Ankara BAM 26. HD 2021/2533 E. 2024/118 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
bam
2021/2533
2024/118
1 Şubat 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
- HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/2533 - 2024/118
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2021/2533
KARAR NO : 2024/118
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 26/05/2021
NUMARASI : 2017/421 Esas 2021/317 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALILAR :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)
KARAR TARİHİ : 01/02/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 23/02/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalılar vekilleri tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI;
Davacı vekili, 13.01.2017 tarihinde davalılardan ...’a ait, ... Sigorta AŞ’ne zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla karşıdan karşıya geçen davacıya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, davacının inşaat işçisi olarak aylık gelirinin 2.000 TL olduğunu, davalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu belirterek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 400 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 400 TL geçici işgörmezlik tazminatı,100 TL bakıcı gideri, 100 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000 TL maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan müştereken ve müteselsilen, 30.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı sürücü ve işletenden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 02.03.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile sürekli iş göremezlik talebini 16.431,17 TL’ye, geçici işgöremezlik talebini 2.527,31 TL’ye, bakıcı gideri talebini 1.066,50 TL’ye, tedavi giderini 1.987,70 TL’ye yükseltmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili,13.01.2017 tarihinde saat 23.50 sıralarında 15-20 kişilik iki grubun bıçaklı kavgası üzerine davacının da içinde bulunduğu 7-8 kişilik grubun bıçaklı gruptan kaçarken can havliyle yola aniden fırlaması nedeniyle grubun ortasında kalan davalı ...’in frene basmasına rağmen sol şeritte davacıya çarpmak zorunda kaldığını, kazadan hemen sonra davacıyı hastaneye götürdüğünden kaza tespit tutanağı düzenlenememiş ise de kazada davalının kusuru bulunmadığını, davacının asli ve tam kusurlu olduğunu, kavgaya ilişkin hazırlık dosyasında soruşturmanın devam ettiğini, manevi tazminat tutarının fahiş olduğu gibi maddi ve manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ usulüne uygun yapılan tebligata rağmen savunma yapmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece davanın, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama sonunda, 13.01.2017 tarihinde davacının karşıdan karşıya geçmeye çalışırken davalı ...'ın maliki, davalı ...’ın sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpması ile meydana gelen trafik kazasında İstanbul ATK raporu uyarınca davalı araç sürücüsünün %20 kusurlu olduğu, davacı yayanın kusursuz olduğu, davacı yayanın koşarak kontrolsüz bir şekilde yola girmesine sebebiyet veren bıçaklı kavganın olayın oluşumunda %80 oranında etken olduğu sabit olmakla, davacıda meydana gelen maluliyet oranının tespiti için Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 07.10.2020 tarihli rapora göre, 13.01.2017 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel özür oranın %6 olduğu, sekel mahiyetini aldığı ve sürekli olduğu, kaza nedeniyle mağdurun tedavisine başlanmasından itibaren mağdurun tedavi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 3 ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 9 aya kadar uzayabileceğinin rapor edildiği, 16.04.2021 tarihli aktüer bilirkişi ek raporuna göre; geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 12.636,54 TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 97.099,13 TL; bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının ise 5.332,50 TL olduğu, davalı kusuruna tekabül eden geçici iş göremezlik zararının 2.527,31 TL, sürekli iş göremezlik zararının 19.419,83 TL, bakıcı gideri zararının 1.066,50 TL olduğunun rapor edildiği, manevi tazminat gerektiren olayda tarafların kusur durumu, olayın oluşu ve özellikleri, tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihi ile TBK.nın 50, 52, 58 ve TMK.nın 4 maddesindeki hakkaniyet ilkesi gözetilmek suretiyle karar verilmesi gerektiği belirtilerek; 2.527,31 TL geçici iş göremezlik, 16.431,17 TL sürekli iş göremezlik tazminatın 1.066,50 TL bakıcı giderinin, 1987,70 TL tedavi giderinin davalılar ... ve ...'dan 13.01.2017 tarihinden itibaren, davalı ... Sigorta AŞ'den 08.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, manevi tazminat yönünden açılan davanın kısmen kabülü ile; 5.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan 13.01.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ;
Davalılar ... ve ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davalı sürücüye atfedilen %20 kusur oranının hatalı olduğunu, olayın davalının dikkatsizlik ve özensizliğinden kaynaklanan bir trafik kazası olmadığını, 15 - 20 kişiden müteşekkil iki ayrı grubun bıçaklı ve yaralamalı kavgaya tutuşması, bıçaklı diğer grubun, davacının da içinde yer aldığı 7 - 8 kişilik grubu kovalamaya başlaması, kaçan grubun can havliyle ve tamamen kontrolsüz şekilde yola fırlaması esnasında son derece makul bir hızda seyrederek evlerine gitmekte olan davalıların gece karanlığında bir anda yola fırlayan 7 - 8 kişinin arasında kalmış olması, derhal fren yapmışsa da davacının arabanın sol tarafından çarptığı olayda kontrolsüz şekilde yola fırlayan davacının kusursuz kabul edilip, evine gitmekte olan davalının %20 kusurlu kabul edilmesinin yasaya aykırı olduğunu, kazanın cereyan ettiği yolun bölünmüş yol olması, davacının bölünmüş yolun karşı tarafında kat ettiği mesafenin bir öneminin olmaması, davalının seyir halinde bulunduğu bölümde davacının 1 metre (1 adım ) mesafe alması, böyle bir vaziyette davalının aniden önlerine fırlayan davacıya çarpmamak için alabileceği başka bir tedbirin bulunmaması nazara alınarak davalının kusursuz olduğu kabul edilerek davanın reddi yerine kabulünün hatalı olduğunu, dava konusu trafik kazası sonrasında, davacıdaki bedensel özür oranının %6, davalının kusur oranının %20 olduğu nazara alındığında, davacı taraf lehine hükmedilen 5.000 TL manevi tazminatın yüksek olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ,davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle, davacının maluliyet oranının, gerçeğin üzerinde oldukça yüksek olduğunu ,bu sebeple, Adli Tıp 3. İhtisas Kurulundan rapor temin edilmesi gerekirken, gerçek dışı yüksek bir oran üzerinden hesaplama yoluna gidilmesinin , haksız ve fahiş bir sakatlık tazminatı belirlenmesine yol açtığını ,itirazları baki kalmak kaydı ile; herhalükarda Özürlülük ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik kapsamında rapor temin edilmesi gerektiğini, davalı şirketin geçici iş göremezlik, geçici bakıcı gideri ve tedavi giderine dair bir sorumluluğu bulunmadığından bu yöndeki taleplerin reddi yerine kabulünün yasaya aykırı olduğunu, bakıcı giderine ilişkin, net asgari ücret üzerinden hesap yapılması ve bu tutar üzerinden % 50 indirim yapılması gerekirken brüt asgari ücretten hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, SGK tarafından davacı tarafa herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünde araştırma yapılıp SGK tarafından davacıya gelir bağlanmış olması halinde, bu tutarın davacı lehine hükmedilen tazminattan mahsup edilmesi gerekirken bu yönde araştırma yapılmadığını, davalı şirketin manevi tazminata dair bir sorumluluğu bulunmadığı halde, manevi tazminattan kaynaklanan vekalet ücretinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu belirterek istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE;
Davalılar vekillerinin HMK.nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Davacı vekili davalıların sürücüsü işleteni, zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın, davacı yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiş, mahkemece davalının %20, davacının kusursuz olduğu ,%6 maluliyet oranı, 9 ay iyileşme süresi, 3 ay bakıcı ihtiyacı karşılığı davanın maddi tazminat yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalılar ... ve ... vekili kusur oranı ve manevi tazminat miktarına ,davalı sigorta şirketi vekili maluliyet oranı ,geçici işgörmezlik, bakıcı gideri ve tedavi giderinin teminat dışı olduğuna, bakıcı gideri yönünden hesaplama yöntemine, SGK ödemesinin araştırılmamasına, manevi tazminat yönünden vekalet ücretine yönelik istinaf sebepleri ileri sürmüştür .
Davalı sigorta şirketi vekili ATK 3.ihtisas Dairesinden Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre davacının maluliyetinin tespiti gerektiğini ileri sürmüş ise de;
Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Mahkemece Yargıtay uygulamalarına göre olay tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili geçici işgörmezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı giderinden sorumlu olmadıklarını ileri sürmüştür.
Dava konusu kaza 13.01.2017 tarihinde meydana gelmiş, davalı ... Sigorta AŞ tarafından zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi 19.12.2016 - 19.12.2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere düzenlenmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları 14 Mayıs 2015 gün 29355 sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 01 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Olay tarihinde yürürlükte olan 2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.1.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme ve 92/i maddesinde yer alan “Bu Kanun çerçevesinde hazırlanan zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ve ekleri ile tanımlanan teminat içeriği dışında kalan talepler.” düzenlemesi Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarih 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi ve 92. Maddenin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereğince davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK’nın ve 6098 sayılı TBK’nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici iş göremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli iş göremezlik (kalıcı sakatlık ya da maluliyet) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir. KTK’nın 98. Maddesinde belirtilen SGK’nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinden ve faturalandırılmayan ve SGK’nın sorumlu olmadığı tedavi giderlerinden sorumlu tutulmasında ve ayrıca SGK tarafından davacıya yapılmış geçici işgöremezlik ödemesi bulunmadığından geçici işgöremezlik zararından indirim yapılmamasında usul ve yasaya aykırı bir yön görülmemiştir.
Davacının manevi tazminat isteminin sürücü ve işletene yönelik olması, manevi tazminatın sürücü ve işleten yönünden kısmen kabul edilmesi, manevi tazminat yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücretinin de davalılar olarak sürücü ve işletenden tahsiline yönelik olup davalı sigorta şirketinin manevi tazminat yönünden vekalet ücretinden sorumluluğunun bulunmamasına göre davalı sigorta şirketi vekilinin manevi tazminat yönünden vekalet ücretine yönelik istinaf sebebinin reddi gerekmiştir.
Davalı işleten ve sürücü vekili tarafların kusur oranlarına itiraz etmiş ise de dosyadaki mevcut delillere göre, dava konusu kazaya ilişkin olarak, kazadan sonra davalının davacıyı hastaneye götürmesi nedeniyle kaza tespit tutanağı düzenlenememiş olmakla birlikte hazırlık dosyasında alınan 04.12.2017 tarihli kusur raporu ile mahkemece alınan 10.08.2018 tarihli ve 04.09.2019 tarihli ATK kusur raporları ile, keşif sonrası alınan 28.05.2019 tarihli kusur raporunun aynı yönde olduğu ve kazanın, 13.01.2017 günü saat 23.50 sıralarında, davalı sigorta şirketine ZMMS poliçesi ile sigortalı davalı ...’ın yönetimindeki ... plakalı otomobille Ahi Mesut Bulvarı üzerinden Etimesgut istikametine giderken solundan koşarak kaplamaya girip karşıya geçmek isteyen davacıya aracının sol önünü ile çaptığı ,olay yerinde yolun ortasında fiziki olarak ayrılmış orta refüj bulunan tek yönlü, aracın seyir yönünde 13,6 metre aksi 12,8 metre genişliğinde, aynı yönde üç şeritli yatayda düz, düşeyde %2-3 eğimden başlayarak %7-8 seviyesine çıkan çıkış eğimi bulunan asfalt kaplama bölünmüş yol olduğu, olay yerinin 90-100 metre kadar öncesinde hemzemin kavşak ve yaya geçidi bulunduğu, olay yerinde, yaya geçidi üst geçit, alt geçit bulunmadığı, aydınlatma olmadığı, yolun her iki kenarında yaya kaldırımının mevcut bulunduğu, olay yerinin yerleşim yeri içi ve azami hazın 50 km/h olduğu, davacı yayanın, aracın seyrine göre bölünmüş yolun sol tarafındaki bölümünü (12,8 metre) veya refüjü (1,50 metre) geçtikten sonra sol şerit üzerinde (1 metre) kat ettiği yol dikkate alındığında, yayanın yolda 15,3 metre civarında yol kat ettiği, gözönüne alındığında davalı sürücü ...'ın 2918 Sayılı KTK’nun 52/1-a maddesi gereğince %20 oranında kusurlu olduğu, davacı yaya ...'ın kusursuz olduğu, davacı yayanın koşarak kontrolsüz bir şekilde yola girmesine sebebiyet veren bıçaklı kavganın olayın oluşumunda %80 oranında etken olduğu anlaşılmış olup uzman bilirkişi tarafından yapılan kusur tespitinin bu oluşa, usul ve yasaya uygun olduğu yerel mahkemece bu kusur oranının kabulü ile hükme dayanak alınmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.
Davacı işleten ve sürücü vekili manevi tazminat miktarının yüksek olduğunu ileri sürmüştür. Davacının manevi tazminat istemi TBK 56. maddeye dayanmakta olup, bu maddeye göre belirlenecek tazminatın zarara uğrayanda bir giderim duygusu yaratması gerektiği açıktır. Ancak tazminat belirlenirken sadece zarara uğrayan yönünden bakılmayıp, karşı taraf açısından da değerlendirme yapılmalıdır. Bu nitelikte bir tazminat miktarı ise, tarafların kusur oranına, ekonomik ve sosyal durumlarına, duyulan acıya, olay tarihindeki paranın satın alma gücüne vb. gibi verilere göre belirlenebilecektir.
Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli de göz önünde tutularak, hak ve nesafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, TMK’nın 4. maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nesafete göre hükmedeceği öngörülmüştür. Tüm bu kriterlere göre belirlenecek tazminat -aynı anda- tarafların ikisini de memnun etmese dahi, adil olacağı için, hukuk tarafından kabul edilen ve uygulanan sistem haline gelmiştir.
Mahkemece, meydana gelen trafik kazası sonucu davacının yaralanması sonucu duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla; tarafların kusur oranları, davacının yaralanmasının şekli ve niteliği, maluliyet oranı, iyileşme süresi, gördüğü tedaviler, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerindeki etkisi, zararın ağırlığı, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kazanın tarihindeki (2019) paranın alım gücü göz önünde bulundurulduğunda davacı için belirlenen manevi tazminatlarının uygun takdir edildiği anlaşıldığından hüküm altına alınan miktarda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde, özellikle oluşa uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporunda belirtilen kusur oranının ve maddi tazminata ilişkin hesaplamanın hükme esas alınmasında, bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1. Davalılar ... ve ... vekili ile ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1. maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. Harçlar Kanunu gereğince maddi tazminat yönünden davalılardan alınması gereken 1.503,68 TL karar harcından davalı işleten ve sürücü tarafından yatırılan 434,26 TL ,davalı sigorta şirketi tarafından yatırılan 357,92 TL olmak üzere toplam 792,18 TL harcın mahsubu ile bakiye 711,50 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
3. Harçlar Kanunu gereğince manevi tazminat yönünden alınması gereken 341,55 TL harcın davalılar ... ve ... müştereken ve müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına,
4. Davalılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,
5. Kullanılmayan istinaf gider avansından artan kısım varsa karar kesinleştiğinde yatırdıkları oranda davalılara iadesine,
6. Karar tebliği, kesinleştirme, harç tahsil ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 01.02.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
- Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:50:20