Ankara BAM 26. HD 2021/2391 E. 2024/173 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2391
2024/173
7 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2391 - 2024/173
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2391
KARAR NO : 2024/173
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 10/06/2021
NUMARASI : 2017/593 Esas 2021/470 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat
KARAR TARİHİ : 07/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 06/03/2024
İlk Derece Mahkemesince verilen karara ve ek karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 29.06.2017 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybederek orta refüjden karşı yola geçerek davacı ...’un idaresindeki ... plakalı araca çarpması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacıların ağır şekilde yaralandığını, ayrıca davacı ...’un aracının hasara uğradığını, değer kaybı ve araç mahrumiyeti bulunduğunu, tedavi için taksi giderleri olduğunu, davalı sigorta şirketine başvurulduğunu ancak cevap verilmediğini, kaza nedeniyle davacıların manevi zarara uğradığını ileri sürerek, davacı ... için 30.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın 29.06.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalı araç işleteninden tahsiline, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 900,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının, davacı ... için 100,00 TL sürekli iş göremezlik, 900,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının 29.06.2017 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ...’a araçtaki hasar nedeniyle 1,00 TL, değer kaybı için 1,00 TL ve araç mahrumiyeti için 1,00 TL ve her iki davacı için ayrı ayrı 1,00 TL tedavileri için taksi giderinin yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatını 21.688,12 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 2.541,50 TL, davacı ... için sürekli iş göremezlik tazminatını 1.365,03 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 4.212,18 TL araç mahrumiyet bedelini 1.080,00 TL, hasar bedelini 13.245,00 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, dava açılmadan önce sigorta şirketine başvurunun dava şartı olduğunu, davacı tarafça yapılan başvuru üzerine hasar dosyası açılmışsa da ibrazı zorunlu evrakın eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme yapılamadığını, usulüne uygun bir başvuru bulunmadığını ve davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sorumluluklarının poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, kusur durumunun tespiti gerektiğini, davacıların kalıcı bir sakatlığı olup olmadığının tespiti gerektiğini, tazminata ilişkin hesaplamanın Genel Şartlar uyarınca yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderleri ile bakıcı giderlerinin teminat kapsamı dışında olduğunu, davacı tarafın başvurusu üzerine alınan rapora istinaden 12.500,00 TL tazminat ödendiğini ve davalı şirketin ibra edildiğini, başka bir sorumlulukları bulunmadığını, sigorta bedelini ödeme yükümlülüğünün dava tarihinde muaccel hale geldiğini, dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Ltd. Şti vekili, davalı şirketin ... plakalı aracı dava dışı ... adlı kişiye kiraya verdiğini, kaza esnasında aracı işleten ve kullanan şahsın bu kişi olduğunu ve davanın ihbarını talep ettiklerini, davalı şirketin işleten sıfatı ve sorumluluğunun ortadan kalktığını, aracın sigortalı olması sebebiyle davacının taleplerinin öncelikle sigorta şirketi tarafından karşılanması gerektiğini, manevi tazminat tutarının fahiş olduğunu, araç hasar bedelinin sigorta tarafından ödendiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca düzenlenen 28.02.2019 tarihli raporlar ile davacı ...'un vücut çalışma gücünden % 10 oranında kaybettiği, 2 ay süre ile iş göremez halde kaldığı ve 2 ay süreyle bakıcı ihtiyacı olduğu, davacı ...'un % 3 oranında vücut çalışma gücünden kaybettiği, 3 ay süre ile iş göremez halde kaldığı ve 3 ay bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, makine mühendisi bilirkişi tarafından ibraz edilen 28.01.2019 tarihli raporda sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde % 100 oranında kusurlu olduğu, diğer araç sürücülerinin kusursuz olduğunun belirtildiği, ayrıca davacıya ait araçta oluşan hasar, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin tespit edildiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 27.03.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alındığı belirtilerek 10.06.2021 tarihli hüküm ile, davanın kısmen kabulü ile ... yönünden 21.688,12-TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 2.541,50-Tl geçici işgöremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 27.07.2017 tarihinden itibaren diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, ... yönünden 1.365,03-TL sürekli işgöremezlik tazminatı ile 4.212,18-Tl geçici işgöremezlik tazminatının davalı sigorta yönünden 27.07.2017 tarihinden itibaren diğer davalı yönünden kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren tahsilde tekerrür olmamak üzere işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ... mirasçılarına verilmesine, ...'a ait ... plakalı araç için 15 günlük kar mahrumiyet kaybı olan 1.080,00-TL'nin davalı sigorta şirketi haricindeki diğer davalılardan kaza tarihi olan 29.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş 11.10.2021 tarihli tavzih kararı ile de 10.06.2021 tarihli kararda manevi tazminat yönünden talebin reddine karar verilmiş karara ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, 10.06.2021 tarihli karar ve 11.10.2021 tarihli ek karara karşı istinaf kanun yoluna başvuru yaptıklarını, asıl ve ek kararın hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemece manevi tazminat taleplerinin gerekçe gösterilmeksizin reddedildiğini, mahkemece verilen 10.06.2021 tarihli hükme karşı 6100 sayılı HMK’nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talebinde bulunduğunu, bu talep üzerine verilen 11.10.2021 tarihli karar ile manevi tazminat talebinin reddine karar verildiğini, maddi hasarlı ve yaralamalı trafik kazası sonucunda davacıların maruz kaldığı zararların tahsili için maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açıldığını, davacıların ağır şekilde yaralandıklarını, ancak manevi tazminat taleplerinin herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildiğini, manevi tazminat talebinin reddinin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, taleplerinin ilk derece mahkemesince değerlendirilmediğini, manevi tazminat taleplerinin değerlendirilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, hükmün ilam vekalet ücreti yönünden de hatalı olduğunu, dosyada tek bir davacının bulunmadığını, her bir davacı için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca reddedilen manevi tazminat talebine ilişkin vekalet ücretinin de hatalı olup davacıların sorumlu oldukları kısımların belirtilmediğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat, ayrıca araç hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli istemlerine ilişkindir.
