SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/1031

Karar No

2024/1889

Karar Tarihi

18 Eylül 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1031 - 2024/1889

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/1031 Esas

KARAR NO : 2024/1889

KARAR TARİHİ : 18/09/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 15/12/2023

NUMARASI : 2022/776 Esas, 2023/750 Karar

DAVACI

VEKİLİ

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Tazminat

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.

İDDİA:Davacı vekili dava dilekçesinde; Müvekkili ... Şube Müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan 48" çapındaki Samsun Ankara Doğal Gaz İletim Hattı’nın Çorum İli, Sazdeğirmeni Köyü Mevkii, Kp:217+500 noktasında, 03 Aralık 2017 tarihinde Müvekkili Kuruluş görüsü ve izni alınmadan ... yüklenicisi tarafından yürütülen Kırıkkale-Samsun Hızlı Tren Projesi zemin etüdü çalışmaları (sondaj) esnasında, hasar meydana geldiğini ve söz konusu iletim hattında gaz akışının durduğunu, oluşan hasar sonucu, Çorum Pig İstasyonu'nda bulunan ana hat vanası (Kp: 198+948) ile Denizköy Hat Vanası (Kp:229+579) Scada Merkezi tarafından otomatik olarak kapatıldığını, kuruluşlarının Doğal Gaz İşletme ve Piyasa İşlemleri Bölge Müdürlüğü’nün bilgisi ve koordinasyonu doğrultusunda, Kayseri İşletme Müdürlüğü ile Çarşamba Şube Müdürlüğü tarafından hasarın oluştuğu noktada gerekli teknik emniyet tedbirleri alındığını ve Boru Hatları Entegre Müdürlüğü tarafından boru hattının onarım çalışmalarının tamamlanarak 04 Aralık 2017 tarihinde bahse konu iletim hattında gaz arzının yeniden sağlandığını, yapılan müdahaleler sonucunda havaya vent olan doğal gaz ve tamir masrafları toplam bedelinin 1.645.841,26 TL (ÖTV ve KDV dahil) olduğunu, vent edilen doğal gaz miktarının müvekkili Kuruluş Genel Müdürlüğünün 29/12/2017 tarih ve 1162 sayılı oluru ile onaylandığını, meydana gelen hasar sebebiyle, müvekkili Kuruluş ... tarafından ... Genel Müdürlüğüne yazı yazılarak Kırıkkale-Samsun Hızlı Tren Projesi zemin etüdü çalışması sebebi ile boru hattımızın hasar görmüş olduğu ve hattın içerisinde bulunan tüm doğal gazın havaya atılmak zorunda kaldığı, ... Bölge Müdürlüğü, ... Şubesi ... nolu hesabına 15 gün içerisinde yatırılması gerektiğinin bildirildiğini, ... Genel Müdürlüğü’nün Bölge Müdürlüklerine yazdığı cevabi yazılarında özetle; ... ile Yüklenici Firma arasında yapılan “Delice-Çorum Demiryolu Etüt Proje, Mühendislik ve Danışmanlık Hizmet Alımı İşi" kapsamında sözleşmenin imzalandığı ve bu sözleşmenin ilgili maddeleri doğrultusunda Yüklenici ... Mühendislik Ltd. Şti.’nin altyapı ve üstyapı durumunun belirlenmesinden ve yerlerinin tespitinden ve etüt çalışmaları sırasında doğrudan ya da dolaylı olarak alt yapı ya da üst yapılarda çıkabilecek her türlü zarardan dolayı sorumluluğun sözleşme kapsamında Yüklenici Firmada olduğu”nun belirtildiğini, bu kapsamda müvekkili Kuruluş Bölge Müdürlüğü tarafından hasar bedelinin 15 gün içerisinde ödenmesi için davalı ...’nin Yüklenicisi ... Mühendislik Ltd. Şti.’ ne uyarı yazısı yazıldığını, yüklenici Firmanın cevabi yazılarında özetle; “hasarın alt yüklenicisi ... Mühendislik Jeoloji İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nın