SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2021/2494 E. 2024/129 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2494

Karar No

2024/129

Karar Tarihi

1 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2494 - 2024/129

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2494

KARAR NO : 2024/129

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/09/2020

NUMARASI : 2017/625 Esas 2020/592 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 01/02/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 29/02/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 06.07.2010 tarihinde dava dışı ... idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın yolun karşısına geçmek isteyen yaya konumundaki davacı ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsünün asli ve tamamen kusurlu olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davacının hiçbir kusuru bulunmadığını, kaza ile ilgili olarak Burdur 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/808 Esas sayılı dosyasında yargılama yapıldığını, kaza nedeniyle ağır şekilde yaralanan davacının vücudunda yaralanmalar ve kırıklar meydana geldiğini, engelli sağlık kurulu raporunda maluliyet oranının % 50 olarak belirlendiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacının uğradığı zararlar için sürekli iş göremezliği nedeniyle 100,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili, davanın hukuki dayanaktan yoksun olup davacı tarafından usulüne uygun başvuru yapılmadığından davanın reddi gerektiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, kazanın Burdur’da meydana geldiğini, davalı şirketin Ankara’da şubesi ve bölge müdürlüğü bulunmadığını ve tasfiye halinde olması sebebiyle bölge müdürlüklerinin kapatıldığını, trafik kazasındaki kusur oranları Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi veya İstanbul Teknik Üniversitesi Trafik Kürsüsü tarafından belirlenmesi gerektiğini, davacının maluliyetinin Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu veya bünyesinde Tıp Fakültesi bulunan Üniversite Hastanelerince tespiti gerektiğini, davalı sigorta şirketinin teminat limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, davacı tarafça Kanun’un öngördüğü şekilde başvuru yapılmadığını ve dava tarihinden itibaren faize hükmedilebileceğini, dava ıslah edilirse ıslah edilen miktar için ıslah tarihinden itibaren yasal faiz talep edebileceğini, Sosyal Güvenlik Kurumu ödemelerinin sorgulanmasını, rücuya tabi bir ödeme var ise yapılacak tazminat hesabından düşülmesini, tazminat hesabı, poliçe genel şartları ekinde belirtilen hesaplama yöntemine göre yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, 06.07.2010 tarihinde yolun karşı tarafına geçmeye çalışan davacı küçüğe davalı sigorta şirketine sigortalı aracın çarpması ile oluşan kazada, yolun karşısına geçmek için yol kenarında duran traktörü de dikkate alarak, bu traktörün arkasında durarak yolun her iki yönünü de etkin bir şekilde kontrol ettikten ve kendi güvenliğini sağladıktan sonra karşıdan karşıya geçmek için, önce sola sonra sağa bakarak, sakınca yoksa taşıt yoluna girmesi gerekirken, bu güvenli geçişi dikkate almadan, yola gereken dikkati vermeyerek tedbirsizce ve dikkatsiz bir şekilde, yaklaşan araçların uzaklık ve hızını göz ardı ederek hızlı adımlarla karşıdan karşıya geçmeye çalışan küçük ...'un %100 oranında kusurlu bulunduğu, davalıya sigortalı araç sürücüsünün kazada kusurunun bulunmadığının yargılama sırasında alınan her iki bilirkişi heyeti raporunda belirtildiği, bu raporları doğrulayan Burdur Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/808 Esas, 2013/196 Karar sayılı dosyasında mevcut Adli Tıp Kurumu kusur raporu ve 24.01.2013 tarihli heyet raporları ile anlaşıldığı, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı aracın kusuru ile sınırlı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf başvurusunda, mahkemece yapılan yargılama sonunda davacının % 100 oranında kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, tarafların kusur durumuna, eksik ve hatalı düzenlenen maddi oluşa aykırı bilirkişi raporlarına yapılan itirazların dikkate alınmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkinin aydınlatılmadığını, yeniden rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, kusur durumunun yeterince incelenmediğini, kaza tespit tutanağı ve sürücü ...’in ifadeleri incelenecek olursa kaza esnasında karşısından gelen yaya davacıyı gördüğünün aşikar olduğunu, buna rağmen sürücünün hızını yavaşlatmadığını ve dikkatsiz davranarak kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, kaza anında araç sürücüsünün kaza tespit tutanağı ve bilirkişi raporunda da değinilen tanık beyanlarında ifade edildiği üzere yasal hız limitlerinin çok üzerinde olduğunu, bilirkişi raporunda araç sürücüsünün hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmaması nedeniyle 4/8 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığını, davacıya %100 kusur izafe edilmesine ilişkin değerlendirmenin mesnetsiz ve gerçeğe aykırı olduğunu, davacının kaza tarihinde çocuk olduğunu, sürücülerin her an durabilecekleri bir hızla ilerlemek, hızlarını yol ve hava şartlarına göre ayarlamak zorunda olduğunu, sürücünün trafik güvenliğini tehlikeye atması ve davacının ağır yaralanmasına sebep olması nedeniyle asli ve tamamen kusurlu olduğunu, kaza yerinde yapılan keşif sonrasında Burdur Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/808 Esas sayılı dosyasında düzenlenen kusur raporunda davacının yaşının küçük olması nedeniyle 4/8 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, kusur yönünden maddi oluşa uygun hükme esas yeterlilikte raporlar kazandırılmadan tahkikat tamamlandığını, raporlar arasındaki çelişki giderilmediğini, itirazlar, soruşturma tutanakları, ifadeler, kusur raporları ve belgeler değerlendirilmeden eksik ve yanlı olarak oluşturulan bilirkişi raporlarına dayalı olarak davanın reddinin hukuka, usule ve vicdana aykırı olduğunu, ayrıntılı ve gerekçeli kusur raporu alınmadan ve kusur durumu aydınlatılmadan, eksik inceleme ile hüküm tesis edilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazası sonucu yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı vekili, dava dışı sürücünün idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan aracın yolun karşısına geçmek isteyen yaya konumundaki davacı ...'a çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu belirterek maddi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporları ve ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporlarına göre kazanın meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru ile sınırlı olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

Dosya kapsamında bulunan 06.07.2010 tarihli kaza tespit tutanağına göre Bayındır köyü istikametinden Burdur ili istikamesine harekt halinde olan dava dışı sürücünün idaresindeki ... plakalı aracın, ön kısmı ile istikametine göre sol taraftan, plakaları tespit edilemeyen iki adet traktörün arasından, yaya olan davacı küçüğün taşıt yoluna dikkatsizce birden bire çıktığı esnada çarparak sağ arka tekerleğin altında sürüklenmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında davacının yaralandığı olayda araç sürücüsünün KTK'nın 521.b maddesini, yaya küçüğün ise duran aracın önünden ve arkasında yola çıkmak ve yola birden çıkmak kusurlarının işlediği belirtilmiştir.

Dava konusu kaza nedeniyle Burdur Sulh Ceza Mahkemesinin 2010/808 Esas, 2013/196 Karar sayılı dosyasında sanık ... hakkında taksirle yaralamaya neden olma suçundan yapılan yargılamada alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinin 28.09.2011 tarihli ve 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 24.01.2013 tarihli bilirkişi raporlarında kazanın meydana gelmesinde dava dışı sürücü ...'in kusursuz olduğu, yaya davacının davranış faktörlerinin sonuç üzerinde asli derecede ve tam olarak müessir olduğunun bildirildiği ve yapılan yargılama sonunda sigortalı araç sürücüsü ...'in beraatine karar verildiği ve kararın Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2013/17791 Esas, 2017/11074 Karar sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.

Mahkemece yargılama sırasında kusura ilişkin alınan 01.07.2019 tarihli bilirkişi raporu ile İTÜ öğretim üyelerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 26.08.2019 tarihli raporda, dava dışı sürücü ...'in çok yakın mesafeden önüne çıkan yayaya çarpmamak için derhal fren yapmasına ve 1,5 metre gibi çok kısa mesafede durmasına rağmen çarpmayı önleyemediğinden ve alabileceği başka bir ek tedbir olmadığından olayda kusursuz olduğu, davacı yayanın karşıdan karşıya geçtiği yerde yaya geçidi veya kavşak olmadığını dikkate alarak daha tedbirli davranması, 50 km/s hız sınırı olan yerde 25-30 km/s hızla seyreden kamyonetin önünden geçmeye çalışmadan önce yakınlığını dikkate alması gerekirken yeterli dikkat ve özeni göstermediğinden, çok yakın mesafedeki aracın önünden geçmeye çalıştığı ve aracın önüne doğru dikkatsizce yürüdüğü sırada aracın darbesine maruz kaldığı olayda % 100 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, bilirkişi raporlarının kaza tespit tutanağı, kazaya ilişkin ceza mahkemesinde yapılan yargılamada hükme esas alınan raporlar ile uyumlu olup mahkemece trafik kazasının meydana gelmesinde sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.

Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının hükme esas alınmasında bir usulsüzlük bulunmamasına göre 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,

  1. Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1. b. 1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,

  2. Davacı vekilinin istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

  3. Davacı tarafça yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,

  4. Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,

  5. Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 01.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanıntemyizZarardelillerinAçılan)VedeğerlendirilmesiTazminatkonusugerekçeankaraSebebiylenumarasıdairesi(ÖlümCismanihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim