Ankara BAM 26. HD 2021/2572 E. 2024/462 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2572
2024/462
28 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2572 - 2024/462
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2572
KARAR NO : 2024/462
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : KONYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2021
NUMARASI : 2020/281 Esas 2021/438 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 28/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 22/04/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 27.07.2015 tarihinde davalı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı öğrenci servis aracının seyir halinde açık olan arka kapısıyla davacılardan ... ...'un idaresindeki üç tekerlekli tescilsiz ve plakasız araca arkadan çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında, davacı ... ve oğlu ...'in yaralandığını, ...'ün yanında bulunan 8 aylık hamile eşi ... ...'un vefat ettiğini ve ... ...'nun da kaza neticesinde annesinin ölmesi nedeniyle mecburi olarak dünyaya geldiğini, küçük ... ...'nun kaza anı ve doğum arasında geçen sürede oksijensiz kalması nedeniyle ciddi bir şekilde zarara uğradığını, doktorlar tarafından ... ...'nun normal bir çocuk ve yetişkin olamayacağının ifade edildiğini, ...'in kaza sonucunda kemiğinin kırıldığını ve ameliyat olduğunu, tedavisinin uzun süre devam ettiğini, ruhi olarak ciddi sıkıntılar çektiğini, davacı ...'ün hem eşini kaybettiğini hem de dört çocuğuna hem annelik hem babalık yapmak zorunda kaldığını, davacı ...’un eşinin vefatı nedeniyle desteğinden mahrum kaldığını, ayrıca kendisinin yaralandığını ve manevi olarak zarara uğradığını, davacı ... ...’nun annesinin desteğinden mahkum kaldığını, erken doğduğunu, kaza nedeniyle sakat kalma riski ortaya çıktığını, anne sütüyle büyüyemediğini ve bakıcı ihtiyacı olduğunu, sakatlık, cismani zarar, tedavi giderleri, destekten yoksun kalma ve bakım gideri talep ettiklerini, davacılardan ...’in annesinin desteğinden yoksun kaldığını, sakatlık, cismani zarar, tedavi giderleri talep ettiklerini, davacı ...’in annesinin desteğinden mahrum kaldıklarını, ayrıca davacıların annelerini kaybetmesi ve kardeşlerinin sakat kalma ihtimali nedeniyle manevi tazminat talep ettiklerini davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... ... için 200.000,00 TL, ... ... ... için 100.000,00 TL, ... ... için 80.000,00 TL, ... ... için 60.000,00 TL ve ... ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... Taşımacılık Şirketi ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline, her bir davacı için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı kalmak kaydıyla) tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... ... ve ... ... için destekten yoksun kalma tazminatı talebinin 1.000,00 TL olduğunu, diğer davacıların her biri için 50,00 TL olduğunu belirtmiş, davacı ... ... için maddi tazminat talebini 1.437,00 TL'ye, davacı ... ... ...'un yaralanması nedeniyle tazminat talebini 146.895,38 TL'ye, tedavi gideri talebini 9.000,00 TL'ye, bakım gideri talebini 26.104,27 TL'ye, davacı ... ...'un yaralanması nedeniyle maddi tazminat talebini 3.069,89 TL'ye, tedavi gideri talebini 900,00 TL'ye artırmıştır.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, sorumluluklarının poliçe limiti olan 268.000,00 TL ile sınırlı olup sigortalı araç sürücüsünün tespit edilecek kusur oranında ve zarar nispetinde olduğunu, kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumunun ve araçta yolcu konumunda olan desteğin kendi can güvenliğini korumak için gerekli güvenlik tedbiri alıp almadığı, müterafik kusur durumunun tespiti gerektiğini, Adli Tıp Kurumundan kusur yönünden rapor alınmasını, davacı ... ve müteveffanın kusurundan yararlanmaması gerektiğini, talepte bulunan davacının desteği ve davacı ...’in motosiklet üzerinde yolcu olması sebebiyle kusur oranının hesaplanmasında motosiklete binerken gerekli güvenlik tedbirini alıp almadığının incelenmesini, davacının kask ve gerekli koruma kıyafetleri giyip giymediğinin tespiti gerektiğini, olayda hatır taşıması olup olmadığının tespitini, tedavi giderleri, bakıcı giderleri ve geçici iş göremezlik giderlerinin poliçe kapsamında olmadığını, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmeliğe göre kalıcı sakatlık olup olmadığının saptanması gerektiğini, SGK tarafından yapılan ödemelerin varsa açıklığa kavuşturulmasını, desteklik ilişkinin araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... ve ... Taşımacılık Ltd.Şti vekili, davalı ...’e izafe edilen kusur oranını kabul etmediklerini, davacı ... ...’un tam ve asli kusurlu olduğunu, davacının tescilsiz üç tekerli motosiklet ile seyrederken kazanın meydana geldiğini, servis aracının arka kapısının açık kapalı olmasının kazanın oluşumu ile ilgisi bulunmadığını, ceza yargılamasının devam ettiğini, maddi tazminat talebi konusunda kusur oranlarının nazara alınmasını, aktüer bilirkişi vasıtasıyla hesap yapılmasını, maluliyete ilişkin rapor alınması gerektiğini, talep edilen manevi tazminat tutarlarının aşırı derecede fazla olduğunu, davacının müterafik kusurunun talep olunan manevi tazminatın tenzilinde etken olduğunu, davanın ihtiyari mali sorumluluk sigortacısı sigorta şirketine ihbarını talep ettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 31.10.2017 tarihli kararla davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığı, maddi ve manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 02.07.2020 tarihli ve 2018/295 Esas, 2020/763 Karar sayılı kararı ile, davacıların geçici ve sürekli çalışma gücü kaybı ile bakıcı ve tedavi giderlerinin tazminini talep ettiği, mahkemece dava konusu edilen zararların kısmen kabulüne karar verildiği, ancak mahkemenin hükmüne esas aldığı maluliyete ilişkin bilirkişi rapor, bilgisine başvurulan bilirkişi uzman tıp hekimi ise de tek kişinin hazırlamış olduğu sözkonusu raporun yukarıda açıklanan nitelikteki kurum ve heyetlerce düzenlenmemiş olması ve kendisine tevdi olunan görevin uzmanlık alanına girmediğini, uzman başka bir bilirkişi ile işbirliğine ihtiyaç duyduğunu bir hafta içinde görevlendirmeyi yapan mahkemeye bildirmesi gerektiği, HMK'nin 266. maddesinde ise bilirkişinin kendisine tevdi olunan görevi bizzat yerine getirmekle yükümlü olup, görevinin icrasını kısmen yahut tamamen başka bir kimseye bırakamayacağı halde mahkemeye böyle bir bildirimde bulunulmadığı ve mahkemece bir görevlendirme yapılmaksızın, bilirkişi tarafından başka bir doktordan görüş alınarak raporunu hazırlamış olması bakımından usulüne uygun olmadığından hükme esas alınamayacağı gerekçeleriyle kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 27.11.2020 tarihli raporlarda davacı ... ...'un yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığı, iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davacı ... ... ...'un yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığı, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, davacı ... ...'un yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığı, iyileşme süresinin 1,5 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, taraflar arasında imzalanan 06.12.2017 tarihli ilamdan dolayı anlaşma protokolü ile davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin konusuz kaldığı, davacılar vekilinin 16.03.2021 tarihli dilekçesi ile davalı sigorta şirketi ile davacıların desteği ... ...'un ölümü nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin sulh sözleşmesi yapıldığı ve 09.03.2016 tarihli makbuz ve ibraname başlıklı belge gereğince davacıların destekten yoksun kalma tazminatına yönelik taleplerinin konusuz kaldığı, doktor bilirkişiden alınan 08.04.2021 tarihli ve 28.06.2021 tarihli raporlar ile aktüer bilirkişiden alınan 17.05.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak karar verildiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacı ... ... adına açılan davada; davacının 50,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının 1.387,00 TL geçici iş göremezlik ve kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı maddi tazminatın (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'a verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminata yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... adına açılan davada; davacının 50,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının 2.250,73 TL geçici iş göremezlik ve kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı maddi tazminatın (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ...'a verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminata yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... ... adına açılan davada; davacının 50,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının 27.774,70 TL geçici iş göremezlik, bakıcı ve kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı maddi tazminatın (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... ... ...'a verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine, davacının manevi tazminata yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... adına açılan davada; davacının 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminata yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacı ... ... adına açılan davada; davacının 1.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatına yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminata yönelik talebinin konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar ... ... ve ... ... ... vekili istinaf dilekçesinde, kararı bir kısım davacılar hakkındaki manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden istinaf ettiklerini, mahkemece manevi tazminat hakkında karar verilmesine yer olmadığına gerekçe olarak davalılar ile davacılar arasında yapılan anlaşmanın gerekçe gösterildiğini, 06.12.2017 tarihli ilamdan dolayı anlaşma protokolü başlıklı belgede kesinlikle ibra ve feragat beyanı içermediğini, anlaşma metninin yalnızca mahkemece hükmedilen alacak kalemlerinin icra takibine girişmeden ödenmesine ilişkin olduğunu, taraflarınca yalnızca destekten yoksun kalma tazminatı hususunda anlaşılarak ibraname düzenlendiğini, yalnızca ödemeye ilişkin anlaşma metninin gerekçe gösterilmesi yoluyla karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, kazada davacı ... ...’un eşini kaybettiğini, kendisi ve çocuğu ...’in yaralandığını, hamile eşinin vefatı nedeniyle çocuğu ... ...’nun erken doğduğunu ve üç ayrı kalemden oluşan ve toplam 31.000,00 TL manevi tazminatın pek az olduğunu, davacı ... ...’nun annesini kaybettiğini ve erken doğduğunu, kaza neticesinde sakat kaldığını, anne sütü ve sevgisiyle büyüyemediğini ve bakıcı ihtiyacı olduğunu, uzun süre tedavi gördüğünü, kaza anı ile doğum arasında geçen sürede oksijensiz kaldığını ve ciddi sekel ve araz bıraktığını, ancak hükmedilen toplam 30.000,00 TL manevi tazminatın pek az olduğunu, hükmedilen manevi tazminat tutarlarının hakkaniyete uygun olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, hükme karşı yalnız sorumlu bulundukları 29.161,70 TL’lik tazminat ve fer’ileri yönünden istinaf başvurusunda bulunduklarını, davacı tarafça davalı sigorta şirketine yapılmış bir başvurusu bulunmadığını, başvuru sırasında sunulması gereken evrakın sunulmadığını, davacı tarafın dava şartı olan zorunlu başvuruyu usulüne uygun olarak yapmadığından geçerli bir başvuru bulunmadığını, bu sebeple dava açılmasına sebep olduğundan davalı şirket aleyhine vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece alınan raporda geçici iş göremezlik ve bakıma muhtaçlık süresi tespitinin gerekçesinin anlaşılamadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik tazmini talebi bulunmadığını, tazminat hesabı raporlarında bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik tazminatının da hesaplandığını, davacının talebi olmamasına rağmen hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, bakıcı ve geçici iş göremezlik taleplerinden sorumlulukları bulunmadığını, poliçe kapsamında bulunmadığını, davanın 01.06.2015 tarihinden sonra akdedilmiş poliçe kapsamında olduğundan maluliyetin Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yapılması gerektiğini, hükme esas alınan raporda bilirkişi tarafından tazminat hesabı yapılırken davacıların iyileşme süresi kapsamında %100 özür oranı baz alınarak tazminat hesaplanacağı ve davacının 18 yaşından küçük olması nedeniyle iyileşme süresinin bitiminden itibaren özür oranı baz alınarak efor tazminatı hesaplanacağının belirtildiğini, davacılardan ... ...’un 9, ... ... ...’un ise kaza tarihinde 18 yaşından küçük olduğundan mahrum kaldıkları gelir olmadığından geçici iş göremezlik zararı öngörülmesinin mümkün olmadığını ve buna ilişkin talebin reddi gerektiğini, 2015 ve 2009 doğumlu davacı yayanın bakım ve gözetimindeki sorumlu kişilerin hatalı tutun ve davranışlarının olayın oluşu üzerinde etken olduğunun dikkate alınması gerektiğini, çocuğun bakım ve gözetimine gerekli özen ve önemi göstermeyip çocuğun taşıt trafiğine açık yola girmesine göz yumarak kusurlu davrandıklarını ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tedavi giderlerinin farazi olarak belirlendiğini, yapıldığı varsayılan giderlerden sorumlu tutulmalarının doğru olmadığını, gerekçeli kararda itirazlarının incelenmediğini ve tartışılmadığını ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili, 27.07.2015 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu ... plakalı aracın seyir halinde açık olan arka kapısıyla davacılardan ... ...'un idaresindeki üç tekerlekli tescilsiz ve plakasız araca arkadan çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında, davacı ... ve oğlu ...'in yaralandığını, ...'ün yanında bulunan 8 aylık hamile eşi ... ...'un vefat ettiğini ve ... ...'nun da kaza neticesinde annesinin ölmesi nedeniyle mecburi olarak dünyaya geldiğini belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri, destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlenen 27.11.2020 tarihli raporlarda davacı ... ...'un yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığı, iyileşme süresinin 3 haftaya kadar uzayabileceğinin bildirildiği, davacı ... ... ...'un yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığı, iyileşme süresinin 3 aya kadar uzayabileceği, davacı ... ...'un yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığı, iyileşme süresinin 1,5 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, taraflar arasında imzalanan 06.12.2017 tarihli ilamdan dolayı anlaşma protokolü ile davacıların manevi tazminata ilişkin taleplerinin konusuz kaldığı, davacılar vekilinin 16.03.2021 tarihli dilekçesi ile davalı sigorta şirketi ile davacıların desteği ... ...'un ölümü nedeniyle talep edilen destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin sulh sözleşmesi yapıldığı ve 09.03.2016 tarihli makbuz ve ibraname başlıklı belge gereğince davacıların destekten yoksun kalma tazminatına yönelik taleplerinin konusuz kaldığı, doktor bilirkişiden alınan 08.04.2021 tarihli ve 28.06.2021 tarihli raporlar ile aktüer bilirkişiden alınan 17.05.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1. 6100 sayılı HMK'nın "İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar" başlıklı 341.maddesinin (2) no'lu bendinde, miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu belirtilmiş, 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 24.11.2016 tarihli 6763 sayılı "Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun"un 41.maddesi ile de, maddede yer alan "binbeşyüz" ibaresi, "üçbin" şeklinde değiştirilmiş, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, bu miktarın Maliye Bakanlığınca her yıl için tespit ve ilan edilecek yeniden değerleme oranında artırılması kabul edilmiştir. Buna göre karar tarihi olan 2021 yılı için Maliye Bakanlığınca istinaf kesinlik sınırı 5.880,00 TL olarak belirlenmiştir.
Karar tarihi itibariyle, miktar ve değeri 5.880,00 TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.(HMK 341/2) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.(HMK 341/3) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kesinlik sınırını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.(HMK 341/4)
Somut olayda mahkemece davacılar ... ... yönünden 2.250,73 TL geçici iş göremezlik ve kaçınılmaz tedavi gideri zararına bağlı maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kaza tarihinde geçerli olan poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verildiği, hükmün açıklanan bu niteliğine göre istinaf başvurusunda bulunan davalı sigorta şirketinin davacı ... ... hakkındaki hükme yönelik istinaf başvurusunun miktar yönünden reddi gerektiği anlaşılmıştır.
2. Davacılar vekilinin ve davalı sigorta şirketi vekilinin sair istinaf nedenlerine gelince, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Dosya içeriğinden davacıların maluliyetine ilişkin olarak Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından 27.11.2020 tarihli raporların Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca düzenlendiği, mahkemece bu raporlar hükme esas alınarak yargılama sürdürülmüş ise de kaza tarihi olan 27.07.2015 tarihine göre Yargıtay uygulamalarına göre Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki yönetmelik hükümleri uyarınca maluliyetin belirlenmesi gerektiği, hükme esas alınan maluliyet raporunun kaza tarihi itibariyle geçerli olmayan yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği, öte yandan adli tıp uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen 23.01.2017 tarihli raporda davcı ... ... ...'un trafik kazası sonrasında 32 haftalık gebe olan annesinin ölümü sonrası anne karnında fetal distres tespit edildiği, acil sezeryan ile doğduğu, şu ah hafif tip serebral palsi olduğu, arazının kalıcı nitelikte olduğu ve buna göre maluliyetinin %15,2 olup kalıcı sakatlık niteliğinde olduğu, ayrıca 6 yaşında girince çocuk psikiyatrisi tarafından zeka seviyesi tespi yapılarak sonucuna göre tekrar değerlendirilmesi gerektiğinin belirtildiği, hükme esas alınan Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 27.11.2020 tarihli raporunda zihinsel gelişiminin yaşıtlarıyla uyumlu olup normal zihinsel gelişim derecesinde olduğu gerekçesiyle yaralanmasının sürekli iş göremezlik niteliğinde olmadığının belirtildiği anlaşıldığından davacı ... ... ... hakkında anılan raporlar arasındaki çelişki de giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir.
2. Mahkemece hükme esas alındığı anlaşılan 28.07.2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda, davacı ... ... ...'un 26.06.2021 tarihli adli tıp uzmanı raporu uyarınca 12 ay süreyle bakıcı ihtiyacı bulunduğu belirtilerek bu süre için hesaplama yapıldığı, 23.01.2017 tarihli adli tıp uzmanı bilirkişi raporunda ise davacı ... ... ...'un bakıcı ihtiyacı süresinin 18 ay olarak belirtildiği anlaşılmakla her iki rapor arasında bakıcı ihtiyacı süresi arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olması isabetsizdir.
3. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına, haksız fiil nedeniyle yaralanın 18 yaşından küçük olması halinde, fiilen kazanç getiren bir işte çalışması olmaması halinde mahrum kalınan bir kazançtan bahsedilemeyeceği bu nedenle de geçici işgöremezlik zararı oluşmayacağı kabul edilmektedir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2017/607 E. . 2019/10417 K.; Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/9541 E. . 2022/3366 K.; 2021/14739 E. . 2021/10002 K.; 2021/15040 E. . 2021/8579 K. sayılı emsal kararlar)
Somut olayda davacı ... ... ... kaza tarihinde dünyaya gelmiş olduğu gözetildiğinde davacı lehine geçici iş göremezlik tazminatına karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4. Dava dilekçesinde 27.07.2015 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle davacılar için manevi tazminat talep edildiği, manevi tazminatın niteliği, kapsamı ve her bir davacı için talep edilen tutarların davacı vekili tarafından ibraz edilen 26.08.2016 havale tarihli dilekçede açıklandığı, mahkemece yargılama sırasında davacılar vekili ile davalı sürücü ve işleten vekili arasında imzalanan 06.12.2017 tarihli "İlamdan Dolayı Anlaşma Protokolü" başlıklı belge uyarınca davacıların manevi tazminat taleplerinin konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş ise de anılan protokol incelendiğinde kaldırılmasına karar verilen mahkemenin 31.10.2017 tarihli 2015/457 Esas, 2017/716 Karar sayılı kararında hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının tahsiline ilişkin olduğu, protokolün 5,7 ve 8. bentlerinde açıkça "... Mezkur davanın istinafta veya temyizde bozulması durumunda umumca malum olduğu üzere yeniden verilecek kararlarda tarafların hakları mahfuzdur." hükmüne yer verildiği, açıklanan bu içeriğe göre protokolün manevi tazminat talebine ilişkin ibraname veya borcu ortadan kaldıran belge niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacılar vekilinin 26.08.2016 havale tarihli dilekçesi, kazanın meydana geliş şekli, kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, davacı ... ...'un eşi ve diğer davacıların annesi ... ...'un vefat etmiş olması, davacıların yaralanması ve niteliği, olay tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ve tüm deliller ile manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler değerlendirilerek manevi tazminat talepleri yönünden karar verilmesi gerekirken konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm oluşturulmuş olması doğru değildir.
Davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1. Davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; 6100 sayılı HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2. Davacılar ve davalı ... Sigorta AŞ tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3. İstinaf yoluna başvuran davacılar ve davalı ... Sigorta AŞ tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4. Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
5. Konya 9. İcra Müdürlüğünün 2020/4035 esasına yatırılan 95.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 28.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:45:01