sondaj çalışması sırasında gerçekleşmiş olduğu, hasarın oluşmaması için de ...’nin dağıtımlı yazısı ile Kuruluşumuzdan boru hattını gösterir tüm bilgi/belge, dijital veriler, as-build projelerinin talep etmiş olduklarını ancak Kuruluşumuzdan cevap alınamadığını, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından gönderilen 1/25.000 lik haritada ise 6 adet kesişme noktasına ilişkin Kuruluşumuzun görüşlerinin belirtildiği, bu haritadan da sondaj yapılan noktadaki boru hattının varlığının bilinmesinin mümkün olmadığı, bu sebeple oluşan hasar bedelinden Firmalarının sorumluluğunda olmadığının belirtildiğini, yüklenici ... firmasının iddialarının aksine ...’nin dağıtımlı yazısına Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığınca ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunca cevap verildiğini, yazılarda 1/25000’lik haritada boru hatlarıyla kesişme noktalarının ayrıntılı olarak belirtildiğinin anlaşıldığını, ilave olarak ... tarafından etüt proje mühendislik ve ... Mühendislik Hizmetleri kapsamında görevlendirilen ... Proje Müşavirlik Mühendislik Tic. Ltd. Şirketinin çeşitli tarihlerde Kurumlarına yazdığı yazılarıyla boru hatlarının son durumu ile ilgili olarak bilgi/belge talep ettiğini, Kuruluşlarınca da müşavir firmaya ekteki yazıları ile yapılmakta olan demiryolu güzergâhı ile boru hatlarının son durumunu ve boru hatlarıyla kesişme noktalarına ait sayısal veriler, haritalar ve bilgi/belgelerin firmaya verildiğini, ayrıca yazılarında "... Ham Petrol ve Doğal Gaz Boru Hattı Tesislerinin Yapımı ve İşletilmesine Dair Teknik Emniyet ve Çevre Yönetmeliği” doğrultusunda “Doğal gaz boru hatları emniyet şeridi içinde; boru hattı aksından itibaren; 30 metre uzaklığa kadar elle kazı dışında hafriyat ve sondaj ...’tan izin alınmaksızın yapılamaz” ve 8. maddesinde belirtilen “Zorunlu hallerde boru hattı kamulaştırma şeridi üzerinde yapı niteliği taşımayan yaya, otoyol, devlet ve il yolları geçitleri ve boru ekseni üzerinde yol, su, elektrik gibi teknik altyapı projeleri için her halükarda ...’ tan izin alınması şarttır. İzin yazısında alınacak tedbirler ve gerektiğinde bu tedbir kapsamında ... tarafından hazırlanacak proje yer alır. Sayılan tedbirler alındıktan sonra yapılacak protokol çerçevesinde bu faaliyetlere izin verilir” hükümleri doğrultusunda her türlü çalışma öncesinde Müvekkili Kuruluşun Çarşamba Şube Müdürlüğü ile irtibata geçilerek çalışmalara ...’ın kontrol ve nezaretinde gerçekleşmesi gerektiğinin belirtildiğini, ancak her türlü uyarılara ve boru hattının yerinin net olarak taraflarına bildirilmesine rağmen hasar verilen çalışma öncesi ...’nin Yüklenicisi ... Mühendislik Ltd. Şti. ya da alt yüklenicisi ... Mühendislik Jeoloji İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından İşletme/Şube Müdürlüklerinden görüş veya herhangi bir çalışma izin talebinin yapılmadığını ve söz konusu hasarın Müvekkili Kuruluş bilgisi, izni ve nezareti olmadan yapılan çalışmalar sebebiyle meydana geldiğini belirterek meydana gelen hasar nedeniyle sarf edilen 1.645.841,26 TL (ÖTV ve KDV Dahil) tutarındaki bedelin ödeme tarihlerinden itibaren avans faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

SAVUNMA: Davalı ... Müh. Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete işbu dava kapsamında husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafından ikame edilen işbu dava kapsamında, söz konusu bora hattına verilen hasarın T.C.D.D. İşletmesi Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen Demiryolu Etütü Proje Mühendislik ve Danışmanlık Hizmet Alım İşi Kapsamında etüt çalışması yapan iş makinesi tarafından meydana getirildiğinin iddia edildiğini, bu sebeple, meydana geldiği iddia edilen zarara ilişkin olarak T.C.D.D. Genel Müdürlüğü ile birlikte müvekkili şirketin de hasım olarak gösterildiğini, ancak, işbu dava kapsamında müvekkili şirkete yöneltilen husumetin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Müvekkili şirket ile ... Genel Müdürlüğü arasında Ankara 64. Noterliği’nin 18.04.2016 gün ve 07672 Yevmiye numaralı işlemi ile “Delice Çorum Demiryolu Etüt, Proje, Mühendislik ve Danışmanlık Hizmeti Alımı İşi” sözleşmesinin akdedildiğini, bu sözleşme kapsamında, müvekkili şirket ile ... Mühendislik Jeoloji İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti arasında alt yüklenicilik sözleşmesi imzalandığını ve diğer davalı kuruma alt yüklenici olarak bu şirketin bildirildiğini, müvekkili şirketin, T.C.D.D. Genel Müdürlüğü ile aralarında akdedilen sözleşmenin Yüklenicisi olarak sözleşme ile üzerine düşen yükümlülüklerini bizatihi sözleşmenin işvereni sıfatını haiz T.C.D.D. Genel Müdürlüğü'nün denetim, gözetim, kontrol ve onayı çerçevesinde yürüttüğünü, bu sebeple, müvekkili şirket ile diğer davalı kurum T.C.D.D. Genel Müdürlüğü arasında akdedilen sözleşmenin sadece tarafları bağlamakta olduğu ve konuya ilişkin hukuki değerlendirmenin ardından iç rücu ilişkisini ilgilendirmekte olduğunun açık olduğunu, ancak, her iki madde de davacı tarafın iddialarında yer vermiş olduğu üzere müvekkili şirketin ilgili hasardan sorumlu olduğu gerçeğini hiçbir surette ortaya çıkarmadığını, görüldüğü üzere, müvekkili şirketin, proje başında tüm sayısal verilerle beraber bizatihi davacı kurum da dahil olmak üzere proje ile ilgili tüm kamu kuruluşlarından görüş istediğini, davacı kurumun ise bu hususa ilişkin olarak müvekkili şirkete gerekli hiçbir bildirimde bulunmadığını, aksine, taraflar arasındaki sözleşme ve ekleri detaylıca incelendiği takdirde görüleceği üzere, yüklenici sıfatını haiz müvekkili şirketin, bizatihi işveren sıfatını haiz diğer davalı idare ve diğer teşekküller tarafından onaylanan sondaj programı çerçevesinde, T.C.D.D. Genel Müdürlüğü'nün onay, kontrol ve denetimi çerçevesinde çalışmalarını gerçekleştirdiğini, tüm bunlara karşılık, davacı tarafından, müvekkili şirketin meydana gelen hasarda kusurlu olduğu tespit edilmeden ve davalı diğer idare ile arasındaki sözleşme ve ekleri tamamen incelenmeden sadece meydana gelen zarardan sorumlu oldukları söylemine binaen müvekkili şirkete husumet yöneltildiğini, ancak bu iş için alt yüklenici olarak bildirilen şirkete karşı herhangi bir talepte bulunulmadığını, bu durumun dahi, davacı tarafından yargılama konusu olaya ilişkin sözleşmeler silsilesi ele alınmadan sadece genel geçer bir şekilde davalılara husumet yöneltildiğinin göstergesi olduğunu, müvekkili şirketin, yüklenici olarak sözleşme ve eklerine, fen ve bilim kurallarına tamamen uygun şekilde yürüttüğü projede, 02.08.2017 tarihinde Jeolojik - Jeoteknik Araştırma İş Programının T.C.D.D. Genel Müdürlüğü tarafından onaylandığını, taraflarından, T.C.D.D Genel Müdürlüğü'ne alt yüklenici olarak bildirilen ... Mühendislik Jeoloji İnşaat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. çalışanı sondör, onaylı iş programı ve sahası içerisinde 389. sırada yer alan sondajı yaparken ...'a ait boru hattının delindiğini, doğalgaz borularına ilişkin sayısal konum verileri ve diğer dijital verileri göndermeyen davacı idarenin, ne müvekkili şirketle herhangi bir bağlantısı olmayan ... Proje Danışmanlık Şirketine ne de Çarşamba Şube Müdürlüğü'ne yapıldığı iddia olunan bildirimle sorumluluktan kurtulmaya çalışmasının ve sorumluluğu müvekkili şirketin omuzlarına yüklemeye çalışmasının açıkça hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı idarenin, davasını ispatlayamadığmı, asla kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için ...’m gerekli bütün tedbirleri aldığı, bildirimleri yaptığı kabul edilecek olsa bile (ki ... tarafından bu denli önemli bir proje kapsamında asla ticari faaliyetlerle bağdaşmayacak şekilde dijital veri paylaşımı yapılmaksızın el ile çizili harita ve müvekkili şirket ile alakası olmayan başka kuramlara yapılan bildirimlerden yola çıkılarak gerekli tedbirlerin alındığının ifade olunmasının izahtan vareste olduğunu) diğer davalı kurum tarafından onaylanmış doğra şekilde koordinatlarda yapılan sondaj sebebiyle meydana gelen zarardan müvekkili şirketin sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket tarafından her türlü tedbirlerin alındığını ve gerekli tüm bildirimlerin yapılmış olduğunu, keza, her ne kadar, davacı tarafça bu ihtarnamenin müvekkili şirkete gönderildiği ve müvekkili şirketçe herhangi bir cevap verilmediği ve ödeme yapılmadığı hususunun da dava dilekçesi ile ifade edilmiş olsa da, ...’ın 19.01.2018 günlü yazısına karşı müvekkili şirketin vermiş olduğu 21.02.2018 tarihli cevabi yazı ile müvekkili şirkete bu sebeplerle kusur yüklenmesinin mümkün olmadığı, müvekkili şirketin ilgili zararın muhatabı olmadığı da dile getirilmiş olduğundan davacı tarafın bu yöndeki iddialarına da itibar edilmesinin mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte bir an için müvekkili şirketin de ilgili zararda kusur sahibi olduğu varsayımında meydana gelen zarar çerçevesinde tüm ilgili kurum, kuruluş ve şirketlerin kusur araştırmasının detaylı bir şekilde yapılmasının gerektiğini, dilekçeleri süresince detaylıca izah ettikleri üzere meydana gelen zarara ilişkin olarak her türlü yükümlülüğünü yerine getiren müvekkili şirkete herhangi bir kusurun izafe edilmesinin mümkün olmadığını, bu sebeple, mevzu bahis zarara ilişkin olarak tüm sorumluların süreçteki eylemlerinin veyahut eylemsizliklerinin detaylıca irdelenmek durumunda olduğunu, bu durum irdelendiğinde de açıkça görülecektir ki meydana gelen zararın önlenmesinden sorumlu kurum ve şirketlerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmediğini, şayet müvekkili şirketin de bu zarardan sorumlu olduğunun kabul edilmesi halinde (asla kabul anlamına gelmemekle birlikte) diğer tüm sorumlularla birlikte kusurun paylaştırılmasının gerektiğini, davacı şirket tarafından birtakım zarar kalemlerinin ve hesaplamaların işbu davaya konu taleplere esas olarak alındığını, ancak, davacı tarafından tek taraflı olarak bilimsel veri kullanılmadan genel geçer bir şekilde yapılan ve hiçbir şekilde şeffaf ve denetime elverişli olmayan hesaplamalara itibar edilmesi suretiyle zarar tazmininin talep edilmesinin kabul edilebilir olmadığını, bu çerçevede, kusur tespitinin yapılmasının akabinde davacının bizatihi kendisinin önlem almayarak dürüstlük kurallarına aykırı olarak yol açtığı zarar kalemlerinin de yapılacak hesaplamadan düşülmesi suretiyle yeni bir belirleme yapılmasını ve bu tutarın da zarardan kimler hangi oranda sorumlu ise o şekilde dağıtılmasını talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, ... Genel Müdürlüğüne yönelik davanın tefrikinden sonra yapılan yargılama sonunda özetle; "...kaldırma kararı öncesi bilirkişi heyetinde yer alan ...'