Ankara BAM 26. HD 2022/902 E. 2024/560 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/902
2024/560
18 Nisan 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/902 - 2024/560
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/902
KARAR NO : 2024/560
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/11/2021
NUMARASI : 2018/177 Esas 2021/779 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 18/04/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 02/05/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 07.11.2017 tarihinde davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla Soma’ya LPG ve benzin almaya giderken aracın yolda teklemesi üzerine dörtlüleri yakarak yavaş yavaş yavaş gittiği sırada aynı yönde arkadan hızla gelen davalıya zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın davacının aracına çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, davalıya 12.02.2018 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 100 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 200 TL maddi tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 26.03.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli işgöremezlik tazminatını 106.336,68TL’ye, bakıcı giderini 3.605,40 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; İstanbul mahkemelerinin yetkili olduğunu, kazaya karışan ... plakalı aracın 25.04.2017-25.04.2018 tarihleri arasında 330.000 TL limitle davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı olup sorumlulukları gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan ceza dosyası da istenerek kusur ve maluliyet yönünden Adli Tıp Kurumundan zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, bakıcı giderinin teminat dışı olduğunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle kusurlu yanın sigortacısından poliçe kapsamında zararın tazmini talebi olduğu, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 15.04.2019 ve 17.10.2019 tarihli maluliyete ilişkin raporlarda, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması, Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, davacının %8 oranında malul olduğu, tedavi süresinin 6 aya kadar uzayabileceği, 2 ay bakıma muhtaç olduğu bildirilmiş olmakla raporun karar vermeye yeterli bulunduğu, kusur oranının tespiti için alınan Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 28.06.2019 tarihli raporunda, kazanın davacının beyan ettiği şekilde dörtlü ikaz lambalarını yakarak yavaş şekilde gittiğinin kabulü halinde davalı sigortalısının tam kusurlu olduğu, davalı sigortalısının beyan ettiği gibi dörtlü ikaz lambaları yanmadan duran otomobile arkadan çarpması şeklinde meydana gelmiş ise davalı sigortalısının %25, davacının %75 kusurlu olduğunun bildirildiği, raporun terditli hazırlanması nedeni ile alınan 10.10.2019 tarihli ek raporda, kök rapordaki beyanların tekrar edildiği, İstanbul İTÜ Trafik Kürsüsü'nden oluşturulan heyetten alınan 23.07.2020 tarihli raporda, kazanın hangi sürücünün beyan ettiği gibi olduğunu tespit etmek mümkün olmadığından tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereği davacının %50, davalının sigortalısının %50 kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirildiği, raporlar arasında çelişki olması nedeni ile İstanbul Adli Tıp Kurumu'nun 23.12.2020 tarihli raporunda, kazanın davacının beyan ettiği şekilde dörtlü ikaz lambalarını yakarak yavaş şekilde gittiğinin kabulü halinde davalı sigortalısının tam kusurlu olduğu, davalı sigortalısının beyan ettiği gibi dörtlü ikaz lambaları yanmadan duran otomobile arkadan çarpması şeklinde meydana gelmiş ise davalı sigortalısının %25, davacının %75 kusurlu olduğunun bildirildiği, ceza dosyasında keşif neticesinde alınan bilirkişi raporunda, davacının aracını yavaş sürdüğü bu nedenle %25 kusurlu olduğu, davalı sürücüsünün ise uykusuz ve yorgun şekilde araç kullanması nedeni ile %75 kusurlu olduğu tespit edilmiş olup, davalı sigortalısının rapora itiraz etmediği, davacı vekilinin ise aracın yakıtı bitmesi nedeni ile yavaş gitmesi için gerekçe bulunduğundan bahisle yasa maddesinde belirlenen kusur durumuna uymadığına ilişkin itirazda bulunduğu, kusura ilişkin başkaca araştırma yapılmadığı, her ne kadar alınan bilirkişi raporları terditli hazırlanmış ise de, kaza tespit tutanağı, ceza dosyasında keşif neticesinde düzenlenen ve davalı sigortalısı tarafından itiraza uğramayan bilirkişi raporu ile davacı tarafça sunulan kaza sonrası fotoğrafları gözetildiğinde kazanın davacının beyan ettiği şekilde, yavaş şekilde seyrederken meydana geldiği kanaatine varıldığından ceza dosyasında alınan bilirkişi raporundan bu yönde ayrılarak Mahkemece Adli Tıp Kurumlarından alınan raporlarda belirlendiği şekilde davacının kusursuz olduğunun değerlendirildiği, kusura ilişkin başkaca araştırma yapılmaması nedeni ile ceza dosyasının bekletici mesele yapılmadığı, aktüerya bilirkişisinin 18.03.2021 tarihli raporunda davacının maddi zararının hesaplanarak, davacı kusursuz ise 106.336,68 TL sürekli, 3.605,40 TL bakıcı gideri tazminatı talep edebileceğini, %75 kusurlu ise 26.584,17 TL sürekli, 901,35 TL bakıcı gideri tazminatı talep edebileceğinin belirtildiği gerekçesi ile; davanın kabulüne, 106.336,68 TL kalıcı maluliyet tazminatı ile 3.605,40 TL bakıcı gideri tazminatının 23.02.2018 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 01.06.2015 yürürlük tarihli ve halen yürürlükte bulunan ZMM Genel Şartları uyarınca, sigorta şirketinin sorumluluğu, tazminat hesap yöntemi gibi hususların anılan yasa hükmü gereği yayınlanan Genel Şart ile belirlendiğini, dolayısıyla hesaplamaların, davalı şirket yönünden aktüeryal yöntem ve 1,8 teknik faiz uygulanarak yapılması gerekirken progresif rant esasına göre hesap yapılmış olmasının hatalı olduğunu, genel şartlar uyarınca tazminat hesabının özürlülük ölçütüne göre yapılması gerektiğini, Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen alternatifli kusur uyarınca sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu bulunduğu 1. Hali ve %25 kusurlu bulunduğu 2. Hali kabul etmediklerini, bu nedenle çelişkinin giderilmesi için Adli Tıp Kurumu Genel Kurulu'ndan kusur raporu alınması gerekirken %100 kusur uyarınca karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu, davacının beyanlarının hükme esas alınamayacağını, davalı şirketin işletene düşen kusurdan fazlası ile sorumlu tutulamayacağını, davacının karşı araç sürücüsü olmasının zararın meydana gelmesi veya artmasında kusurunun olmadığı anlamına gelmediğini, davacı yanın müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, geçici bakıcı gideri zararı sağlık giderleri teminatına alındığını sağlık giderleri teminatı Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumluluğunda olduğunu, tazminatın ödenmemesi veya eksik ödenmesi nedeniyle, rapor hesap tarihi itibariyle yeni tazminat tutarı belirlendiğini bu nedenle, hesaplamaya konu geçmiş dönem (bilinen dönem) zarar/kazanç tutarlarına rapor hesap tarihine kadar geçen süreye sadık kalınarak faiz tahakkuk ettirildiğini ve rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler hesaplandığını, rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler üzerinden tazminat hesabı yapıldığından davacı tarafın faiz talebine yer olmadığı, ancak rapor hesap tarihinden itibaren faiz talep edebileceğine karar verilmesi gerekirken aleyhe kurulan hükmün yasaya aykırı olduğunu, sonuç olarak kaza tarihindeki verilere göre hesap yapılması halinde şirkete karşı, tazminata; temerrüt tarihinden itibaren faiz işletileceğini, ancak güncel veriler kullanılarak hesaplanan işleyecek dönem zararına ayrıca faiz işletilmesinin hakkaniyete aykırı olacağını, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenle ıslah tarihinden, bu talep kabul görmez ise rapor hesap tarihinden faiz işletilmesi talep edilmiş ise de taleplerinin reddedildiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nun 355 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasında yaralanmadan kaynaklanan sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 07.11.2017 tarihinde, davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı aracın davacının sevk ve idaresindeki araca çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin davalıdan tahsilini talep etmiş; mahkemece davacının kusursuz, davalı sigortalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu, davacının %8 maluliyet oranı, 2 ay bakıcı gideri karşılığı davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekili, kusur, müterafik kusur, maluliyet raporu, hesaplama yöntemi, bakıcı gideri ve faiz başlangıcına yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
Davalı vekilinin kusura yönelik istinaf sebepleri incelendiğinde; 07.11.2017 tarihli saati 07.00 olan kaza tespit tutanağında; sürücü ... yönetimindeki ... plakalı kamyonet ile 45-04 İl yolunu takiben Savaştepe istikametinden Soma istikametine seyri sırasında olay mahalli 10+860 km'ye geldiğinde, sürücü ... yönetimindeki ... plakalı otomobilin arka kesimine aracının ön kesimiyle çarpması sonucu dava konusu kazanın meydana geldiği kazanın oluşumunda ... plakalı araç sürüsü ...’ın 2918 Sayılı KTK’nun 59 maddesi gereğince asli, ... plakalı araç sürüsü ...’ın 2918 Sayılı KTK’nun 64/1-a maddesi gereğince tali kusurlu olduğu belirtilmiş, Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/321 Esas sayılı dosyasında alınan 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporunda ... plakalı araç sürüsü ...’ın 2918 Sayılı KTK’nun 108 maddesi gereğince tali kusurlu (%25), ... plakalı araç sürüsü ...’ın 2918 Sayılı KTK’nun 52/1-c maddesi gereğince asli kusurlu (%75) olduğu; eldeki davada ATK’dan alınan 28.06.2019, 23.12.2020 tarihli kök ve 10.10.2019 tarihli ek bilirkişi raporunda olay sonrası düzenlenen trafik kazası tespit tutanağından kazanın meskun mahal dışında, aydınlatmanın olmadığı, 8 metre genişliğinde, asfalt kaplama, düz, eğimsiz, iki yönlü yolda, açık havada, kuru zeminde meydana geldiği, yolun kenarında 70 cm genişliğinde banket bulunduğu, kaplama üzerinde fren izi tespiti olmadığı, dava dosyası ve içerisindeki birtakım hazırlık evrakı kapsamındaki ifadeler, trafik kazası tespit tutanağı, olay yeri krokisi ve olayla ilgili tespit olunan tüm veriler incelenip durum değerlendirmesi yapıldığında, sürücülerin olayın oluşunu farklı şekilde beyan ettikleri, davacı otomobil sürücüsü ...'ın aracının tüpü bitmiş olduğu için aracın tekleye tekleye benzine geçtiğini ve dörtlülerini yakarak çok yavaş ilerlediği esnada bir anda arkasından şiddetli şekilde çarpıldığını, kamyonet sürücüsü ...'ın ise bir anda karşısında bir araç gördüğünü, aracın seyir halinde olmadığını durur vaziyette olduğunu ve dörtlülerinin yanmıyor olduğunu bu yüzden fark edemediğini beyan ettiği, olayı dışarıdan gören bir tanık ifadesi de dosyada mevcut olmadığından kazanın hangi sürücünün beyan ettiği şekilde meydana geldiği hususunda kesin bir kanaate varılamadığı, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere iki hale göre değerlendirilerek kazanın otomobil sürücüsü ...'ın beyan ettiği şekilde dörtlü ikaz lambalarını yakarak yavaş şekilde seyrettiği esnada meydana geldiğinin kabulü halinde; sürücü ...'ın önünde dörtlü ikaz lambalarını yakarak çok yavaş şekilde seyreden otomobili geç fark edip duramayarak çarptığı olayda asli ve tam kusurlu (%100) olduğu, sürücü ... kusuru bulunmadığı; kazanın kamyonet sürücüsü ...'ın beyan ettiği şekilde yol içerisinde dörtlü ikaz lambalarını yakmadan duran otomobile arkadan çarpması sonucu meydana geldiğinin kabulü halinde; sürücü ...'ın yola gereken dikkatini vermeyip, hızını far ışığı altındaki görüşüne göre ayarlamamış, bu haliyle, seyrettiği şerit üzerinde arızalandığı için dörtlü ikaz lambalarını yakmadan duran aracı geç fark edip arkadan çarpması sonucu meydana gelen olayda tali kusurlu (%25); sürücü ...'ın meskun mahal dışında aydınlatmanın olmadığı olay mahallinde aracı teklediği için durduğunda, aracını 70 cm banket bulunan yolun sağına doğru yanaştırmaya özen göstermeyip, dörtlü ikaz lambasını yakmadan, herhangi bir önlem almadan trafiğin seyir durumunu tehlikeye sokacak şekilde yol içerisinde durmakla asli kusurlu %75 (yüzde yetmişbeş) oranında kusurlu olduğu belirtilmiş; çelişkinin giderilmesi amacıyla İTÜ Trafik Kürsüsü'nden oluşturulan heyetten alınan 23.07.2020 tarihli raporda, kazanın hangi sürücünün beyan ettiği gibi olduğunu tespit etmek mümkün olmadığından tehlike sorumluluğuna katlanma ilkesi gereği davacının %50, davalının sigortalısının %50 kusurlu olduğunu bildirilmiş olup, mahkemece ATK raporu gereğince kazanın otomobil sürücüsü ...'ın beyan ettiği şekilde dörtlü ikaz lambalarını yakarak yavaş şekilde seyrettiği esnada meydana geldiği kabul edilerek davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ...'ın asli ve tam kusurlu (%100) olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur.
6098 sayılı TBK.nın 74.maddesi “ Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K).
Mahkemece alınan bilirkişi raporlarında kazanın oluşuna ilişkin belirleme yapılamadığı, anlaşılmakla Soma Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/321 Esas sayılı dosyasında sürücü ... hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan açılan dava dosyanın kesinleşmesi beklenerek ceza dosyası da getirtilerek kesinleşen maddi olgu ve davalının itirazlarında değerlendirilmesi amacıyla gerektiğinde Karayolları Genel Müdürlüğünden seçilecek bilirkişi heyetinden çelişkileri giderici ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleye dayalı hüküm tesisi isabetli görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereği kararın kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
- Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; HMK.nın 353/1.a.6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına,
-
Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
-
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
-
Davalı tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde iadesine,
-
Ankara 24. İcra dairesinin 2021/18342 Esas sayılı dosyasına yatırılan 214.500,00 TL teminatın yatırana iadesine,
-
Karar tebliği, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01