Ankara BAM 26. HD 2021/2300 E. 2024/22 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2300
2024/22
18 Ocak 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2300 - 2024/22
.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2300
KARAR NO : 2024/22
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 09/09/2021
NUMARASI : 2019/463 Esas 2021/604 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 18/01/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 01/02/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 08.05.2019 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacıya ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu davacının aracıyla takla attığını, aracın pert hale geldiğini, davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının ...’de oto tamir işi yapıp aylık gelirinin 3.500 TL olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik pert olan araç için 7.800 TL, geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı için 500 TL, efor ve hayatı idame kaybı için 500 TL, tedavi gideri için 100 TL, manevi tazminat için 5.000 TL olmak üzere toplam 8.900 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini, 5.000 TL manevi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 21.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile araç hasarını 7.000 TL, geçici ve sürekli işgöremezlik talebini 21.137,41 TL, efor ve hayatı idame kaybını ( bakım ücreti) 596,96 TL, tedavi giderinin 1.400 TL olduğunu belirterek toplam 30.134,37 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden 11.07.2019 temerrüt tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın 19.06.2018 - 19.06.2019 tarihleri arasında davalı şirkete trafik sigorta poliçesi ile sigortalı olup sorumluluklarının gerçek zarar, sigortalının kusuru ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, davacı tarafından davadan önce başvuru yapılmış olmasına rağmen kazanın üzerinden bir yıl geçmediğinden maluliyet oranı tespit edilememiş olup ödeme yapılıp yapılmayacağı belirlenemediğinden eksik belgeyle başvuru sebebiyle davanın usulden reddini, tedavi, bakıcı gideri ve geçici iş göremezlik taleplerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, kusur ve davacının maluliyet durumu ile sürekli sakatlık oranının Adli Tıp Kurumu yada Tam Teşekküllü Devlet Hastanesi tarafından verilecek bir heyet raporu ile tespiti gerektiğini, SGK tarafından davacıya herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığının sorulmasını davacının başvurusu üzerine araçla ilgili olarak hasar dosyası açıldığını, eksper raporu hazırlandığını, pert işlemlerinin yürütülmesi için onay verildiğini, davacıdan istenen çekme belgesi iletilmesine rağmen mutabakat taraflarına ulaşmadığından ödeme yapılamadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ...San ve Tic Ltd Şti vekili, kusurun tamamının davalı şirket sürücüsünde olmayıp, davacının da kusurlu olduğunu, kusur durumu ve davacının maluliyet oranının Adli Tıp Kurumundan alınacak raporla belirlenmesini, davacının kullanmakta olduğu aracın değerinin 13.500,00 TL olamayacağını, tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik zararından SGK’nun sorumlu olduğunu, efor ve hayati idame bedelinin açıklanması gerektiğini, davacının kalıcı sakatlık durumunun kazadan bir yıl sonra Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre tespitinin gerektiğini, davacının gelirini ispat eden bir belge sunulmadığını, manevi tazminat talebinin de fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... usulüne uygun tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece toplanan tüm deliller, kaza tutanağı, adli tıp raporu, sigorta poliçesi, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya içeriğine göre; olay tarihinde davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalılardan ......Ltd. Şti.'nin malik, diğer davalı ...'ın ise sevk ve idare edeni olduğu ... plaka sayılı araçla asli ve tam kusurlu olarak davacının maliki olduğu ... plaka sayılı araca çarptığı ve yaralamalı trafik kazasına sebep olduğu, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından kaza tarihi itibarıyla geçerli yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenen rapora göre davacının vücut özür oranının %2 olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 7 gün , tıbbi iyileşme süresinin 1 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, davacının asgari ücret düzeyindeki gelir durumu, kazaya karışan tarafların kusur durumu, SGK yazı cevabı, kaza tarihi itibarıyla geçerli maluliyete esas yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporları, Yargıtay içtihatları ve alanında uzman heyet bilirkişi raporu ile dava dilekçesi ve talep arttırım dilekçesindeki belirtilen miktarlara göre davacının davalılardan 2.059,64-TL geçici işgöremezlik, 19.077,77-TL sürekli işgöremezlik, SGK tarafından karşılanmayan ve fatura edilemeyen 1.400,00-TL tedavi gideri ve 596,96-TL bakıcı giderinden kaynaklı maddi tazminat talep edebileceği, makine mühendisi bilirkişinin araç tamirinin ekonomik olmaması ve aracın pert durumda olduğu tespiti sonrası dosya kapsamına uygun olan hesaplamaya göre davacıya ait aracın hasarsız 2. el değeri ve hasarlı halde sovtaj değeri dikkate alındığında davacı vekili tarafından talep konusu edilen davacıya ait ... plaka sayılı araçta meydana gelen hasar tutarının 7.000,00 TL olduğu, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi, diğer davalılar yönünden ise kaza tarihi itibarıyla dava dilekçesindeki talep gibi yasal (kanuni) faiz işletileceği, manevi tazminat talebi incelendiğinde, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın oluşumu, davacının maluliyeti, kusur durumu ve kazanın meydana geldiği tarih ve olay tarihindeki paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğu belirtilerek davanın kısmen kabulü ile; 7.000,00 TL araç hasar bedeli, 2.059,64 TL geçici işgöremezlik, 19.077,77 TL sürekli işgöremezlik, 1.400,00 TL tedavi gideri ve 596,96 TL bakıcı giderinden kaynaklı toplam 30.134,37 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta AŞ yönünden 11.07.2019, diğer davalılar ... ve ... İmalat Gıda İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 08.05.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 08.05.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... İmalat Gıda İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş; hükme karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalılar ...San Ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekilinin 06.09.2021 tarihli dava dilekçesinde araç hasarı, geçici ve sürekli işgücü kaybı, efor kaybı, tedavi gideri ve manevi tazminat talep etmiş olmasına rağmen mahkeme tarafından talep aşılmak suretiyle fazladan geçici bakıcı giderine de hükmedilmiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 09.06.2021 tarihli kusura ilişkin heyet raporunda, dosya içerisinde mevcut olayın görgü ve bilgi sahibi tanıklarının beyanları dikkate alınmadan şahsi yoruma dayalı rapor düzenlendiğini, davacının da kazanın oluşumunda kusuru bulunduğunu, davacı sürücünün, tanık beyanları ile de sabit olduğu üzere davalıya ait araç sürücüsü sol şeritte seyir halinde iken, sağ şeritte seyir halinde olan davacı tarafa ait olan Şahin marka aracın sola yalpalayarak davalıya ait araca çarptığını, kusur raporuna itirazla, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi'nden rapor alınmasına karar verilmesini talep etmelerine rağmen yerel mahkeme tarafından itirazlarının dikkate alınmayarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 07.10.2020 tarihli engellilik raporunun ikinci sayfasında Hacettepe Üniversitesi Hastaneleri Adli Tıp Anabilim Dalı'ndaki 05.10.2020 tarihli muayenesinde başlıklı paragrafında dahi, hastayla yapılan görüşmede "sürücünün mahallinde emniyet kemeri takılı olmadan seyrederken" şeklinde ifadesi bulunduğu halde, mahkemece davacı lehine hükmolunan tazminattan en az %20 müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasının hatalı olduğunu, müterafik kusur indiriminin taraflarca itiraz edilmese dahi mahkemece re'sen uygulanması gerektiğini, bilirkişi raporuna itiraz ve ıslah dilekçesine itiraz dilekçesinde müterafik kusur indirimi talep ettiklerini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp ABD Başkanlığı tarafından düzenlenen 07.10.2020 tarihli raporunun her ne kadar raporun başlığında Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmeliğe göre düzenlendiği belirtilmiş ise de sunulu rapor yönetmelik hükümlerine aykırı düzenlenmekle “Özürlü/Engelli Sağlık Kurulu Raporu” dahi olmadığını, raporun yetkilendirilmiş Özürlülük Sağlık Kurulundan alınmadığını, ayrıca davacının sağ göz kapağının üzerine 3-5 cm kesik izi bulunması nedeniyle uzmanlıkları belirtilmeyen öğretim görevlileri tarafından düzenlenen raporun engel oranı tespiti yönünden de hatalı olduğunu, davacının kilo ve boy ölçüsü dikkate alınarak tüm deri yüzeyinin hesap edilmesi ve oluşan 3-5 cm yara izinin yüzde hesap edilerek engel teşkil edip etmeyeceğinin tespit edilmesi gerekirken, tıbbi olmayan açıklamalarla engel oranı tespit edilmesinin hatalı olduğunu, davacının kaza tarihinde 45 yaşında olduğu, oto tamir işinde çalıştığı hususu da raporda değerlendirilmediğini, itirazları doğrultusunda davacının engellilik durumunun tespiti için dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'ne gönderilmesi gerekirken bu yönde işlem yapılmamasının yasaya aykırı olduğunu, mahkeme tarafından alınan 09.06.2021 tarihli heyet raporunda belirlenen tedavi gideri masrafının da fahiş olduğunu, sağ göz kapağındaki 3-5 cm kesik izi için 3 kez pansumana gitmek için 500,00 TL yol masrafı ve 3-5 cm kesik izi için bir ay boyunca diyet yapılması ve bunun için 900,00 TL diyet masrafı hesaplanmış olmasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, sağ göz kapağındaki 5 cm kesik izi nedeniyle 7 gün bakıcı ihtiyacı ve 1 ay geçici iş göremezlik süresi tespiti hatalı olduğu gibi, bakıcı giderine ilişkin makbuz sunulmadığı halde net asgari ücret yerine brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın hükme esas alınması nedeniyle de yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, dava dilekçesi incelendiğinde sadece araç hasarı ve sürekli, geçici iş göremezlik taleplerine kaza tarihinden faiz talep edildiği, tedavi gideri ve manevi tazminata ilişkin talepler için faiz başlangıç tarihi belirtilmediği halde mahkeme tarafından talep aşılmak suretiyle dava tarihi yerine kaza tarihinden itibaren faize hükmolunmasının hatalı olduğunu, mahkeme tarafından sağ göz kapağındaki 3-5 cm kesik izi nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiş ise de takdir hakkı kullanılırken olayın özeline değinmediğini, İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi'nden rapor alınması durumunda, tüm vücut deri oranına oranlandığında maluliyet dahi çıkarmayacak 3-5 cm kesik izi için %2 maluliyet oranı fahiş olmakla birlikte, davacının evlenme yaşında olmaması, mankenlik vs. işlerle değil oto tamirciliği işi ile uğraşması ve maluliyet oranının %2 gibi küçük bir oran olması gözetildiğinde hükmolunan 5.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete aykırı olduğunu, davalılardan ... adına harçlandırılmış vekaletname sunmalarına rağmen kararda vekil olarak ismine yer verilmemesi, davalı ... lehine vekalet ücretine hükmolunmaması, taraflara sözlü yargılama için davetiye gönderilmeksizin karar aşamasına geçilmiş olmasının da yasaya aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından dosyaya sunulan sakatlık raporunun Sağlık Bakanlığının belirtildiği kurumdan alınmamış olduğundan başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, sağlık kurulu raporlarını düzenlemeye yetkili sağlık kurumlarını ve hakem hastanelerini Sağlık Bakanlığının belirlediğini ve internet sitesinde yayınladığını, yetkili olmayan sağlık kurumları ile 6 ncı maddede belirtilen şekilde özürlü sağlık kurulunu teşkil edemeyen sağlık kurumlarının verdiği sağlık kurulu raporlarının değerlendirilmeye alınmayacağını, Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan listede ise Ankara Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin rapor vermeye yetkili bulunmadığını, başvuran tarafından dosyaya sunulan Sağlık Kurul Raporunun, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölüm Başkanlığı Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı’ndan alındığından raporun geçerli olmadığını,
geçici işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri taleplerinin Trafik Sigortası Genel Şartları, Poliçe Özel Şartları ile Karayolları Trafik Kanunu hükümleri itibariyle, poliçe teminatına dâhil olmadığını, SGK'nun sorumlu olduğunu, Anayasa Madde 135/5 “İptal Kararları Geriye Yürümez.” hükmü gereğince 09.10.2020 tarihli Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önceki uyuşmazlıklarda, kanunun iptal edilmemiş şekli ile uygulanması gerektiğini, itiraza konu bilirkişi raporunda, her ne kadar TRH-2010 tablosuna göre hesaplama yapılmışsa da, progresif rant yöntemiyle hesaplama yapıldığını, hesaplamada teknik faiz kullanılmaması, progresif rant yöntemi kullanılması sebepsiz zenginleşmeye neden olduğundan teknik faiz kullanılamayacaksa da, aktüeryal yöntem ile hesaplama yapılması gerektiğini, aktüer hesaplamasında %1,8 teknik faiz yöntemi uygulanmaması sebebiyle kararın kaldırılmasını, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararından önceki şartlara göre tazminat hesaplaması yaptırılması gerektiğini, ıslaha konu edilen rakam için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz uygulanması gerekirken temerrüt tarihinden faiz uygulanmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davalılar vekillerinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, bakıcı gideri, tedavi gideri, araç hasarı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 08.05.2019 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı aracın davacıya ait sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu davacının aracıyla takla attığını, aracın pert hale geldiğini, davacının yaralandığını ve malul kaldığını, davacının ...’de oto tamir işi yapıp aylık gelirinin 3.500 TL olduğunu davalı sigorta şirketine başvurmalarına rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik pert olan araç için 7.800 TL, geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı olarak 500 TL, efor ve hayatı idame kaybı olarak 500 TL, tedavi gideri olarak 100 TL, manevi tazminat olarak 5.000 TL olmak üzere toplam 8.900 TL maddi tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; 21.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile araç hasarını 7.000 TL, geçici ve sürekli işgöremezlik talebini 21.137,41 TL, efor ve hayatı idame kaybının (bakım ücreti) 596,96 TL’ye, tedavi giderinin 1.400 TL olduğunu belirterek toplam 30.134,37 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden 11.07.2019 temerrüt tarihinden, diğer davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini, 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş; mahkemece davacının kusursuz, davalı araç sürüsünün asli ve tam kusurlu olması, davacının 1 ay geçici işgöremezlik süresi, 7 gün bakıcı ihtiyaç süresi, %2 maluliyet oranı, aracın pert olması nedeniyle davanın kısmen kabulü ile; 7.000,00 TL araç hasar bedeli, 2.059,64 TL geçici işgöremezlik, 19.077,77 TL sürekli işgöremezlik, 1.400,00 TL tedavi gideri ve 596,96 TL bakıcı giderinden kaynaklı toplam 30.134,37 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta AŞ yönünden 11.07.2019, diğer davalılar ... ve ... İmalat Gıda İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti. yönünden 08.05.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 08.05.2019 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar ... ve ... İmalat Gıda İth. İhr. San ve Tic. Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine dair verilen karar, davalı sigorta şirketi vekili tarafından başvuru şartı eksikliği, maluliyet raporunun yetkili kurumca düzenlenmemiş olmasına,geçici işgörezlik zararı, tedavi ve bakıcı giderinin teminat dışı olmasına, sürekli işgörmezlik yönünden hesaplama yöntemine, ıslah edilen kısım yönünden faiz başlangıcına; davalı işleten ve sürücü vekili de kusur, müterafik kusur ve maluliyet oranına, bakıcı gideri ve faiz yönünden talebin aşılmış olmasına, tedavi giderlerine, manevi tazminat miktarına, davalı İsmail yönünden vekalet ücreti takdir edilmemesine,yargılama usulüne yönelik sebeplerle istinaf edilmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili, davacı tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK.nın 97. maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre, davalının da kabulünde olduğu gibi, dava açılmadan önce, davacı tarafından, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun davalıya 29.06.2019 tarihinde tebliğ edilerek hasar dosyasının açıldığı ve talebin reddedildiği anlaşıldığından, KTK.nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kaza tespit tutanağında yapılan değerlendirme, hazırlık dosyası ve ceza dosyasında alınan 29.05.2019 tarihli ATK raporu ile mahkemece alınan 09.06.2021 tarihli heyet kusur raporunun aynı yönde olduğu ve kazanın, 08.05.2019 günü saat 14.50 sıralarında, yerleşim yeri dışı 110 km/h hız limitli, 2 şeritli 11 metre platform genişlikli, bölünmüş tek yönlü asfalt devlet karayolunda, gündüz vakti açık hava ve ıslak zeminde ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla Ankara - Çankırı istikametine doğru seyir halindeyken önünde ve kendisiyle aynı istikamette seyir halinde olan sürücü ...’nın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın sağ şeride geçtiği sırada o aracı geçmek isterken, aracının ön sağ kısmı ile ... plakalı aracın arka sol kısmına çarpması şeklinde meydana gelen kazada, ... plakalı aracın ön tampon, ön sağ far, ön sağ çamurluk kısımlarından, ... plakalı aracın ise tamamıyla hasarlandığı ve kazanın oluşumunda;... plakalı araç sürücüsü ...'ın 2918 sayılı KTK.nun 56/c. (önlerinde giden araçlar, güvenli bir mesafeden izlemek, yakın takip) ve aynı kanunun asli kusur olarak sayılan 84/e. maddesi kural ihlalini işlemiş olmakla asli ve tam kusurlu ... plakalı araç sürücüsü ...'nın ise kural ihlali olmamakla kusursuz olduğu uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu, uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğundan Yerel Mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında, ayrıca kaza sonucu davacının aracının arkadan çarpılması sonucu yol dışına çıktığı ve takla atarak durduğu , bu oluş şekline göre davacının emniyet kemerini takmaması ile maluliyeti arasında uygun illiyet bağı bulunduğunun davalılar tarafından ispat edilmemiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamış olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas, -2020/40 Karar. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Ancak TBK 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hakim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, desteğin ve hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri, destek alacakları süre, destek payları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Yargıtay 4 Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarih, 2019/5206 Esas. – 2020/8874 Karar. sayılı ilamı, 14/01/2021 tarih 2020/2598 Esas. – 2021/34 Karar. sayılı ilamı) destek ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda 1931 tarihli “PMF yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına” karar verilmiştir. Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerektiğinden davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Mahkemece davacının maluliyetine ilişkin rapor Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp ABD Başkanlığı'ndan alınmıştır. 07.10.2020 tarihli raporda; 15.02.1974 doğumlu ...'nın dosyasının incelenmesi, yapılan muayene ve değerlendirme sonucunda; 08.05.2019 tarihinde gerçekleşen trafik kazasına bağlı hastada meydana gelen etmoid kemik fraktürü, yüz bölgesinde kesi ve diğer yaralanmaları dikkate alınarak; 20 Şubat 2019 tarih ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla bedensel özür oranı hesaplandığında, Deri, hastanın yüz bölgesinde tarif edilen yaralanmasının sözel iletişimde diyalog mesafesinden özel bir dikkat sarf etmeden fark edilebilir durumda olduğu; yüz bölgesindeki bu özellikteki bir izin sosyal nitelikteki ve insanlarla sürekli iletişim içerisinde olunmasını gerektiren mesleklerde mesleğe kabulde veya meslekte yükselmede önemli ölçüde etkili olabileceği, diğer taraftan evlilik ile ilgili beklentileri etkileyebileceği ve ayrıca kişinin kendini algılaması, özgüveni ve gelecek beklentisi de dahil olmak üzere yaşamının fiziksel, sosyal, ruhsal ve ekonomik boyutlarını da etkileyebileceği hususları dikkate alınarak hastanın yüz bölgesindeki mevcut sekelinin kişi özür oranının deri, hipertrofik skar ve keloid, hafif (Vücut yüzeyinin % 1-9'unu kaplayan) maddesi uyarınca değerlendirildiğinde ve hastanın mevcut klinik durumuna göre oranlandığında %2 olduğu, 08.05.2019 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin toplam vücut özür oranının %2 (yüzde iki) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyacının 7 (yedi) gün olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 1 (bir) aya kadar uzayabileceği belirlenmiş olup, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebinin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin rapor da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve yasaya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
Mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması sonucu duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların kusur oranları, davacının kusursuz olması, davacının yaralanmasının şekli ve niteliği, maluliyet oranı, iyileşme süresi, gördüğü tedaviler, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2019) paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda davacı için belirlenen manevi tazminatın uygun takdir edildiği anlaşıldığından hüküm altına alınan miktarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, davacının dava öncesi davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvurusunun bulunmasına, davacı tarafından efor kaybı ve hayati ideme ettirme talebinin bakıcı gideri olarak açıklanmış olmasına, davacının maluliyet
oranının kaza tarihindeki yürürlükteki yasal mevzuat uyarınca ve yetkili kurumca belirlenmiş olmasına, bilirkişi tarafından belirlenen kusur oranlarının olayın oluşuna ve kaza tespit tutanağı ile uyumlu olmasına, davacının maluliyeti ile emniyet kemeri takmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun davalı tarafca ispat edilememiş olmasına, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinin 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesi kapsamında SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli olmaması nedeniyle sigorta şirketinin sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik bulunmamasına, hüküm altına alınan tazminatlardan davalıların sorumlu olması nedeniyle davacı vekilinin ıslah dilekçesindeki talebine uygun olarak davalı sigorta şirket yönünden temerrüt tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden faiz uygulanmasına, davalı ... adına son celse mazeret dilekçesi ve ekinde vekaletname sunulmuş olup savunma yapılmamış olması nedeniyle lehine vekalet ücreti takdir edilmemesine, ... vekili olarak avukatının adının karar başlığında yer almamasının yerinde giderilebilecek maddi hataya dayalı olmasına, manevi tazminatın takdir ve miktarında, TTK'nın 4/2. Maddesi gereğince yargılama usulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1.maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davalılar ... San Ve Tic. Ltd. Şti. ve ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat yönünden davalılardan alınması gereken 2.058,47 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan toplam 1.114 TL’nin mahsubu ile bakiye 944,47 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen; manevi tazminat yönünden alınması gerekli 341,55 TL harcın davalılar ... San Ve Tic. Ltd. Şti. ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
3. Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4. Davalılar tarafından yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davalılar iadesine,
5. Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK’nın 362/1.a maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere 18.01.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:51:38