Davacılar vekili, 29.06.2017 tarihinde davalı şirket adına kayıtlı ve davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davacı ...’un idaresindeki aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacı sürücü ... ve aynı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'un ağır şekilde yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve manevi tazminata karar verilmesini istemiş, ayrıca davacıya ait araçta meydana gelen hasar nedeniyle araç hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli taleplerinde bulunmuş, mahkemece yapılan yargılama sonunda 10.06.2021 tarihli hüküm ile, davanın kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, 11.10.2021 tarihli tavzih kararı ile de 10.06.2021 tarihli kararda manevi tazminat yönünden talebin reddine karar verilerek manevi tazminata hükmedilmemesine karar verilmiş karar ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararına karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması Anayasa hükmüdür (md.141/3). Mahkemenin, tarafların açıklamalarını dikkate alarak değerlendirmesi ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi hukuki dinlenilme hakkının da (HMK.md.27) gereğidir. Bu husus aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6.maddesinde düzenlenen adil yargılama hakkı kapsamında da güvence altına alınmış haklardandır. Yargı organları her iki tarafın iddia ve savunmaları ile delillerini değerlendirip, sabit görülen maddi vakıaları ve bunlardan çıkardıkları sonuç ve hukuki sebepleri gerekçelerine yansıtmalıdırlar.
6100 Sayılı HMK'nın 297. Maddesinde hükmün kapsamı ve hükümde bulunması gereken hususlar maddeler halinde açıkça düzenlenmiştir. 297/c bendinde “tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan deliller, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan hukuki sonuç ve hukuki sebeplerin” hükmün kapsamı içinde bulunması gereken hususlar olduğu belirtilmiştir. Yine aynı kanunun 297/2 maddesinde "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir" düzenlemesine yer verilmiştir. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.Anılan yasal düzenlemenin de gereği olarak mahkemece verilen hükmün,gerekçeli olması, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında uygunluk ve illiyet bulunması, gerekçenin dosya kapsamına ve uyuşmazlığa ilişkin olması, taleplerin hangi nedenle kabul,hangi nedenle reddedildiğinin gerekçeden anlaşılması ve hükmün infazda tereddüt yaratmayacak mahiyette olması gerekmektedir.Hakim tefhim ettiği karara uygun gerekçeli hüküm oluşturmalıdır.Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 305. maddesinde "Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir. Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez." hükümlerine, Kanun'un Hükmün tamamlanması başlıklı 305/A maddesinde, "Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." düzenlemelerine yer verilmiştir.
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, manevi tazminat, araç hasar bedeli, değer kaybı ve araç mahrumiyet bedeli talepleriyle açıldığı, mahkemece verilen 10.06.2021 tarihli hüküm ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğinin belirtildiği ve maddi tazminata ilişkin hükümlere yer verildiği, ne var ki gerekçe kısmında reddine karar verildiği belirtilmesine rağmen davacıların manevi tazminat talepleri yönünden olumlu ya da olumsuz bir hüküm oluşturulmadığı, bu haliyle hükmün 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesine uygun olarak düzenlenmediği, öte yandan davacı vekili tarafından 16.07.2021 tarihli dilekçe ile manevi tazminat talebiyle ilgili olarak hüküm kurulmadığı belirtilerek 6100 sayılı HMK'nın 305/A maddesi uyarınca hükmün tamamlanması talebinde bulunulduğu halde mahkemece usul hükümlerine aykırı biçimde 11.10.2021 tarihli tavzih kararı ile manevi tazminata hükmedilmemesine karar verildiği anlaşılmıştır.
Bu durumda davadaki taleplerden her biri hakkında ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın 297/2. maddesine uygun olarak taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterir şekilde hüküm kurulması gerekirken usul hükümlerine aykırı olarak karar gerekçesinde manevi tazminatın reddine yazıldığı halde 10.06.2021 tarihli hükümde manevi tazminat talebi hakkında olumlu ya da olumsuz hüküm oluşturulmamış olması ve davacılar vekilinin talebi üzerine hükmün tamamlanmasına karar verilmesi gerekirken 11.10.2021 tarihli tavzih kararı verilmiş olması doğru görülmemiş, hükmün ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle TBK'nın 56. Maddesi hükmüne göre davacıların yaralanmasının niteliği, maluliyet oranı, iyileşme süreleri kusur oranları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları da değerlendirilerek sonucuna göre davacıların manevi tazminat talebi ile ilgili hüküm kurulması gerektiği de gözetilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın yeniden görülmek ve Kanun'un 297/2. maddesine uygun olarak taleplerden her biri hakkında açık ve şüphe uyandırmayacak şekilde hüküm ve gerekçeli karar oluşturulmak üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1. Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının ve 11.10.2021 tarihli tavzih kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
2. Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3. İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4. Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20