SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/548

Karar No

2024/1559

Karar Tarihi

26 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ

T.C.

ANKARA

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

25. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO : 2024/548 Esas

KARAR NO : 2024/1559

KARAR TARİHİ : 26/06/2024

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN : ... (...)

ÜYE : ... (...)

ÜYE : ... (...)

KATİP : ... (...)

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 25/05/2017

NUMARASI : 2014/581 Esas, 2017/334 Karar

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat

Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.

Dava, haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı vekili, Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/14 Esas sayılı dosyasından verilen 20.01.2012 tarihli tedbir kararının "...İİK'nun 72/2.maddesindeki şartları ihtiva eden ihtiyati tedbir talebinin kabulü ile davaya konu çeklerle ilgili girişilecek icra takiplerinin iş bu dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir." şeklinde verildiğini, mahkemenin tedbir kararında açık bir şekilde "icra takiplerinin dava sonuna kadar durdurulmasına karar verildiğini" belirtmesi aynı mahkemenin daha sonra açılan tazminat davasında gerekçeli karar içeriğinin önemli olmadığı, önemli olanın hüküm kısmı olduğu yolundaki ret gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirket tarafından müvekkili şirket aleyhine açılan istirdat davasına sunulan dilekçe içeriklerinden davalı şirketin de Ankara 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/14 Esas sayılı dosyasından verilen 20.01.2012 tarihli kararının icraya engel olduğunun açıkça kabul edildiğini ve tedbirin kalkması üzerine de tedbirin kalkmasına itiraz ederek takiplerin durdurulmasını talep ettiğini, mahkemenin tedbir kararının gerekçesinde açıkça ve ayrıntılı şekilde icranın durdurulması kararı verdiğinin ve bunun davalı tarafça da bu şekilde anlaşıldığının açık olduğunu, mahkemece, zararların hesaplanması noktasında değerlendirme yapılmadığını, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının değerlendirilmediğini ve delillerin tamamının toplanmadığını, bilirkişi heyet raporlarının da yetersiz olduğunu, bilirkişi heyet raporlarının özensiz, teknik bilgiye dayalı olmayan ve dosya kapsamına aykırı raporlar olduğunu, bu sebeple, müvekkilinin zararını tam olarak hesaplamaktan uzak kaldıklarını, müvekkil firmanın davalının dayanaksız iddiaları nedeniyle alacağını alamamak bir yana sanki dava konusu çekleri çalmış gibi ithamlara maruz kaldığını, finansman anlamında sıkıntı yaşayan müvekkili şirketin manevi olarak da zarar gördüğünü, manevi tazminat talebinin kabulü yerine reddedilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.

6100 sayılı HMK’nın “Tazminat” başlıklı 399. maddesinde; “(1) Lehine ihtiyati tedbir kararı verilen taraf, ihtiyati tedbir talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılır yahut tedbir kararı kendiliğinden kalkar ya da itiraz üzerine kaldırılır ise haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.

(2) Haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan tazminat davası, esas hakkındaki davanın karara bağlandığı mahkemede açılır.

(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren, bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” hükmü düzenlenmiştir.

Dosya kapsamından, davalı ... şirketi tarafından hasımsız olarak davaya konu çekler ile birlikte toplam 11 adet çek için 13/01/2012 tarihinde Ankara (Kapatılan) 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/14 esas sayılı dosyası ile zayi nedeniyle çek iptali davası açıldığı ve mahkemece 20/01/2012 tarihinde çekler yönünden ihtiyati tedbir kararı verildiği, bu davanın devamı sırasında davacı ... şirketi tarafından davaya müdahale talebinde bulunularak iptali istenen çeklerden ... Şubesinin TR ... İBAN nolu hesabından keşide edilen, keşidecisi ... Enerji Aydınlatma Elektrik İnş. Taah. Paz. San. ve Tic. Ltd. Şti. olan 31.03.2012 keşide tarihli Z5891767 seri nolu 150.000TL bedelli ve 16.04.2012 keşide tarihli Z5891768 seri nolu 100.000TL bedelli çeklerin yetkili hamilinin kendileri olduğu ve dava dışı ... Enerji şirketi ile ticari ilişkileri nedeniyle ciro edilerek kendilerine verildiğinin ileri sürülmesi üzerine Ticaret Mahkemesince çek iptali dosyasının davacısı olan davalımız şirkete müdahil şirket aleyhine istirdat davası açması için süre verildiği, verilen sürede davalı ... tarafından davacı ... aleyhine Ankara (Kapatılan) 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2012/111 esas sayılı dosyası ile istirdat davası açıldığı, çek iptali dosyasında mahkemece 14/06/2012 tarihinde “müdahillerin elinde bulunan çekler yönünden ise haklılık durumunun davacı tarafça açılan istirdat davalarında karara bağlanacağı, çek asıllarının müdahillerin elinde bulunduğu, bu nedenle çeklerin ortaya çıktığı için çek iptali davasının yerinde olmadığı anlaşılmakla bu çekler yönünden ise davanın reddine karar verildiği” gerekçesiyle davanın reddine dair hüküm kurulduğu, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/13068 esas, 2013/7593 karar sayılı ilamıyla onanmak suretiyle 11/06/2013 tarihi itibariyle kesinleştiği, istirdat davasının ise; “Somut olayda, davacının öncelikle yetkili hamilken dava konusu çeklerin rızası hilafına elinden çıktığını, ayrıca dava konusu çekleri elinde bulunduran davalı şirketin bu durumu bilebilecek durumda olduğunu, davalı tarafın çekleri iktisap ederken gerekli özeni göstermediği, kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu yazılı delille ispat etmesi gerekir. Çeki elinde bulunduran davalı hamil, çeki edinme nedenini kanıtlamakla yükümlü değildir. Aksi halin kabulü kıymetli evrakın “mücerretlik” ilkesini ortadan kaldırır. Dava konusu çeklerde davacı şirketin ciranta olarak adının (unvanın) bulunmadığı, davacı tarafça çek lehtarı ... İnş. Taah.. Ltd.Şti. , ... ... ile davacı arasında ticari ilişki olduğunu gösteren fatura ve tahsilat makbuzu fotokopileri sunulmuş ise de, sunulan belgelerin dava konusu çeklerin yetkili hamilinin davacı şirket olduğunu ve davacının rızası olmaksızın dava konusu çeklerin elinden çıkmış olduğunu kanıtlamaya yeterli olmadığı, dava konusu çekleri elinde bulunduran davalı tarafın kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu kanıtlamaya yeterli belge sunulmadığı anlaşıldığından kanıtlanamayan davanın reddine, koşulları bulunmadığından davalı tarafın tazminat istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.” gerekçesiyle reddedilerek, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 24/11/2014 tarihli 2014/11314 esas, 2014/18162 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiği, davacı şirket tarafından çek iptali kararının kesinleşmesini müteakip mahkemesinden tedbirin kaldırılmasını talep ettiği ve 02/07/2013 tarihli kararla tedbirin kaldırılmasına karar verildikten sonra söz konusu iki adet çek nedeniyle 19/07/2013 tarihinde borçlular aleyhine Ankara 23. İcra Müdürlüğünün 2013/12423 Esas ve 2013/12422 Esas sayılı dosyaları üzerinden icra takipleri başlatıldığı, borçluların borca itirazlarının kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen icra mahkemeleri kararları ile işlemiş faizler yönünden düzeltme yapılarak reddedildiği ve icra alacaklısı davacımız şirketin takip tarihine kadar işlemiş faiz talep edebileceğinin kesinleştiği anlaşılmaktadır.

Manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede;

Dava haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tazmini istemlidir. Haksız ihtiyati tedbir nedeniyle “manevi tazminat” istenebilmesi için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 58. maddesindeki (olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK’nın 49. maddesindeki) şartların gerçekleşmesi gerekir. Bu bakımdan hem ihtiyati tedbirin objektif haksızlığının hem de tedbir koyduran tarafın kusurunun ispat edilmesi gerekir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 17/01/2019 tarihli 2016/8328 esas 2019/156 karar sayılı ilamı)

Davalı şirket tarafından hasımsız olarak açılan çek iptali davasının davaya konu çekler yönünden reddine ve çek iptali davasına müdahil olunması nedeniyle davacı şirket aleyhine istirdat istemli olarak açılan davanın da reddine karar verilip kararlar kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşmiş olmakla birlikte, dosyaya mübrez 10/11/2014 tarihli bilirkişi raporunda; davalı ... Ltd Şti’nin ticari defter ve belgelerine göre; ihtiyati tedbir kararına ve davaya konu çeklerin, çekte lehtar olarak yer alan ... İnşaat-... ... firması tarafından ticari ilişkide bulunduğu davalı şirkete tahsilat makbuzuna kayden teslim edildiği ve bahse konu çek tutarlarının davalı firmanın ticari kayıtlarına işlendiği belirtilmiştir. Dosya kapsamına göre davaya konu ihtiyati tedbir kararı nedeniyle davacı şirketin ticari itibarının zedelendiğinin ve davalı şirketin ağır kusurlu yahut kötüniyetli olduğunun ispatlanamadığı ve TBK’nın 58. (BK’nın 49.) maddesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

Maddi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede;

Kural olarak, ihtiyati tedbir isteyen tarafın bu tedbiri haksız olarak koydurduğu anlaşılırsa, karşı taraf veya üçüncü kişi, bu haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğradıkları zararın ödenmesini, ihtiyati tedbir koydurmuş olan taraftan ayrı bir tazminat davası ile isteyebilir. Haksız ihtiyati tedbir koydurtmuş olan tarafın bundan doğan zararla sorumlu tutulabilmesi için, ihtiyati tedbiri kötüniyetle istemiş ve koydurmuş olması veya bunda her hangi bir ihmalinin bulunması şart değildir. İhtiyati tedbir haksız ve bundan da bir zarar doğmuş ise, bu haksız ihtiyati tedbiri koydurtmuş olan taraf, kusurlu olmasa bile bundan zarar gören karşı tarafa veya üçüncü kişiye tazminat ödemekle yükümlüdür. Zira haksız ihtiyati tedbirden kaynaklanan maddi tazminat sorumluluğu kusursuz sorumluluktur. (Emsal 11.HD. 11.05.2017 tarih, 2016/15098 esas, 2017/2834 karar, 21.05.2008 tarih 2008/4415 esas, 2008/6680 karar sayılı ilamları) Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması, tazminat sorumluluğu için gerekli ve yeterlidir (Yargıtay 4. HD 07/11/2018 tarihli 2018/2795 esas 2018/6705 karar)

Davacı şirket dava dilekçesinde; ihtiyati tedbir kararı nedeniyle davaya konu çeklere karşılıksız işlemi yaptıramadığını, takibe konu edemediğini ve alacağını tahsil edemediğini, çek iptali davasında konulan davaya konu ihtiyati tedbir kararı olmasa idi, mal varlığına girecek çek bedelleri ile ticari kazanç sağlayacağını, çek bedellerinin tahsil edilememesi nedeniyle kredi kullanmak zorunda kaldığını, bu şekilde de zarara uğradığını, ayrıca 16/04/2012 tarihli, 100.000TL bedelli çekin ibrazında karşılıksız olduğunun anlaşıldığını, bu nedenle bu çek için %10 çek tazminatı alma hakkına sahip olacağını, tedbir kararının kaldırılmasından sonra, çek keşidecisi ve lehtarı aleyhinde yapılan takiplere karşı borçlular faizden sorumlu olmadıklarını iddia ederek dava açtıklarından ve alacağını geç almasından dolayı faiz talep etme hakkı bulunduğundan, borçlular tarafından bu miktarın ödenmemesinin söz konusu olması halinde faiz nedeniyle uğradığı zarardan da davalının sorumlu olduğunu, çeklerin takibe konulmasına kadar geçen sürede borçluların ekonomik olarak takibe konu çekleri ödeyemeyecek duruma gelmiş olmaları halinde de davalının sorumluluğunun bulunduğunu iddia ederek tazminat istemiştir.

Haksız ihtiyati tedbirden dolayı maddi tazminat davası açılabilmesi için icra edilmiş bir tedbir kararının bulunması, bu tedbirin haksız olduğunun ortaya çıkması, tedbir sebebiyle zarar meydana gelmiş olması ve zarar ile haksız ihtiyati tedbir arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Somut olayda, davalı ... şirketi tarafından hasımsız olarak açılan zayi nedeniyle çek iptali davasında, davaya konu edilen çeklerin ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesi talep edilmiştir. Mahkemece, davalının (o dosya davacısının) “ödeme yasağı” yönündeki talebi üzerine 20/01/2012 tarihli ara karar ile ödeme yasağı konulmasına hükmedilmiştir. Her ne kadar tedbir ara kararının gerekçesinde “davaya konu çeklerle ilgili girişilecek icra takiplerinin işbu dava sonuna kadar tedbiren durdurulmasına karar verilmesi gerekmiştir” denilmiş ise de, ... şirketinin bu yönde bir talebi bulunmadığı gibi, hükümde de bu yönde bir kısıtlamaya yer verilmemiştir. Tedbir kararının hüküm fıkrasında konulan, çeklerin keşide tarihinde ve tedbir karar tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga TTK’nın 730/20 maddesinin atfı ile 669. madde uyarınca ödeme yasağıdır. Ödeme yasağı ise bankanın kredi hesabından çek bedelinin ödenmemesini temin eder. Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin yerleşik içtihatlarına göre ödeme yasağı bulunması çeklerin icra takibine konu edilmesine engel teşkil etmeyeceğinden çek hamili ilgililer hakkında icra takibi yapabilir. Ödeme yasağından çeklerin ibrazı ile haberdar olan davacı ... şirketinin, HMK’nın 394/3 maddesinde düzenlenen “İhtiyati tedbir kararının uygulanması sebebiyle menfaati açıkça ihlal edilen üçüncü kişiler de ihtiyati tedbiri öğrenmelerinden itibaren bir hafta içinde ihtiyati tedbirin şartlarına ve teminata itiraz edebilirler.” hükmü uyarınca ihtiyati tedbire itiraz etme hakkı bulunmaktadır. Davacı şirket tarafından bu yönde bir talepte bulunulmamıştır.

Açıklanan nedenlerle davacının; keşideci, lehtar ve cirantalar aleyhine icra takibi yapmak suretiyle çek bedellerini tahsil edememe, alacağın sürüncemede kalması, bu nedenle ticari kazanç kaybına uğrama, kredi kullanmak durumunda kalma vb nedenlerle uğradığını ileri sürdüğü zarar ile bir tanesi tamamen karşılıksız olan, diğer de büyük ölçüde karşılıksız bulunan davaya konu çekler yönünden verilen ödeme yasağı kararı arasında illiyet bağı bulunmadığı gibi, zararın varlığı da ispatlanamamıştır.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK’nın 695/3. maddesi uyarınca karşılıksız çıkan miktarlar yönünden, çek tazminatı talep edilmesine de engel bulunmamaktadır.

100.000TL bedelli çekin ibraz tarihi itibariyle bankada karşılığı bulunmamakta, 150.000TL bedelli çekin ibraz tarihinde ise hesapta yalnızca 52.911,85TL bulunmaktadır. Kanun yolu denetiminden geçerek kesinleşen icra mahkemesi dosyalarında, çeklerin bankaya ibraz tarihlerinden takip tarihine kadar olan süre için davacı şirketin dava dışı takip borçlularından işlemiş faiz alacağı bulunduğu kabul edildiğine göre, davacı şirketin dava dilekçesindeki talebinin kapsamı ve ödeme yasağı nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın bu işlemiş faiz alacaklarından fazla olduğunun kanıtlanamamış olması da gözetildiğinde bu istem yönünden de davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,

2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; davacı taraftan alınması gerekli 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 44,40TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,

3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

4)İstinaf kararının, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 26/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/06/2024

...

Başkan

...

e-imza

...

Üye

...

e-imza

...

Üye

...

e-imza

...

Katip

...

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

davanınvereddineManevidosyaTazminatkonusuesastanankaraMaddinumarasıhüküm

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim