Ankara BAM 25. HD 2023/1601 E. 2024/779 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
bam
2023/1601
2024/779
27 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1601 Esas
KARAR NO : 2024/779
KARAR TARİHİ : 27/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/01/2021
NUMARASI : 2019/584 Esas, 2021/19 Karar
DAVACI
VEKİLİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu işletmesinin müvekkili şirkette olduğunu, davalıya ait araçların çeşitli tarihlerde ücret ödemeksizin ihlalli geçişler yaptığını, geçiş ücreti ödemeden ihlalli geçiş yapan araç sahiplerine 6001 sayılı Kanunun 30. maddesinin 7. fıkrası gereğince ihlalli geçişten 15 gün içinde geçiş bedelini cezasız ödeme imkânı tanındığını, davalının bu süre içerisinde ihlalli geçiş ücretlerini ödemediğini, bunun üzerine müvekkili şirket tarafından davalıy ödenmeyen geçiş ücretleri ile 6001 sayılı Kanun 30/5 maddesi uyarınca tahakkuk ettirilen geçiş ücretinin 4 katı tutarındaki gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığıni, davalı tarafından borcun tamamına, faize ve faiz oranına, yetki ile her türlü ferilerine itiraz edildiğini, takibin durduğunu, iş bu davanın ikame edildiğini, müvekkilinin ihlalli geçiş yapanlara herhangi bir bildirim yapma yükümü bulunmadığını, davalının HGS/OGS sistemine sahip olmasının veya banka hesabında para bulundurmasının borcu ortadan kaldırmadığını, bu ürünlerdeki sorunun ürün kullanıcısı/araç sahibinin sorumluluğunda olduğunu, müvekkilinin bir kusurunun bulunmadığını, davalının faize, faiz oranına ve ferilere yaptığı itirazın mesnetsiz olduğunu, otoyolun davalı tarafından ticari işi/mesleği gereği kullanıldığını, araçların ticari amaçla kullanıldığını, bu nedenle 3095 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca %9.75 ticari faiz (değişken) talep edildiğini, 6102 sayılı TTK’nın 3. maddesi gereğince ticari işlerde ticari faiz istenebileceğini, 3065 sayılı KDV Kanunu 24/c maddesi uyarınca icra yoluyla tahsil edilen veya mahkemelerce hükmedilen faiz alacaklarının KDV'ye tabi olduğunu, icra inkâr tazminatı koşullarının oluştuğunu ileri sürerek itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra takibinin yetkisiz yerde başlatıldığını, HMK uyarınca genel yetkili mahkemenin müvekkilinin ikametgâhı mahkemesi olduğunu, sözleşmeden doğan alacaklarda da sözleşmenin ifa edildiği yer mahkemesinin yetkili olduğunu, buna göre HMK 6/1 uyarınca davalının yerleşim yerinin İstanbul olduğundan bahisle yetki itirazlarını tekrar ettiklerini, müvekkilince geçiş ücretlerinin zamanında ödendiğini, OGS/HGS hesaplarında yeterli bakiye bulunduğunu, davacının işlettiği otoyol ve köprülerde OGS/HGS sistemlerinde sürekli arıza olduğunu, bu sebeple müvekkilinin mağdur olduğunu, davacının kendi kusurundan haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, davacının yükümlülüklerini yerine getirmemesinden kaynaklanan ödememe işleminden müvekkilinin sorumlu olmadığını, bu sebebple ihlali geçiş oluştuğunda cezai sorumluluğun bulunmadığını, bu durmun anayasaya aykırı olduğunu, ayrıca yeterli bakiye olmaması durumunda davacı tarafça gerekli uyarıların yapılması gerektiğini, ceza uygulanabilmesi için müvekkilinin temerrüte düşürülmesi gerektiğini, müvekkilinin kaçak geçiş kastının olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davalı şirketin işlettiği ... plakalı araçların davacı şirketin işlettiği Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu 09/12/2016-18/10/2017 tarihlerinde geçiş ücretini ödemeden geçtiği, otoyoldan geçmekle taraflar arasında akdi ilişkinin kurulduğu, 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün teşkilat ve görevleri kanunun 30/5 md. 25/05/2018 tarihinde yürürlüğe giren 16/05/2018 tarihli 7144 sayılı kanunun 18.md ile değiştirilip 19.md ile eklenen geçici 3.md ile; otoyolu işleten şirkete geçiş tutarının 4 katı tutarında ceza tutarının tahsil etme hak ve yetkisinin verildiği, ceza bölümüne ilişkin itirazında da belirtilen nedenle haksız olmakla, düzenlemeye uygun olarak 4 kat ceza üzerinden talep edilmiş, sonuç olarak davalı araçlarının ihlalli geçiş yaptığı anlaşılmakla, toplam 4.4410,90 TL geçiş ücreti ve 4 katı ceza bedeli 17.643,60 TL olmak üzere toplam 22.054,50 TL yönünden borçlu itirazının iptaline, takibin devamına, alacak likit olmakla kabul edilen miktar üzerinden davalı aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmetmek gerekmiş, davacı yanın işlemiş faiz ve bu faizin KDV'sine ilişkin taleplerinin davalı şirket takipten önce temerrüde düşürülmediğinden reddi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın yetkili mahkemede görülmediğini, müvekkilinin yerleşim yerinin İstanbul olduğu gibi dava dilekçesine göre davcaının adresinin de İstanbul olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz ve objektiflikten uzak olduğunu, müvekkilinin OGS/HGS kartlarında yeterli bakiye olduğunu, bu yönde yapılan itirazın değerlendirilmediğini, PTT kayıtlarının incelenmediğini, sadece davacının sunduğu delilerle karar verildiğini, müvekkilinin hesaplarında yeterli bakiye varken davacının sitemi tarfından çekim yapılmamsının sorumluluğunun müvekkiline yüklenemeyeceğini, özel işletilen otoyollardan ihlali geçiş yapanların ödemesiz geçiş tarihini izleyen 15 gün içerisinde ödemenin yapılması halinde cezaların uygulanamayacağını, 15 günlük sürenin ihlali geçiş yapılan günü takip eden günden itibaren başlaması gerektiğini, davacının bu otomatik çekim sitemini kurmamasından kaynaklı sorunda 4 kat cezai işlem yapılamayacağını, müvekkilinin haksız olarak cezalı duruma düşürüldüğünü, yap işlet devret modelindeki oto yollarda müvekkilinin sürekli mağdur olduğunu, davacının teknik sorunları sebebiyle bu problemlerin yaşandığını, icra inkar tazminatı şartlarının oluşmadığını ileri sürmüştür.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV’sine ilişkin istemin reddinin hatalı olduğunu, ihlalli geçiş ücreti 15 gün içinde cezasız ödenebileceğinden temerrüdün 15 günlük süre sonunda oluşacağını ileri sürmüştür.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR: Somut olayda, davacının davalı şirketten ihlalli geçiş nedeniyle bir alacağı bulunup bulunmadığı, davalının itirazının haklı olup olmadığı, bilirkişi raporunun hükme esas alınmaya yeter nitelikte bulunup bulunmadığı, işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV’sine yönelik istemin yerinde olup olmadığı ve icra inkâr tazminatı hususlarında uyuşmazlık bulunmaktadır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, otoyol/köprü geçiş ücreti ve cezasının tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraf vekillerince yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davalı vekilince öncelikle yetki itirazında bulunulmuş olup, dava konusu alacağın (geçiş ücreti ve para cezası) tahsili için davacı şirket tarafından Ankara 8. İcra Müdürlüğünün 2018/9715 Esas sayılı dosyası ile davalı şirkete yönelik icra takibi başlatıldığı, takip talebinde, davacı şirket adresinin “...” olarak belirtildiği, dava dilekçesinde ise davacı şirketin adresinin ise ".../İstanbul" olduğu görülmüştür.
Dava konusu geçiş ücreti ile 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanunun 30. maddesinin 5. fıkrası hükmüne göre geçiş ücreti ile birlikte genel hükümlere göre tahsil edilebileceği düzenlenen ihlalli geçişten kaynaklanan ceza tutarının, götürülecek borçlardan olduğu, 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 89. maddesi uyarınca dava konusu geçiş ücreti ve cezasının tahsili yönünden davacı şirketin merkezinin bulunduğu icra dairelerinin yetkili olduğu, icra takibi yapıldıktan sonra adres değişikliği halinde takip tarihinde yetkili icra dairesinin bulunduğu yer mahkemelerin yetkili olduğu, ancak dosya kapsamında takip tarihi itibariyle davacının adresinin neresi olduğu anlaşılamamakta olup, mahkemece takip tarihi itibariyle davacı şirketin adresinin ticaret sicil müdürlüğünden sorularak takip tarihi itibariyle Ankara icra dairelerinin yetkili olup olmadığı tespit edilmelidir.
6001 sayılı Kanunun “Geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali” başlıklı 30. maddesinin 5. fıkrası “4046, 3465 ve 3996 sayılı Kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) (…)...”
Aynı maddenin 7. fıkrası ise, “Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez. (Ek cümle:23/7/2020-7252/9 md.) Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde idari para cezası tahsil edilmez.” şeklindedir.
Davacı şirket, geçiş sisteminin araç üzerindeki OGS/HGS etiketi vasıtası ile OGS bankası veya HGS için PTT'nin etiket hesabına anlık bakiye sorgusu yapılarak provizyon verilmesi halinde geçiş ücretinin tahsil edilmesi şeklinde çalıştığını, ücretin tahsil edilebilmesi için etiketin sorunsuz çalışması gerektiğini ve etiket hesabında da yeterli bakiyenin bulunmasının gerektiğini belirtmektedir. Dava dosyasında davalı şirkete ait çok sayıda aracın yapmış olduğu geçişler dava konusu edilmiştir. Davalıya ait araçların geçiş yaptığı esnada geçiş ücretlerinin bakiye olmaması ya da başka bir nedenle tahsil edilemediği (geçiş anında işlem sorgusunun -provizyonun- olumsuz döndüğü), nakit/kart ile ödeme yapılmadığı ve ödeme yapmaksızın geçiş yapılması nedeniyle 15 gün içerisinde cezasız ödeme yapma imkanı bulunduğu halde bu süre içerisinde de davalı şirket tarafından ödeme yapılmadığı iddia edildiğine göre; bu iddianın araştırılması, geçiş anında tahsilat yapılmamış ise bu durumun bankadan/PTT'den mi yoksa HGS/OGS sisteminden mi kaynaklandığı, bakiyenin belli bir limit altına düşmesi halinde otomatik yükleme yapılıp yapılmadığı, geçiş anında bakiye yetersiz kalırsa sonradan yapılan yükleme ile geçişten itibaren 15 gün içerisinde tahsilat yapılıp yapılmadığı/tahsilatın mümkün olup olmadığı, sonradan yükleme yapılmış ise geçiş bedellerinin tahsil edilememesinin sebebinin belirlenmesi gerekmektedir. Tahsilat yapılamamasının nedeninin davacı şirkete ait sistemden kaynaklı olduğunun ispatlanamaması halinde ise; bunun sorumluluğunun davacı yana yüklenemeyeceği gözetilmelidir. Mahkemece bu yönde ileri sürülen iddia ve savunmaların araştırılması için dava konusu ihlali geçişi yaptığı iddia edilen araçların OGS/HGS kayıtları getirtilerek gerekli incelemenin yapılmaksızın karar verilmesi isabetsizdir.
Kabule göre de; her ne kadar mahkemece takip tarihinden önce davalı borçlunun temerrüde düşürüldüğünün belgelendirilmediği gerekçesiyle işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV'sine ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş ise de; 6001 sayılı Yasa gereğince ihlalli geçişten itibaren 15 gün sonra temerrütün gerçekleştiği, bu nedenle geçiş ücreti ve para cezası üzerinden işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 24. maddesinin (c) bendinde “ Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler” matraha dahil olan unsurlar olarak belirlenmiş olduğundan işlemiş faiz için KDV isteminin de yerinde bulunduğu, ancak geçiş ücretleri için uygulanan KDV oranının %8 olduğu dikkate alındığında geçiş ücretine uygulanan işlemiş faiz için de aynı oranda KDV hesaplanması gerektiği gözetilmelidir.
7251 sayılı Kanunla değişik HMK'nın 353/1-a-6 maddesinde; mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi tarafından esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapılmadan kesin olarak karar verileceği hususu düzenlenmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından, gerekli OGS/HGS kayıtları getirtilip yukarıda açıklanan hususlar kapsamında araştırma yapılarak, konusunda uzman bilirkişi heyetinden bilirkişi raporu alınıp, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu inceleme yapılmaksızın dosya kapsamına uygun düşmeyen bilirkişi raporları esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu eksiklik “uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması” kapsamında olduğundan ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve belirtilen eksiklikler giderildikten sonra yeniden karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20/01/2021 gün ve 2019/584 Esas, 2021/19 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
3)Taraflarca yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talep halinde ilgilisine iadesine,
4)İstinaf kararının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca kesin olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 27/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2024
...
Başkan
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Üye
...
e-imza
...
Katip
...
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18