Ankara BAM 26. HD 2021/2285 E. 2024/144 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2285
2024/144
2 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2285 - 2024/144
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2285
KARAR NO : 2024/144
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08/09/2021
NUMARASI : 2018/61 Esas 2021/639 Karar
DAVACILAR :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat
KARAR TARİHİ : 02/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 08/02/2024
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 19.05.2017 tarihinde, davacılar desteği ...’ün sevk ve idaresindeki ... plakalı kamyona, karşı yönden gelen ... sevk ve idaresindeki, davalı ... Tic.Ltd.Şti adına kayıtlı, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı kamyonun, şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymayarak çarptığını ve her iki sürücünün de olay yerinde vefat ettiğini, olayda ...’un tam kusurlu olduğunu, soruşturma sonucunda ... vefat ettiğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, davalı sigorta şirketi tarafından müteveffanın mirasçıları olan davacılara 21.09.2017 tarihinde 205.214, 00TL ödemede bulunulduğunu, yapılan bu ödemenin hesaplanmasında net asgari ücretin esas alındığını, yapılan ödemenin fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kabul edildiğini, ancak bu miktarın zararı tam olarak karşılamadığından sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini, müteveffa ...’ün vefat tarihinde 2.000,00 TL net maaş ile çalıştığını belirterek belirsiz alacak davası olarak şimdilik davacı eş ... için 4.000,00 TL, çocuklar için ise 2.000,00’er TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı ... ve ... San. Tic. Ltd. Şti için olay tarihi olan 19.05.2017 tarihinden diğer davalı sigorta şirketi için sigortaya başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ve sigorta teminat miktarı ile sınırlı olmak kaydıyla alınıp davacılara verilmesine karar karar verilmesini talep etmiş, talep artırım dilekçesi ile tazminat talebini davacı ... için davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti dahilinde 40.228,18 TL ile sınırlı kalmak kaydı ile 234.016,95 TL'ye, davacı ... için davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti dahilinde 18.567,49 TL ile sınırlı kalmak kaydı ile 57.125,45 TL'ye, davacı ... için davalı sigorta şirketinin sorumluluğu poliçe limiti dahilinde 2.337,14 TL ile sınırlı kalmak kaydı ile 11.967,60 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; sigorta şirketi olarak sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davacı tarafa ödemede bulunulduğunu ve davacıların sigorta şirketini ibra ettiklerini, yapılan bu ödeme ile davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun kalmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla mahkemece kusur raporu alınmasını, yapılacak hesaplamada yeni genel şartların uygulanması gerektiğini, davacıların müteveffanın gelirine ilişkin ileri sürdükleri iddianın kabulünün mümkün olmadığını, zira davacının iddia edilen işi yaptığına dair ve vergilendirilmiş gelire ilişkin herhangi bir resmi belgenin dosyaya sunulmadığını, bu nedenle davacının gelir durumuyla ilgili talebinin reddinin gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Ltd. Sti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının işleteni olduğu araç sürücüsünün kusurunu kabul etmediklerini, kusur oranlarına yönelik bilirkişi raporu alınmasını, destekten yoksun kalma tazminatının zenginleşme aracı olmadığını, sigorta şirketi tarafından yapılan esaslı bir ödeme mevcutken yeniden bir talepte bulunulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacıların destekten yoksun kalma derecesinin tespiti ve gerçek zararın hesaplanması için bilirkişi raporu alınması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde şerit ihlali yapan davalıların işleteni ve sigortacısı olduğu araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacıların destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanması için aktüerya raporu alındığı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemelerin güncellenerek mahsup edildiği, davacı ... için yapılan ödemenin hesaplanan tazminattan fazla olduğu (limite göre), bu nedenle adı geçen davacı yönünden davalı sigorta şirketine karşı açılan davanın reddi gerektiği, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davacılar ..., ..., ...'ün davalarının kabulüne, davacı ... için davalı sigortanın sorumluluğu poliçe limiti dahilinde 40.228,18 TL ile sınırlı kalmak kaydı ile 234.016,95 TL'sinin, davacı ... için davalı sigortanın sorumluluğu poliçe limiti dahilinde 18.567,49 TL ile sınırlı kalmak kaydı ile 57.125,45 TL'sinin, davacı ... için davalı sigortanın sorumluluğu poliçe limiti dahilinde 2.337,14 TL ile sınırlı kalmak kaydı ile 11.967,60 TL'sinin, davalılardan sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi olan 21.06.2017 tarihinden davalı ... Tic. Ltd.Şti. yönünden kaza tarihi olan 19.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, davacı ...'ün davalı sigorta şirketine yönelik davasının reddine, davacı ...'ün davalı ... Tic.Ltd.Şti’ne yönelik davasının kısmen kabulüne, 1.858,83 TL'sinin kaza tarihi olan 19.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketinin dava açılmadan önce davacılara tazminat ödemesi yaptığını, davacıların davalıyı ibra ettiklerini, davalının bir sorumluluğunun kalmadığını, sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu kabul edilmesinin hatalı olduğunu, aktüer bilirkişi raporunda aktüeryal irat formülü ve %1.8 teknik faize göre hesaplama yapılması gerekirken progresif rant yönteminin kullanılmasının doğru olmadığını, bilirkişi hesap raporunda yapılan hesaplamalarda gelir olarak net asgari ücretin 1,2105608 katı kullanıldığını, müteveffanın asgari ücretin üzerinde aylık gelirinin olduğu yeterli delillerle kanıtlanmadığını, asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekirken aksi yönde hesaplama içeren raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, hükmedilen tazminata davacılara yapılan ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacılar vekili, davacılar desteği ... idaresindeki araç ile davalı ... Tic.Ltd.Şti adına kayıtlı, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın çarpışması sonucu desteğin vefat ettiğini belirterek müteveffanın eşi ve çocukları için destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, mahkemece davanın sigorta şirketi yönünden kabulüne karar verilmiştir.
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 111. maddesinde; "Bu Kanunla öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir." hükmü yer almaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.04.2021 tarih ve 2017/(17)4-3189 Esas, 2021/525 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, KTK’nın 111. maddesinde ibra ile ilgili bir özel düzenlemeye yer verilerek, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmaların veya uzlaşmaların yapıldıkları tarihten itibaren iki yıl içinde iptal edilebileceği belirtilmiştir. Kanun’un bu hükmünden yararlanmak için ayrı bir iptal davası açılmasına ya da ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren iki yıl içinde anlaşma hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklamasının bulunması da yeterlidir. Zira anlaşmanın yapıldığı günden başlayarak belirtilen süre içinde bir davanın açılmış olması da, davacının bu anlaşma ile bağlı kalmak istemediğini göstermektedir. Nitekim, yerleşik Yargıtay uygulamalarında da davadan önce yapılan ödemelerin makbuz hükmünde olduğu kabul edilmekte; davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi, ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmesi, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez rapor tarihindeki veriler dikkate alınarak tazminatın hesaplanması gerekir.
Somut olayda, dava açılmadan önce, davacı tarafın başvurusu üzerine davalı sigorta şirketi tarafından davacılara 21.09.2017 tarihinde toplam 205.214,48 TL ödeme yapıldığı anlaşılmış olup davanın, KTK’nın 111. maddesinde belirtilen iki yıllık süre içerisinde 23.01.2018 tarihinde açıldığı, mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda, ödeme tarihi verilerine göre davacıların destekten yoksun kalma zararlarının hesaplandığı, yapılan ödemenin açıkça yetersiz olduğunun anlaşıldığı, bu kez rapor tarihi verilerine göre hesaplama yapıldığı ve davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitine göre ayrıca belirlendiğinden davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
- Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E. 2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Danıştay ve Yargıtay tarafından kabul edilen uygulamaya göre “Uygulanması gereken bir kanun hükmü, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi'nin iptal sonrası oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir.” yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
Mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunun Yargıtayca benimsenen ilkelere uygun olarak TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre tanzim edildiği ve davacının gelirinin olay tarihinde SGK kayıtlarına göre belirlendiğinin anlaşılmasına göre davalının bu yöndeki istinaf sebebinin reddi gerekmiştir
-
Dava konusu olaya ilişkin kaza tespit tutanağına göre, davalıya sigortalı araç sürücüsü şerit ihlali yapmış ve karşı yönden gelen davacılar desteği idaresindeki aracın şeridine geçerek kazaya neden olmuştur. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, şerit ihlali yapan davalıya sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacılar desteğinin kazanın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığının mütalaa edildiği görülmüş, raporun, kaza tespit tutanağı ve kazanın oluşumu ile uyumlu, gerekçeli ve denetime uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin kusur raporuna yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.
-
26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur. Davacılar vekili tarafından davalı sigorta şirketine 08.06.2017 tarihinde başvuru yapıldığı anlaşılmış olup bu tarih esas alınarak sekiz iş günü sonrası davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü ile davalı yönünden hükmedilen tazminata 21.06.2017 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, aktüer bilirkişi raporunda yapılan garame ve mahsup işlemleri yönünden davacının talebiyle bağlı kalınarak karar verilmiş olması ve istinaf kanun yoluna başvuran taraf aleyhine değerlendirme yapılamamasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b-1.maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
-
Davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1.b. 1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
-
Harçlar Kanunu gereğince davalı sigorta şirketinden alınması gereken 3.098,51 TL istinaf karar harcından peşin alınan 1.044,00 TL harcın mahsubu ile kalan 2.054,51 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir olarak kaydedilmesine,
-
Başvuran tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
-
Davalı tarafından yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nun 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde davalıya iadesine,
-
Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20