Ankara BAM 26. HD 2022/522 E. 2024/428 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2022/522
2024/428
22 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/522 - 2024/428
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2022/522
KARAR NO : 2024/428
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 16/12/2021
NUMARASI : 2020/286 Esas 2021/854 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 22/03/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 03/04/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 22.07.2017 günü, davacının yolcu olarak bulunduğu, dava dışı ... sevk ve idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralanarak malul kaldığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek HMK’nın 107. Maddesi gereğince belirsiz alacak davası olarak şimdilik 400,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici bakıcı gideri ve 5.500,00 TL daimi iş göremezlik tazminatının davalıdan tahsiline, davalıya başvuru tarihini takip eden 8 iş günü sonrası temerrüt tarihi olduğundan bu tarihten itibaren ticari temmerrüt faizine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, 28.09.2021 tarihli bedel artırım dilekçesi ile sürekli iş görmezlik tazminatı talebini 179.479,97-TL'ye, geçici işgöremezlik tazminatı talebini 4.466,08 TL'ye, bakıcı gideri zararı tazminat talebini 5.332,50 TL 'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının kalıcı maluliyeti nedeni ile işbu dava öncesinde 15.11.2018 tarihinde 39.855,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin söz konusu borçtan ibra edildiğini, davacının fazlaya ilişkin taleplerinin reddinin gerektiğini, sigorta poliçesinden sorumluluğunun poliçe vadesi, teminat limitleri ve kusur oranları ile sınırlı olduğunu, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli giderlerden davalının herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, faiz isteminin yerinde olmadığını, kabul manasında olmamak üzere hükmedilecek faizin ancak dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini, belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan raporda, davacının dava konusu trafik kazası nedeniyle; Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında kişinin özürlülük oranının %13 olduğu, Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” kapsamında; kişinin sekelin belirlendiği yaşına göre (27 yaş) meslekte kazanma gücünde azalma oranının%27 (yirmi yedi) olduğu, geçici iş göremezlik süresinim 270 gün olduğu, hastanın arızaları nedeniyle mutad iştigaline (kişinin temizlik, yıkanma, tuvalet vb. İşleri) engel teşkil eden 90 (doksan) gün süreyle bir başkasının (bakıcı) sürekli bakımına muhtaç olduğunun belirlendiği, davacının zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor alındığı, raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 179.479,97 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 5.332,50 TL bakıcı gideri, 4.666,08 TL geçici iş göremezlik tazminatının 15.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, karar verilmiş; karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce başvuru şartının gereği gibi yerine getirilmediğini, dava konusu kazanın iş kazası olması nedeniyle davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin tenzili gerektiğini, SGK tarafından davalı şirkete karşı dava açıldığını, dava sonucu ödeme yapıldığını, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının kask kullanmamış olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, dava dışı ... sevk ve idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı motosikletin neden olduğu kaza sonucu motosiklette yolcu olarak bulunan davacının yaralanarak malul kaldığını belirterek davalıdan geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ile bakıcı giderinin tazminini talep etmiştir.
-
Davalı sigorta şirketi, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre dava açılmadan önce, davacı tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
-
Davalı vekili, dava konusu kazanın iş kazası olduğunu, davacıya bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin hesaplanan zarardan tenzilinin gerektiğini ileri sürmüşse de, mahkemece, bu hususta inceleme yapıldığı, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından mahkemeye verilen cevapta davacıya 24.269,48 TL geçici işgöremezlik ödeneği ödendiğinin, gelir bağlanmadığının bildirildiği, bu ödemenin rücuen tahsili için kurum tarafından iş mahkemesinde dava açıldığının anlaşıldığı, eldeki davada hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacıya yapılan geçici işgöremezlik ödemesinin, geçici işgöremezlik zararının hesabında dikkate alınarak tenzil edildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi reddedilmiştir.
-
2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin davacının %6 maluliyet oranına göre yapıldığı, davacının maluliyetinin %13 olarak belirlenmiş olması nedeniyle ödemenin zararı karşılamayacağı belirtilerek ve Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında ve ödemenin yasal faizi ile güncellenerek belirlenen zarardan mahsup edilerek tazminatın belirlenmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
- Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.
Davalı vekili, davacının motosiklette yolcu olduğunu ve kaza esnasında kaskının olmadığını, bu durumun zararın artmasına neden olduğunu ileri sürerek hesaplanan zarardan müterefarik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de, davacının kazada ayağının kırıldığı, davaya konu işgöremezlik zararının davacının sağ femur parçalı kırığına dayandığı anlaşılmakla davacının kask, dizlik gibi güvenlik tertibatını alsa dahi bu tertibatın davacının yaralanmasını engelleyici özelliğinin bulunmadığı, bu itibarla davacının zararın artmasına neden olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 12.943,28 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.246,00 TL harcın mahsubu ile kalan 9.697,28 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
-
Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
-
Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 22.03.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18