ün davacı kurumun bağlı olduğu Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı personeli olduğunun iddia edildiği, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'na yazılan yazı cevabında, Bakanlığın, Enerji İşleri Genel Müdürlüğü'nde boş bulunan birinci dereceli Enerji ve Tabii Kaynaklar Uzmanı kadrosuna 06/12/2018 tarihinde atamasının yapıldığı, Bakanlık merkez birimi olarak kurulan Tabii Kaynaklar Dairesi Başkanlığı'na kadrosuyla birlikte atamasının yapılarak, 25/03/2020 tarihinde göreve başladığı, halen bu görevine devam ettiği, Bakanlık bünyesinde Petrol ve Doğalgaz Mühendisi kapsamında görev yapmadığının belirtildiği, Bakanlık personeli olduğu anlaşılmakla, bu bilirkişi yerine başka bir petrol ve doğalgaz uzmanı atanarak, bilirkişi heyetinden inceleme yaptırılıp rapor alındığı, böylece kaldırma kararı doğrultusunda tarafların itirazlarının da değerlendirilip rapor alındığı, kaldırma kararında keşif yapılması hususunda bir belirlemenin olmadığı, davalı vekilinin bu yöndeki itirazlarının dosya kapsamı, alınan rapor içerikleri itibariyle sonuca etkili olamayacağı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi heyeti raporu ve ek raporlarında da açıklandığı üzere, davacıya ait boru hatlarına verilen zarar, meydana gelen hasar ve vent edilen gaz nedeniyle uğranılan zarardan davalı şirket ve alt yüklenici ... ... Limited Şirketi'nin müştereken sorumlu oldukları ve zarar miktarının bilirkişi heyeti raporunda (Hızlı Tren Projesi esnasında boru hattından kaçan doğalgaz miktarına ilişkin bedelinin) 1.536.982,655 TL olarak hesaplandığı, ayrıca hasarlı doğalgaz borusunun tamir bedelinin 65.705,77 TL olduğu, davacı tarafın işbu davaya esas hasara ilişkin miktar belirtir tabloda doğalgaz kaybının gaz miktarı olarak 1.647.865,000 Sm3 olarak belirtildiği, bu nedenle Sm3 olarak taleple bağlı kalınması gerektiği, bu miktar esas alınarak 0,928206 TL/Sm3 çarpanıyla kayıp doğalgaz bedeline hasarlı boru tamir bedeli olarak hesaplanan 65.705,97 TL'nin eklenmesiyle meydana gelen zarar miktarı 1.595.283,64 TL olmakla, bu miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, alacağa dava tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine…” karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde; yerel mahkeme kararında hesap hatalarının mevcut olduğunu, 07/11/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç bölümünde “…davalı ... yüklenicisi ... Müh. Ltd Şti’nin hızlı tren projesi çalışması esnasında boru hattından kaçan doğalgaz miktarının 1.655.863,736 Sm³ ve bedelinin 1.536.982,655 TL olduğunu, hasarlı doğalgaz borusunun tamir bedelinin 65.705,77 TL olduğunu, bu bağlamda dava konusu doğalgaz boru hattının delinmesine ilişkin toplam zarar 1.602.688,625 TL olarak hesaplanmıştır.” denildiğini, yerel mahkeme kararına doğal gaz tamir bedelinin yansıtılmadığını, yerel mahkeme kararı ile, müvekkil kuruluşun yüklendiği zararın giderilemediğini, müvekkil kuruluş tarafından yapılan ödemelerin kasasından çıktığı tarihten itibaren faiziyle ödenmesi gerektiğini, ortaya çıkacak devlet zararının karşılanmaması halinde telafisi güç ve imkansız zararlar doğuracağının aşikar olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinde; keşif yapılmadan haksız ve sırf davacı yanın taleplerini karşılar şekilde düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu dava kapsamında müvekkil şirkete atfi kabil hiçbir kusur bulunmadığını, müvekkil şirketin de meydana gelen zararda kusurlu olduğu varsayımında, kusur tespiti yapılmaksızın bu kusurun sadece müvekkil şirkete izafe edilmeye çalışılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu, ...’ın kaza sonrasında uygulaması gereken işlemler ile önemli miktarda gazın da havaya atılmadan tüketilebileceği ve gerçekleştiği iddia edilen zarar miktarının her durumda büyük ölçüde azaltılabileceği ortadayken, bunları uygulamayarak iddia edilen zarara davacının yol açtığının ortada olduğunu, bağımsız uzman raporunda da belirtildiği üzere, ...’ın hesaplamalarında esas alınan borudaki delik çağının iddia edilenden farklı olabileceği, ...’ın kaza sonrasında rahatlıkla uygulayabileceği ve uygulaması da gereken işlemler ile, havaya atılan gaz miktarının ve dolayısıyla iddia edilen zararın tutarının %80 i aşan oranda azaltılabileceğinin tespit edildiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, boru hatlarına verilen zarardan kaynaklanan haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı taraf vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinafa gelenin sıfatı gözetilerek ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak inceleme yapılmıştır.

Türkiye Cumhuriyeti Anayasasında yargılamanın açıklığı ilkesi kabul edilmiştir. Gerek mülga 1086 sayılı HUMK’un 382 ve devamı maddelerinde gerekse yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nın 294 ve devamı maddelerinde hükmün nasıl tesis edileceği ve sonrasında kararın nasıl yazılacağı etraflıca hükme bağlanmıştır. Yargılamanın açık bir şekilde yapılması ve tesis edilen hükmün açıkça belirtilmesi ilke olarak kabul edilmiştir. Bu nedenle hükmün açık, anlaşılır ve şüpheye yer vermeyecek şekilde infazı kabil olarak kurulması ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın kısa karara uygun bulunması gerekir. Aksi halde, yargılamanın açıklığı ilkesi dolayısıyla kamu vicdanı zedelenmiş ve mahkeme kararlarına duyulan güven sarsılmış olacaktır.

Kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki olmaması gerektiği gibi gerekçe ile hüküm fıkrası arasında da çelişki bulunmaması, ayrıca gerekçeninde kendi içerisinde çelişki barındırmaması yasal bir zorunluluk olup, HMK'nın 298/2. maddesinde gerekçeli kararın tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamayacağı düzenlenmiştir. Kararların bu hususlara aykırı oluşturulması mahkeme kararlarına duyulan güveni sarsacağı gibi verilen kararların hukuki denetiminin yapılmasını da olanaksız kılmaktadır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/10/2016 tarihli, 2016/998 esas, 2016/7750 karar sayılı ilamı)

