SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2021/2532 E. 2024/175 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2532

Karar No

2024/175

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2532 - 2024/175

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2532

KARAR NO : 2024/175

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 08/07/2021

NUMARASI : 2018/993 Esas 2021/704 Karar

ASIL DAVA DOSYASINDA

DAVACI

VEKİLLERİ

DAVALILAR

DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ : 07/02/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 06/03/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili asıl davada, 13.09.2015 tarihinde davacının idaresindeki ... plakalı aracı ile davalı ...’e ait ve davalı ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı traktörle çarpışması neticesinde meydana gelen kaza sonucunda davacının yaralandığını, ayrıca aracında hasar meydana geldiğini, kaza ile ilgili Eskişehir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/112 Esas sayılı dosyasında birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçundan kamu davası açıldığını, davacının asli, davalı ...’in tali kusurlu olduğu kanaatine varılarak davalının cezalandırılmasına karar verildiğini, bu kusur tespitini kabul etmediklerini, davalı sürücünün tam kusurlu olduğunu, davalının iki römork ile karayoluna çıktığını ve ışıklı tertibat kullanmadığını, araçta meydana gelen hasarın Eskişehir 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016 14 D.İş sayılı doyası ile tespit edildiğini, aracın pert total kabul edilerek 17.000,00 TL hasar tespit edildiğini, ayrıca 300,00 TL çekici masrafı ve tespit dosyası için 617,20 TL masraf yapıldığını, kazada davacının sol karın boşluğundan ve sağ kolundan yaralandığını, ayrıca 4 arkadaşının da yaralandığını, aracının pert olduğunu ve kaza nedeniyle büyük elem ve üzüntü duyduğunu, sigorta şirketine başvuruya rağmen cevap verilmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 17.000,00 TL hasar bedeli, 300 TL çekici masrafı olmak üzere 17.300,00 TL maddi zararın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı sigorta şirketi bakımından poliçe limitiyle sorumlu olmak kaydıyla davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılar ... ve ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Birleşen Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/90 Esas, 2019/305 Karar sayılı dosyasında; davacı vekili, 13.09.2015 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/993 Esas sayılı dava açıldığını, davalılardan ...’in ölü olduğunun anlaşılması üzerine mirasçılarının davaya dahil edilmesi talebinin mahkemece 21.02.2019 tarihli duruşmada reddedildiğini ve eldeki davanın anılan dava ile birleştirilmesini ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 17.000,00 TL hasar bedeli, 300 TL çekici masrafı olmak üzere 17.300,00 TL maddi zararın ve 5.000,00 Tl manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi 17.10.2019 tarihli kararı ile dosyasın asıl dosya ile birleştirilmesine karar verilmiştir.

Davalı ... vekili, haksız fiilden doğan tazminat alacaklarının 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu ve davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, kazanın meydana gelmesinde davalının kusurlu olmadığını, kazanın meydana gelmesinde davacının aslı kusurlu olduğunu, kaza tespit tutanağında davacının asli kusurlu olduğunun belirtildiğini ve davalıya kusur izafe edilmediğini, davacının kaza sonucunda yaralanmadığını, davacının zararının olduğunu kabul etmemekle birlikte bir zararı varsa zarara ve zararın artmasına kendisinin sebep olduğunu, emniyet kemeri takmayarak buna neden olduğunu, davacının elem ve ızdırap duymasına neden olacak nitelikte bir yaralanması olmadığını, düzenlenen adli raporda hayati tehlikesinin olmadığı, travmanın basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte olduğunun belirtildiğini, davacının maddi tazminat taleplerinin hukuki ve gerçekçi dayanağı bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili, davanın süresinde açılmadığını ve zamanaşımı def’ini ileri sürdüklerini, kazanın 13.09.2015 tarihinde meydana geldiğini, sigorta sözleşmesinden doğan tüm taleplerin 2 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, 02.10.2018 tarihinde davalı şirkete ihbarda bulunulduğunu, davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, tarafların kusur oranının şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirlenmesi gerektiğini, ceza mahkemesindeki yargılamada görüleceği üzere davacının asli kusurlu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğu yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını, kusur durumunun Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesince tespiti gerektiğini, talep edilen araç hasar bedelinin fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, asıl ve birleşen davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28.02.2020 tarihli raporda davalı sürücü ...'ın %70 oranında, davacı sürücü ...'nun %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, araç hasarı ve çekici gideri yönünden makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 06.11.2020 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alındığında asıl ve birleşen davanın davalıları yönünden maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden ise somut olayda eşya zararının oluşmasının manevi tazminat istemini haklı kılmayacağı, manevi tazminatın hüküm altına alınması için ruhsal ve bedelsel bütünlüğe saldırı yapılmış olması gerektiği, kazanın gerçekleşme şekli de göz önüne alındığında maddi hasar dışında zarar tehlikesi oluşturmayan olay nedeniyle araç içinde yaşandığı iddia edilen salt korku ve panikten dolayı manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçeleriyle maddi tazminat yönünden asıl davanın ... ve ... Sigorta yönünden birleşen davanın davalılar yönünden kabulü ile 17.000,00 TL hasar bedelinin ve 300,00 TL çekici bedelinin davalılar ... ..., ... ve ... 13.09.2015 tarihinden itibaren davalı sigortadan 05.11.2018 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece cevap dilekçesinde ileri sürülen zamanaşımı def’i dikkate alınmadan hüküm kurulduğunu, kazanın 13.09.2015 tarihinde gerçekleştiğini, sigorta sözleşmesinden doğan tüm taleplerin 2 yıl içinde ileri sürülmesi gerektiğini ve bu sürenin kaçırıldığını ve 02.10.2018 tarihinde davalı şirkete ihbar edildiğini, davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesi uyarınca dava açmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yükümlülüğünü yerine getirmediğini, dava ön şartına uyulmadan dava açıldığını ve davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemece Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen kusur oranları göz önüne alınmadan karar verildiğini, sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davalı sigorta şirketinin işleten ...’in kusuru oranında zarardan sorumlu olacağını, Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda da sigortalı araç sürücüsünün %70 kusurlu bulunduğunu, bu rapora atıfta bulunulmasına rağmen hükmedilen tazminat tutarında kusur oranı dikkate alınmadan kusur oranı %100 gibi hesaplama yapıldığını, davacının kusuru oranında tazminatın indirilmesi gerektiğini, davacının çekici ücreti talebinden davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını, belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, manevi tazminat talebinin reddine dair kararın hukuka aykırı olduğunu, yargılama neticesinde maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebi yönünden yapılan değerlendirmede ise davacının eşya zararı oluşmasından dolayı manevi tazminat istenemeyeceği gerekçesiyle ve davacının kişilik haklarına ne şekilde saldırıda bulunulduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddedildiğini, ceza davasında davalı sürücünün davacı ve dava dışı kişilerin yaralanmasına neden olma suçundan cezalandırılmasına karar verildiğini, kaza nedeniyle davacının ve en yakın arkadaşlarının yaralandığını, davacı ve yanındaki arkadaşlarının bedensel zarara uğradığını ve manevi tazminat koşullarının oluştuğunu, mahkemece ceza dava dosyasının değerlendirilmediğini, manevi tazminat talebinin reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava ve birleşen dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli, çekici gideri ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, 13.09.2015 tarihinde davacının idaresindeki ... plakalı araç ile davalı ...’e ait ve davalı ...’ın idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı traktörün çarpışması neticesinde meydana gelen kaza sonucunda davacı ve araçta bulunan dava dışı arkadaşlarının yaralandığını, ayrıca aracında hasar meydana geldiğini belirterek araç hasar bedeli, çekici gideri ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, davalı ...'in 01.05.2011 tarihinde davadan önce ölmüş olduğunun anlaşılması üzerine davacının ... mirasçıları aleyhine açtığı Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/190 Esas, 2019/305 Karar sayılı davası asıl dava ile birleştirilerek yapılan yargılama sonunda mahkemece maddi tazminat talebinin asıl ve birleşen davanın davalıları yönünden kabulüne, manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

1. Dosya içeriğinden, 13.09.2015 tarihinde kaza tespit tutanağına göre davacı ...'nun idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken aynı istikametten ve aynı şeritte ilerlemekte olan sürücüsü ve plakası olay yerinden kaçtığı için tespit edilemeyen traktörün arkasında takılı bulunan römorka arkadan çarpması sonucunda kazanın meydana geldiğinin belirtilerek sürücülerin ihlal ettiği kuralların belirtildiği, olaya ilişkin olarak Eskişehir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/112 Esas, 2016/705 Karar sayılı dosyasında soruşturma aşamasında alındığı anlaşılan 26.11.2015 tarihli raporda davacı sürücünün arkadan çarpma kuralını ihlal ettiği gerekçesiyle asli kusurlu olduğu, traktör sürücüsü davalı ...'ın teknik şartlara aykırı aracı kullandığından tali kusurlu olduğunun belirtildiği ve bu rapor esas alınarak yapılan yargılama sonunda ...'ın cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 02.11.2016 tarihinde kesinleştiği, yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28.02.2020 tarihli raporda davalı ...'ın idaresindeki traktöre bağlı iki adet römork ile meskun mahal dışında seyir halinde iken gerisinden gelen sürücüleri belirli bir mesafeden traktörün arkasına takılı römorkları fark edebilmesini sağlayacak yeterli ve gerekli tedbirleri almayarak, gerisinden gelen sürücüler için tehlike arz edecek şekilde seyrini sürdürmesi nedeniyle %70 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nun ise yola gereken dikkat ve özeni göstermemesi, önünde seyir halinde bulunan aracı fark ettiğinde zamanında etkin fren tedbiri ve direksiyon tedbirine başvurmaması nedeniyle %30 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece hükme esas alındığı anlaşılan bu rapor ile kaza tespit tutanağı ve ceza soruşturmasında düzenlenen kusura ilişkin bilirkişi raporu arasında gerek kazanın meydana geliş şekli, gerekse tarafların ihlal ettiği kurallar ve kusur durumu bakımından çelişki bulunduğu, bu çelişki giderilmeden yargılamanın sürdürüldüğü anlaşılmakla bu haliyle mahkemece kusur durumu konusunda yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli ve elverişli değildir.

Bu durumda kaza tespit tutanağı, ceza mahkemesi dosyası içeriği, alınan bilirkişi raporu ve ifadeler, davacı idaresindeki araç ile davalı idaresindeki traktörün seyir şeridi, çarpışma noktası ve şekli, araçlardaki çarpma noktaları dikkate alınarak İstanbul Teknik Üniversitesi veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden emekli 3 kişilik makine mühendisi bilirkişi heyetinden kusura ilişkin gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması doğru değildir.

2.  6098 TBK'nın 56/1. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291. 370)	

Davacı vekili dava dilekçesinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralandığını belirterek manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece maddi hasar dışında zarar tehlikesi oluşturmayan olay nedeniyle araç içinde yaşandığı iddia edilen salt korku ve panikten dolayı manevi tazminata hükmedilemeyeceği gerekçeleriyle manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de, kazaya ilişkin olarak Eskişehir 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/112 Esas, 2016/705 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada davacı ve dava dışı kişilerin yaralanmasına neden olmak suçundan davalı sürücüsün cezalandırılmasına karar verildiği, bu durumda kaza nedeniyle davacı hakkında düzenlenmiş tüm tıbbi belgelerin temini ile davacının kaza sonucu yaralanması olup olmadığı, maluliyetinin bulunup bulunmadığı ve iyileşme süresinin belirlenmesi için Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihinde uygulanan mevzuat hükümlerine göre ATK veya üniversite hastanelerinin adli tıp anabilim dalı başkanlıklarından rapor alınarak ceza dosyası içeriği ve toplanan tüm deliller yukarıda açıklanan ilkelere uygun olarak değerlendirilerek varılacak sonuç çerçevesinde manevi tazminat talebi hakkında karar verilmesi gerektiğinin nazara alınmamış olması doğru görülmemiştir.

3. Asıl davanın davalı sürücü, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ve araç maliki olarak 01.05.2011 tarihinde davadan çok önce vefat etmiş olduğu anlaşılan ...'e husumet yöneltilmek suretiyle açıldığı, yargılama sırasında davalı ...'in öldüğünün belirlenmesi üzerine mirasçılarının davaya dahil edilmesi talebinin koşulları bulunmadığından ara karar ile reddine karar verildiği, daha sonra davacı vekili tarafından ... mirasçıları aleyhine açılan Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/90 Esas, 2019/305 Karar sayılı dosyasının 17.10.2019 tarihinde asıl dava ile birleştirildiği ve yargılamanın bu şekilde sürdürülerek karar verildiği anlaşılmaktadır. 

Bilindiği üzere 6100 sayılı HMK'nin Davaların birleştirilmesi başlıklı 166/1. maddesinde "Aynı yargı çevresinde yer alan aynı düzey ve sıfattaki hukuk mahkemelerinde açılmış davalar, aralarında bağlantı bulunması durumunda, davanın her aşamasında, talep üzerine veya kendiliğinden ilk davanın açıldığı mahkemede birleştirilebilir. Birleştirme kararı, ikinci davanın açıldığı mahkemece verilir ve bu karar, diğer mahkemeyi bağlar." hükmüne yer verilmiştir. Kanun'un açık hükmü uyarınca birleştirme kararı verilebilmesi için davaların aynı düzey ve sıfattaki mahkemelerde açılmış olması gerekir.

Somut olayda Eskişehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/90 Esas sayılı dosyasının aynı sıfatta olmayan ticaret mahkemesinde görülmekte olan asıl dava ile birleştirilerek yargılamanın sürdürülmüş olması doğru değildir. Asıl davanın davalıları sürücü ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalılar ile araç malikinin mirasçıları olduğu anlaşılan birleşen davanın davalıları arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı da nazara alınarak birleşen dava yönünden taraflar tacir olmadığı gibi TTK'da düzenlenen mutlak ticari davalardan da olmadığı anlaşılan birleştirilen dava yönünden HMK'nın 114/1-c maddesi gereğince görev hususunun dava şartı olması, HMK'nın 115/1 maddesi gereğince dava şartlarının yargılamanın her aşamasında mahkemece gözetilmesi gerektiğinden görev hususunun değerlendirilmesi gerekirken anılan hususların göz ardı edilmiş olması isabetsizdir.

4. Kabule göre de davada talep edilen araç hasar bedeli ve çekici giderine ilişkin taleplerden, zarara neden olduğu ileri sürülen karşı araç sürücüsü, araç maliki ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı davalıların, araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu nazara alınmadan hüküm kurulmuş olması da doğru değildir. 

Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2. Davacı vekili ve davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilleri tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 

3. İstinaf yoluna başvuran davacı ve ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4. Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınNedeniyleTazminatkonusuankaraMaddidavacıgönderilmesineManevideğerlendirilmesigerekçeKazasıveTrafikdavalılarvekillerikesindelillerinnumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim