Ankara BAM 26. HD 2021/2575 E. 2024/120 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2575
2024/120
1 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2575 - 2024/120
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2575
KARAR NO : 2024/120
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 23/09/2021
NUMARASI : 2020/477 Esas 2021/554 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 15/02/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili, davalılar ... vekili ve ... İnş.Taah.Tic.Ltd Şti vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 25.04.2018 tarihinde davalıların işleteni sürücüsü ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araçla davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin karıştığı kazada kusuru bulunmayan davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili, dava konusu kazada ehliyeti bulunmayan davacının kusurlu olduğunu, manevi zararın ispatlaması halinde aracın kasko şirketi olan davalı ... Sigorta AŞ'den istenebileceğini, kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını, davacı tarafından sigorta şirketi aleyhine açılan İzmir 12 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1037 Esas sayılı dosyasının incelenmesini, davalının davacıya kazadan sonra 6.400 TL nakit ödeme yaptığını, 2.800,47 TL elektrik faturalarını ödediğini, bu ödemelerin manevi tazminata ilişkin olduğunu, dava tarihinden yasal faiz istenebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Davalı ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili, İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunu, motosiklet ehliyetinin bulunmayan davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, kusur ve maluliyet yönünden rapor alınmasını, istenen tazminatın fahiş olduğunu, şirket adına kayıtlı aracın ... Sigorta AŞ’ne ZMMS, ... Sigorta AŞ’ne Kasko, ... Sigorta AŞ’ye de İşveren Mali Sorumluluk sigortası ile sigortalı olup sigorta şirketlerin sorumlu olduğunu davanın sigorta şirketlerine ihbarı ile reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davadan önce usulüne uygun yapılmış başvuru bulunmadığını, davacının kusurlu olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı araç maliki ve sürücüsüne yönelik trafik kazası nedeniyle açılan manevi tazminat davası olduğu, 6098 Sayılı TBK'nun manevi tazminat başlıklı 56/1.maddesinde "Hakim bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda olayın özelliklerini göz önünde tutarak zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir." hükmü mevcut olup davacının aldırılan adli tıp raporunda meslekte kazanma gücünde azalma oranın %57 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu, 25 gün başkasının bakımına muhtaç halde kaldığı tespit edilmiş olup yaralanmasının fiziki, sosyal ve duygusal kişilik değerleri bakımından manevi olarak zarara uğramasına sebep olduğuna kuşku bulunmadığı, davaya konu kazanın oluşumunda aynı kaza nedeniyle yürütülen Kınık Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup bu tespitin oluşa ve dosya kapsamına uygun görüldüğü, zarardan araç sürücüsü ve kayıt maliki olarak işletenin kusur oranında sorumlu olup davalı sigorta şirketi tarafından sigortalanmış olan ... plakalı aracın poliçe örneğinden olay başına 10.000,00 TL ihtiyari mali mesuliyet klozu olduğu buna göre, olayın özelliği ile duyulan veya duyulacak elem ve acıya karşılık olarak davalı gerçek kişiye düşen kusur durumu tarafların sosyal ekonomik durumu, kaza tarihine göre paranın alım gücü değerlendirildiğinde davacı için 40.000,00 TL manevi tazminatın yeterli ve makul olacağı gerekçesi ile; davanın kısmen kabulüne, 40.000,00 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinin 10.000,00 TL teminat limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere davalı sigorta şirketi yönünden 08.10.2020, diğer davalılar yönünden 25.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş; hükme karşı davacı vekili ile davalılar ... vekili ve ... İnş. Taah. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm altına alınan manevi tazminatın kusur ve yaralanma durumuna göre çok düşük olduğunu, caydırıcılık unsuru taşımadığını, davalı ... Sigorta AŞ yönünden faiz başlangıç tarihi 08.10.2020 tarihi olarak tespit edilmiş olmakla birlikte davalı sigorta şirketi yönünden de faize kaza tarihinden itibaren hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükmedilen manevi tazminatın hakkaniyetin çok üzerinde fahiş olduğunu, davalının, davacıyı tedavi süreci boyunca sürekli arayıp sorduğu gibi davacıya kazadan dolayı oğlu ...'in banka hesabına davacıya ödenmek üzere; 25.08.2018 tarihinde 5.000 TL, 30.07.2018 tarihinde 1.400 TL ödeme yaptığını, toplam 2.800,47 TL'lik elektrik faturasını da ödediğini, davacının maddi zararını sigorta şirketinden temin ettiği göz önünde bulundurulduğunda davalıca yapılan bu ödemelerin manevi tazminata ilişkin ödemeler olarak kabulü ile manevi tazminat miktarından mahsup edilmeden 40.000,00 TL gibi fahiş bir manevi tazminata hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu, kazada davacının da kusuru bulunduğunu, gerekçeli kararda; "Davaya konu kazanın oluşumunda aynı kaza nedeniyle yürütülen Kınık Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu bilirkişi raporu ile tespit edilmiş olup bu tespit mahkememizce de oluşa ve dosya kapsamına uygun görülmüştür." ifadelerine yer verilmiş ise de anılan raporun savcılık aşmasında aldırılan 15.06.2018 tarihli rapor olup Kınık Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2019/345 E. Sayılı dosyası arasında bulunan 14.08.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda ... plaka sayılı motosiklet sürücüsü ... ...'in Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a maddesi uyarınca: "Araç sürücüleri kavşaklara yaklaşırken hızlarını azaltmak zorundadırlar "hükmünü ihlal ettiği ve kazanın gerçekleşmesinde tali kusurlu olduğunun belirlendiğini, ayrıca davacı tarafından dava konusu trafik kazasının maddi tazminat istemine ilişkin yargılamasının görüldüğü İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1037 E. Sayılı dosyası arasında bulunan 13.06.2019 tarihli bilirkişi raporunda dava konusu kazanın oluşumunda davalı taraf sürücüsü ...'un %75(yüzde yetmiş beş) oranında, davacı sürücü ... ...'in %25 (yüzde yirmi beş) oranında kusurlu olduğunun tespit edildiğini, üç bilirkişi raporunda aleyhe olan hususları kabul etmemekle beraber, iş bu dava açısında yerel mahkemenin yalnızca en eski tarihli rapora dayanarak davalının %100 kusurlu bulunduğu görüş ve kanaatine varmasının doğru olmadığını, yerel mahkemenin raporlar arasındaki çelişkiyi gidermeden hükme varmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, dosyanın Adli Tıp Kurumu'na sevk edilerek dosya kapsamında bulunan raporlar arasındaki çelişkiyi giderecek denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınması gerektiğini belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; davada davalı şirket ... Ltd. Şti. yönünden HMK Madde 27 gereği hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, bu hakkın kullanılmasına izin verilmediğini, dava dayanağı olaydan dolayı açılan ceza davasında diğer davalı ...‘un sanık olarak yargılandığını, yine İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde de davalı ... Sigorta AŞ'ne karşı dava açılmış olmakla davalı şirketin davada taraf olmadığını, davanın ihbarda edilmediğini, dava konusu olaydan dolayı eldeki dava ile ilk defa taraf olduğunu savunmalarını ve delillerini sunabildiğini, davalı şirketin taraf olmayıp bilgi sahibi olmadığı, savunma ve itirazlarını yapamadığı dosyalardaki hususlar ve kusur raporlarının ... Ltd. Şti. yönünden HMK madde 27 hukuki dinlenilme hakkı gereği aleyhinde delil olamayacağını ve delil olarak dayanılamayacağını, 28.10.2020 tarihli cevap ve delil dilekçesinde belirtilen 3 ve 4 numaralı delillerinin toplanmadığını, 3 numaralı delil olan kusur yönünden olay yerinde keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan ve 4 numarada bildirilen 2 tanık dinlenmeden şirketin taraf olmadığı savunma ve delillerini sunup ispat hakkını kullanamadığı ceza dosyasındaki kusur raporuna dayanılarak karar verilmesinin HMK Madde: 27' deki hukuki dinlenilme hakkına ve "silahların eşitliği ilkesine" aykırı olduğunu, kaldı ki ceza dosyasından alınan 14.08.2020 tarihli kusur raporunda sanık ... asli kusurlu işbu davanın davacısı ... ... tali kusurlu olduğu tespit edilmişken ilk derece mahkemesi tarafından ceza dosyasındaki raporda davalı ...'un %100 kusurlu olduğunun tespitinin yanlış ve hatalı bir tespit olduğunu, dava ihbar edilen ... Sigorta A.Ş vekili tarafından dosyaya sunulu cevap dilekçesinde kendilerine karşı davacı tarafından İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinde 2018/1037 Esas sayılı dosyada dava açıldığı belirtilmiş olup davacıya yapılan ödeme sonucunda davanın neticelendiğini beyan ettiğini o dosyada alınan kusur raporunda da davacının %25, davalı ... %75 oranında kusurlu kabul edildiğini, bu dosyanın celbedilmemiş olması eksiklik olmakla olaya dair yapılan bir yargılama ve alınan diğer bir kusur raporu karşısında "Hakimin olayı aydınlatma Yükümlülüğü " gereği işbu dosyanın celbi ile incelenmesi gerektiğini, kaldı ki burada da davacı %25 kusurlu kabul edilmekle aksi durumda hem ceza hem de bu dosyadaki alınan raporlara göre davacının en az %25 kusurlu olduğunun kabulü ile tazminatın bu kusur oranında indirime tabi tutulması gerektiğini, dosyaya celp edilen ceza dosyasının incelenmesinde davacının Bergama 1.Asliye Ceza mahkemesinin 2019/285 Talimat dosyası üzerinden 26.02.2020 tarihinde alınan beyanında; ".... Ben 34.000 TL bir tazminat aldım. Bunun dışında başkaca herhangi bir zararım söz konusu değildir. Karşılanmasını istediğim başka bir zararım yoktur. Ben şu an şikayetçi değilim, katılma talebim yoktur" dediğini, davacının bir zararı olmadığını mahkeme huzurundaki bu beyanı maddi ve manevi tazminat talebi yönünden zımni bir feragat olup bu hususun ilk derece Mahkemesince değerlendirilmemiş olmasının yerinde olmadığını, dosyada davacının maluliyet oranı bakımından Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından 02.03.2021 tarihli rapor alınmış olmakla bu raporda davacının meslekte kazanma gücü kayıp oranının %57 olduğu tespiti yapılmış ise de rapora karşı 19.04.2021 tarihinde itiraz ederek şahsın şahsen muayenesi ve İstanbul Adli Tıp ilgili ihtisas kuruluna sevki ile yeniden rapor alınması talep edildiği halde mahkeme tarafından bu talebin değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, ceza dosyası içinde mevcut 11.07.2019 tarihli yine Dokuz Eylül Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalından alınan Maluliyet Kurul Raporunda "kişinin tüm vücut ve fonksiyon kaybı oranının %47 olduğu, özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu Raporları hakkındaki yönetmelik madde:11-e) 60 yaşın üzerindekilere hesaplanan özürlülük oranının Balthazard formülü ile %10 eklenerek kişinin özür oranı bulunur) hükmü gereği vücut fonksiyon kaybının %52 olduğu.." belirlenmiş olmakla aynı kuruma ait iki maluliyet raporu arasındaki çelişkinin giderilmediğini, çelişkinin İstanbul Adli Tıp ilgili ihtisas kurulunca yada Adli Tıp 2.üst kurul tarafından giderilmesi gerektiğini, kaldı ki dosyada itibar edilen maluliyet raporunun hüküm kurmaya elverişli olmamakla her ikisin de sadece adli tıp uzmanlarınca düzenlendiğini, davalı şirketin elemanı olan diğer davalı ...’un, sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Hamza Hocalı köyünden çift şeritli yola dönüp Bergama yönüne gitmek istediğini, ana yolda büyük bir tırın seyir halinde olduğunu görüp yola çıkmadan durduğunu, önündeki tıra yakın seyreden ve tırın arkasındaki davacının kullandığı ... plakalı motosikleti fark etmediğini, tır az geçtiği anda davalı ...’un aracı ile yola çıkarken tıra çok yakın seyreden ve tırın kör noktasında kalan davacının kullandığı ... plakalı motosiklet ile davalı şirkete ait ... plakalı araca çarparak trafik kazası meydana geldiğini, davacının 2918 sayılı Karayolları trafik kanunun 52/a-b maddelerinin ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesine sebebiyet verdiğini, davacının motorsiklet kullanma ehliyeti de bulunmadığını, 2918 sayılı KTK 39/2 maddesini de ihlal ettiğini olayın meydana gelmesinde davacının tamamen kusurlu olduğunu, hükmedilen tazminat miktarının çok yüksek olduğunu, cevap dilekçesinde ... Sigorta A.Ş ait 16920954 nolu İşveren Mali Sorumluluk sigorta poliçesi ve 16920902 nolu Montaj Bütün Riskler sigorta poliçesi mevcut olduğu belirtilerek işbu sigorta şirketine bu poliçelerden dolayı davanın ihbar edilmesini talep edilmiş olmasına rağmen ilk derece Mahkemesi tarafından bu talebin yerine getirilmediği gibi bu konuda bir karar da verilmediğini, alacak ticari bir alacak olmadığı gibi davacının da tacir olmadığını, yasal faiz işletilmesi gerektiğini, kararda hüküm kısmının 4. nosunda davalılara ödenecek vekalet ücretinin bir kısmının diğer davalı için hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nun 355 maddesi gereğince istinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalılar ... vekili ve ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacı vekili 25.04.2018 tarihinde davalıların işleteni sürücüsü ve ihtiyari mali mesuliyet sigortacısı olduğu ... plakalı araçla davacının sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletin çarpışması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek 75.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, mahkemece davalı sürücünün ceza dosyasındaki kusur raporu gereğince asli ve tam kusurlu davacının kusursuz olduğu, davacının meslekte kazanma gücünde azalma oranın %57 olduğu, geçici iş göremezlik süresinin 180 gün olduğu, 25 gün başkasının bakımına muhtaç halde kaldığı tespit edilmiş olmakla davanın kısmen kabulü ile 40.000 TL manevi tazminatın davalı sigorta şirketinin 10.000,00 TL teminat limiti ile sınırlı sorumlu olmak üzere davalı sigorta şirketi yönünden 08.10.2020, diğer davalılar yönünden 25.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine dair verilen karara karşı davacı vekili, manevi tazminatın düşük olduğuna ve davalı sigorta yönünden faiz başlangıcına; davalı ... vekili manevi tazminatın yüksek olmasına kusur oranına ve yapılan ödemelerin mahsup edilmemesine, tazminat şartlarının oluşmadığına; davalı işleten vekili kusur ve maluliyet oranına, tazminat miktarına, davanın sigorta şirketlerine ihbar edilmemesine, faiz türüne ve vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür.
Davacının tazminat istemi TBK'nın 56. maddesine dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK'nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir.Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.
Madde metninde de anlaşıldığı üzere ceza mahkemesinin beraat kararının hukuk hâkimini bağlamayacağı, ancak beraat kararı bir maddi olguyu tespit ediyorsa bu kararın hukuk hâkimini bağlayacağı, beraat kararı suçun sanık tarafından işlenmediğinin kesin olarak tespiti olgusuna dayanıyorsa, bu kararın hukuk hâkimini de bağlayacağı, bundan başka kusurun takdiri ve zararın miktarını tayini hususundaki kararın hukuk hâkimini bağlamayacağı hüküm altına alınmıştır (Turgut Uygur, Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1, s. 844). Ancak Hukuk hâkiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı değil ise de aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Başka bir deyişle maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K).
Dava konusu 25.04.2018 tarihli kaza tespit tutanağında, davalı ...’un sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile Hamza Hocalı köyünden çift şeritli yola dönüp Bergama yönüne gitmek istediği, ana yoldan geçen bir tırın geçişinden sonra dönüşe geçtiği sırada tırın arkasından ve aynı yönde seyir halinde olan davacı ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı motosikletle çarpıştığı kazada ...’un kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından asli; davacı ...’in kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından tali kusurlu olduğu, hazırlık aşamasında alınan kusur raporunda davalı ...’un asli ve tam kusurlu, ...’in kusursuz olduğu, Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 Tarih 2019/345 Esas 2020/323 Karar sayılı dosyasında alınan 14.08.2020 tarihli raporda sürücü ...’un kavşaklarda geçiş önceliğine uymadığından asli; davacı ...’in kavşağa yaklaşırken hızını azaltmadığından tali kusurlu olduğu, davacı tarafından ... plakalı aracın ZMMS ... Sigorta AŞ aleyhine açılan İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.10.2019 Tarih 2018/1037 Esas 2019/1215 Karar sayılı dosyasında alınan kusur raporunda davacının %25, davalı ... %75 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir.Eldeki davada mahkemece kusur raporu alınmadan hazırlık aşamasında alınan davalı sürücünün asli ve tam kusurlu olduğu belirlenen rapor doğrultusunda karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamı ve mevcut delil durumuna uygun olmadığı gibi hazırlık aşamasında alınan kusur raporları ile ceza ve maddi tazminat davasında alınan kusur raporları arasındaki çelişi giderilmeden hazırlık aşamasında alınan kusur raporunun hükme esas alınması doğru görülmemiştir.
Mahkemece ceza dosyasında kesinleşen maddi olgu gereğince Kınık Asliye Ceza Mahkemesinin 29.09.2020 Tarih 2019/345 Esas 2020/323 Karar sayılı dosyası ile İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 07.10.2019 Tarih 2018/1037 Esas 2019/1215 Karar sayılı dosyası da istenerek kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi amacıyla ATK, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti gibi kurumlardan davacının ve davalı sürücünün kusur oranları konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yaralanmaya bağlı cismani zarar nedeniyle manevi tazminatı istemlerinde; tazminatın tespiti için maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Dokuz Eylül Üniversitesi Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 02.03.2021 tarihli raporunda davacının sol 4-6. kot kırığı, TS 5-8 spinöz proçes kırığı, L4 sol transvers proçes kırığı, sol asetabulum ve inferior pubik ramus kırığı, sol tibia plato kırığı, sol peroneal sinir hasarı hastada meydana gelen sekeller Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği ve Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği” ekindeki Meslekte Kazanma Gücünün Azalma Oranları Tespit cetveli kapsamında en yakın karşılıkları alınarak değerlendirildiğinde; 25.04.2018 tarihinde motosiklet kazası nedeniyle yaralandığı belirtilen, 1955 doğumlu ... ...'in, dosyası içerisindeki tıbbi belgeler, hastanın 18.02.2021 tarihinde Anabilim Dalı Ve Ortopedi Polikliniğinde yapılan muayene bulgularının değerlendirilmesi sonucunda hastada meydana gelen sekeller nedeniyle Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği kapsamında; Balthazard cetveliyle kişinin toplam meslekte kazanma gücü kaybının %48 olarak hesaplandığı, E Cetveline göre; 2021 yılında 66 yaşında olduğundan meslekte kazanma gücünde azalma oranının % 58 (elli sekiz) olduğu, olay tarihinde (2018 yılında) 63 yaşında olduğundan meslekte kazanma gücünde azalma oranının %57 (elli yedi) olduğu, iyileşme süresinin 180 gün bakıcı ihtiyacının 25 gün olduğu belirlenmiştir.
Davacının 25.04.2018 tarihinde meydana gelen kaza nedeniyle sürekli iş göremezliğinin bulunup bulunmadığı ve oranının belirlenmesi amacıyla Yargıtay uygulamalarına göre Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre rapor alınması gerekirken Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenen raporun esas alınmış olması doğru değildir.
Kabule göre de, davalı sigorta şirketi poliçe limitinin tamamı ile sorumlu tutulduğundan ve aleyhine verilmiş ret kararı bulunmadığından reddedilen kısım yönünden davalı sigorta şirketi dışındaki davalılar (işleten ve sürücü ) lehine vekalet ücreti takdiri gerekirken tüm davalılar lehine vekalet ücreti takdiri de doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili, davalılar ... vekili ve ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile HMK’nın 353/1.a.6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kaldırma ve gönderme sebebine göre sair istinaf talebinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
- Davacı vekili, davalı ... vekili ile davalı ... İnş. Taah. Tic. Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1.a. 6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kararın kaldırılma sebebine göre sair istinaf taleplerinin incelenmesine YER OLMADIĞINA,
-
İstinaf eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine,
-
İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine,
-
İstinaf eden taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının talep halinde yatırdıkları oranda kendilerine iadesine,
-
Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
-
Ankara 7. İcra Müdürlüğünün 2021/14595 esasına yatırılan 85.301,35 TL teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20