Ankara BAM 26. HD 2022/1095 E. 2024/663 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/1095
2024/663
10 Mayıs 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/1095 - 2024/663
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/1095
KARAR NO : 2024/663
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 15/09/2021
NUMARASI : 2021/245 Esas 2021/668 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 10/05/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 21/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 31.12.2017 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı davacıların oğlu ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yaptığı tek taraflı trafik kazasında davacıların oğlu sürücü ...’in vefat ettiğini, desteğin kusursuz olduğunu davalıya 22.01.2021 tarihinde başvurmalarına rağmen talebin 17.02.2021 tarihinde reddedildiğini belirterek HMK’nın 107.maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak davacılardan anne ...için 165.000 TL, baba ... için 165.000 TL olmak üzere toplam 330.000 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davanın süresinde açılmadığını, ... plakalı aracın 26.10.2017-26.10.2018 tarihleri arasında davalı şirkete 330.000,00-TL teminatla zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olup davacıların desteği sürücü ... ... %100 kusurlu olduğundan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının A.6.d maddesi gereğince davacıların talebinin teminat dışı olduğunu, kabul anlamına gelmek üzere yeni genel şartlara göre aktüer bilirkişiden rapor alınarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece sürücü/desteğin sevk ve idaresindeki araç ile 31.12.2017 tarihinde kendi kusuru ile sebebiyet verdiği kazada öldüğü, poliçenin düzenlenme tarihinin de 26.10.2017 tarihi olduğu, davalının sorumluluğunun kapsamının 01.06.2015 tarihinde yani davaya konu trafik kazasından önce yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenmesi gerektiği, Genel Şartlarının "Teminat Dışında Kalan Haller" başlıklı A.6. maddesi (d) bendinde; "destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri" teminat kapsamı dışında bırakılmış olması nedeniyle, kendi ölümüne neden olan sürücünün (desteğin) tam kusuruna isabet eden destek tazminatı talebi ZMSS poliçe teminatı kapsamında olmayacağı, davacıların bu kapsamda üçüncü kişi konumunda bulunmadıkları gözetilerek davacıların davasının reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde; 31.12.2017 tarihinde davalının sigortacısı olduğu ... plakalı aracın karıştığı tek taraflı trafik kazası sonucu davacıların desteği ...'in vefat ettiğini, davacılar ... ... ve ...... desteğin anne ve babası olup zarar gören 3.kişi konumunda bulunduklarından destekten yoksun kalma tazminatı talep etme hakları bulunduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 22.2.2012 gün ve 2011/17-787 E. 2012/92 K. sayılı kararında "Destekten yoksun kalma tazminatına konu davacıların zararı, desteklerinin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalan sıfatıyla doğrudan kendileri üzerinde doğan zarardır. Bu zarardan doğan hak desteğe ait olmadığına göre, onun kusurunun bu hakka etkili olması da düşünülemez. Şu hale göre; işleten murisin, ister kendi kusuru ister bir başkasının kusuru ile olsun salt ölmüş olması, destekten yoksun kalanlar üzerinde doğrudan zarar doğurup; bu zarar gerek Kanun gerek poliçe kapsamıyla teminat dışı bırakılmamış olmakla, davacıların hakkına, desteklerinin kusurunun olması etkili bir unsur olarak kabul edilemez ve destekten yoksunluk zararından kaynaklanan hakkın sigortacıdan talep edilmesi olanaklıdır.” Denildiğini, bu sebeple yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararının kabul edilemeyeceğini, dava konusu kazanın meydana gelmesinde davacıların desteği müteveffanın herhangi bir kusuru bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından Karayolları Trafik Fen Heyeti'nden uzman bir bilirkişi aracılığıyla kusur araştırması yapılmadığını, eksik inceleme neticesinde dosya üzerinden yapılan incelemeyi kabul etmediklerini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince davacılar vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, ölümlü trafik kazası nedeniyle davacı anne-baba tarafından, desteğin sürücüsü olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısına karşı açılan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 31.12.2017 tarihinde davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı davacıların oğlu ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yaptığı tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini, desteğin kusursuz olduğunu belirterek davacı anne-baba için destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemece 31.12.2017 tarihli dava konusu tek taraflı trafik kazasında davacıların desteği sürücü ...’in asli ve tam kusurlu olduğu kendi ölümüne neden olan sürücünün (desteğin) tam kusuruna isabet eden destek tazminatı talebinin ZMSS poliçe teminatı kapsamında olmayacağı, davacıların bu kapsamda üçüncü kişi konumunda bulunmadıkları gerekçesi ile davacıların davasının reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili, desteğin kusursuz olduğunu, desteğin asli ve tam kusurlu olması halinde dahi desteğin kusurun 3.kişi konumundaki davacılara yansıtılamayacağına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1. Davacılar vekili kusur oranına itiraz etmiş ise de; dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kaza tespit tutanağında ve görgü tespit tutanağında kazanın, 21.12.2017 günü saat 18.00 sıralarında ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla yanında yolcu olarak bulunan akrabası ... ile birlikte seyir halinde olduğu sırada gidiş istikametine göre yolun sol tarafına havanın yağışlı olmasının da etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yoldan çıkarak takla attığı, sürücü ...’in araçtan fırlayarak olay yerinde öldüğü, yolcu ...’in yaralandığı, meydana gelen trafik kazasının oluşumunda sürücü ...’in 2918 Sayılı KTK’nın 52/1 a. b maddesi gereğince "aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak" kuralını ihlal ettiğinden asli ve tam kusurlu olduğu belirlenmiştir.
Kadirli Cumhuriyet Başsavcılığının 31.01.2018 tarih 2017/5105 Hazırlık 2018/345 Karar numaralı Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına dair kararında da müteveffa ... müştekilerin ... olduğu, olayın tek taraflı trafik kazası neticesinde ölüm olup 31.12.2017 tarihinde müteveffanın kullanmakta olduğu ... plaka sayılı araçla yanında yolcu olarak bulunan akrabası olan müşteki ... ile birlikte havanın yağışlı olmasının da etkisi ile direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yoldan çıkarak takla atması sonucu ...'in ölümü nedeniyle hazırlık soruşturması başlatılmış ise de, Cumhuriyet Başsavcılığınca ölen hakkında düzenlenen olay yeri inceleme ve ölü muayene tutanağının düzenlendiği, ölüm nedeninin maruz kaldığı trafik kazası sonucu vücudunda meydana gelen multiple travmatik yaralanmaya bağlı kafa içi kanama sonucu olduğunun tespit edildiği, kolluk birimince düzenlenen trafik kazası tespit tutanağı uyarınca müteveffanın aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlal ettiği ve kusurlu olduğunun tespit edildiği, maktulün kullandığı araç içerisinde yolcu olarak bulunan müşteki ...'in beyanında, ...'in kendisinin halasının oğlu olduğunu, 31.12.2017 günü sabah saat 10:00 sıralarında Kadirli ilçesinden dayısının üzerine ruhsatlı 3 yıldır kendisinin kullandığı ... plakalı araç ile Kozan ilçesi Göller yaylasına gitmek için yola çıktıklarını giderken aracı kendisinin kullandığını, Çiçeklidere Yirce yaylasına vardıklarında yolun kapalı olduğu için Bağdaş yaylası tarafından döndüklerini, saat 16:00 sıralarında kendisinin aracın başında sigara içerken ...'in aracın direksiyonuna geçtiğini, ehliyeti olduğu için bir şey demediğini, Çem mevkiinde iniş aşağı seyrederken aracın takla attığını kaç takla attığını hatırlamadığını, aracın gidiş istikametine doğru yolun sol tarafında durduğunu, araç durunca aracın kapısını açmaya çalıştığını ancak açamadığını, aracın kapı camından dışarı çıktığını, ...'e baktığında aracın gerisinde yerde yattığını gördüğünü, olay nedeniyle hiç kimseden şikayetçi olmadığını belirttiği, müteveffanın anne ve babası olan müştekiler ...ve ...'nin olay nedeniyle şikayetçi olmadıklarını belirttikleri, müteveffanın olay tarihinde kullanmakta olduğu otomobilin direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu aracın yolun solunda takla atarak durduğu ve bu kaza neticesinde vefat ettiği, ölümünde başka herhangi bir kimsenin taksirli, kasıtlı eyleminin veya etkisinin bulunmadığı, olayda şüpheli bir durumun bulunmadığı Kovuşturma Yapılmasına Yer Olmadığına karar verildiği, dava konusu kazanın oluşumunda davacıların oğlu sürücü ...’in asli ve tam kusurlu olduğu, kazaya etken başka bir kişi ve sebep olmadığı aksinin de davacılar tarafından iddia ve ispat edilmemiş olması nedeniyle mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
2. Davacılar vekili desteğin kusurunun 3. kişi olan davacı anne ve babaya yansıtılamayacağını ileri sürmüştür.
Dava konusu kaza 31.12.2017 tarihinde meydana gelmiş, davalı tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 26.10.2017 tarihinde düzenlemiştir.
Davalı, kaza yapan aracı ZMMS ile sigortalayan sigorta şirketi olup, kanunla sınırları belirlenen işletenin üçüncü kişiye karşı olan sorumluluğunu üstlenir.
01.06.2015 tarihinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında değişiklik yapılarak Genel Şartlar A.6. maddesinin (c) bendinde; “İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri” ve (d) bendinde; “Destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan destek tazminatı talepleri ile destekten yoksun kalan hak sahibinin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmakla beraber destek şahsının kusuruna denk gelen destek tazminatı talepleri” açısından sigortanın sorumlu olmayacağı düzenlenmiştir. Sigortalı araç sürücüsünün veya işletenin kusuru ile vefatı nedeniyle hak sahiplerinin destek zararları da bu kapsamdadır.
Poliçe ve kaza tarihinde yürürlükte olan 6704 Sayılı Kanun 4. maddesi ile 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesine eklenen "h" ve "i" maddelerinde de bu konuda düzenleme yapılmış, ilgili maddelerin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle yapılan iptal başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı ve 17.07.2020 tarihli kararında teminat kapsamının belirlenmesine ilişkin 2918 Sayılı Yasanın 92. maddesinin "i" bendinin Anayasaya aykırı olduğundan iptaline karar verilmiş, "h" bendinde yer alan sigorta teminatı kapsamında kalmadığı belirtilen "İlgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat talepleri" maddesine ilişkin gerekçesinde; "2918 sayılı Kanun’un 92. maddesinin itiraz konusu (h) bendinde ilgililerin, sigortalının sorumluluk riski kapsamında olmayan tazminat taleplerinin zorunlu mali sorumluluk sigortasının kapsamında olmadığı belirtilmektedir. Kanun’da ilgililerin kimler olduğu belirtilmemiş ise de anılan ibareyle ifade edilenin kazaya uğrayan kişi dışında tazminat talep edebilecek kişiler olduğu anlaşılmaktadır. Kuralda yer alan “...sigortalının sorumluluk riski...” ibaresinin anlamı da değerlendirilmelidir.
