Ankara BAM 26. HD 2021/2665 E. 2024/231 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2665
2024/231
16 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2665 - 2024/231
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2665
KARAR NO : 2024/231
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/12/2020
NUMARASI : 2015/9 Esas 2020/621 Karar
ASIL DAVA DOSYASINDA
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 16/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 11/03/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Asıl dava dosyasında davacılar vekili, 19.10.2014 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu kamyonun davacıların murisi ...'ın idaresinde iken toprak dökme sahasında manevra yaparken kamyonun yüksekten düşmesi nedeni ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında müteveffanın vefat ettiğini, davacıların desteğin çocukları ve eşi olduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müteveffanın eşi ... ve çocukları ... ve ... ... için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 3.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihinden ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21.06.2017 tarihli talep artırım dilekçesi ile, maddi tazminat talebini davacı ... için 3.748,61 TL, davacı ... ... için 27.257,70 TL, davacı ... ... için 29.151,07 TL, birleştirilen dava dosyasında davacı ... ... için 13.786,08 TL, davacı ... ... için 14.699,68 TL olmak üzere toplam 88.643,14 TL olarak artırmış, 30.11.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile, maddi tazminat talebini davacı ... ... için 3.985,73 TL, davacı ... ... için 57.501,97 TL olarak, davacı ... ... için 60.868,26 TL, davacı ... ... için 69.389,91 TL, davacı ... ... için 76.254,13 TL olarak artırmıştır.
Asıl dava dosyasında davalı ... Sigorta AŞ vekili, ... plakalı aracın davalı şirkete 03.06.2014-2015 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, 268.000,00 TL poliçe limiti ile sorumlu olduklarını, davacıların zararının varlığının ve miktarını kanıtlamasını, hesaplamada asgari ücretin baz alınmasını, davanın iş kazası olduğunu, rücuya tabi ödemenin ve veya gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, rücuya tabii ödeme yapılmış ise zarardan düşülmesi gerektiğini, avans faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili, 19.10.2014 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu kamyonun davacıların murisi ...'ın idaresinde iken toprak dökme sahasında manevra yaparken kamyonun yüksekten düşmesi nedeni ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında müteveffanın vefat ettiğini, davacıların desteğin anne ve babası olduğunu belirterek fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müteveffanın annesi ... ... ve babası ... ... için 1.000,00'er TL olmak üzere toplam 2.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleştirilen dava dosyasında davalı ... Sigorta AŞ vekili, ... plakalı aracın davalı şirkete 03.06.2014-2015 tarihleri arasında ZMMS poliçesi ile sigortalı olduğunu, 268.000,00 TL poliçe limiti ile ve sigortalının kusuru oranında sorumlu olduklarını, davaya konu kazanın karayolu dışında meydana geldiğini, bu nedenle sorumluluklarının olmadığını, aksi halde müteveffanın kendi kusuru ile ölümüne neden olduğunu, işverenin de kusurunun bulunduğunu, davacıların zararının varlığının ve miktarını kanıtlamasını, hesaplamada asgari ücretin baz alınmasını, davanın iş kazası olduğunu, rücuya tabi ödemenin ve veya gelir bağlanıp bağlanmadığının araştırılmasını, rücuya tabii ödeme yapılmış ise zarardan düşülmesi gerektiğini, avans faiz talebinin yerinde olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI;
Mahkemece toplanan delillere göre, davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma talebine ilişkin olduğu, davalının sigortalısı aracın sürücüsü olan davacıların murisinin karayolu sayılan yerde aracıyla birlikte yüksekten düşerek vefat ettiği, murisin anne, baba, eş ve çocukları olan mirasçıların destekten yoksun kaldıkları gerekçesi ile eldeki asıl ve birleşen davayı açtığı, davadan önce iş kazası olması nedeni ile SGK tarafından davacılara ödeme yapıldığı, tarafların kusur durumu belirlenerek davacıların murisinin %30 kusurlu kabul edildiği, ancak davacılar vekilinin TBK'nun 61. maddesi uyarınca müteselsil sorumluluk hükümlerine dayandığını bildirdiği, bu hali ile davalının zararın tamamından sorumlu olacağı, davacıların talep edebilecekleri destekten yoksun kalma tazminatının belirlenmesi için aktüer bilirkişilerden rapor alındığı, bu raporlardan 18.11.2020 tarihli aktüer bilirkişi raporuna itibar edildiği, davacılar vekilinin ilk bilirkişi raporuna göre talebini artırdığı, sonrasında ıslah dilekçesi ile yeniden talepte bulunmuş olmakla ıslah dilekçesi doğrultusunda poliçe limiti de gözetilerek dava tarihinden itibaren işleyecek, sigortalı aracın ticari olması nedeni ile avans faizi ile birlikte tahsili gerektiği belirtilerek asıl davanın ıslah dilekçesi ile birlikte kabulü ile, davacı ... yararına 3.985,73 TL, davacı ... yararına 57.501,97 TL, davacı ... yararına 60.868,26 TL destekten yoksun kalma tazminatının asıl dava tarihi olan 06.01.