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24/02/2010 tarihli 2010/1-86 esas ve 2010/108 karar sayılı kararında “…Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çekişmesiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir…” şeklinde belirtildiği üzere; kararın gerekçesiyle hüküm sonucu çelişkili ise tarafları adalete uygun karar verildiği ve yargılamanın adil yapıldığına ikna edebilecek, mantıksal tutarlılık taşıyan kanuna uygun verilip yazılmış, yasa yolu denetimine elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez.

Kararın gerekçesiyle hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılması, Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair Anayasa ve yasa hükümlerine aykırılık teşkil eder (Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 11/01/2017 tarih, 2016/4164 esas, 2017/118 karar, 19.11.2020 tarih, 2020/142 esas, 2020/3038 karar sayılı ilamları).

Öte yandan; 10/04/1992 gün 7/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, hâkimin tefhim etmiş olduğu kısa kararla gerekçeli kararın uyum içinde olmasını öngörmektedir. Kısa kararda hükmedilen bir yükümlülüğün gerekçeli kararda hüküm altına alınmamış olmasının, hükmün gerekçe kısmında kabul edildiği bildirilen bir yükümlülüğün, hüküm fıkrasında karar altına alınmayışının çelişki teşkil etmediğini söylemek mümkün değildir. Yargı erkinin görev ve yetkisi, Anayasa ile yasaları amaçlarına uygun olarak yorumlayıp uygulamak, keza İBK'nın bağlayıcılığını gözetmekten ibarettir. Öyle ki İBK ile bu konuya çok büyük bir önem verilmiş, çelişkinin varlığı tespit edildiği takdirde başka bir incelemeye gerek görülmeksizin ve tarafların bu konuyu temyiz sebebi yapıp yapmadıklarına bakılmaksızın kararın salt bu nedenle bozulması gerektiğine işaret edilmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 294-297 maddelerinde yer alan düzenlemeler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği kamu düzeni ile ilgilidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/10/2020 tarihli, 2020/117 esas, 2020/5781 karar sayılı ilamı)

Somut uyuşmazlıkta, mahkemece gerekçeli kararda, dosya kapsamında alınan bilirkişi heyet raporunun ve ek raporun hükme esas alındığının belirtildiği, oysa hükme esas alınan bilirkişi raporlarında davacının toplam zararının 1.602.688,62 TL olduğu; ancak mahkemece hem gerekçede hem de hüküm fıkrasında toplam zararın 1.595.283,64 TL olduğuna işaret edildiği gözetildiğinde, hem gerekçeli kararın kendi içerisinde çeliştiği, hem de gerekçe ile hüküm sonucunun çeliştiği sonucuna varılmıştır.

İlk derece mahkemesi tarafından, yargıda açıklık ve netlik prensibine ve adil yargılanma hakkına aykırı olarak tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Şu halde mahkemece yapılacak iş; gerekçe ile hüküm çelişkisi yaratılmadan, HMK’nın 294 ve devamı maddelerine uygun, kanun yolu denetimine elverişli hüküm kurmaktan ibarettir.

Faiz başlangıç tarihine yönelik davacının istinaf başvurusunun incelenmesinde;

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26. maddesinde "(1) Hakim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." hükmü yer almaktadır.

Dava, haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup; haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında kural olarak faiz başlangıcı olay tarihidir. Zarar gören, tazminat alacağına zararın doğduğu an hak kazanır. Haksız fiillerde olayın vuku tarihinde alacağın muaccel olduğu ve dolayısıyla borçlunun temerrüde düştüğü kabul edilmektedir. Ancak, dava dilekçesi ile ödeme tarihinden itibaren faiz işletilmesi talep ettiğine göre ilk derece mahkemesince, ödeme tarihi belirlenebiliyorsa bu tarihten, ödeme tarihi belirlenemiyor ise dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi gerektiği halde, gerekçe gösterilmeksizin talepten başka bir şeye (dava tarihinden itibaren faize) karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazları da yerinde görülmüştür.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf kanun yolu başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre tarafların diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1)Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/12/2023 gün ve 2022/776 Esas, 2023/750 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,

2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine,

3)Kaldırma nedenine göre tarafların diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,

4)Taraflarca istinaf kanun yoluna başvuru sırasında yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde iadesine,

5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 18/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/09/2024

Başkan

e-imza

Üye

e-imza

Üye

e-imza

Katip

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınsürülenbölgekaldırılmasınaTazminatkonusuankaraözetiistinafsavunmadavacıderecesebeplerimahkemesivekilikararınınilerikabulüadliyedosyanumarasıdairesihukukhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:34:32

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim