Ankara BAM 26. HD 2022/885 E. 2024/567 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/885
2024/567
19 Nisan 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/885 - 2024/567
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/885
KARAR NO : 2024/567
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2022
NUMARASI : 2021/234 Esas 2022/45 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 19/04/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 13.08.2016 tarihinde, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde davacıya sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olarak 1.000,00 TL maddi tazminatın, olay tarihi olan 13.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 01.07.2021 tarihli duruşmadaki imzalı beyanında, dava dilekçesinde talep edilen 1.000,00 TL maddi tazminatın, 250,00 TL'sinin geçici iş göremezlik, 750,00 TL'sinin sürekli iş göremezlik tazminatına yönelik olduğunu açıklamış ve 15.11.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 43.248,13 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili, 13.08.2016 tarihli kazaya karıştığı belirtilen, ... plakalı aracın, davalı şirkete 14.05.2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, şirketin üçüncü kişilerin uğramış olduğu bedeni zararlardan doğan maddi tazminat sorumluluğunun, sigortalının kusurlu olması halinde, teminat limit dahilinde söz konusu olduğunu, davacının sunmuş olduğu 24.07.2020 tarihli, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinden alınmış sağlık kurulu raporunun usulüne uygun düzenlenmediğini, davacının davalı sigorta şirketine yaptığı başvurunun usulüne uygun olmadığını, dava şartı olan başvurunun gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI;
Mahkemece toplanan delilere göre; 13.08.2016 tarihinde, Muammer Aksoy Caddesi ile Saadet Sokağının kesiştiği kavşak üzerinde, sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın, yaya ...'e çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, davacı ...'in kaza neticesinde yaralandığı, alınan kusur raporuna göre, dava konusu kazanın meydana gelmesinde, davalı ... Sigorta AŞ tarafından ZMMS ile sigortalanan ... plakalı araç sürücüsü ...'ın %100 oranında kusurlu, davacı yaya ...'in kusursuz olduğunun tespit edildiği, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 24.07.2020 tarihli raporunda; davacının, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Yönetmelik hükümlerine göre özür oranının %5 olduğunun, 6 ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının bildirildiği, Anayasa Mahkemesinin kısmi iptal kararı ve Yargıtay 17. HD'nin 14.01.2021 tarihli emsal kararı doğrultusunda 1,8 teknik faiz uygulanmadan TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapıldığı, sigorta şirketinin temerrüde düşme tarihi olan 25.08.2020 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesi gerektiği belirtilerek davanın kabulü ile; 36.052,76 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.195,37 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 43.248,13 TL tazminatın, 25.08.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacının kendi başvurusu ile aldığı maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, alınacak maluliyet raporunun Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğine uygun olarak alınmasını, progresif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplama sonucu verilen kararın hatalı olduğunu, kusur durumunun tespiti için dosyada kusur bilirkişisinden rapor alınmasını, geçici iş göremezlik, geçici bakıcı tazminatı ve tedavi giderlerinin teminat kapsamı dışında kaldığını, iş kazası hususunun değerlendirilmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı ve aylık bağlanıp bağlanmadığının tespitini, temerrüt faizine ve davacı lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigortası ile sigortalı olan aracın davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi tazminat talep etmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
1. Davalı vekili kusur durumunun belirlenmesi için rapor alınmasının gerektiğini ileri sürmüştür.
Kazadan sonra düzenlenen 13.08.2016 tarihli kaza tespit tutanağında, ... plaka sayılı araç sürücüsü M. Aksoy Caddesini takiben Vatan Caddesi istikametine seyir halinde iken Saadet Sokak kavşağına geldiğinde istikametine göre solundan karşıdan karşıya geçmek isteyen ... isimli yayaya çarpması neticesi 2918 sayılı KTK'nın 52/1-B kuralını ihlal ile kusurlu olacağı, yaya ...'in ise KTK'nın 68/1-B kuralını ihlal ile kusurlu olacağı belirtilmiş, mahkemece makine mühendisi bilirkişiden alınan 13.08.2021 tarihli raporda araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu, davacı yayanın kusursuz olduğu belirlenmiş ve mahkemece bu kusur raporu hükme esas alınarak karar verildiği anlaşılmış olup, anılan raporda belirlenen kusur oranının kaza tespit tutanağı ile belirlenen kazanın oluşumuna uygun düşmediği ve kaza tespit tutanağı ile çelişki meydana geldiği görülmüştür.
Bu nedenle kaza tespit tutanağı, kaza krokisi, çarpışma noktası, sürücü ifadesi ve 2918 sayılı KTK'nın 56 ve 84. maddeleri de değerlendirilerek kaza tespit tutanağı ve mahkemece alınan 13.08.2021 tarihli kusur raporu arasındaki kazanın oluşu ve kusur oranları arasındaki çelişkinin giderilmesi için ATK’dan ayrıntılı gerekçeli ve denetime uygun rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
2. Davalı vekili davacının kendi başvurusu ile aldığı maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını ileri sürmüş olmakla, haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, dava açılmadan önce davacı tarafın talebi üzerine Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim edilen ve dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 24.07.2020 tarihli raporda, Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacıda %5 oranında sürekli maluliyet ve 6 ay süre ile iş göremezlik süresinin belirlendiğinin mütalaa edildiği, mahkeme tarafından da bu rapor hükme esas alarak karar verilmiş ise de, kaza tarihinden itibaren tüm tedavi evrakları getirtilmeden düzenlenmiş dava öncesi alınan rapora dayanılarak karar verilmesi doğru değildir.
Bu durumda mahkemece, kaza tarihi olan 13.08.2016 tarihinde Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerinin uygulanmakta olduğu gözetilerek davacının dava konusu kaza sonucu yaralanması ile ilgili tüm tedavi evrakları getirtilip bu yönetmelik hükümlerine göre davacının daimi maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu veya üniversitelerin adli tıp anabilim dalı bölümlerinden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli olmamıştır.
3. Davalı vekili temerrüt tarihinin hatalı olarak belirlendiğini ileri sürmüştür. Sigorta şirketi, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadır. O halde, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonrası temerrüde düşeceği, bir başvuru yapılmamış ise en erken dava tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davalı sigorta şirketine başvuru tarihi belirlenerek buna göre temerrüt tarihinin belirlenmesi ve belirlenen temerrüt tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken davalı şirket yönünden 25.08.2020 tarihinden itibaren faiz uygulanması yönünde hüküm kurulması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden inceleme yapılmak üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1. Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; HMK’nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2. İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,
3. İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 19.04.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:43:41