SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 26. HD 2021/805 E. 2023/1011 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2021/805

Karar No

2023/1011

Karar Tarihi

14 Aralık 2023

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

  1. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2021/805 - 2023/1011

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO : 2021/805

KARAR NO : 2023/1011

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

K A R A R

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 03/11/2020

NUMARASI : 2018/510 Esas 2020/612 Karar

DAVACI

VEKİLLERİ

DAVALILAR :

DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan)

KARAR TARİHİ : 14/12/2023

GEREKÇELİ KARAR

YAZILMA TARİHİ : 11/01/2023

İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalılar ... vekili ile davalı ... Sigorta vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili, 04.05.2017 tarihinde davalılardan ...'ın sahibi olduğu ve davalı ...'ün kullandığı, davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın kontrolünü kaybederek şerit ihlali yapması sonucu karşı şeride geçerek davacının eşi olan müteveffa ...'ın kullandığı ... plakalı araca çarpması neticesinde kaza meydana geldiğini, davalı sürücü ...’ün 236,3 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, kaza sonrasında müteveffa ...'ın araçtan çıkarak kazanın şokuyla bilinci yerinde olmadığı için orta refüje yakın bir yere uzandığını, bu esnada davalılardan ...'nın sahibi olduğu ve davalı ...'nın kullandığı ve davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yerde yatan müteveffa ...'ın üzerinden geçerek ölümüne neden olduğunu, ölü muayene ve otopsi tutanağında her iki trafik kazasının da müstakilen öldürücü nitelikte olduğunun belirtildiğini, trafik kazası nedeniyle ceza yargılamasının devam ettiğini, ikinci kazanın müteveffanın kendini bilmez bir şekilde yere uzandığı esnada davalı ...'nın idaresindeki aracın kaza mahalline yaklaştığında kaza yapan araçların kapattığı yoldaki boşluktan geçmeye çalışarak müteveffa ...'ın üzerinden geçmesi şeklinde olduğunu, meydana gelen her iki kazada da müteveffanın kusuru bulunmadığını, ...’ın şef ünvanı ile devlet memuru olarak çalıştığını, eşinin ölümüyle davacının desteğini kaybettiğini, davalı ... Sigorta AŞ’ye yapılan müracaat sonrasında 53.227,00 TL ödeme yapıldığını, ancak gerçek zararın karşılanmadığını, diğer davalı sigorta şirketine yapılan müracaat üzerine ödeme yapılmadığını, davacının trafik kazasında eşinin ölümü nedeniyle manevi olarak büyük sıkıntılar yaşadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ölüm tarihi olan 04.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacının uğradığı manevi zararların tazmini için 50.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 04.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline, 50.000,00 TL manevi tazminatın ölüm tarihi olan 04.05.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...’dan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında destekten yoksun kalma talebini davalılar ... ve ... Sigorta yönünden 94.058,00 TL olarak, davalılar ..., ... ve ... Sigorta yönünden 156.755,91 TL olarak ıslah etmiştir.

Davalı ... Sigorta AŞ, davadan önce başvuru üzerine ...’ın vefatı nedeniyle davalı sigorta şirketi tarafından hazırlanan aktüer raporuna dayalı olarak sigortalı araç sürücüsünün kusuru esas alınarak 21.05.2018 tarihinde 53.227,00 TL ödeme yapıldığını, davacının zararı karşılandığından davanın reddi gerektiğini, ödenen tazminatın güncellenmesi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduklarını ve kusur ve zararın ispatı gerektiğini, ceza davasının sonucunun beklenmesini, trafik sigortası yeni genel şartları uyarınca hesaplama yapılmasını, dava tarihinden itibaren yasal faiz ile sorumlu olduklarını, davacının kaza sebebiyle elde ettiği gelir ve tazminatların mahsubunu, zarar görenlerin birden fazla olması durumunda teminatın paylaştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ... vekili, 6098 sayılı TBK’nin 74. maddesi hükmü uyarınca dayanak gösterilen ceza mahkemesi kararının hukuk hâkimini bağlamayacağını ve kusur durumunun araştırılması gerektiğini, davalı ...’nın meydana gelen kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, kazanın meydana geldiği yer yol tadilat çalışmaları nedeniyle dubalarla kapatılarak tek şeride düşürüldüğünü, alt geçitte ışıklandırma ve sürücüleri uyarıcı levhalar bulunmadığını, davalının yerde yatan müteveffayı son anda fark ettiğini ve çarpmamak için manevra yapmışsa da kazaya engel olamadığını, kaza nedeniyle davalıya atfedilebilecek kusur bulunmadığını, müteveffanın daha önceki kazanın şoku ve etkisiyle trafik güvenliğini tehlikeye sokacak şekilde aracından inerek yolun ortasında kendi can güvenliğini tehlikeye sokar şekilde yerde yatar vaziyette beklediğini, müteveffanın tam kusurlu olduğunu, diğer araç sürücüsünün aşırı derecede alkollü olduğunu ve şerit ihlali yapması neticesinde kaza meydana geldiğini, ilk kazanın müstakil öldürücü nitelikte olduğunu ve müteveffanın ilk kaza nedeniyle vefat ettiğini, kazaya karışan her iki aracın da zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğunu ve davacıya ödeme yapılabileceğini, davalı ... Sigorta tarafından davacıya ödeme yapıldığını ve ilaveten tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafa ölüm aylığı bağlandığını, kendisinin de memur olarak çalıştığını ve davacının zararı kalmadığını, manevi tazminat talebini kabul etmediklerini ve talep edilen manevi tazminatın çok fahiş olduğunu, manevi tazminat talebinin sürücü ve ruhsat sahiplerinden ayrı ayrı istenmesinin doğru olmadığını, temerrüt olgusu gerçekleşmediğinden dava tarihinden önce faiz talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili, 2918 sayılı Kanun’un 97. maddesi uyarınca tazminat talepleri için davadan önce sigorta şirketine başvurunun dava şartı haline getirildiğini, davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açılmışsa da ibrazı zorunlu evrakların eksik olması nedeniyle yeterli değerlendirme yapılamadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddi gerektiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitiyle sınırlı olduğunu, kusur durumunun net olarak belirlenmesi gerektiğini ve genel şartlara uygun olarak hesaplama yapılması gerektiğini, müteveffanın gelir durumunun somut belgelerle ispat edilmesini, sosyal sigorta kurumuna bağlı olup olmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalılar ... ve ... davaya cevap vermemiş, savunma yapmamıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, davanın trafik kazası sonucunda desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, kusur durumuna ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18.03.2020 tarihli raporda davalı sürücü ...'ün % 70 oranında, davalı sürücü ...'nın % 30 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın kusursuz olduğunun belirtildiği, davacının eşi olan ...'ın ölümüne sebebiyet veren davalı sürücülerin, araç işletenleri olan davalılar ... ve ...'ın bu sıfatla sorumluluklarının bulunduğu, davalı sigorta şirketlerinin ise sigorta poliçeleri kapsamında sorumlu bulunduğu, aktüer bilirkişi raporu ve ek raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak destekten yoksun kalma tazminatı talebinin kabulüne, davacının eşi olan ...'ın vefatı nedeniyle davacının acı ve üzüntüsü, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, kusur durumu nazara alınarak manevi tazminat talebinin kısmen kabulü gerektiği gerekçeleriyle maddi tazminat talebinin kabulü ile 94.058,00 TL'nin davalılar ...'dan 04.05.2017 tarihinden, davalı ... Sigorta'dan 20.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, 156.755,91 TL'nin davalılar ... ve ...'dan 04.05.2017 tarihinden, davalı ... Sigorta'dan 05.04.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 40.000,00 TL manevi tazminatın (davalılar ... ve ... 30.000,00 TL'lik bölümünden sorumlu olmak kaydıyla) kaza tarihi 04.05.2017 tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ile davalılar ... vekili ile davalı ... Sigorta vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde, kabulüne karar verilen maddi tazminatlar ile ilgili olarak davalı sigorta şirketleri yönünden avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, 21.07.2020 tarihli ıslah dilekçesinde davalı sigorta şirketleri yönünden avans faizine hükmedilmesinin talep edildiğini, davalı sürücü ve araç sahiplerinden ayrı ayrı manevi tazminat talep edilmesine rağmen tek bir manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, yargılama konusu olayda iki ayrı trafik kazası yaşandığını, 05.05.2017 tarihli ölü muayene tutanağının sonuç kısmında her iki trafik kazasının ayrı ayrı ölümcül nitelikte olduğunun belirtildiğini, buna göre ölümcül nitelikte iki ayrı eylem bulunduğunu, davalı sürücülerin ayrı ayrı ölüme sebep olduklarını, birlikte hareket ederek ölüme sebep olmadıklarını, kazalardan sadece biri yaşanmış olsaydı dahi olayın ölümle sonuçlanacağını, hüküm altına alınan manevi tazminat tutarlarının düşük kaldığını, manevi tazminat talebiyle ilgili tanık dinlenilmemesinin de hukuka aykırı olduğunu, ilk kazada davalı ...’ün yüksek miktarda alkollü olduğunu, ikinci kazada ise davalı ...'nın dikkatsiz ve hızlı bir biçimde kaza mahalline yaklaşarak müteveffanın üzerinden geçerek ölümüne sebep olduğunu, müteveffanın iki olayda da kusuru bulunmadığının nazara alınması gerektiğini, yargılama giderleri arasında olan Adli Tıp Kurumu kusur raporuna ilişkin masrafların davalılara yükletilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalılar ... vekili istinaf dilekçesinde, dava dilekçesinin 6100 sayııl HMK’nin 119. maddesine uygun şekilde hazırlamadığını ve davanın açılmamış sayılmasına ve reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza dosyasının kesinleşmediğini ve bekletici mesele yapılması gerektiğini, kazanın meydana geliş şekline göre davalının kazada herhangi bir kusuru bulunmadığını, Adli Tıp Kurumu raporunun dayanağı olmayan bir şekilde hız sınırları üzerinde davalının seyrettiğini belirttiğini, kaza nedeniyle davalıya atfedilebilecek kusur olmadığını, yol çalışması yapan ilgili kurumun da kusuru olduğunu, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi raporunda bu hususun incelenmediğini, müteveffanın kazanın meydana gelmesinde kusurlu olduğunu, diğer davalı araç sürücüsü ...’ün aşırı derecede alkollü olup şerit ihlali yapması sonucunda ilk kazanın meydana geldiğini, müteveffanın ilk kaza nedeniyle vefat ettiğini ve illiyet bağı bulunduğunu, kusur oranlarının hatalı yapıldığını, hükme dayanak olan aktüer bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın gerçeği yansıtmadığını, davacıya SGK tarafından maaş bağlandığını ve davacının zararı kalmadığını, PMF yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacının yeniden evlenip evlenmediğinin araştırılmadığını, maddi ve manevi tazminat miktarlarında kusur oranlarının dikkate alınmadığını, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğunu, kusur oranları ile Yargıtay İçtihatlarına uygun olmayan şekilde hükmedildiğini, davacı tarafça ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminat talep edildiğini, mahkemece araç sahibi davalı ... aleyhine de manevi tazminata hükmedildiğini, ayrı ayrı manevi tazminat talep edilmesinin mümkün olmadığını, dava tarihinden öncesi için faiz talep edilemeyeceğini, tensip zaptıyla verilen ihtiyati haciz kararının da yerinde olmadığını, ihtiyati haciz isteminin reddini talep ettiklerini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Davalı ... Sigorta vekili istinaf başvurusunda, davalı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsü ...’ün idaresindeki araç ile müteveffa ... yönetimindeki aracın çarpışması neticesinde müteveffanın aracından inerek yola yatması akabinde ... idaresindeki aracın ...’ın üzerinden geçmesi şeklinde gerçekleşen olayda sigortalı araç sürücüsünün fiili ile ölüm arasında illiyet bağının bulunmadığını ve illiyet bağının kesildiğini, hükme esas alınan kusur raporunun usul ve yasaya aykırı olduğunu, ceza dosyasında alınan kusur raporu ile hükme esas alınan kusur raporu arasında çelişkiler mevcut olduğundan karayolları fen heyetinden rapor alınmaksızın ve bu yöndeki itirazlar incelenmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, müteveffanın kullanılması zorunlu olan emniyet kemerini kullanmamış olması nedeniyle ayrıca müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yapılmamış olmasının doğru olmadığını, hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporunda destek pay oranlarının hatalı hesaplandığını, oranların yüksek ve gerçeklikten uzak olduğunu, destek payları belirlenirken müteveffanın ileride çocuğunun olması ihtimali de gözetilerek destek pay oranlarının kademeli olarak paylaştırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda prograsif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, genel şartlar gereğince devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini, davacıya SGK tarafından yapılan rücuya tabi ödemeler tenzil edilmeden tazminat hesabı yapılmış olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;

Dava, trafik kazası sonucunda desteğin ölümü nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.

Davacı vekili, 04.05.2017 tarihinde davalı ... adına kayıtlı ve davalı ...'ün idaresinde olup davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın karşı şeride geçerek davacının eşi olan müteveffa ...'ın idaresinde bulunan ... plakalı araca çarptığı, kaza sonrasında müteveffa ...'ın araçtan çıkarak kazanın şokuyla bilinci yerinde olmadığı için orta refüje yakın bir yere uzandığını, bu esnada davalı ... adına kayıtlı olup davalı ...'nın kullandığı ve davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın yerde yatan müteveffa ...'ın üzerinden geçerek ölümüne neden olduğunu, ölü muayene ve tespit tutanağında her iki trafik kazasının da müstakilen öldürücü nitelikte olduğunu belirterek davacı eş için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat talebinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 18.03.2020 tarihli raporda davalı sürücü ...'ün % 70 oranında, davalı sürücü ...'nın % 30 oranında kusurlu olduğu, müteveffa ...'ın kusursuz olduğunun belirtildiği, aktüer bilirkişi raporu ve ek raporundaki hesaplamalar esas alınarak maddi tazminat talebinin kabulüne, eşinin vefatı nedeniyle davacının yaşadığı üzüntü ve acı, tarafların sosyal-ekonomik durumları, kusur durumu ve toplanan delillere göre manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ile davalılar ... vekili ile davalı ... Sigorta vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

1. 6098 sayılı TBK’nun 74. maddesi gereğince Ceza hukuku ile ilişkisinde başlığı altında “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.” hükmünü içermektedir.

Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 E., 2014/1091K). Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.

Dava konusu olan 04.05.2017 tarihinde meydana gelen kaza ile ilgili olarak Eskişehir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/578 Esas, 2019/247 Karar sayılı dosyasında sanıklar ... ve ... hakkında taksirle yaralamaya ve ölüme neden olma suçundan kamu davası açıldığı ve her iki sanığında taksirle öldürme suçundan cezalandırılmalarına karar verildiği, karara karşı sanıklar müdafiileri ve katılanlar vekili tarafından istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 06.07.2021 tarihli ve 2019/2881 Esas, 2021/2591 Karar sayılı kararı ile ilk derece mahkemesi kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurulmasına temyiz yolu açık olmak üzere karar verildiği, ancak ceza mahkemesi kararının kesinleştiğine ilişkin dosyada bilgi bulunmadığı, bu durumda dava konusu olayda iki ayrı kaza bulunduğu, ilk kazadan sonra yaralanan desteğe arkadan gelen aracın çarparak üzerinden geçmesi ile ikinci kazanın meydana geldiği ve davacının desteğinin vefat ettiği anlaşılmış olmakla müteveffanın ölümüne sebep olan kazanın ve davalıların sorumluluklarının belirlenmesi bakımından ceza mahkemesi kararının kesinleşmesinin beklenmesi, ceza mahkemesi dosyası da dosya içine getirilerek gerektiğinde kusura ilişkin olarak bilirkişi heyetinden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken anılan hususun göz ardı edilmiş olması doğru görülmemiştir.

2. Dosya içeriğinden Orman ve Su İşleri Bakanlığı V.Bölge Müdürlüğünde  çalıştığı anlaşılan destek ...'ın ölümü nedeniyle davacı eşine Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığı, rücuya tabi bir ödeme var ise ödemenin ilk peşin sermaye değerinin sorularak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken bu hususta eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş  olması doğru görülmemiştir

3. Mahkemece destekten yoksun kalma tazminatı talebine yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi rapor ve ek raporunun Yargıtay uygulamaları ve dosya kapsamı ile uyumlu olmadığı, 04.05.2017 tarihinde meydana gelen kazada hayatını kaybeden desteğin 04.03.1977 doğumlu olduğu yazılmış ise de  nüfus kayıtlarına göre desteğin 20.05.1962 doğumlu olduğu, ayrıca desteğin son 3 aylık maaş bordroları getirtilerek gelirinin belirlenmesi ve  davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme tarihine göre kusur oranına göre hesaplama yapılarak zararın karşılanıp karşılanmadığının denetlenmesi, zararın karşılanmadığının tespiti halinde rapor tarihi verilerine göre yeniden hesaplama yapılması, sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin güncellenerek mahsubu ve varsa SGK tarafından rücuya tabi ödemenin ilk peşin sermaye değerinin de mahsup edilerek tazminat tutarının belirlenmesi gerektiği nazara alınarak aktüer sıfatını haiz uzman bilirkişiden gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli rapor alınması ve varılacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken eksik tahkikat ile karar verilmiş olması isabetsizdir.

4. Kabule göre de 6100 sayılı HMK'nin 323/1. e maddesi uyarınca yargılama giderlerinden olan Adli Tıp Kurumu bilirkişi ücretinin yargılama giderleri arasında değerlendirilmesi gerektiğinin nazara alınmamış olması doğru değildir. 

Davacı vekili, davalılar ... vekili ile davalı ... Sigorta vekilinin istinaf başvurularının açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1. Davacı vekili ve davalılar ... vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararının, HMK’nın 353/1.a. 6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebebine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yerolmadığına,

  1. İstinaf yoluna başvuran taraflarca yatırılan peşin harcın istek halinde yatıran taraflara iadesine,

    1. İstinaf yoluna başvuran taraflarca yapılan yargılama giderinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
  2. Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2018/5663 esasına yatırılan 265.000,00 TL nakit teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,

    1. Eskişehir 7. İcra Müdürlüğünün 2020/6980 esasına yatırılan 4.457,74 TL nakit teminat mektubunun yatıran tarafa iadesine,

    2. Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 14.12.2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan

Üye

Üye

Katip

  • Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınAçılan)Tazminatkonusuankara(ÖlümdavacıgönderilmesineVedeğerlendirilmesigerekçeZararvekilleriCismanikesindelillerinSebebiylenumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:55:38

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim