SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2021/1643 E. 2024/29 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/1643

Karar No

2024/29

Karar Tarihi

18 Ocak 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/1643

KARAR NO : 2024/29

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/05/2021

NUMARASI : 2019/280 Esas 2021/360 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 18/01/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 12/02/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 25.12.2011 tarihinde dava dışı sürücü ... idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı minibüs ile yaya konumunda olan davacı ...'a ve diğer yayalara çarpması sonucu tek taraflı meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını, Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığının 29/03/2019 tarihli raporunda sürekli iş göremezlik oranının %64 olarak belirlendiğini, kazada sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, kaza nedeniyle meydana gelen sakatlanma neticesinde oluşan maddi zararın karşılanması amacıyla 02.04.2019 tarihinde yazılı başvuruda bulunulduğunu, ancak ödeme yapılmadığını, arabuluculuk aşamasında anlaşma sağlanamadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklan saklı kalmak kaydıyla, davacıya ödenmesi gereken işgücü kaybından doğan 4.500,00-TL daimi maluliyet (sakatlık) tazminatının davalı ... şirketine başvuru tarihi olan 02.04.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama aşamasında talebini 200.000,00 TL olarak artırmıştır.

Davalı ... vekili, 25.12.2011 tarihinde meydana geldiği belirtilen trafik kazası nedeniyle davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna tahkim dosyası açıldığını ve ret kararı verildiğini, Sigorta Tahkim Komisyonu kararının tarafları, konusu ve dava sebebi aynı olduğundan kesin hüküm nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, davacının iddia ettiği zararları ve kusuru kanıtlaması gerektiğini, davacının maluliyet iddialarının değerlendirilmesi için Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasını, tazminatın aktüer siciline kayıtlı uzman tarafından hesaplanmasını, SGK tarafından kazadan dolayı rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılmasını, tedavi masraflarından sorumlulukları bulunmadığını, dava açılmadan önce davacı tarafça başvuru yapılmadığını ve temerrüt gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle daimi maluliyet tazminatı istemine ilişkin olduğu, Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığının 29.03.2019 tarihli raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca davacının sürekli iş göremezlik oranının % 64 , iyileşme süresinin 6 ay olarak belirlendiğini, kusuru ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 18/06/2020 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün % 70 oranında, davacı yaya ...'ın %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ve kusur oranı da nazara alınmak suretiyle davacının sürekli iş göremezlik zararının 364.536,87 TL olduğu, kaza tarihi itibariyle poliçe limitinin 200.000,00 TL olduğu gerekçeleriyle davanın kabulü ile 200.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 15.04.2019 tarihinden itibaren yasal faiz ile birlikte davalı ... şirketinden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ... vekili istinaf başvurusunda, 25.12.2011 tarihinde meydana geldiği iddia edilen trafik kazası ile ilgili olarak davacı tarafından Sigorta Tahkim Komisyonuna başvurulduğunu ve verilen ret kararının kesinleştiğini, aynı konuda aynı taraflar arasında aynı sebebe dayanılarak yeni bir dava açılması halinde davanın reddi gerektiğini, kesin hüküm nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, tazminat sorumluluğunun tespiti ve çelişkinin giderilmesi için kusur raporu alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verildiğini, ceza dosyasında sürücünün kusursuz olması ve beraat etmesine rağmen kusur atfedilmesinin dayanaksız olduğunu, Sigorta Tahkim Komisyonu tarafından da sürücünün kusursuz olması nedeniyle red kararı verildiğini, kusur durumu tespit edilmeden tazminat raporu hazırlanmasının hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne dava konusu kazada kusur izafe edilemeyeceğinden sorumlulukları bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanununun 90.maddesinin iptali hesaplama yönteminin değişmesi için gerekçe olmadığını, destekten yoksun kalma tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu ve zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında %2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı esas alınarak aktüerya kurallarına göre hesaplanması gerektiğini, progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, uygulanması gereken hesap tablosunun TRH 2010 ve 1.8 teknik faiz olduğunu, zarar görenin müterafik kusuru bulunması halinde tazminattan uygun oranda indirim yapılması gerektiğini, rapor hesap tarihi itibariyle güncel değerler üzerinden tazminat hesabı yapıldığından ancak rapor hesap tarihinden itibaren faiz talep edilebileceğini, gelecek dönem zararına geçmiş tarihten faiz işletilmesinin doğru olmadığını belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 25.12.2011 tarihinde dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın yaya konumunda olan davacıya çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece davacının müracaatı üzerine düzenlendiği anlaşılan Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığının 29.03.2019 tarihli raporunda Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği uyarınca davacının sürekli iş göremezlik oranının % 64, iyileşme süresinin 6 ay olarak belirlendiğini, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 18.06.2020 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün % 70 oranında, davacı yaya ...'in %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar ve poliçe limiti nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

1. 6100 sayılı HMK’nin 114. maddesinin 1 fıkrasının i bendi gereğince aynı davanın, daha önceden kesin hükme bağlanmamış olmasının dava şartı olduğu; aynı kanunun 115. maddesinin 2 fıkrasında dava şartı noksanlığı (giderilmesi mümkün olmayan) bulunması halinde davanın usulden reddine karar verileceği; aynı kanunun 303/1. 2 fıkralarında da bir davaya ait şekli anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerektiği, bir hükmün davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm ifade edeceği düzenlemelerine yer verilmiştir.

Dosya içeriğinden, davacı vekilinin 25.12.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği, davalı vekilinin cevap dilekçesinde davacı tarafça 25.12.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle davalı ... aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonuna 2017.E.70880 K.2018/24843 sayılı başvuru yapıldığını ve başvurunun reddine karar verildiğini belirttiği, Sigorta Tahkim Komisyonunun 10.11.2017 başvuru tarihli ve 2017.E.70880 sayılı ve 18.04.2018 karar tarihli ve K-2018/24843 sayılı Uyuşmazlık Hakem Kararında ... vekili tarafından ... aleyhine yapılan başvurunun davalı şirkete sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün kazada kusurlu olduğu kanıtlamadığından talebin reddine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde itirazı kabil olmak üzere karar verildiği, Sigorta Tahkim Komisyonunun 03.01.2024 tarihli cevabi yazısında dosyanın İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesine tevdi edildiği ve 2018/4298 D.İş sayısını aldığının bildirildiği, bu durumda davacı tarafça Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru sonucunda verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin belirlenmesi, kesinleşmiş ise eldeki dava yönünden Sigortacılık Kanunu'nun 30. maddesi hükümleri de gözetilerek kesin hüküm oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken bu yönde herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması doğru değildir.

Kabule göre,

1. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.

Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.

Ordu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/232 Esas, 2013/57 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçu nedeniyle yapılan yargılama sonunda sanığın ters yönden yola girerek mağdurlara çarptığına ilişkin somut delil elde edilemediği, sanığın yolda kendi istikametinde seyrettiği kabul edilerek beraatine karar verilmiştir.

Dava konusu kaza nedeniyle düzenlenen 25.12.2011 tarihli kaza tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsünün balık halinden çıkarken kavşağa geldiğinde aracının önüne yoldan karşıdan karşıya geçmek isteyen yayalardan ...'a aracının sağ ön kısmıyla çarptığı, olay mahallinde 3 metre fren izi ve cam kırıkları olduğunun görüldüğü, sürücünün yaralıyı hastaneye götürmek için ayrıldığının belirtildiği, mahkemece yargılama sırasında alınan 09.01.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazaya karışan aracın kazadan sonra yaralıları hastaneye götürmek amacıyla olay yerini terk etmiş olması nedeniyle kesin tespit yapılamadığı belirtildikten sonra kazanın meydana geliş şekline ilişkin olarak alternatifli olarak değerlendirme yapıldıktan sonra aracın seyir yönü hakkında net bir belirleme yapılamadığı, bu nedenle meydana gelen olayda oluşan kusurun her iki tarafa da eşit olarak dağıtılmasının uygun olduğunun belirtildiği, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 18.06.2020 tarihli raporda, Ordu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/232 Esas, 2013/57 Karar sayılı dosyasındaki kabule göre değerlendirme yapıldığı, dava dışı sürücü ...'nın idaresindeki minibüs ile gece vaktindeki seyrini, görüş durumunu olumsuz yönde etkileyen yağmurlu hava ve mahal şartlarına uygun olmayan hızla dikkatsiz sürmesi neticesinde olay mahalli yol bölümünde aynı istikamete doğru yol içerisinden yürüyen ve uzaklarından geçmeye özen göstermeyip tehlikeli bir şekilde yaklaştığı yayalardan ...'a aracının sağ ön kısımlarıyla arkadan çarptığı ve % 70 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'in ise diğer yayalarla birlikte kaldırımda değil can güvenliklerini tehlikeye atacak şekilde sırtı gelen araçlara dönük olarak yol içerisinden yürüdükleri tek yönlü yolun olay yeri kesiminde arkalarından gelen sürücü ... idaresindeki aracın sadmesine mağruz kaldığı olayda % 30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği görülmüş ancak kazanın meydana geliş şekli ile kusur durumu konusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli ve elverişli değildir.

Mahkemece davalı tarafça rapora karşı ileri sürülen itirazlar değerlendirilmediği anlaşılmakla öncelikle davalı tarafın rapora itirazlarının değerlendirilmesi, kaza ile ilgili olarak düzenlenmiş tutanak ve mahkemece yargılama sırasında makine mühendisi bilirkişiden alınan 09.01.2020 tarihli raporda aracın seyir yönü hakkında net bir belirleme yapılamadığı, bu nedenle meydana gelen olayda oluşan kusurun her iki tarafa da eşit olarak dağıtılmasının uygun olduğuna ilişkin değerlendirme, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinin 18.06.2020 tarihli raporda Ordu 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/232 Esas, 2013/57 Karar sayılı dosyasındaki kabule göre değerlendirme yapıldığın belirtilmiş olmasına göre kazanın meydana geliş şekli ve kusur durumunun açıklığa kavuşturulması için hâkimin, 6098 sayılı TBK'nin 74. maddesi hükmü uyarınca ceza mahkemesinde belirlenen maddi vakıa ile bağlı olduğu ancak beraat kararı ve kusur oranı ile bağlı olmadığı da nazara alınmak suretiyle ceza mahkemesi dosyası getirilerek maddi vakıanın belirlenmesi ve buna göre dosya içeriği, alınan bilirkişi raporu ve ifadeler, kazanın meydana geldiği yerin kaza tarihindeki durumu, sigortalı araç sürücüsünün davacı yayaya çarpma noktası ve şekli de dikkate alınarak İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden kusura ilişkin gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir.

3. Davanın 25.12.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralanması nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı istemine ilişkin olduğu, mahkemece davacının müracaatı üzerine Karadeniz Teknik Üniversitesi Adli Bilimler Enstitüsü Tıp Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 29.03.2019 tarihli maluliyet raporunun hükme esas alındığı, yargılama sırasında davacının maluliyetinin tespitine ilişkin rapor alınmadığı, davalı ... vekili tarafından davacının maluliyet raporuna itiraz edildiği de gözetildiğinde davacının uğradığı zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının, varsa iş ve güçten kalma süresinin ve kaza ile illiyet bağının  belirlenmesi gerekmektedir.

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Bu durumda mahkemece davacının 25.12.2011 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu yaralanmasına ilişkin gördüğü tedavilere ilişkin tüm tedavi evrakları getirilerek davacının kaza nedeniyle maluliyeti bulunup bulunmadığı, kaza sonucu yaralanması ile maluliyeti arasındaki illiyet bağı, kazaya bağlı maluliyet oluşmuş ise oranı ve iyileşme süresinin kazanın vuku bulduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre tespiti için Adli Tıp Kurumu ya da üniversite hastanelerinin adli tıp kürsüsünden rapor alınması gerekirken davacının müracaatı üzerine düzenlenmiş raporun hükme esas alınmış olması doğru görülmemiştir.

Davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2. Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 

3. İstinaf yoluna başvuran davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4. Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

5. Ankara 31. İcra Müdürlüğünün 2021/10530 esasına yatırılan 340.000,00 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

...

Üye ...

Katip ...

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınZararkesindelillerinAçılan)gönderilmesineVedeğerlendirilmesiTazminatkonusugerekçeankaraSebebiylenumarasıCismani(Ölümhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim