SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2021/2474 E. 2024/128 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/2474

Karar No

2024/128

Karar Tarihi

1 Şubat 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/2474

KARAR NO : 2024/128

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 13/07/2021

NUMARASI : 2019/211 Esas 2021/445 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Destekten Yoksun Kalma Tazminatı

KARAR TARİHİ : 01/02/2024

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 29/02/2024

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 11.10.2014 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın neden olduğu tek taraflı trafik kazasında araçta bulunan ...’ın vefat ettiğini ve nişanlısı olan davacının destekten yoksun kaldığını, kazanın müteveffanın tam kusuru ile meydana geldiğini, araçta bulunan kişilerden hangisinin sürücü olduğu tespit edilemediğini, ölenin desteğinden mahrum kalanların üçüncü kişi konumunda olduğunu, nişanlının destekten yoksun kalan üçüncü kişi olduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 2.100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında talebini 155.189,53 TL’ye artırmıştır.

Davalı vekili, kazaya karışan aracın davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olduğunu, talep edilen tazminatın fahiş olduğunu, müteveffanın babası ... tarafından Sigorta Tahkim Komisyonunun 2015/20763 Esas sayılı dosyası ile destekten yoksun kalma tazminatı talep edildiğini, tazminat hesabında babanın payının ayrılması gerektiğini, davacının öncelikle nişanlılık durumu ve destekten yoksun kaldığını ispat etmesi gerektiğini, davacının muris ile evleneceğinin kesin olmadığını, kazanın meydana gelmesinde araç sürücüsünün belirsiz olduğunu, ...’ın aracın sürücüsü olarak tespit edilmemesi halinde araç yolcusu zararın artmasına etken olduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini, araç içindeki her iki kişinin de alkollü olduğunu, ödenen tazminatın araç işleteni ...’in mirasçılarına rücu edileceğini, ...’ın aracın sürücüsü olması halinde sigortalının aynı zamanda kanuni mirasçısı olup alacaklılık ve borçluluk sıfatı bu kişide birleşeceğinden tazminat talep hakkının düşeceğini, müteveffanın kendi kusuru ile kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, kaza tarihinde ihbar yapılmadığından temerrüd oluşmadığını, aracın özel araç olup avans faizi talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen 25/10/2016 tarihli ve 2015/1550 Esas, 2016/469 Karar sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 14/03/2019 tarihli ve 2017/582 Esas, 2019/463 Karar sayılı kararı ile somut olayda davacının nişanlısı olan ...'ın ölümü sebebiyle destekten yoksun kalma tazminatı talep ettiği, davacı nişanlı ile müteveffa arasında maddi yönden düzenli ve eylemli bir yardımın varlığı bulunup bulunmadığı hususunda davacının delilleri toplanarak değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada 13/07/2021 tarihli kararla dinlenen tanık beyanlarına göre müteveffa ile nişanlı olan davacının uzun süren bir arkadaşlık dönemi sonrasında yakın akraba ve komşu çevrenin bildiği şekilde evliliğe hazırlandıkları, herkesin bu evliliğe aralarında bulunan yoğun sevgi bağı nedeniyle mutlak gözüyle baktığı, müteveffanın nişanlısına uzun süre arkadaşlığı dönemince maddi ve manevi desteğini esirgemediği ve ölüm sonrasında davacının uzun ağır depresyon geçirdiği ve dava tarihinde dahi yeniden evlenmenin gündeme gelmediğinin açıklandığı, düzenli ve kesin bilgi içerir biçimde bir maddi yardımdan söz edilmese de nişanlılık süresince maddi yardımlar hediye ve diğer maddi ve manevi yardım şeklinde devam ettiği davacının bu destekler ile de evliliğe hazırlandığının anlaşıldığı, nişanlılık evlilik birliğinin henüz başlamamış hali olmakla uzun süredir devam ettiği belirtilen ve ancak davalı sigortacının kazaya neden olan araç işletenine ait hukuki sorumluluğu güvence altına alınmış olduğu da nazara alınarak destek tazminatına hak kazanıldığı, hüküm tarihine en yakın tarih itibariyle yeniden tazminat hesabı yaptırılarak 25/03/2021 tarihli ek raporda belirlenen maddi tazminat tutarı olan 201.384,50 TL'nin TBK'nun 43-44. madde hükümleri uyarınca evlilik birliğinin henüz fiilen başlamamış olmasından kaynaklı davalı lehine hakkaniyete uygun bir indirim yapılması gerektiği değerlendirilerek hesaplanan bu tazminat tutarının %60'ına hükmedildiği gerekçeleriyle ıslah edilmiş davanın kısmen kabulü ile 151.038,37 TL destek tazminatının dava tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kararın usul ve esas yönünden hatalı olduğunu, karara dayanak bilirkişi hesap raporunun hukuka aykırı olup bilirkişi ek raporu hesaplamasında usuli kazanılmış haklara zarar verildiğini, bilirkişi ek raporunda yapılan hesaplamada 2021 yılına ait ücretler kullanılanarak bilinmeyen dönem için 2021 yılından itibaren hesaplama yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı öncesinde bilirkişi raporunda 2016 yılına ait asgari ücret üzerinden bilinmeyen dönem olarak hesaplama yapılması gerektiğini, kaldırma kararının davalılar yararına olduğunu, bilirkişi tarafından gelir katı belirlemesinde 2021 yılına ait ücretlerin kullanılmasının hatalı olduğunu, ilk dararı davacı tarafça istinaf edilmediğini ve davalı lehine usuli müktesep hak doğduğunu, ilk rapor tarihindeki verilere göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacının muris ile nişanlı olup henüz evlenmediği dönemde gelirinin 2/6’sını eşe verilecek şekilde hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının nişanlılık döneminde gelirinden eşine vereceği destek tutarı kadar verilemeyeceğinin hayatın olağan akışına daha uygun olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki destek payları, süreleri ve hesaplanan tazminatlar nedeniyle kararın kaldırılması gerektiğini, kaldırma kararı öncesi alınan bilirkişi raporunda yeniden evlenme şansı indiriminin %35 olarak yapıldığını, bu hususa davacı tarafça itiraz edilmediğini ve usuli kazanılmış hak doğduğunu, karara dayanak bilirkişi raporunda evlenme şansının %27 olarak yapıldığını, davacının yeniden evlenme şansı indirimi %27 oranında uygulanmasının eksik olup hukuka aykırı olduğunu, muris ile davacının nişanlı olap vefat tarihinden itibaren destek olduğuna ilişkin hesap yapıldığını, murisin davacıyla evlenmeden önce maddi destek olduğuna dair belge ve bilgi bulunmadığını, tanık beyanlarına itibar edilerek verilen hükmün kaldırılması gerektiğini, ölüm tarihinden itibaren nişanlıya destek hesaplaması yapılmasının davacının sebepsiz zenginleşmesine neden olduğunu, tazminat hesabında kusurun mahsup edilmediğini, aracın sürücüsünün tespit edilmediğini, araç sürücüsünün kusuru %80, araçta bulunan yolcunun ise %20 kusurunun olduğunu, aracın sürücüsü ... olarak düşünülmesi halinde yolcunun %20 oranında kusuru mevcut olduğunu, yolcunun kusurundan sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, araçtaki her iki kişinin de alkollü olduğunu, ...’ın araç yolcusu olduğu varsayıldığından %20 oranında kusuru tazminattan mahsup edilmesi gerekirken hiçbir kusur indirimi yapılmamış olmasının doğru olmadığını, ...’ın alkollü olarak vefat etmesi, araç kullanması veya alkollü kişinin kullandığı araca binmesi, emniyet kemerini takmaması nedeniyle TKB’nin 52. maddesi uyarınca tazminattan zararı artırıcı etkisinin indirilmesi gerekirken nişanlı tarafından açılan davada tazminattan TBK 52 maddeye göre müterafik kusur indirimi yapılmış ise de yapılan indirim oranı olması gerekenden düşük olduğunu, Sigortalı aracın ... adına kayıtlı olduğunu, bu durumda araçta bulunan ... hatır için taşınmakta olup tazminattan hatır taşıması indirimi yapılmamasının hukuka aykırı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı yararına olup davacı yönünden ilk karar kesinleştiğini, davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunmayıp davacı yararına bozma ilamı bulunmadığını ve davalı yararına usuli kazanılmış hak doğduğunu, yeniden verilen hüküm ile ilk kararı istinaf etmeyen tarafları da etkileyecek şekilde yeniden hüküm kurulduğunu, davalı şirket aleyhine farklı tutarda harç, vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilerek davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açıldığını belirterek istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazasında desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.

Davacı vekili, 11/10/2014 tarihinde dava dışı ... adına kayıtlı olup davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı olan ... plakalı aracın tek taraflı olarak gerçekleşen trafik kazasında araçta bulunan ...'ın vefat ettiğini, müteveffanın nişanlısı olan davacının destekten yoksun kaldığını, kazanın müteveffanın tam kusuru ile meydana geldiğini, araçta bulunan kişilerden hangisinin sürücü olduğu tespit edilemediğini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunmuş, mahkemece Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin 14/03/2019 tarihli ve 2017/582 Esas, 2019/463 Karar sayılı kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılama sonucunda davanın kısman kabulüne karar verilmiştir.

Dosya içeriğinden, 11/04/2017 tarihinde davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı olarak yaptığı kaza sonucunda ...'ın vefat ettiği, Kırşehir Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/5550 sayılı soruşturmasında aracı kullanın kişinin vefat edenlerden hangisi olduğunun tespit edilemediği, olayda araçta bulunan iki kişinin de vefat ettiği gerekçeleriyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, mahkemece kaldırma kararından sonra alınan 14/09/2020 tarihli bilirkişi raporunda nüfus kayıtlarına göre müteveffanın anne ve babasının hayatta olduğu ve destek paylarının ayrılması gerektiği, davacı henüz nişanlı-imam nikahlı olduğundan ileride en az iki çocukları olacağı, müteveffanın 2017 yılında 1. çocuğunun, 2020 yılında ise 2. çocuğunun olacağı varsayımı ile hesaplama yapılacağı, eşe 2 pay, anne, baba ve çocuklara 1 pay verileceği, evlilik ihtimali indirimi olarak alternatifli hesaplama yapılacağı belirtildikten sonra hesaplama yapıldığı, hükme esas alındığı belirtilen 25/03/2021 tarihli ek raporda müteveffa ...'ın annesinin 14/06/2019 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından hesaplamada bu hususun gözetileceği, müteveffanın babası için davalı ... tarafından yapılan ödemenin nazara alınacağı, evlilik şansı indirimi yönünden alternatifli hesaplama yapıldığı, 1. ihtimalde resmi nikahlı eş gibi % 27 oranında evlilik şansı indirimi yapılması halinde tazminat tutarının 353.915,16 TL, 2. İhtimalde resmi nikahlı eşler gibi düşünülemeyeceği gerekçesiyle % 40 evlilik şansı indirimi yapılması halinde tazminat tutarının 290,889,17 TL olduğunun belirtildiği, her iki durumda da poliçe teminat limiti aşıldığından garameten hesaplama sonucunda davacı için belirlenen tazminat tutarının belirtildiği anlaşılmaktadır.

Yargıtay uygulamalarına göre, hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine % 25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği kabul edilmektedir.

Bu haliyle bilirkişi raporunda destek payları hatalı olarak paylaştırılarak, annenin destekten çıktığı vefat tarihten sonra payı babaya eklenmeden hesap yapılmış olması doğru olmadığı gibi müteveffa ile davacının nişanlı olduğu ve muhtemel evlenme tarihinden itibaren destek olacağı kabul edilerek hesaplama yapılması gerekirken davacı için kaza tarihinden itibaren destek olacağının kabul edilmiş olması ve sigorta şirketinin poliçe limitine göre yapılan garame hesabına müteveffanın annesi için belirlenen tazminatın dahil edilmemiş olması da doğru değildir.

2. Mahkemece verilen 25/10/2016 tarihli önceki kararda 12/06/2016 tarihli bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulü ile 155.189,53 TL'nin davalıdan tahsiline karar verildiği, karara karşı yalnız davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine kararın kaldırıldığı, bu durumda istinafa başvuran taraf yararına oluşan kazanılmış haklar da dikkate alınarak ilk rapor tarihi  verilerine göre tazminat hesaplanması gerekirken 2021 yılı verileri esas alınarak düzenlenen  25/03/2021 tarihli ek rapor esas alınarak karar verilmiş olması da isabetsizdir.

3. Kabule göre de hükmün gerekçesinde tazminat hesabı sonrasında maddi tazminat tutarı olduğu belirtilen 201.384,50 TL'nin TBK'nin 43. 44. Madde hükümleri uyarınca hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği belirtilerek tazminatın %60'ının hüküm altına alındığının belirtilmesine karşın açıklanan gerekçe ile uyumsuz ve denetimi kabil olmayacak biçimde yazılı şekilde tazminata hükmedilmiş olması doğru değildir. 

Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1.a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre istinafa başvuran taraf yararına oluşan kazanılmış haklarda dikkate alınarak karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre diğer istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davalı vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1. a. 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 

Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,

2. Davalı  tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, 

3. İstinaf yoluna başvuran davalı  tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,

4. Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01/02/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan ...

Üye ...

...

Üye ...

Katip ...

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınTazminatıkesindelillerinYoksunKalmagönderilmesineDestektendeğerlendirilmesikonusugerekçeankaranumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim