NO : 2024/689
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 24/01/2022
NUMARASI : 2020/591 Esas 2022/55 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 16/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 11/06/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 26.10.2012 tarihinde dava dışı sürücü ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine ihtiyati mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı ticari taksi ile davacının idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacının kusuru bulunmadığını, davacının manevi zararlarından davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olduğunu, kaza ile ilgili Keçiborlu Cumhuriyet Başsavcılığının 2012/1106 sayılı soruşturması yapıldığını, davalı sigorta şirketine başvurulduğunu, arabuluculuk aşamasında anlaşmaya varılamadığını belirterek davacının trafik kazasında yaralanması nedeniyle uğradığı manevi zararların tazmini amacıyla 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, kazaya konu aracın ticari genişletilmiş kasko poliçesi ile teminat altına alındığını ve 40.000,00 TL limitle sınırlandırılmış olmak üzere ihtiyarı mali mesuliyet manevi tazminat limiti verildiğini, kusur oranlarının tespiti bakımından Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini, davacının manevi tazminat talebinin fahiş olduğunu, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusura ilişkin alınan 17.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, davacı motosiklet sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 06.09.2021 tarihli raporda davacının % 12,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, 90 gün süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla 30.11.2020 dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme tarafından yargılama sonunda hüküm altına alınan manevi tazminat tutarının toplanan delillere göre fahiş miktarda eksik ve yetersiz olduğunu, davacının trafik kazasında ağır derecede yaralandığını, vücut fonksiyonlarını tam olarak eski kuvvetinde bulunmaması nedeniyle derin bir acı ve elem yaşamakta olduğunu, kaza sonrasında psikolojik tedaviler görmekte olduğunu, halen kazanın etkilerini yaşadığını, defalarca ameliyat olduğunu, uğranılan manevi zararlar karşısında tutarın son derece cüz’i olduğunu, caydırıcılık unsuru taşımadığını, hükmedilen tazminatın faiz başlangıç tarihinin hatalı tespit edildiğini, kaza tarihi olan 26.10.2012 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, davacı aleyhine kısmi arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın açılmasına davalının sebebiyet verdiğini ve aleyhe arabuluculuk ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 26.10.2012 tarihinde dava dışı sürücü ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine ihtiyati mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı ticari taksi ile davacının idaresindeki ... plakalı motosiklet ile çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 17.07.2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında, davacı motosiklet sürücüsünün % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 06.09.2021 tarihli raporda davacının % 12,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, 90 gün süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği, manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
1. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 26.12.2012 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine ihtiyari mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan plakalı araç ile davacının idaresindeki motosikletin çarpışması sonucunda trafik kazası meydana geldiği, yargılama sırasında düzenlenen 13.07.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün manevra kurallarına aykırı hareket etmesi nedeniyle % 75 oranında, davacı motosiklet sürücünün ise hızını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, ... Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 06.09.2021 tarihli raporda davacının % 12,1 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği, 90 gün süreyle iş göremez halde kaldığının belirlendiği anlaşılmıştır. Dava konusu olayda, kazanın meydana geliş şekli, davacının yaralanmasının niteliği, kazanın meydana gelmesindeki kusur oranları, sosyal ve ekonomik durum araştırması, kaza tarihindeki (2012) paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmış, davacı tarafın manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davalı kazaya neden olduğu belirtilen aracın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı olup sigortacının temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine ihtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamında başvuruda bulunulmadığı gözetildiğinde hüküm altına alınan tazminata dava tarihinden itibaren faiz uygulanmış olmasının doğru olduğu, öte yandan 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A. 13. maddesinde uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama gideri niteliğinde olup davanın kabul ve reddedilen kısımları nazara alınarak hüküm altına alınmış olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile kalan 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3. Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 16.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19