SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2021/2152 E. 2024/170 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2152

Karar No

2024/170

Karar Tarihi

7 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2152 - 2024/170

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2152

KARAR NO : 2024/170

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 03/12/2020

NUMARASI : 2018/423 Esas 2020/701 Karar

DAVACILAR :

VEKİLİ

DAVALILAR

DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat

KARAR TARİHİ : 07/02/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 05/03/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı... Sigorta vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı... Ltd. Şti vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacılar vekili, 22/01/2015 tarihinde davalı ...’in idaresinde olup davalı ... adına kayıtlı, davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı araç ile davalı ...’un idaresinde olup davalı... Ltd.Şti’nin işleteni olduğu ve davalı... ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda aracın savrulmasıyla yaya ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu, müteveffanın güvenlik görevlisi olarak çalıştığını, olayın meydana gelmesinde davalı sürücülerin tam kusurlu olduğunu ve müteveffaya kusur izafe edilmediğini, müteveffanın ölümüyle annesi ve babasının destekten yoksun kaldığını, ayrıca davacılardan ... ve ...’in oğullarını, davacı ...’in de kardeşini kaybetmesi nedeniyle acı ve elem duyduklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, davacı ... için 25.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplam 75.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının (davalı... Sigorta tarafından yapılan 12.500,00 TL ödeme düşülerek) olay tarihi olan 22/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 100.000,00 TL, davacı ... için 100.000,00 TL ve davacı ... için 60.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi hariç diğer davalılardan olay tarihinden itibaren müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebini davacı ... için 62.072,54 TL, davacı ... için 87.244,27 TL olarak ıslah etmiş, talep edilen tazminatlara avans faiz uygulanmasını istemiştir.

Davalı ... vekili, davaya bakmaya Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, davaya konu trafik kazasının meydana gelmesinde davalının kusuru bulunmadığını, kazaya diğer araç sürücüsünün sebep olduğunu, kazaya ilişkin ceza yargılamasının devam ettiğini ve davalının kusursuzluğunun görüldüğünü, kazanın oluşumunda yol koşulları başta olmak üzere hava ve trafik şartlarının etkili olduğunu ve davalı açısından kaçınılmaz hale geldiğini, kaza tespit tutanağının tutarsız olduğunu ve kabul etmediğini, davalının davalı... Ltd. Şti. çalışanı olduğunu ve kendisinin sorumluluğu bulunmadığını, işleten sıfatı ile davalı şirketin sorumluluğunun nazara alınması gerektiğini, davacılarca talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta AŞ, sigorta şirketinin sorumluluğunun işletenin sorumlu olduğu hallerde kusur oranında ve teminat limiti ile sınırlı olduğunu, somut olayda sigortalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu bulunduğunu, aktüer sıfatını haiz bilirkişi tarafından ... Şartlar’a uygun olarak hesaplama yapılmasını, davacılara Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından ödeme ya da gelir bağlanmış ise rücuya tabi olup olmadığının sorularak tazminattan mahsubunu, kusurun tespiti için Adli Tıp Kurumundan rapor alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ... ve ... vekili, davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu ve Ankara Mahkemelerinin yetkili olduğunu, davacıların taleplerinin haksız olup davalı ... aleyhine atfedilen kusuru kabul etmediklerini, ceza dosyasının derdest olduğunu, özel bilirkişi raporu ve uzman görüşüne göre davalı ...’in asli kusurlu, davalı ...’un tali kusurlu ve müteveffanın tali kusurlu olduğunun belirtildiğini, maddi ve manevi tazminat istemlerinin fahiş olduğunu, maddi tazminat talebine konu zararın kanıtlanması gerektiğini, davacılar destekten yoksun aldıklarını iddia etmekte ise de bu hususta bilgi ve belge sunmadıklarını, tarafların kusurlarının net bir şekilde anlaşılması için mahallinde keşif yapılmasını talep ettiklerini, araç sahibinin tehlike sorumluluğu esasına göre zarardan sorumlu tutulabilmesi için ilke olarak illiyet bağının gerçekleşmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı... .... Ltd.Şti vekili, kazanın meydana gelmesinde davalı şirketin kusuru ve sorumluğu söz konusu olmadığını, ... plakalı aracı davalı şirkete ait olduğunu ve kaza tarihinde şirket çalışanı davalı ...’un idaresinde bulunduğunu, olayın dört yönlü kontrolsüz kavşakta gece meydana geldiğini, müteveffanın bulunduğu yerde yaya kaldırımı mevcut olmadığını, müteveffanın kaldırımda değil yol kenarında bulunduğu için olayın meydana geldiğini ve tali kusurlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinin asıl sebebinin davalı ... olduğunu, davalı ...’un trafik kurallarına uygun olarak seyrettiğini, davacıların maddi ve manevi tazminat istemleri haksız ve kötüniyetli olup talep edilen tutarların fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı... Sigorta davaya cevap vermemiş, yargılama aşamasında davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, 22/01/2015 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucunda davacılar Nevriste ve ...'in oğlu olan ...'in vefat ettiği, kusura ilişkin alınan 05/09/2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in % 75 oranında, davalı sürücü ...'un % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, gerekçeli ve denetime elverişli aktüer bilirkişi rapor raporundaki hesaplamalar esas alınarak ve taleple bağlı kalınmak suretiyle maddi tazminat talebinin kabulü gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden ise manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler gözetildiği belirtilerek davanın maddi tazminat yönünden kabulü ile, davacı ... için 62.072,54 TL, davacı ... için 87.244,27 TL tazminatın davalılardan müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, hükmolunan tutara davalılar ..., ..., ... ve... Limited yönünden kaza tarihi olan 22/01/2015 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 09/07/2015, davalı ... Sigorta yönünden temerrüt tarihi olan 10/07/2015 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine, davalılar ..., ... ve ... Sigorta yönünden avans faizi, diğer davalılar yönünden yasal faiz uygulanmasına, manevi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile davacılar ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00'er TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 22/01/2015 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ... ve... Limited Şirketinden alınarak davacılara ödenmesine, davalılar ... ve ...'e yasal faiz, diğer davalılar yönünden avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm vekalet ücreti yönünden 07/07/2021 tarihli kararla tavzih edilmiş, hükme karşı davalı... Sigorta vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı... Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı... Sigorta vekili istinaf dilekçesinde, sigorta şirketinin sigortalının kusuru oranında sorumlu olduğunu, kararda % 100 kusur oranı üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kurallara uygun seyrettiğini, Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan 08/04/2015 tarihli raporda davalı sürücü ...’in asli kusurlu olduğunun tespit edildiğini, davalı sigorta şirketinin ancak sigortalının kusuruyla sebep olduğu zararları karşılamakla yükümlü olduğunu, sigortalı araç sürücüsüne atfetilecek kusur oranının en fazla % 25 olacağını ve % 100 kusur oranı üzerinden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafa yapılan ödemelerle zararın fazlasıyla karşılandığından davanın reddi gerektiğini, davacıların bakiye zararı kalmadığını, bilirkişi hesap raropu hatalı olup bu haliyle hükme esas alınmasının doğru olmadığını, sigortalının kusuru gözetilerek % 25 kusuru denk gelen zarar tutarı hesaplanması ve bu tutar üzerinden davalı tarafından yapılan ödemenin tenzil edilmesi gerektiğini, bilirkişi raporuna bu yöndeki itirazlarının nazara alınmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 2020 yılı asgari ücretinin esas alınarak rapor tanzim edildiğini ve ödemenin yapıldığı tarihteki verilere göre davacının bakiye zararının söz konusu olmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda gelirin hatalı alındığını, asgari ücretin katı şeklinde hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, tazminat hesabında asgari ücretin esas alınması gerektiğini, gelirin ne şekilde hesaplandığının açıklanmadığını, davalı şirket yönünden 10/07/2015 tarihinden itibaren avans faize hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket açısından aleyhe hükmedilecek tazminata 19/01/2017 tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, aksi kanaat halinde en fazla ödeme tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, avans faizine hükmedilmesinin kabul edilemez olduğunu, sigortalı aracın özel kullanıma mahsus olup haksız fiil hükümlerine göre uygulanacak faizin yasal faiz olduğunu, görevsizlik kararı nedeniyle vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken karşı vekalet ücretine hükmedilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafından ilk olarak Şereflikoçhisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/28 Esas 2017/92 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını, görevsizlik kararı verildiğini, yargılamaya Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam olunduğunu, yargılamanın davacı tarafından darüstlük kuralına aykırı bir şekilde uzatılması sebebiyle davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, manevi tazminat açısında davalı şirketin sorumluluğu bulunmadığını, davacılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar ... ve ... vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda davalı ...’in %75 kusurlu olduğu, müteveffanın kusursuz olduğunun kabul edildiğini, kazanın oluşumunda müteveffanın kusurlu olduğunu, müteveffanın yaya kaldırımında değil taşıt yolunda yürüdüğünü ve kazaya sebebiyet verdiğini, ...’in % 75 oranında kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığını, makine mühendisi bilirkişi raporunu kabul etmediklerini ve uzmanlığı bulunmadığını, denetime ve hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın karşı yanda tatmin duygusu sağlamaktan öte maddi bir kazanç sağlama amacına hizmet ettiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı... Ltd. Şti vekili istinaf dilekçesinde, meydana gelen ölümlü ve yaralamalı trafik kazasında davalı şirketin hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmadığını, ... plakalı aracı davalı şirkete ait olduğunu ve kaza tarihinde şirket çalışanı davalı ...’un idaresinde olduğunu, olayın dört yönlü kontrolsüz kavşakta gece meydana geldiğini, müteveffanın bulunduğu yerde yaya kaldırımı mevcut olmadığını, müteveffanın kaldırımda değil yol kenarında bulunduğu için olayın meydana geldiğini ve tali kusurlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinin asıl sebebinin davalı ... olduğunu, davalı ...’un trafik kurallarına uygun olarak seyrettiğini, yeniden kusur raporu alınması gerekirken kusur incelemesi yapılmadan ceza dosyasındaki kusur raporu dikkate alınarak karar verildiğini, taleple bağlılık ilkesinin ihlal ettiğini, davacının dava dilekçesinde yasal faiz talep ettiğini, mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı hareket ederek avans faizine hükmettiğini, hükmedilen manevi tazminat tutarlarına itiraz ettiklerini, tazminatın zenginleşme aracı olmadığını, fahiş miktarda tazminat talepleri ve bu talepler doğrultusunda karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, araç sahibinin tehlike sorumluluğu esasına göre zarardan sorumlu tutulabilmesi için ilke olarak illiyet bağının gerçekleşmesi gerektiğini, illiyet bağı ispat edilmedikçe davalı şirketin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kusur oranını kabul etmemekle birlikte davalı araç sürücüsü ...’un kusurlu olmadığı oran üzerinden davalı şirketin sorumlu kabul edilerek müşterek ve müteselsil talep olduğu gerekçesi ile meydana gelen tüm zararlardan sorumlu gibi karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacılar adına tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacılar vekili, 22/01/2015 tarihinde davalı ...’in idaresinde olup davalı ... adına kayıtlı olan davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç ile davalı ...’un idaresinde olup davalı... Ltd.Şti’nin işleteni olduğu ve davalı... ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın çarpışması ve aracın savrulmasıyla meydana gelen trafik kazasında yaya olan davacıların desteği ...’in vefat ettiğini belirterek müteveffanın anne ve babası olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat, müteveffanın kardeşi olan davacı ... için manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece 05/09/2019 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in % 75 oranında, davalı sürücü ...'un % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, gerekçeli ve denetime elverişli aktüer bilirkişi raporu ve ek raporundaki hesaplamalar esas alınmak ve manevi tazminatın belirlenmesine ilişkin ilkeler gözetilerek davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı... Sigorta vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı... Ltd. Şti vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

1. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun İşletenin Hukuki Sorumluluğu başlıklı 85.maddesinde işletenin sorumlu olduğu zararlar belirlenmiş, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar” denilmiştir, aynı kanunun 91. Maddesinde ise “İşletenlerin, bu Kanunun 85 inci maddesinin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.”şeklinde belirtilmiştir. 

2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 88. maddesinde zarar verenlerin birden fazla olması halinde “ Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde “ Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar Kanunu'nun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir. Buna göre zarar gören tazminatın tamamını dilediği takdirde zarar verenlerin hepsinden talep edebileceği gibi bir kısmından veya sadece birinden de talep edebilir. Burada yasa koyucu zarar görene, tazminatın tamamının zarar verenlerden yalnız birine karşı ileri sürebilmesi imkanı sağlamıştır. Zarar verenlerden biri tazminatın tamamını ödediği takdirde borç ortadan kalkar dolayısıyla zarar gören öyle bir halde artık diğer zarar verenlerden tazminat talep edemez. Bu nedenle kusursuz zarar görenin zarardan sorumlu olanların birinden, bir kısmından ya da hepsinden zararın tamamını talep etmesi durumunda davalı zarar veren, tazminatın diğer zarar verenlerden talep edilmesi gerektiğini ya da kusuru kadar sorumlu olması gerektiğini ileri süremez.

Dosya içeriğinden, 22/01/2015 tarihinde kaza tespit tutanağına göre davalı ...'in idaresindeki ... plakalı araç ile kontrolsüz dört yol kavşağa giriş yaptığı sırada kavşağa seyrine göre sağından giriş yapan davalı ...'un idaresindeki ... plakalı aracın sol arka kapı kısımlarına ön kısımları ile çarpması neticesinde ... plakalı aracın yolun sağına doğru savrularak yolun sağ kesiminde yaya kaldırımında bulunan yaya ...'e ve park halindeki araca çarpması sonucunda kazanın meydana geldiği belirtilerek davalı ... ve ...'in ihlal ettiği kuralların belirtildiği, olaya ilişkin olarak Ankara 20. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/303 Esas, 2017/224 Karar sayılı dosyasında soruşturma aşamasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 08/04/2015 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücü ...'in asli, davalı sürücü ...'un tali kusurlu oldukları, yaya müteveffa ...'in kusursuz olduğunun belirtildiği ve yapılan yargılama sonunda araç sürücüsü sanıkların cezalandırılmasına karar verildiği ve kararın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 2017/2112 Esas, 2018/461 Karar sayılı kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilerek 09/03/2018 tarihinde kesinleştiği, mahkemece yargılama sırasında alınan 05/09/2019 tarihli raporda davalı sürücü ...'in idaresindeki araç ile kavşağa dikkatsiz yaklaştığı, kavşak kollarını kontrol ederek sağındaki koldan kavşağa girmekte olan aracın geçmesini beklemediğinden % 75 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'un ise idaresindeki araç ile kavşağa yaklaşırken hızını azaltarak kavşak şartlarına karşı dikkatli hareket etmesi gerekirken, hızını azalttığına ilişkin bir tespit bulunmadığından % 25 oranında kusurlu olduğu, yaya ...'in kusurlu olmadığının belirtildiği, kusura ilişkin raporun kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması sırasında alınan rapor ve ceza dava dosyası içeriği ile kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.

Ayrıca davacılar vekili dava dilekçesi ile zararın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile kazanın meydana gelmesinde davacıların desteği yaya ...'in kusurunun bulunmadığının belirlenmiş olmasına göre teselsül hükümleri uyarınca davalıların zararın tamamından sorumlu tutulmasında bir isabetsizlik görülmediğinden davalıların bu yöne ilişkin istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.

2. Aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen raporda, müteveffa ...'in kaza tarihinde özel güvenlik firmasında güvenlik görevlisi olarak çalıştığı ve desteğe yapılan ödemelere ilişkin bordrolar incelenerek müteveffanın aylık gelirinin farklılık arzettiği nazara alınarak belirlenen ortalama gelirinin asgari ücrete oranı esas alınarak hesaplama yapılmış olmasında isabetsizlik bulunmadığı, ayrıca davacılar ... ve ...  yönünden destekten yoksun kalma tazminatına ilişkin hesaplamada, davalı... Sigorta AŞ tarafından 06/10/2015 tarihinde adı geçen davacılara yapılan toplam 12.528,00 TL ödemenin ödeme tarihi verileri itibariyle yapılan hesaplamada yapılan ödemenin eksik olduğu ve davacıların zararını karşılamayacağının belirlendiği, yapılan ödemenin yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenerek hesaplanan tazminattan mahsup edildiği, gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınmak suretiyle destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmiş olmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

3.  2918 sayılı KTK'nın 99. maddesi gereğince sigorta şirketi, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası ... şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigorta şirketinin merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadır. O halde, davacı vekili tarafından dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapılmış ise başvuru tarihinden itibaren sekiz iş günü sonrası temerrüde düşeceği, bir başvuru yapılmamış ise en erken dava tarihinde temerrüdün oluştuğunun kabul edilmesi gerekir. 

Somut olayda, dava açılmadan önce davacı tarafça 06/05/2015 davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı tartışmasız olup davalı sigorta şirketinin başvurudan sonra 8 iş günü sonrasında temerrüde düştüğünün kabul edilmesinde ve bu tarihten itibaren faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

  1. Dava konusu olayda da davacıların davaların temelini oluşturan vakıaların ve hukuki sebeplerin aynı olması nedeniyle ayrı ayrı dava açabilecekken usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğu, bu durumda esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre vekil ile temsil edilen davacılar lehine, reddine karar verilen miktar üzerinden ise vekille temsil edilen davalılar için ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekir.(Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2015/16658 E. 2018/10240 K. 2015/16645 E. 2018/8901 K. 2015/16553 E. 2018/8810 K. )

Vekalet ücretine ilişkin hüküm ve 07/07/2021 tarihli tavzih kararı ile birlikte değerlendirildiğinde davacılar vekil ile temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince her bir davacı yönünden kabul edilen miktara göre davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiş olmasında, manevi tazminata ilişkin hüküm hakkındaki vekalet ücretinden davalı sigorta şirketleri dışındaki davalıların sorumlu tutulmuş olmasında ve 6100 sayılı HMK'nin 331/2. maddesi uyarınca görevsizlik kararı sonrasında davaya başka bir mahkemede devam edilmiş olduğu gözetilerek görevsizlik kararı nedeniyle davalı sigorta şirketi lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasında da isabetsizlik bulunmadığından davalı... Sigorta vekilinin ve davalı... Ltd. Şti vekilinin bu yöne değinen istinaf gerekçeleri yerinde görülmemiştir.

5. Davalılar davalılar ... ve ... vekili ile davalı... Ltd. Şti vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291. 370)

Somut olaya gelince, 22/01/2015 tarihinde meydana gelen kaza sonucu kazaya karışan davalı sürücü ...'in % 75 oranında, davalı sürücü ...'un % 25 oranında kusurlu olduğunun, müteveffa yaya ...'in kusurunun bulunmadığı, kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2015) paranın alım gücü nazara alındığında davacılar ... ve ...'in oğulları, diğer davacının kardeşi 25/06/1984 doğumlu ...'in vefatı nedeniyle davacılar için belirlenen manevi tazminat tutarlarının uygun takdir edildiği anlaşıldığından yazılı şekilde karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı... Sigorta vekili, davalılar ... ve ... vekili ile davalı... Ltd. Şti vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurularının aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

  1. Davalı... Sigorta AŞ, davalılar ... ve ... ve davalı... Ltd. Şti vekillerinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Davalı... Sigorta AŞ, davalılar ... ve ... ve davalı... Ltd. Şti vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken toplam 18.397,03 TL istinaf harcından istinaf eden davalılardan peşin alınan toplam 11.236,4‬0 TL harcın mahsubu ile bakiye 7.160,63 TL harcın davalı... Sigorta AŞ, davalılar ... ve ... ve davalı... Ltd. Şti'den müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye gelir kaydına,

  3. İstinafa başvurun taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,

  5. 6100 sayılı HMK'nın 359/3. maddesi uyarınca Dairemiz kararının tebliği ve harç tahsili işlemlerinin ilk derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınkesinvedelillerinvekilidavalılarManevideğerlendirilmesiTazminatkonusugerekçeankaraMaddinumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim