Ankara BAM 25. HD 2022/2473 E. 2024/590 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
bam
2022/2473
2024/590
6 Mart 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/2473 - 2024/590
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2022/2473 Esas
KARAR NO : 2024/590
KARAR TARİHİ : 06/03/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/04/2022
NUMARASI : 2017/703 Esas, 2022/275 Karar
DAVACI
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Rücuen Tazminat
Taraflar arasındaki davaların yapılan yargılaması sonucunda mahkemece asıl ve birleşen 2018/128 esas sayılı davanın reddine, birleşen 2018/150 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2020/34 esas sayılı davanın kabulüne dair verilen karara karşı davacı/birleşen davalı .... AŞ, davalı/birleşen davacı ... AŞ ve davacı ... Sigorta AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA: Davacı/birleşen davalı .... AŞ vekili asıl dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara Büyükşehir Belediyesi ile imzaladığı sözleşme gereğince; yol, altyapı, asfalt, sanat yapıları, köprü yapım işlerini üstlendiğini, Belediye Fen İşleri Dairesi Başkanlığının iş emri gereği, Anafartalar Mahallesi Altınsoy Caddesi üzerinde 20.05.2017 tarihinde trimer kazısı yapıldığını, kazı yapılırken asfalt zeminde bulunan davalıya ait doğalgaz borusunun delinmesi sonucu, şirketlerine ait aracın tamamen yandığını, olayla ilgili Savcılık dosyasının 2017/105031 soruşturma numarası üzerinden devam ettiğini, olayın ve kazanın meydana gelmesinde davalının doğalgaz borusunu zemine çok yakın döşemesi ve borunun yolun 8 cm altında olması sebebiyle %100 kusurlu olduğunu, sigorta eksperinin yaptığı incelemede 845.775,00 TL hasarın olduğu tespit edilerek ve bundan %25 indirim yapılarak 609.432. 25 TL ödeme yapılacağından, bunun dışında kalan bedelin davalı tarafından ödenmesi için Ankara 57. Noterliğinin 20/07/2017 tarih ve 29985 yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, ancak davalı tarafın Ankara 54. Noterliğinin 27/07/2017 tarihinde 34124 yevmiye numaralı cevabi ihtarnamesiyle, kusurları olmadığı belirtilerek ödeme yapmayacaklarını bildirdiklerini belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik 20.000,00 TL'nin ihtar tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı/birleşen davacı ... AŞ vekili birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde özetle; 20/05/2017 tarihinde Anafartalar Mahallesi Altınsoy Caddesinde, davalıya ait bir iş makinesi tarafından yapılan çalışma sırasında, müvekkiline ait doğalgaz boru hattının hasar görmesi sonucu zararın meydana geldiğini, davalı tarafın Ankara Büyükşehir Belediyesi Altyapı Koordinasyon Yönetmeliği uyarınca herhangi bir kazı veya zemin müdahalesi yapmadan altyapı kuruluşlarına bildirim yapmak zorunda olmasına rağmen buna uymadığını, kazanın gerçekleşmesine doğrudan kendisinin neden olduğunu, müvekkilinin doğalgaz dağıtımı sırasında özenli ve iyi niyetli şekilde davranarak, davalı yanın kaldırım işini ihaleyle aldığı Ankara Büyükşehir Belediyesi'ni, her yıl düzenli olarak uyardığını, davaya konu olaydan önce kazı bildiriminde bulunmadığı gibi olayın gerçekleştiği sokakta yer alan doğal gaz hattına dair uyarı levhasını da dikkate almadığını, dava konusu olayla ilgili Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/105301 sayılı soruşturma dosyasının halen derdest olduğunu, müvekkili şirketin kaza nedeniyle hat hasarını gidermek zorunda kaldığını, bir süre ilgili boru hattından beslenen bölgede gaz arzının durdurulduğunu, bu esnada yanan ve havaya karışan gaz bedelinin de müvekkili şirket yönünden zarar oluşturduğunu, müvekkilinin faaliyet sigortası kapsamında ekspertiz incelemesi yapıldığını, zararın bir kısmının sigortaca ödendiğinin ancak ödenmeyen kısım için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak şimdilik KDV ile 5.000,00 TL'nin olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline ve taraflar arasında aynı olayla ilgili Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/703 esas sayılı derdest dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ... Sigorta AŞ vekili birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/128 esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile dava dışı ... A.Ş arasında "makine kırılması" sigorta poliçesi tanzim edildiğini, 20/05/2017 tarihinde asfalt çalışması yapılması sırasında doğalgaz borusunun patlaması neticesinde yangın çıktığını, sigortalıya ait asfalt kazıma makinesinde maddi hasar oluştuğunu, hasar bedelinin 609.443,25-TL’sinin 06/12/2017 tarihinde sigortalıya ödendiğini, dava konusu yangın olayının ... A.Ş’nin sorumluluğunda bulunan doğalgaz boru hattının ilgili mevzuat hükümlerine uygun döşenmemesi sebebiyle gerçekleştiğini ileri sürerek sigortalıya ödenen bu miktarın ödeme tarihinden itibaren davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı ... Sigorta AŞ vekili birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyasındaki dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile ... A.Ş. arasında 34561668/3 sayılı poliçeyle 05/06/2016-05/06/2017 tarihleri arası dönemi kapsayan "Klasik Yangın Sigorta Poliçesi" akdedildiğini, 20/05/2017 tarihinde saat 15:00 sularında Altınsoy Caddesi Ankara Adliyesi C Giriş önünde, asfaltlama çalışması yapan ... İnş. Taah. Pet. Mad. Gıda A.Ş.'ye ait ekiplerin, asfalt kazıma makinesi ile işlem yaptığı esnada, dikkatsizlik sonucu yaklaşık 40-50 cm derinlikte olan 4 bar basınçlı 4" (DN100) çelik doğalgaz boru hattına çoklu delme suretiyle hasar verdiğini, oluşan hasar sebebiyle patlamanın meydana geldiğini ve yangın çıktığını, bu hususun Ankara İl Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğünce düzenlenen rapor ve yangın raporuyla sabit olduğunu, işbu hasarın meydana gelmesinde davalı yanın tam kusurlu olduğunu, bu hasar nedeniyle sigortalı şirkete 23/08/2017 tarihli 4.030,16 TL hasar bedelinin ödendiğini, davalının meydana gelen zarardan sigortalı şirkete ve halefiyet kuralı gereğince de müvekkiline karşı sorumlu olduğunu ileri sürerek şimdilik 4.030,16 TL tazminatın ödeme tarihi olan 23/08/2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiliyle müvekkiline ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
SAVUNMA: Davalı/birleşen davacı ... vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacı tarafından Ankara Büyükşehir Belediyesince verilen iş emrine istinaden Anafartalar Mahallesi Altınsoy Caddesinde yapılan kazı sırasında zemin altında bulunan doğalgaz borusunun patlaması nedeniyle trimer makinesinin tamamen yandığı, doğalgaz borularının zemininin 8 cm altında derinlikte olduğunu iddia ettiğini, ancak bunu destekleyecek delil sunmadığını, Doğalgaz Tesisat Yönetmeliği isimli bir yönetmelik olmadığını, davacı yanın kendilerine haber vermeden kazı yaptığını ve hasara neden olduğunu, davacı yanın kendilerine kazı bildiriminde bulunması gerektiği halde bulunmadığını, söz konusu doğalgaz boru hattının 1989 yılından önce EGO genel Müdürlüğü döneminde döşendiğini ve söz konusu dönemin teknik şartlarına ve bulunduğu konumun fiziki şartlarına uygun olduğunu, davacı tarafın olay yerindeki çalışması sırasında gerekli iş güvenliği ve acil müdahale ekipmanlarını sağlamaması nedeniyle zararın arttığını, zararın büyümesine neden olunması açısından da müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, maddi vakıanın tespiti bakımından ceza soruşturmasının sonucunun beklenmesi gerektiğini, olayda müvekkilinin de zararının oluştuğunu ileri sürerek ve sair dava ve talep hakları saklı tutarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı/birleşen davalı .... AŞ vekili birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 esas sayılı dosyasındaki cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız açıldığını, dava konusu hasarın oluşmasında tüm kusurun davacıya ait olduğunu, doğalgaz borusunun zeminin 60 cm altına döşenmesi gerekirken sadece 8 cm altına döşendiğini ve ikaz bandı konulmadığını, ... A.Ş tarafından yapılan döşemelerin tamamının Botaş Teknik Emniyet ve Çevre Yönetmeliğine uygun olması gerekirken buna aykırı döşeme yaptığını, olayla ilgili savcılık soruşturmasının devam ettiğini, çalışma ve tüm resmi evrakların Belediyede olduğundan, çalışma alanı ile tüm izinlerin Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından verildiğinden ve çalışma öncesi Belediye tarafından ilgili yerlere bildirim yükümlülüğü olduğundan kusur dağılımının netleşmesi açısından, davanın Ankara Büyükşehir Belediyesine ihbarının gerektiğini belirterek, haksız açılan davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı/birleşen davacı ... vekili birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/128 esas sayılı dosyasındaki cevap dilekçesinde özetle; kazada kurumlarının kusurunun olmadığını, yüklenici ... firmasının kendilerine haber vermeden ve de uyarı levhalarını dikkate almadan kazı yaptığını, savcılık makamınca yaptırılan soruşturmada kendilerine atfedilen bir kusur olmadığının tespit edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davacı/birleşen davalı .... AŞ vekili birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyasındaki cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin ekiplerinin Ankara Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından verilen iş emri doğrultusunda Ankara İli, Anafartalar Mahallesi, Altınsoy Caddesi üzerinde 20/05/2017 tarihinde trimer kazısı yaptıklarını, kazı yapılırken caddede asfalt zeminin sadece 8cm altında bulunan ... A.Ş.'ye ait borunun delinmesi sebebiyle davalı şirkete ait çalışma yapan aracın tamamen yandığını, olay ile ilgili savcılık dosyasında soruşturmanın devam ettiğini, olayın ve kazanın meydana gelmesinde; doğalgaz borusunun zemine çok yakın döşenmiş olması ve ikaz bandının bulunmaması nedeniyle %100 kusurun ... A.Ş. olduğunu, müvekkil şirketin olayın meydana gelmesinde hiçbir kusuru bulunmadığını, yanan makina nedeniyle karşılanmayan 203.143,75-TL zararlarının bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; son bilirkişi heyetinden alınan raporda belirlenen asıl dosyada; davacı ... İnş. AŞ’nin, ... AŞ'den söz konusu kaza nedeniyle iş makinesinde oluşan ve kasko şirketince karşılanmayan (poliçedeki muafiyet tutarı olan) 202.586,75TL zarar talep edemeyeceği, birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında; ... AŞ'nin talep ettiği alacak miktarının 9.500,00-TL olduğu ve bunun ... İnş. AŞ’den talep edebileceği, yine birleşen mahkememizin 2020/34 esas sayılı dosyasında; ... sigorta şirketi olan davacı ... Sigortanın ödediği 4.030,16-TL hasar bedelini ... İnş. AŞ' den talep edebileceği, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında, davacı ... sigortanın, sigortalısı ... AŞ'ye iş makinasında meydana gelen ve sigortalısına ödediği 607.706,25-TL'yi, davalı ... AŞ’nin olayın meydana gelmesinde kusuru olmadığından rücuen tazminini isteyemeyeceği gerekçesiyle asıl davada; davacı ... İnş. A.Ş'nin davasının reddine, birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/128 esas sayılı dosyasında; davacı ... Sigorta AŞ'nin davasının reddine, birleşen 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 esas sayılı dosyasında; davacı ... AŞ'nin davasının kısmen kabulü ile 12.560,00-TL'nin olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine, birleşen 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyasında; davacı ... Sigorta AŞ'nin davasının kabulü ile 4.030,16-TL'nin ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı/birleşen davalı .... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; olayın ve kazanın meydana gelmesinde tek ve %100 kusurlu tarafın davalı ... AŞ olduğunu, doğalgaz borusunun zemine çok yakın döşendiğini ve ikaz bandı konulmadığını, ... Tesisat Yönetmeliği gereğince doğalgaz borusunun üst cidarının 60 cm derinlikte olması, 30 cm derinlikte ise ikaz bandı olması gerektiğini, ancak kazı alanında hiçbir ikaz bandı olmayıp boruların 8 cm derinlikten geçtiğini, bu nedenle müvekkili şirket tarafından kazı çalışması yapılırken olması gerekenden çok daha zemine yakın döşenen doğalgaz borusunun delindiğini, çıkan yangında müvekkili şirkete ait trimer makinesinin tamamen yandığını, aynı tarihte ve aynı yerde vuku bulan aynı olaya ilişkin Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/241 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda müvekkili şirketin kusurunun olmadığının tespit edildiğini ve rapor çerçevesinde hüküm kurularak davanın reddine karar verildiğini, eldeki dosyadaki raporlarda ise ... kusursuz bulunduğunu, raporlar arasında bu denli çelişki olmasının ilim ve fen kurallarına aykırı olduğunu, yerin 60 cm altına döşenmesi gerekirken 8 cm altına döşenen borunun kazanın oluşumunda "aktif etkisinin bulunmadığı" kabulünün başta hukuka sonrasında akla uygun olmadığını, hükme esas alınan raporun, eksik inceleme ile tanzim edildiğini, ... A.Ş. tarafından boru olması gereken derinliğe konulmuş olsaydı bu kazanın hiç meydana gelmeyeceğini, müvekkili şirketin olayın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığından birleşen davalarda iddia edilen hasar bedelinin müvekkili şirkete yüklenmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
Davalı/birleşen davacı ... AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; birleşen Ankara 8 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 Esas sayılı dosyasında alacak talebi 18.070,79TL olmasına karşın 12.560TL olarak hüküm verildiğini, kararın bu yönden kaldırılarak birleşen davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini, muafiyet tutarı, KDV ve kar kaybı olmak üzere toplam zararlarının 18.070,79TL olduğunu, gerekçeli kararın 7-a) maddesinde yer alan yargılama gideri sorumluluk hesabının hatalı yapıldığını, zira asıl davada müvekkili şirketin aleyhine hüküm kurulmadığını, buna rağmen asıl davada ... A.Ş.'nin yaptığı yargılama giderinin bir kısmının (1048,02-TL) müvekkili üzerinde bırakıldığını, asıl dava tümüyle reddedilmişken asıl davada aleyhlerine yargılama gideri hükmedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davacı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu yangın olayının, ... A.Ş’nin sorumluluğunda bulunan doğalgaz boru hattının, ilgili mevzuat hükümlerine uygun döşenmemesi sebebiyle gerçekleştiğini, davalının % 100 kusurlu olduğunu, emredici hükümlere göre bu tarz boruların minimum 80 cm derinlikte olmaları, hatta gömlekleme yapılarak bu seviyenin 150 cm seviyesine kadar da çıkartılması gerektiğini, kazı alanında ikaz bandığı olmadığından çalışma yapan ekiplerin doğal gaz borusunu fark etmediklerini, ayrıca gerekçeli kararın 8/b maddesinde vekâlet ücretinin yanlış hesaplandığını, AAÜT’de getirilen değişiklik uyarınca maddi tazminat davalarının tümden reddi durumunda, hükmedilecek avukatlık ücretinin maktu olacağını, ancak nispi takdir edildiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Asıl ve birleşen 2018/150 esas sayılı dava, tacirler arası haksız fiile dayalı maddi tazminat, birleşen 2018/128 ve 2020/34 esas sayılı davalar, rücuen tazminat istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince asıl ve birleşen 2018/128 esas sayılı davanın reddine, birleşen 2018/150 esas sayılı davanın kısmen kabulüne, birleşen 2020/34 esas sayılı davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı/birleşen davalı .... AŞ, davalı/birleşen davacı ... AŞ ve davacı ... Sigorta AŞ yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyası yönünden yapılan incelemede;
Mahkemece, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyasında; davacı ... Sigorta AŞ'nin davasının kabulüne karar verilmiş, anılan birleşen dosya yönünden hüküm davacı/birleşen davalı ... AŞ tarafından istinaf edilmiştir.
İstinaf istemine konu edilen tutarın 4.030,16TL olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2. maddesinde öngörülen “Miktar veya değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.” sınırı, 6763 sayılı Kanunun 44. maddesiyle Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na eklenen Ek Madde 1’de öngörülen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle 2022 yılı için 8.000TL'dir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 341/2 ve 352. maddeleri gereğince istinaf edenin sıfatına göre hükmedilen ya da mahkemece kabul edilmeyen bölümünün miktar veya değeri karar tarihi itibariyle 8.000TL’yi geçmeyen davalara ilişkin ilk derece mahkeme kararlarının istinafı kabil değildir. İstinaf dilekçesi, kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi verilmemiş olması halinde bölge adliye mahkemesi tarafından istinaf isteminin reddine karar verilebilecektir.
İstinafa konu edilen miktar, yukarıda belirtilen istinaf kesinlik sınırının altında kalmaktadır. O halde birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyası yönünden ilk derece mahkemesi kararının istinaf kabiliyeti olmayıp kesin olduğu Dairemizce dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda tespit edilmekle davacı/birleşen davalı ... AŞ’nin istinaf dilekçesinin birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyası yönünden reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl dava ile birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/128 Esas ve birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 Esas sayılı dosyaları yönünden yapılan incelemede;
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yargılamanın açıklığı ilkesi kabul edilmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.
Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması yasal bir zorunluluk olup HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/10/2016 tarihli, 2016/998 esas, 2016/7750 karar sayılı ilamı)
Hukuk Genel Kurulu’nun 24/02/2010 tarihli 2010/1-86 esas ve 2010/108 karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; “…Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir…” Kararın gerekçesiyle hüküm sonucu çelişkili ise tarafları adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, kanuna uygun verilip yazılmış, yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.
Kararın gerekçesiyle hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 11/01/2017 tarih, 2016/4164 esas, 2017/118 karar, 19.11.2020 tarih, 2020/142 esas, 2020/3038 karar sayılı ilamları).
Öte yandan; 10/04/1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının, hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği bildirilen bir yükümlülüğün, hüküm fıkrasında karar altına alınmayışının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.
6100 sayılı HMK'nın 294-297 maddelerinde yer alan düzenlemeler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği kamu düzeni ile ilgilidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/10/2020 tarihli, 2020/117 esas, 2020/5781 karar sayılı ilamı)
Somut olayda birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 esas sayılı dosyasında; davalı/birleşen davacı ... AŞ ıslah dilekçesiyle birlikte, muafiyet tutarı olarak 3.060,99TL, KDV olarak 5.509,80TL ve satılamayan gazdan doğan kar kaybı olarak 9.500TL olmak üzere toplam 18.070,79TL talep etmiş, bilirkişi heyetinden alınan 15/10/2021 tarihli kök raporda davalı/birleşen davalı ... alacağının 9.500TL olduğu yönünde mütalaada bulunulmuşken, itiraz üzerine alınan 20/01/2022 tarihli ek raporda zararın 12.560TL olduğu bildirilmiştir. Mahkemenin gerekçesinde bu birleşen dava yönünden; “birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasında; ... AŞ'nin talep ettiği alacak miktarının 9.500TL olduğu ve bunun ... İnş. AŞ’den talep edebileceği” şeklinde gerekçe yazılmasına karşın, hüküm fıkrasında “Birleşen 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 esas sayılı dosyasında; Davacı ... AŞ'nin davasının kısmen kabulü ile 12.560,00-TL'nin olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla istemin reddine,” karar verilmiştir.
Şu halde mahkemece, gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki oluşturulmuştur.
Ayrıca mahkemece gerekçede “son bilirkişi heyetinden alınan rapor” denilmekle birlikte son bilirkişi heyetinden kök ve ek rapor alınmış olup, hükme esas alınan raporun tarihi yazılmadığından (yahut hangi rapor olduğu açıkça belirtilmediğinden) ve 15/10/2021 tarihli kök rapor ile 20/01/2022 tarihli ek raporda birleşen Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/150 esas sayılı dosyası yönünden zarar miktarı farklı hesaplandığından, mahkemenin davalı/birleşen davacı ... AŞ’nin zararının ne kadar olduğuna dair kabulü de denetlenememektedir. Bu husus kamu düzenine ilişkin olup Dairemizce resen gözetilmiştir.
Öte yandan, aynı olaydan doğmaları ve aralarında bağlantı bulunması nedeniyle asıl ve birleşen dava dosyaları birleştirilmiştir. Davaların birleştirilmesi yargılamanın daha sağlıklı yürütülmesini amaçlar. Aynı zamanda usul ekonomisi ilkesinin de yansımasıdır. Davaların birleştirilmesinde birleşen dava sayısı kadar dava vardır. Birleşen davalarda tahkikat aşaması ortak yürütülür ancak her bir dava için ayrı değerlendirme yapılarak ayrı ayrı hüküm kurulur. Birleşen davalar birbirinden bağımsız olduğundan harç, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri her dava için ayrı hesaplanır. Davaların birleştirilmesinin sonucu olarak; tahkikat aşamasının ortak yürütülmesi ve usul ekonomisi gereğince ortak yargılama giderleri de yapılacağından bunlar tarafların haklılık oranlarına göre paylaştırılacaktır.
Yerel mahkemece, hüküm fıkrasının 7/a-b-c-d bentlerinde; asıl ve birleşen davalar yönünden harç ve vekâlet ücreti dışındaki yargılama giderlerinden sorumluluk hükme bağlanmıştır. Hüküm fıkralarındaki belirlemelere göre; mahkemece, tümden reddedilen asıl ve birleşen 2018/128 Esas sayılı dava ile kısmen kabulüne karar verilen birleşen 2018/150 Esas sayılı davalar için davacı/birleşen davalı ... İnş. A.Ş. ve davalı/birleşen davacı ... A.Ş. tarafından yapılan yargılama giderlerinin 7/a ve b bentlerinde paylaştırıldığı anlaşılmaktadır. Her ne kadar davalı/birleşen davacı ... AŞ vekili tarafından; hüküm fıkrasının 7/a bendinde, tümden reddedilen asıl davaya ilişkin yargılama giderlerinin hükme bağlandığı ve dava reddedilmesine rağmen davacı şirketin yargılama giderlerinden bir kısmının hatalı olarak müvekkili üzerinde bırakıldığı istinaf nedeni olarak ileri sürülmüş ise de; hükmün kuruluşuna göre 7/a bendinin sadece asıl dava ile ilgili giderlere ilişkin olmadığı, kısmen kabule karar verilen birleşen 2018/150 esas sayılı dava için ... AŞ tarafından yapılan giderlerin de bu bentte hüküm altına alındığı Dairemizce değerlendirilmekle birlikte, taraflarca yükümlülüklerinin nedenlerinin anlaşılabilmesi, Dairemizce de mahkeme hükmünün hukuki denetiminin yapılabilmesi için giderlerden sorumluluk hesabının da gerekçelendirilmesi elzem görülmüştür.
Şu halde Mahkemece yapılacak iş; gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan, HMK’nın 294 ve devamı maddelerine uygun, kanun yolu denetimine elverişli hüküm kurmaktan ibarettir.
Ayrıca birleşen Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/128 Esas sayılı dosyası rücuen tazminat istemine ilişkin olup davanın tümden reddine karar verildiğine göre, anılan davanın davalısı yararına vekâlet ücreti takdir edilirken hüküm tarihinde bulunan AAÜT’nin 13/4 maddesinde yer alan “Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesi de gözetilmelidir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyası yönünden ilk derece mahkemesi kararı kesin olup davacı/birleşen davalı ... AŞ’nin istinaf başvuru dilekçesinin bu birleşen dava yönünden HMK'nın 341/2. maddesi gereğince reddine karar verilerek, asıl ve diğer birleşen davalar yönünden davacı/birleşen davalı .... AŞ, davalı/birleşen davacı ... AŞ ve davacı ... Sigorta AŞ’nin istinaf başvurularının kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince mahkeme kararının esası incelenmeksizin kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre istinafa gelen tarafların sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A)Davacı/birleşen davalı .... AŞ’nin istinaf başvuru dilekçesinin birleşen Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/34 esas sayılı dosyası yönünden HMK'nın 341/2 ve 352. maddeleri gereğince REDDİNE,
B)1-Davacı/birleşen davalı .... AŞ, davalı/birleşen davacı ... AŞ ve davacı ... Sigorta AŞ’nin istinaf başvurularının esası incelenmeksizin duruşma yapılmadan KABULÜ ile Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2022 gün ve 2017/703 Esas, 2022/275 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
-
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine,
-
Kaldırma nedenine göre istinafa gelen tarafların sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
C)1-Taraflarca yatırılan istinaf karar ve ilam harçlarının talepleri halinde iadesine,
- Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/3. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 06/03/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 06/03/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:47:39