Ankara BAM 26. HD 2021/2351 E. 2024/283 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2351
2024/283
29 Şubat 2024
Ankara BAM 26. Hukuk Dairesi 2021/2351 Esas - 2024/283 Karar
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2351
KARAR NO : 2024/283
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 28/09/2021
NUMARASI : 2020/613 Esas 2021/582 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 25/03/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 17.09.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı dava dışı ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı çekiciyle hatalı olarak sola dönüş yapıp karşı yola geçtiği sırada davacıların oğlu ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla dorsenin lastiğine arkadan çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...’ın vefat ettiğini, sigortalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğunu, davalıya 12.10.2020 tarihinde başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek HMK’nın 107 maddesi gereğince fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik davacı anne için 250 TL, baba için 250 TL destekten yoksun kalma tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 03.08.2021 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile talebini anne için 106.766.65 TL’ye baba için 100.606,29 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 05.03.2020-05.03.2021 tarihleri arasında 410.000 TL limitle davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar sigortalının kusuru ve poliçe limiti ile sınırlı olduğundan öncelikle kusur yönünden ATK’dan, zarar yönünden aktüer bilirkişiden rapor alınmasını, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini, davanın süresinde açılmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller değerlendirildiğinde; davanın, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olup müteveffa ...'ın davacıların oğlu olduğu, somut olay değerlendirildiğinde; vefat eden ...'ın olayda kusursuz olduğu, kazaya karışan ... plaka sayılı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS sigorta poliçesi ile sigortalı olduğu, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığı'nca düzenlenen raporda; sürücü ...'nın %75 oranında, sürücü ...'un %25 oranında kusurlu olduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kusuruna tekabül eden zarar miktarı yönünden hesaplama yapıldığı, müteveffa yönünden davacılara kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanmadığı, dönemsel asgari net ücretler esas alınarak bilinen devre ücreti hesaplanarak işlemiş gelir bulunduğu ve müteveffa yönünden sigorta kayıtlarının incelendiği, 21.11.2019 tarihinden sonra ve kaza tarihi itibariyle sigortalı çalışmasının mevcut olmadığı, davacı tarafça 13.10.2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, ancak ödeme yapılmadığı, davalı sigorta şirketinin 26.10.2020 tarihi itibariyle temerrüdünün oluştuğu ve davaya konu araç ticari nitelikte olduğu bu nedenle avans faizine hükmedilmesi gerektiği de değerlendirilmekle; davanın kısmen kabulü ve kısmen reddi ile davacı ... yönünden 75.454,72 TL, davacı ... yönünden 80.074,99 TL olmak üzere toplam 155.529,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının, 26.10.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş; hükme karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle, kaza tespit tutanağı ve mahkeme aşamasında alınan kusur raporunda sürücü ...’nın %75, eskort araç sürücüsü ...’un %25, desteğin kusursuz olduğu belirlendiğinden KTK‘nın 88 maddesi gereğince bilirkişi raporu ve bedel artırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında karar verilmesinin yasaya aykırı olduğunu (Emsal Yargıtay 17. HD. 2020/1653E. - 2021/2259K. sayılı ilamı) mahkeme kararında reddedilen tazminat miktarı için davalı lehine tek vekalet ücreti verilmesi gerekirken iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme dayanak yapılan kusur raporuna itirazlarının yerel mahkemece dikkate alınmadığını, bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsü ...'nın asli kusurlu olduğu belirtilmiş ise de müteveffa ...’ın hızını azaltması gereken yerde hızını azaltmaksızın aracıyla seyrine devam ettiği asli ve tam kusurlu olduğunu, davacılarla müteveffa arasında fiili bir destek ilişkisinin varlığı ispatlanmadan hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, müteveffanın gelir durumuna ilişkin herhangi bir belge dosyaya ibraz edilemediğini, kaldı ki müteveffanın davacılara destek olabilecek yeterlilikte bir kazancı olmadığının da açık olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte, müteveffa yaşarken davacılara destek olsa dahi, müteveffanın evlenme ve çocuk sahibi olma ihtimali göz önünde bulundurulmadan, adeta ömrü boyunca anne ve babası olan davacılara destek olacağı varsayımıyla tazminat hesabı yapılmış olmasının hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacıların zararının TRH-2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplandığını ancak, yerleşik yargı içtihadı gereğince TRH-2010 yaşam tablosu ve 1.8 teknik faiz yöntemi kullanılarak tazminat hesabı yapılması gerektiğini, bilirkişi raporunda müteveffanın gelirine ilişkin dosya kapsamında bir belge bulunmadığı, bu sebeple asgari ücret üzerinden hesaplama yapıldığı ifade edilmiş ise de varsayımlara dayalı olarak düzenlenen bu tazminat hesap raporunun tamamen hatalı olduğunu, müterafik kusur indirimi uygulanmamasının hukuka aykırı olduğunu, dosya kapsamında aracın ticari olduğunu kanıtlayacak hiçbir bilgi, belge, evrak vs. bulunmadığını, kaldı ki, araç ticari olsa dahi davacıların talebi destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin olup, müteveffa ile davacılar arasındaki ilişki ticari bir nitelik arz etmediğinden dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması yerine ticari faiz uygulanmasının yasaya aykırı olduğunu davalı şirket aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek istinaf istemin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacılar vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava ölümlü trafik kazasından kaynaklanan anne-baba tarafından çocuklarının ölümü nedeniyle açılan destekten yoksun kalma tazminatına ilişkindir.
Davacılar vekili 17.09.2020 tarihinde davalıya zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı araçla davacıların oğlunun sevk ve idaresindeki aracın karıştığı kazada davacıların oğlunun vefat ettiğini belirterek anne baba için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş; mahkemece desteğin kusursuz, sigortalı araç sürüsünün %75 oranında kusurlu olması nedeniyle sigortalının kusuru oranında davanın kısmen kabulü ile; davacı ... yönünden 75.454,72 TL, davacı ... yönünden 80.074,99 TL olmak üzere toplam 155.529,71 TL destekten yoksun kalma tazminatının 26.10.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen karara karşı davacılar vekili, tazminatın teselsül hükümleri yerine kusur oranına göre verilmesine ve davalı lehine iki ayrı vekalet ücreti takdir edilmesine; davalı vekili kusur ve müterafik kusur, gelir, hesaplama yöntemi, desteklik ve destek payları, faiz türü, faiz başlangıcı, yargılama gideri ve vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
1. Dava konusu kaza nedeniyle düzenlenen 17.09.2020 tarihli saati 21.13 olan kaza tespit tutanağında desteğin kusursuz, sigortalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, eldeki davada alınan ATK’nın 21.05.2021 tarihli kusur raporunda desteğin kusursuz, sigortalı araç sürüsünün asli (%75) sigortalı araca eskortluk eden araç sürüsünün tali kusurlu (%25) olduğu, Kırıkkale 2.Ağır Ceza Mahkemesinin 12.07.2023 Tarih 2022/216 Esas 2023/128 Karar sayılı dosyasında alınan 05.10.2022 tarihli ATK raporunda desteğin kusursuz, sigortalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olduğu, kazanın sigortalı araç sürücüsü ...'nın idaresindeki ... plaka sayılı çekici ve buna bağlı ... plaka sayılı boş yarı römorkla (Karayollarından özel izin belgesine sahip, eskort ekibi yok, 22,30 metre uzunluğunda özel araç) Kaman'dan Bala istikametine seyrettiği bölünmüş yolun olay yeri kesiminde geçiş olmamasına rağmen karşı yol bölümüne geçmek için sola doğru manevra yaptığında, yarı römorkun sol arka kısmındaki lastiğe, aynı istikamette arkasından gelen sürücü ... idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin ön kısmından çarpması sonucu dava konusu trafik kazasının meydana geldiği ...’nın; Karayollarından özel izin belgesine sahip ve 22,30 metre uzunluğundaki özel araç statüsünde olan yarı römork ekli idaresindeki çekiciyle eskort eşliğinde Kaman ilçesinden Bala ilçesine seyrettiği bölünmüş yolun dönüşe uygun olmayan aydınlatmanın bulunmadığı olay yeri kesiminde, eskort sürücüsünün kendisinden önce geçtiği standart bir geçiş yeri olmayıp kanala toprak doldurmak suretiyle yapılan kesimden karşı yön bölümüne geçmek için eskort sürücüsünün yönlendirmesi olmadan ve gelen araç trafiği ile kullandığı aracın teknik özelliğini gözetmeden usulsüz şekilde sola doğru yaptığı kontrolsüzce manevrayla gelen araç trafiğinin seyir durumunu tehlikeye atacak şekilde yolu kapatmasıyla aynı istikamet arkasından doğru seyirle gelen ve yaptığı bu manevrayla şeridinde önünü kapattığı sürücü ... idaresindeki otomobilin ön kısmıyla yarı römorkun sol arka kısmındaki lastiğe çarpmasıyla neticelenen olayda, dikkatsiz, tedbirsiz ve kurallara aykırı bu hareketleri nedeniyle asli kusurlu (%75); müteveffa sürücü ...’ın; idaresindeki otomobille şartlara uygun hızla seyrettiği bölünmüş yolun kavşak ile hızın azaltılmasını gerektiren bir levhanın da bulunmadığı aydınlatması olmayan olay yeri kesiminde aracının ön kısmıyla, ön ilerisindeyken sola dönmek için yaptığı manevrayla seyir şeridinde önünü kapatan sürücü ... idaresindeki çekiciye ekli yarı römorkun sol arka kısmındaki lastiğe fren tedbiriyle çarptığı bu oluş şartlarındaki olayda kusursuz olduğu; sürücü ...’un; eskortluğunu yaptığı sürücü ... idaresindeki 22,30 metre uzunluğundaki özel araç statüsünde olan çekici ve buna bağlı yarı römorkun, olay yeri kesimde önce kendisinin geçtiği standart geçiş yeri olmayıp kanala toprak doldurmak suretiyle yapılan aydınlatmanın bulunmadığı kesiminden kendi yönlendirmesi olmadan ve trafik güvenliğine dair tedbirleri almadan sola dönüşü esnasında meydana gelen olayda, dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranmakla tali kusurlu (%25) olduğu belirlenmiş, uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu, desteğin müterafik kusuru bulunduğunun davalı tarafından ispatlanamadığı anlaşılmış olup yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
2. Davalı vekili davacılar tarafından müteveffanın davacılara destek olduğunun ispatlanmadığını, desteğin gelirinin ve destek paylarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 53. maddesi gereğince, ölüm hâlinde ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıpları zarar sorumlularından tahsilini talep edebilir. Destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların, desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK'nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Destekten yoksun kalanların destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir kısmını kendisine bir kısmını da eş ve çocukları ile anne ve babasına ayıracağı varsayılmalıdır. Bunun dışında destekten yoksun kalanlardan bir kısmının davacı olup diğer kısmının davacı olmadığı durumda talepte bulunmayan destek görenlerin paylarının da hesaplamada göz önünde tutulması gerekmektedir.
Destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında, destek payları doğru belirlenerek, destekten yoksun kalanlara müteveffanın sağlığında sağlamış/sağlayacak olduğu yardımın miktarı da doğru şekilde hesaplanmalıdır. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin kabul görmüş pay esasına göre; çocuksuz durumda destek, desteğin gelirini eşi ile ortak paylaşacağı varsayımına dayalı olarak, gelirden desteğin %50 ve eşin %50 pay alacağı kabul edilmektedir. Çocukların eş ile birlikte destek payı alacağı durumda ise destek gelirden eşi ile birlikte 2’şer pay alırken çocuklara birer pay verileceği, yine eş ve çocuklar ile anne - babanın pay alacağı durumlarda desteğe 2 pay, eşe 2 pay, çocukların her birine 1’er pay, anne ve babaya 1’er pay ayrılarak, böylece gelirin tamamının dağıtılacağı esasına dayalıdır. Çocukların sayısı arttıkça hem desteğe ayrılan pay, hem de eş ve çocuklar ile anne ve babaya ayrılacak paylar düşecektir. Çocukların destekten çıkması ile birlikte destekten çıkan çocuğun payları destek, eş ve diğer çocuklara dağıtılacak, anne ve babaya verilmeyecektir. Böylece geriye kalan eş ve çocukların payları ile desteğin payı artacaktır. Bu pay esası Türk aile sistemine uygun düşmektedir. Çünkü Türk aile sisteminde desteğin geliri aile bireyleri tarafından birlikte paylaşılmakta, aile bireyleri arttıkça gelirden alınacak pay düşmekte, aile bireyi azaldıkça da gelirden alınacak pay yükselecektir. Anne ve babadan birinin destekten çıkması ile payı diğerine aktarılacak, anne ve baba ile çocukların tamamının destekten çıkması durumunda ise yine çocuksuz eş gibi desteğe 2 pay, eşe 2 pay esasına göre %50 pay desteğe, %50 pay eşe verilerek varsayımsal olarak gelir paylaştırılarak tazminat bu ilkelere göre hesaplanmalıdır.
Somut olayda hükme esas alınan 09.07.2021 tarihli aktüer bilirkişi raporunda müteveffanın, kaza /ölüm tarihinde 24 yaşında ve bekar olduğu, Yargıtay uygulamalarına göre, müteveffanın hayatın olağan akışında ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabulünden hareketle; destek ve eşine 2'şer, çocuklar ile anne ve babaya 1'er pay ayrılmak suretiyle değerlendirme yapıldığı, müteveffanın bekar olduğu dönemde annenin %25, babanın %25; müteveffanın evli olacağı dönemde kendi evinin gideri de nazara alınarak annenin %16, babanın %16; müteveffanın birinci çocuğunun olacağı dönemde annenin %14, babanın %14; müteveffanın ikinci çocuğunun olacağı dönemde annenin %12,5, babanın %12,5; hak sahibi babanın bakiye ömrünü tamamladığı tarihten, hak sahibi annenin bakiye ömrünün sonuna kadar ki dönemde annenin %20 oranında desteğin gelirinden faydalanacağı, müteveffanın kaza tarihindeki aylık gelirine ilişkin herhangi bir iddia ve belge sunulmadığından sigorta kayıtlarından; müteveffanın en son 21.11.2019 tarihine kadar ücret bildiriminde bulunulan sigortalı çalışmasının bulunduğu, anılan tarihten sonra ve kaza tarihi itibarıyla sigortalı çalışmasının mevcut olmadığı tespit edildiğinden asgari ücret esas alınarak tazminat belirlenmiş olup istinafa başvuran tarafların istinaf sebeplerine göre aleyhine değerlendirme yapılamayacağından davalı vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı kazaya karışan aracın çekici olması nedeniyle ticari araç vasfında olduğu, davalı şirkete dava öncesi yapılan başvurunun 13.10.2020 tarihinde tebliğ edildiği 8 iş günü sonrası 26.10.2020 temerrüt düştüğü anlaşıldığından hüküm altına alınan tazminatlara 26.10.2020 temerrüt tarihinden itibaren avans faiz işletilmesinde, yargılama giderlerinde ve vekalat ücreti takdirinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Davacılar vekili tazminatın teselsül hükümleri yerine kusur oranına göre hüküm altına alınmasına ve davalı yararına tek vekalet ücreti yerine iki ayrı vekalet ücreti takdirinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde; “Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır.
Türk Borçlar Kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde; “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre, zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi, bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar, dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez. Müteselsil sorumluluk, kanundan doğan bir sorumluluk türü olup müteselsil sorumluların birinden talepte bulunan hak sahibinin, tüm ilgililer bakımından müteselsil sorumluluğa dayandığını ifade etmesine de gerek yoktur. Müteselsil sorumluluk ilkesi gereği, davacıların desteğin kazanın oluşumunda kusurunun bulunmamasına göre, zararın tamamını, isterse sorumluların tamamından isterse bir kısmından isteyebilir. Ancak TBK’nın 163. maddesinde belirtildiği gibi alacaklının borcun tamamını veya bir kısmının ifasını dilerse borçluların hepsinden dilerse yalnız birinden isteyebileceği düzenlenmiş olmasına göre, tazminatın davalılardan tahsilini isteyen davacının borcun tamamının talep edildiğini açıkça belirtmesi gerekir.
Somut olayda davacılar vekili, davacıların oğlu olan desteğin olayda kusuru bulunmadığını belirterek tazminatın tamamının davalı sigorta şirketinden tahsilini talep etmiş, mahkemece alınan kusur raporuna göre davalıya zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı çekici sürücüsünün %75, bu aracın eskortluğunu yapan araç sürücünün ise %25 oranına kusurlu olduğu, davacılar desteği sürücünün ise kusurunun bulunmadığı belirlenmiş, ayrıca hükme esas aktüer raporuna göre bedel arttırım dilekçesinde de açıkça tazminatın davalıdan müşterek ve müteselsil tahsilini istediğinden desteğin kusursuz olduğu talebin de teselsül hükümlerine dayandığı gözönüne alınarak yukarıdaki açıklanmalar doğrultusunda belirlenecek tazminatın tamamından davalı sigorta şirketlerinin sorumlu olduğu gözönüne alınarak karar verilmesi gerekirken kusur oranına göre karar verilmesi doğru görülmediğinden davacılar vekilinin anılan yönlere ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür.
Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle olaya uygun olarak düzenlenen kusur ve aktüer bilirkişi raporlarının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1. maddesi gereğince esastan reddine; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile hükmün 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına davacı ... için 100.606.29 TL, davacı ... için 106.766,65 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalıdan tahsiline dair yeniden esas hakkında karar verilmesine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
II-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1. Davanın KABULÜ ile, davacı ... için 100.606,29 TL, davacı ... için 106.766,65 TL olmak üzere toplam 207.372,94 TL destekten yoksun kalma tazminatının 26/10/2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile adı geçen davacılara ayrı ayrı ödenmesine,
2. Harçlar Kanunun gereğince alınması gereken 14.165,64 TL harçtan 54,40 TL peşin harç ve 707,00 TL ıslah harcının mahsubu ile kalan 13.404,24 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3. Davacı tarafından yapılan 189,50 TL posta ve tebligat gideri, 750,00 TL bilirkişi ücreti, 723,00 TL Ankara Adli Tıp Grup Başkanlığı fatura ücreti olmak üzere toplam 1.662,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
4. Davacıların dava açarken ödediği 108,80 TL peşin ve başvurma harcı ve 707,00 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacılara ödenmesine,
5. Arabuluculuk Kanununun 18/A(13). maddesi uyarınca karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk giderinin davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
6. Davacı ... yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince tespit edilen 16.097 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
Davacı ... yargılamada vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince tespit edilen 17.082,66 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacı ...'a ödenmesine,
7. Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
8. Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine iadesine,
III-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1. Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 10.624,23 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 2.660 TL’nın mahsubu ile kalan 7.964,23TL’nin davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
2. Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
3. Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL nispi istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,
4. İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve 90,60 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 252,70 TL yargılama giderinin davalıdan tahsil edilerek davacılara verilmesine,
5. Delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK’nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davacılar ve davalıya iadesine,
6. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 29.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39