Ankara BAM 25. HD 2024/375 E. 2024/704 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
bam
2024/375
2024/704
19 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/375 - 2024/704
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2024/375
KARAR NO : 2024/704
KARAR TARİHİ : 19/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 14/12/2023
NUMARASI : 2022/437 Esas, 2023/760 Karar
DAVACILAR
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA: Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ...adresindeki taşınmaz kiracı vasfıyla kiraladığını, işbu adreste bulunan deponun davacı müvekkilleri tarafından ticari ürünleri saklamak amacıyla ortak olarak kullanmakta olup müvekkili firmaların grup firması olması nedeni ile kira sözleşmesinde sadece ... A.Ş.'nin kiracı olarak yer aldığını, 12.01.2022 tarihinde ...'ye ait şebeke suyunun geçtiği borunun patlaması sonucu depoyu su bastığını, davacıya ait ürünlerin zarar gördüğünü, zarar gören ürünlerin maddi karşılığının tespiti amacıyla zarar gören ticari ürünlere ait liste ve bu ürünlere ilişkin faturaların Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi'nden tespiti istendiğini, söz konusu dosyada bilirkişi raporunda zarar gören ürünlerin güncel piyasa değerleri üzerinden hesaplama yapılmadığı tespit ve değerlendirmesinde bulunduğunu, uğranılan zararın güncel değeri için; HMK.107 uyarınca belirsiz alacak davası olarak bilirkişi incelemesinden sonra harcı tamamlatılmak suretiyle fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile ... A.ş 'nin uğradığı zarardan şimdilik 4.500,00-TL ,... Ltd. Şti.'nin uğradığı zarardan şimdilik 4.500,00 -TL ve ... A.ş.'nin uğradığı zarardan şimdilik 1.000,00-TL' lik maddi tazminat talebimizin kabulü ile zararın meydana geldiği 12.01.2022 tarihinden itibaren uygulanacak avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA: Davalı cevap dilekçesinde özetle; yargı yolu itirazında bulunduklarını, açılan davanın iddiaları kabul anlamına gelmemekle birlikte İdarenin hizmet kusuruna ilişkin olup davanın Ankara İdare Mahkemesinde açılması gerektiğini, yetki itirazında bulunduklarını, yetkili mahkemenin Gölbaşı Asliye Ticaret Mahkemesi olup davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, zamanaşımı def'inde bulunduklarını, bu nedenle davanın usulden reddine karar verilmesini, ayrıca davacı belirlenebilir bir alacak mevzubahis iken davasını belirsiz alacak davası olarak açmış olup kabul etmediklerini, idarenin hasar iddiası ile ilgili herhangi bir kusurlu kusursuz sorumluluğu bulunmadığını bu nedenle davanın öncelikle husumetten reddine karar verilmesini, müvekkil idare ilgili birimi ile yapılan yazışmalar neticesinde; konutun bulunduğu alanda kaldırım bulunmadığından dolayı dışardan gelebilecek yağmursuyu ve benzeri dış etkenlere karşı herhangi bir önlem alınmadığının tespit edildiği hususunun bildirildiğini ve dava konusu yere ilişkin fotoğraflar gönderildiğini, ilgili birime gönderilen fotoğraflardan bina çevresinde kaldırım bulunmadığının açıkça anlaşıldığını, bu bağlamda İlçe Belediyesinden tasdikli mimari projenin istenmesi gerektiğini, zira mimari projeye aykırı kullanım halinde davacının hasarın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğunu, zarara sebep olan olguların doğru tespit edilmesi gerektiğini, davacının dilekçesinde belirttiği Gölbaşı Sulh Hukuk Mahkemesi 2022/6 D.İş dosyası kapsamında alınan 07.02.2022 tarihli raporu kabul etmediklerini, tespitin yokluklarında yapılmış olup raporun nesnellikten uzak, afaki olarak düzenlendiğini, nitekim raporda malların fiyatlandırılmasında hangi kıstaslardan yararlanıldığı hangi verilere dayanılarak hesaplandığı belirtilmeksizin, davacının beyanları esas alınmak suretiyle rapor düzenlendiğini, malların ne zaman ve ne kadara satın alındığı, faturalarının bulunup bulunmadığı, incelenmeksizin rapor düzenlendiğini, davayı kabul manasına gelmemekle beraber dava konusu hasar bedelinin hangi kalemlerden oluştuğunun belli olmayıp istenen miktarın fahiş olduğunu, bu nedenle iş bu dava nedeniyle mahkemece doğru bir tespit yapılabilmesi açısından davacı tarafın malların sayı ve özellikleri itibariyle aynı mallar olduğunu kanıtlamasını talep ettiklerini, kusur ve sorumluluğu kabul anlamına gelmemekle birlikte; dava dilekçesinde, hasar meydana geldiği iddia edilen adresin davacılar tarafından ticari ürünleri saklamak üzere depo olarak kullanıldığının belirtildiğini, hasara uğradığı iddia edilen ürünlerin niteliği ve uygun koşullarda muhafaza edilip edilmediğinin araştırılmasını talep ettiklerini, nitekim her ürünün muhafazasına yönelik kurallar mevcut olup, ürünün niteliğine uygun koşullarda saklamayan bunun zayi olmasında tam kusurlu olacağını, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının hasar iddiası tarihinden itibaren avans faizi talebinin de reddi gerektiğini, idarenin dava konusu zarardan iş bu dava ile haberdar olduğunu, bu bağlamda aleyhlerine bir hüküm kurulacaksa bile bunun dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmek suretiyle olmasının düşünülebileceğini, haksız davanın öncelikle usulden bilahare esastan reddine ve tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf (davacı) üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davalıların kiracısı olduğu binayı 12/01/2022 tarihinde su tesisatındaki patlama sebebiyle su bastığı, davalı ...'ye ait iş makineleri ve araçlar aracılığı ile işyerindeki suyun tahliye edildiği , işyerinin sular altında kaldığını ve işyerindeki emtiaların zayi olduğunun görülmesi üzerine Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı'nın 12/01/2022 tarihli diğer hizmetler raporu ile zararın tutanakla belirlendiği, meydana haksız fiil ile meydan gelen zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, meydana gelen hasarın saklama koşullarını aşar şekilde olduğu ve davacılara ait malzemelere zarar verdiği ve malzemelerin nitelikleri gereği malzemeleri kullanılamaz hale getirdiği ,bu itibarla davacıların davasında haklı oldukları anlaşıldığından davacıların davasının kabulü ile, 825.947,06 TL'nin davalıdan alınarak davacı ... A.Ş'ye verilmesine, alacağın 4.500,00 TL'lik kısmına 12.01.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,4.650,00 TL'nin davalıdan alınarak davacı ... A.Ş.'ye verilmesine ,alacağın 1.000,00 TL'lik kısmına 12.01.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine,43.326,60 TL'nin davalıdan alınarak davacı... LTD. ŞTİ.'ye verilmesine, alacağın 4.500,00 TL'lik kısmına 12.01.2022 tarihinden itibaren avans faiz işletilmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının haksız ve yasal dayanaktan yoksun, usul ve yasaya aykırı olduğunu, yargı yolu itirazlarının dikkate alınmadığını, aksi kanaatte ise Gölbaşı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yetkili olduğunu, yetki ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, eldeki davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacılardan ... ...AŞ'ye ait talebin dava dilekçesinde TL olarak talep edilmesinden sonra ıslah tarihindeki yabancı para üzerinden ıslah yapılmasının Yargıtay yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, zira dav dilekçesinde TL ile talep ve avans faizi talebi olduğunu, ıslah tarihine göre EURO kurunun belirlenemeyeceğini zira olay tarihinden itibaren avans faizi işletildiğini, kiracı olarak görünen davacı dışındaki diğer davacılara ait olduğu belirtilen malzemelerin olay yerinde bulunma sebebinin hukuki olarak izah edilmediğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna somut ve gerekçeli olarak itiraz edildiğini ancak itirazlarını karşılayacak yeni rapor alınmadığını, olayın gerçekleştiği adresteki alt yapı çalışmalarından Gölbaşı Belediyesinin sorumlu olduğunu, dava konusu yerin depo olarak kullanılmasının mümkün olmadığını, bilirkişi raporuna ilişkin yapının iskanı olup olmadığına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, bu husustaki beyan ve itirazlarının da karşılanmadığını, davacılar tarafından tıbbi malzemenin özenle korunmadığının sabit olduğunu, dava konusu malzeme bodrum yerine ara katta muhafaza edilmiş olsaydı zarar görmeyeceğinin sabit olduğu, davacıların basiretli tacir gibi davranmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu malzemelere ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın kendilerinin kabul etmediği değişik iş dosyasındaki uzman olmayan kişiler tarafından düzenlenen rapor dikkate alınarak rapor düzenlendiği ve hangi verilere göre hesaplama yapılmadığının belli olmadığını, davacıların kabul anlamına gelememek kaydıyla malların satış değil alış değerlerini talep edebileceğini, malzemelerin baskın öncesi kullanabilirlik koşullarını kaybedip kaybetmediğinin belirlenmediğini, dava konusu malzemelerin tamamının olay anında depoda bulunup bulunmadığının ispat yükünün davacılarda olduğunu, dava konusu olayda davacı tarafın tam kusurlu olduğunu, söz konusu emtianın belirtilen tarihten çok daha önce nem ve rutubetten kullanılamaz hale geldiği kanaatinde olduklarını, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar re'sen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı taraf, depo olarak kullandıkları taşınmazı davalı ...'nin şebeke suyunun geçtiği borunun patlaması nedeniyle su basması sonucu taşınmazda bulunan ticari ürünlerinin zarar gördüğünden bahisle eldeki davayı açmıştır.
Davalının hukuki statüsü dikkate alındığında eldeki davanın idari yargı yolu kapsamında kalmadığı ve davanın 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi kapsamında davalının yerleşim yeri mahkemesinde açıldığı nazara alındığında davalı tarafın yargı yolu itirazı ve yetki ilk itirazı yerinde görülmemiştir.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılarak alınan rapor kapsamında davanın kabulüne karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince aldırılan 21/07/2023 tarihli bilirkişi raporunda; mimari koşullar göz önünde bulundurulduğunda depo olarak kullanılan bodrum katın zeminden ve yer altından gelebilecek nem ve suya maruz kalabilme ihtimalinin yüksek olduğu, davaya konu deponun bulunduğu bölgede alt yapı çalışmalarının devam ettiği, depolama alanının zemin alt kotunda yer alması ve bölgede alt yapı çalışmalarının tamamlanmaması da göz önünde bulundurulduğunda meydana gelen su hasarının saklama koşullarınca önlem alınamayacak büyüklükte olduğu, su hasarının dava dilekçesinde ve bilirkişi raporunda listelenen medikal ürünlere ve ilgili kutu ve prospektüs, arşiv kayıtları benzeri kağıt/karton ürünlere zarar vereceğinin şüphesiz olduğu, medikal ürünlerin su hasarı sebebiyle sterilizasyonunun bozulacağı ve kullanılmaz duruma geleceği, 07/02/2022 tarihli değişik iş dosyasındaki bilirkişi raporunda zarar gören mallara ilişkin hesaplamaların yerinde olduğu bildirilmiştir.
Bu kapsamda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu malların değeri bakımından Gölbaşı (ANKARA) Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/6 D.İş sayılı dosyasında alınan 07/02/2022 tarihli rapora yollama yapılmakla yetinildiği ve davalı ...'nin kusur derecesinin tespiti için yetersiz olduğu (davalı taraf olayda Gölbaşı Belediyesinin sorumlu olduğu savunmasında bulunduğu halde bu husus hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirilmemiştir) anlaşılmıştır. Bu durum usul ve yasaya aykırı olduğu gibi davalı tarafça bilirkişi raporuna yönelik somut ve gerekçeli itirazlarda bulunulduğu halde bu itirazların değerlendirilmesi bakımından ek rapor/yeni bilirkişi heyetinden rapor alınmadan hüküm kurulduğu görülmüştür.
Diğer taraftan,
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 24/11/2021 tarih ve 2021/2044 Esas 2021/9026 Karar sayılı ilamı ile; "Zararın meydana gelmesinde veya artmasında zarar görenin de kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 52. Maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre zarara uğrayan, zarar doğuran eyleme razı olmuş veya kendisinin sebep olduğu hal ve şartlar zararın meydana gelmesine etki yapmış veya tazminat ödevlisinin durumunu diğer bir surette ağırlaştırmış ise, hakim tazminat miktarını hafifletebilir. Mütefarik kusur indiriminde her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılmasını gerektirir ve zarar görenin mütefarik kusurunun tespiti halinde tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır." şeklinde karar verildiği görülmüştür.
Hal böyle olunca; Gölbaşı (ANKARA) Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/6 D.İş sayılı dosyasının getirtilmesi, tarafların davanın esasına etkili olduğu değerlendirilen tüm delilleri toplanarak yeni uzman bilirkişi heyetinden tarafların iddia ve savunmalarını karşılayan, davalı ...'nin kusur derecesini belirleyen ve denetime elverişli rapor/raporlar alınarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması hatalı olmuştur.
Tüm dosya kapsamından; davacıların depo olarak kullandığı taşınmazın konut vasfında olduğu ve hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre de dava konusu tıbbi malzemelerin saklanması için uygun olmadığı nazara alındığında davacıların taşınmazı depo olarak kullanımı mütefarik kusur olarak kabul edilerek hükmolunan tazminattan indirim yapılmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi isabetli bulunmamıştır.
Diğer taraftan; dava dilekçesinde davacılar yönünden meydana gelen zararın olay tarihi olan 12/01/2022 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsili talep edildiği halde bedel arttırım dilekçesinde 27.821,00 Euro yönünden bedel arttırım tarihi olan 20/10/2023 tarihindeki kur değeri üzerinden artırım yapılmıştır. Eldeki olayda zarar, olay tarihine göre belirlenmelidir. Öte yandan, 27.821,00 Euro bedelin 20/10/2023 tarihli kur değer karşılığına 12/01/2022 tarihinden itibaren faiz işletilmesi hukuken mümkün değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1)Davalı vekilinin istinaf başvurusunun duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/12/2023 gün ve 2022/437 Esas, 2023/760 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3)Davalı tarafça yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde iadesine,
4)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 19/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/03/2024
Başkan
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Üye
¸e-imzalıdır
Katip
¸e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:46:18