Ankara BAM 25. HD 2023/821 E. 2024/1441 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
bam
2023/821
2024/1441
11 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/821 - 2024/1441
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/821 Esas
KARAR NO : 2024/1441
KARAR TARİHİ : 11/06/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/11/2022
NUMARASI : 2022/558 Esas, 2022/783 Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
DAVANIN KONUSU : Tazminat
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı taraflarca istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
Dava, haksız şikayet nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, müvekkilin, kendisinin ürettiği ve kendi taşınmazında stokladığı cevherler hakkında davalının hiçbir somut dayanak sunmadan yaptığı şikayet üzerine, müvekkile hırsızlık isnadında bulunulduğunu, ifadesinin alındığını, mahkemece, yapılan yargılamada hiçbir delinin toplanmadığını, dosyada tanığın dahi dinlenmediğini, olayın ne şekilde gerçekleştiğinin tespit edilmediğini, karar gerekçesinde belirtilen hiçbir hususun irdelenmediğini, müvekkil şirket yetkilisinin olay esnasında Ankarada olduğunu, kendisine suç isnadında bulunulabilecek hiçbir emarenin bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Şikayet hakkı, diğer bir deyimle hak arama özgürlüğü; Anayasa’nın 36. maddesinde; “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir” şeklinde yer almıştır. Hak arama özgürlüğü bu şekilde güvence altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasını, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Anayasa’nın güvence altına aldığı hak arama özgürlüğünün yanında, yine Anayasanın “Temel Haklar ve Hürriyetlerin Niteliği” başlığını taşıyan 12. maddesinde herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde, kişilik haklarına yapılan saldırının unsurları belirtilmiş ve hukuka aykırılığı açıklanmıştır. 25.maddesinde ise, kişilik haklarına karşı yapılan saldırının dava yolu ile korunacağı açıklanmış, TBK’nun 58. maddesinde ise saldırının yaptırımı düzenlenmiştir.
Hak arama özgürlüğü ile kişilik haklarının karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin bu iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Daha az üstün olan yararın, daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Hak arama özgürlüğü, diğer özgürlüklerde olduğu gibi sınırsız olmayıp kişi salt başkasını zararlandırmak için bu hakkı kullanamaz. Bu hakkın hukuken korunabilmesi ve yerinde kullanıldığının kabul edilebilmesi için şikayet edilenin cezalandırılmasını veya sorumlu tutulmasını gerektirecek yeterli kanıtların mevcut olması da zorunlu değildir. Bunlara dayanarak başkalarının da aynı olay karşısında davalı gibi davranabileceği hallerde şikayet hakkının kullanılmasının uygun olduğu kabul edilmelidir. Aksi halde şikayetin hak arama özgürlüğü sınırları aşılarak kullanıldığı, kişilik değerlerine saldırı oluşturduğu sonucuna varılmalıdır.
Dava konusu olaya ilişkin, davalı şirket yetkililerin, davacı şirket yetkilisi ... hakkında, hırsızlık suçundan Hekimhan Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/884 Soruşturma dosyasında yapılan soruşturma sonucunda, 17/02/2022 tarih ve 2022/76 Karar sayılı karar ile başvurunun hukuki ihtilaf boyutunda kaldığı, dosya kapsamında herhangi bir suç unsurunun bulunmadığı gerekçesiyle kamu adına kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar verildiği, karara itiraz üzerine Malatya 3. Sulh Ceza Hakimliğinin 23/03/2022 tarih 2022/1479 D.İş sayılı kararı ile itirazın reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında stok demir cevherinin kime ait olduğu konusunda hukuk davasına taşınmış bir uyuşmazlık olduğu, bunun halline yönelik şikayet müracaatı yapılırken, şikayet hakkının kötüye kullanıldığının ve yine davalı şirket yetkililerinin sırf davacı şirket yetkilisine zarar vermek kastıyla hareket ettiğinin ispat edilemediği, davalı şirket yetkililerinin şikayet hakkını anayasal sınırlar ve hak arama özgürlüğü çerçevesinde kullandığı ve manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluşmadığı kanaatine Dairemizce de varıldığından ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden bir hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,
2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 179,90TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,
3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4)Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362. Maddesi gereğince kesin olmak üzere 11/06/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 11/06/2024
Başkan
e-imza
Üye
e-imza
Üye
e-imza
Katip
e-imza
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25