Yukarıda da açıklandığı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortasının amacı işletenin KTK’nın 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluğunu güvence altına almaktır. Dolayısıyla bu hukuki sorumluluğunu sigorta ettirmekle yükümlü olan işletenin sigortalı konumunda olduğu, sigortalının sorumluluk riskinin ise Kanun’un 85. maddesinde düzenlenen hukuki sorumluluk kapsamında gerçekleşmesi olası risklerle sınırlı olduğu anlaşılmaktadır. Bu yönleriyle kuralın belirsiz olduğu söylenemez. Kural uyarınca sigortalının sorumluluk riski kapsamında değerlendirilemeyecek risklerden doğan tazminat taleplerinden dolayı zorunlu mali sorumluluk sigortasına dayanılarak sigorta şirketinden talepte bulunulmayacaktır. Mali sorumluluk sigortasının sigortalının kanundan doğan hukuki sorumluluğunu teminat altına almak amacıyla zorunlu kılındığı dikkate alındığında, sigortalının hukuki sorumluluğu kapsamında olmayan tazminat taleplerinden dolayı sigorta şirketinin de sorumlu tutulamamasının işin niteliği gereği olduğu anlaşılmaktadır. Sigorta şirketinin sorumluluğunun zorunlu mali sorumluluk sigortası ile teminat altına aldığı riskler ile sınırlandırılması suretiyle ilgililerin, işletenin dahi sorumlu olmadığı tazminat taleplerini sigorta şirketine yöneltmelerinin önüne geçilmesinin ve sigorta şirketinin mülkiyet hakkının korunmasının amaçlandığı anlaşılmaktadır. Bu bağlamda esasen sigortalıdan talepte bulunması mümkün olmayan ilgililerin, sigorta şirketinden de talepte bulunamamasının Anayasa’nın 17. ve 35. maddelerinde düzenlenen hakları ihlal ettiği söylenemez. Kuralın ilgililerin menfaatleri ile sigorta şirketinin menfaatleri arasında makul bir denge kurulmasını engelleyen bir yönünün bulunmadığı görülmektedir." denilerek, 2918 Sayılı yasanın 85. maddesi kapsamında kalmayan, üçüncü kişilerin zararlarının sigorta kapsamında kalmadığına yönelik bir düzenleme olduğundan bahisle düzenlemenin belirli olduğu ve Anayasaya aykırı olmadığından iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile meydana gelen ölüm olayında, hak sahibi üçüncü kişilerin destek zararlarından sigortanın sorumlu olup olmadığı, 2918 Sayılı Yasanın 92/h maddesinin 26.04.2016 tarihinde yürürlüğe girmiş olması ve Anayasa Mahkemesi kararının gerekçesine göre söz konusu zararların 92. maddenin "h" bendi kapsamında değerlendirilecek olması karşısında, bu tarihten sonra meydana gelen kazalarda 2918 Sayılı Yasanın 85. maddesi kapsamında işletenin sorumlu olmadığı hususların sigorta teminatı kapsamında olmayacağı kanun ile düzenlenerek açıklığa kavuşturulmuştur. Bu nedenle 26.04.2016 tarihinden sonraki tek taraflı kazalarda zarar dolaylı ya da doğrudan olsun, 2918 Sayılı Yasanın 85/1. maddesi gereğince işletenin sorumluluğu olmadığı durumlarda, sigortanın da sorumluluğu olmayacaktır.
Somut olayda, desteğin sürücüsü olduğu araçta kusuru ile sebebiyet verdiği kazada vefat ettiği, poliçenin düzenleme tarihinin de 26.10.2017 tarihi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, kaza ve poliçe düzenleme tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı KTK’nın 92/h maddesi gereğince sigorta şirketi tarafından işletenin üçüncü kişilere karşı olan sorumluluğu poliçe limitleri kapsamında teminat altına aldığından üçüncü kişinin ölümü dolayısıyla oluşan destek zararlarından sorumlu olduğu, başka bir deyişle sigortacının destek zararlarından sorumlu olması için, motorlu aracın işletilmesi sırasında ölen kişinin mutlaka üçüncü bir kişi olması gerektiği, sigortalı araçta sürücü olan ...’in üçüncü kişi olarak kabul edilemeyeceği, sürücünün vefatı nedeniyle oluşan destek zararlarının poliçe teminatı kapsamında olmadığı anlaşıldığından dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, mahkemenin gerekçesine göre yerel mahkeme kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1.maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1. b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2. İstinaf başvuru nedeniyle alınması gerekli 427,60 TL karar ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 harcı davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,
3. İstinaf kanun yoluna müracaat eden davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
4. Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK’nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
5. Kararın taraflara usulüne uygun şekilde tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 10.05.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:42:19