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte poliçe teminat limitleri dahilinde davalıdan alınarak davacılara verilmesine, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/258 esas 2016/356 karar sayılı davasının ıslah dilekçesi ile birlikte kabulü ile, davacı ... yararına 69.389,91 TL, davacı ... yararına 76.254,13 TL destekten yoksun kalma tazminatının birleşen dava tarihi olan 21.03.2016 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte poliçe teminat limitleri dahilinde davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, her bir davacı için hükmedilen tazminat bakımından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece toplam tazminat miktarları esas alınarak vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkeme kararı verilmeden bir kaç ay öncesinde davacı ... ...'ın vefat ettiğini, bu nedenle dava konusu kaza tarihi ile ... ...'ın ölüm tarihinde geçen zaman bakımından hesaplama yapılarak, bu tarihten sonraki işleyecek dönemler için de ... ...'ın payının diğer davacılar arasında paylaştırılmasının bu doğrultuda yeni bir aktüer bilirkişi raporu alınması gerektiğini ileri sürmüştür.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, kusur raporlarıyla da ispatlandığı üzere, davaya konu kazanın karayolu dışında meydana geldiğini, iş kazası raporları, kolluk ifadeleri ve mahkemece alınan kusur raporlarında açıkça belirtildiği üzere kazanın meydana geldiği yerin kiremit fabrikası olup, özel mülk olduğu ve karayolu olmadığı, mahkemece, ceza dosyası ve SGK tarafından düzenlenen kusur raporlarına ek olarak ilk aşamada dosyanın Ankara Trafik İhtisas Dairesi'ne tevdi edilerek kusur raporu düzenlenmesi istendiği ve Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesi 26.06.2018 tarihli yazı cevabında "dava konusu olayın Kiremit fabrikasında kamyonla fabrika toprak dökme sahasında geri geri yanaşırken kamyonun yüksekten devrilmesi sonucu vuku bulan olay olduğu trafik kazası mahiyetinde olmadığı, iş sahasında iş yaparken meydana geldiği anlaşılmış olup olayla ilgili rapor tanzim etmek dairenin görev alanı dışında kaldığından..." şeklinde belirterek dosyanın trafik kazası olmadığının belirtildiği, akabinde dosyanın kusur bilirkişi heyetine tevdi edildiğini, 07.11.2018 tarihli kusur raporunda da kusur dağılımına ilişkin değerlendirmede bulunulurken "Dava konusu iş kazası dava dışı Fırat Kiremit Fabrikası sahası içinde ham madde döküm alanında meydana gelmiş olup..." şeklinde ifade edilerek raporun hiçbir yerinde olayın trafik kazası olduğunun belirtilmediğini, kazanın fabrika içinde meydana geldiğinin vurgulandığını ve olayın sadece iş kazası olduğunun değerlendirildiğini, dosyanın yeniden üçlü kusur bilirkişi heyetine tevdi edildiğini ve 13.02.2019 tarihli kusur raporunda da "dava konusu kaza, ... sahası içinde, ham madde döküm alanında meydana gelmiş olup bu sahaya sadece ham madde taşıyan araçların girmesi esas olup olayın meydana geldiği sahanın kamunun yararlanmasına açık olan saha olmadığı düşünülmektedir, dava konusu kazanın meydana geldiği kiremit fabrikası ham madde döküm sahasının bu kanun kapsamında yer almadığı dava konusu olayın meydana geldiği yerin kara yolu olarak tanımlanamayacağı kanaatine varılmıştır" şeklinde değerlendirmede bulunulduğunu, sonuç olarak; kazanın meydana geldiği yerin kamunun yararlanmasına açık bir alan olmadığı halde ve mahkeme kusur bilirkişilerinin raporları da bu yönde olmasına rağmen mahkemece hiçbir dayanak olmaksızın davanın kabulüne karar verilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere; davalı şirketin ancak sigortalısının ve sürücüsünün kusuru oranında tazminattan sorumlu tutulabileceğini, dosyada birçok kusur raporu alındığını ve SGK inceleme raporunda müteveffa %60 kusurlu bulunurken, 30.09.2015 tarihli raporda tali kusurlu bulunduğunu ve 07.11.2018 tarihli raporda ise müteveffanın %30 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, mahkeme hesap raporlarında da hem %30 kusur üzerinden hem de %60 kusur üzerinden ikili hesaplamalar yapıldığını, buna rağmen mahkemece %100 kusur üzerinden hüküm kurulmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca dosya kapsamında alınan hesap raporlarında tespit edilen tazminat miktarlarının da hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davacılar vekili ve davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Asıl dava ve birleştirilen dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyasında davacılar vekili davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu kamyonun davacıların murisi ...'ın idaresinde iken toprak dökme sahasında manevra yaparken kamyonun yüksekten düşmesi nedeni ile meydana gelen tek taraflı trafik kazasında vefat ettiğini belirterek desteğin eşi, çocukları annesi ve babası için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece asıl dava dosyası ve birleştirilen dava dosyası yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir.
- 6100 sayılı HMK'nın taraf ehliyetini düzenleyen 50. maddesinde, "medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu", TMK'nın 28. maddesinde de "kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayacağı ve ölümle sona ereceği" düzenlenmiştir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 28/1. maddesi gereğince, gerçek kişiler yönünden maddi hukuk bakımından hak ehliyeti ve usul hukuku bakımından da taraf ehliyeti ölümle son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren, yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen ve mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar ise tarafın ölümü ile konusuz kalmaz, bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir. Dava ve taraf ehliyeti HMK’nın 114 ve 115. Maddeleri gereğince dava şartlarından olup, mahkemece yargılamanın her aşamasında resen gözetilmesi gereken hususlardandır.
UYAP kayıtlarından, birleştirilen dava dosyasında davacı ... ...’ın yargılama aşamasında 21.08.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşılmış olmakla davacının dava ehliyetinin ve davacı vekilinin vekalet görevinin sona ermiş olduğu gözetilerek vefat eden davacının mirasçılarının belirlenerek tebligat yapılması ve davaya devam edip etmeyecekleri belirlenerek taraf teşkilinin sağlanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken karar tarihinden önce vefat eden davalı yönünden taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
-
Birleştirilen dosyada davacı olan desteğin babası ... ...'ın karar tarihinden önce 21.08.2020 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından ölüm tarihi itibariyle destek zararının sona ereceği gözetilerek vefat tarihine kadar tazminat hesaplanması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken bu husus gözetilmeden karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.
-
Mahkemece SGK tarafından davacılara rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının sorulması için yazılan yazıya Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından verilen 11.03.2016 ve 12.01.2017 tarihli cevap yazılarında hak sahiplerine gelir bağlandığı ve hak sahiplerine bağlanan gelirlerin ilk peşin sermaye değeri bildirilmiş ancak rücuya tabi olup olmadığı belirtilmemiş olduğundan mahkemece SGK’dan davacılara rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı, rücuya tabi bir ödeme var ise ödemenin ilk peşin sermaye değerinin sorularak sonucuna göre belirlenen tazminattan mahsubunun gerekip gerekmediği değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken bu hususta eksik araştırma ile karar verilmiş olması doğru değildir.
-
Mahkemece karar gerekçesinde davacılar vekilinin ilk bilirkişi raporuna göre talebini artırdığı, sonrasında ıslah dilekçesi ile yeniden ıslah talebinde bulunduğu belirtilerek ıslah dilekçesi doğrultusunda karar verilmiş ise de asıl dava dosyasında ve birleştirilen dava dosyasında davacılar vekilinin dava dilekçesinde davanın belirsiz alacak davası olduğuna yönelik bir açıklamasının bulunmadığı, “fazlaya dair dava ve talep hakları saklı kalmak kaydıyla” açılan davanın kısmi dava mahiyetinde olduğu, HMK’nın 176/2 maddesi gereğince ikinci kez ıslah etme hakkı bulunmadığı gözetilmeksizin karar verilmiş olması isabetli değildir.
Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre taraf vekillerinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle ;
- Davacılar vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, HMK’nın 353/1.a.6.maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yatırılan peşin harcın istek halinde yatırana iadesine,
-
İstinaf yoluna başvuran tarafça yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
-
Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
-
Ankara 19. İcra Müdürlüğünün 2021/2090 Esas sayılı dosyasına yatırılan 580.000,00 TL nakit tutarlı teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 16.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:48:59