Ankara BAM 24. HD 2024/768 E. 2024/920 K.
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
bam
2024/768
2024/920
12 Haziran 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/768 - 2024/920
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/768
KARAR NO : 2024/920
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 07/02/2024
NUMARASI : 2022/289E.- 2024/96 K.
DAVACI :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
İHBAR OLUNANLAR :
VEKİLLERİ :
DAVANIN KONUSU : ALACAK
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN : TARAF VEKİLLERİ
KARAR TARİHİ : 12/06/2024
KARARIN YAZILDIĞI
TARİH : 12/06/2024
Mahkemece verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin elektrik enerjisi ihtiyacını karşılamak amacıyla ... ile abonelik sözleşmesi imzaladığını, ...'ın 21/11/2012 tarihinde davalı ile birleştiğini, bu birleşme nedeni ile davalıya husumet yöneltildiğini, sayaç okuma bedeli, sayaç başına sabit bir ücret olması gerekirken, davalı şirketçe, tüketilen enerji miktarı üzerinden nispi ücret olarak tahsil edildiğini; 2006 Eylül-2010 Aralık aylarında elektrik faturalarından fazladan tahsilât yapıldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere, şimdilik PSHB olarak fazladan ödenen 2007 şubat dönemine ait 1.357,70 TL’nin ödeme tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan gecikme zammı ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 21/04/2015 tarihli ıslah dilekçesi ile Ekim 2006-Aralık 2009 arası için dava değerini 65.736,08 TL’ye yükseltmiştir.
CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde, davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 07/02/2024 tarih, 2022/289 Esas, 2024/96 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne, 1.357,70 TL'nin 27/04/2013 tarihinden, 61.353,12 TL'nin 21/04/2015 ıslah tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı yana ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, bakiye 3.160,05 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, davanın kabul ve ret oranına göre 7.625,87 TL yargılama gideri ile başvuru ile ıslah harcının toplamı olan 8.773,90 TL yargılama giderinin ve AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, mahkemece kabulüne karar verilen tutarın dava ve ıslah tarihi itibariyle değil, ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine işleyecek gecikme zammı ile birlikte tahsili gerektiğini, tarafların, dağıtım şirketinin hatası nedeni ile fazladan yapılan ödeme halinde faizin türünü ve başlangıcını sözleşme ile belirlediklerini, dava konusu şirketten fazladan tahsil edilen PSH bedeline ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işlemiş ve işleyecek gecikme zammının KDV 'sinin uygulanması gerektiğini ileri sürerek, kararın, hüküm kısmının 1. maddesinin "davanın kabulü ile 65.739,48-TL’nin ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Kanunun 51. maddesine göre işleyecek gecikme zammı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine" şeklinde düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, bilirkişi raporuna karşı sundukları itirazlar değerlendirilmeksizin eksik ve hatalı inceleme sonucunda hüküm kurulduğunu, zaman aşımı itirazının mahkemece kabul görmediğini, davanın süresinde açılmadığını, kararda davacının PSH bedellerini talep etme hakkı olacağı belirtilmiş ise de davacının serbest tüketici olarak yer alması için görevli tedarik şirketiyle arada imzalanmış olan ikili anlaşmasının olması gerektiğini, bilirkişi raporunda bu hususun irdelenmediğini, davada davacının serbest tüketici olmadığının açık olduğunu, konusu aynı olan Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 2013/275 E. sayılı dosyasında hazırlanan bilirkişi raporunda davacının fazladan ödenen PSH bedelinin iadesi talebinin yerinde olmadığının belirtildiğini, yine Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 2013/253 E. sayılı dosyasında davanın reddine karar verildiğini, davalı kurum aleyhine hükmedilen vekâlet ücretinin fahiş olduğunu, diğer taraftan kurum aleyhine hükmedilen harç ve giderlere de itiraz ettiklerini, lehlerine hükmedilen vekâlet ücretinde hata bulunduğunu, avans faizine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE: Davada, elektrik abonesi olan davacı şirketten Ekim 2006-Aralık 2009 dönemleri arasında fazla tahsil edilen Perakende Satış Hizmet bedelinin davalıdan tahsili talep edilmektedir.
Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 28/03/2018 tarih, 2014/563 E., 2018/216 K. sayılı “davadan sonra yürürlüğe giren 6719 S.Y. uyarınca davanın konusu kalmadığından davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 4.365,38 TL yargılama gideri ile 2.180,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” ilişkin kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 13/04/2022 tarih, 2021/328 E., 2022/499 K. sayılı kararı ile “Dosya kapsamından, davacının serbest tüketici olup olmadığı hususunun net bir şekilde belirlenemediği anlaşılmıştır. O halde mahkemece; Danıştay 13. Dairesinin iptal kararının onanmasına ilişkin Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24/05/2012 tarihli kararı uyarınca, sayaç okuma ve faturalandırma hizmetlerine ilişkin maliyetlerin abone grubuna ve tüketilen enerji miktarına göre değişiklik gösterecek maliyetler olmadığı ve bu nedenle abone başına sabit bir ücret uygulanması gerektiği, perakende satış hizmet tarifesinin Kwh üzerinden alınmasına ilişkin kuralın "serbest tüketiciler" yönünden hukuka aykırı olduğu gözönünde bulundurulmak suretiyle, 6446 sayılı Kanun ve Elektrik Piyasası Serbest Tüketici Yönetmeliği dikkate alınarak, davacının dava konusu dönemlerde, EPDK tarafından belirlenen yıllık tüketim miktarı itibariyle "serbest tüketici" olup olmadığı konusunda bilirkişiden rapor alınıp sonucu dairesinde (EPDK tarafından yıllık belirlenen tüketimden daha fazla tüketime sahip olması halinde serbest tüketici konumunda olduğu kabul edilerek) bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (Benzer olayda, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25/01/2022 tarih, 2021/3800 E., 2022/421 K. sayılı ilamı). Bu durumda, mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine” karar verilmiştir.
Mahkemece görüşüne başvurulan elektrik yüksek mühendisi İş Güvenliği Uzmanı bilirkişi 03.11.2023 tarihli hükme esas alınan ek raporunda; davacıdan tahsil edilen PSH bedelinin toplamı KDV dâhil 62.710,82 TL, dava tarihi olan 22/04/2013’e kadar işleyen gecikme zammı bedeli KDV dâhil 64.013,27 TL olarak hesaplandığını, EPDK 3612 sayılı Kurul Kararı, 29/09/2011 tarih 3443 sayılı Kurul Kararı ile tespit edilen PSH birim fiyatının, 01/10/2011 tarihinden itibaren uygulanacağını belirttiğini, Geçmiş dönemler için birim fiyat tanımı olmadığı, dolayısıyla, dava konusunu ilgilendiren 2006/Ekim-2009/Aralık dönemlerinde PSH Sayaç okuma bedeli olarak birim fiyat olmadığından bu hesaplamaların da yapılmasının mümkün olamayacağını, PSH bedelinin dayanağının EPDK Kurul kararının Danıştay’ca iptal edilmesi sonucunda 2011 yılı ve öncesi için ortadan kalmış olduğu, dava konusu dönemlerde tedarikçisini seçmeyen serbest tüketiciler için uygulamaya konulmuş bir tarife bulunmaması ve davacının 2010 yılından itibaren Serbest Tüketici olmasına bağlı olarak geçici 19. madde ve 17.(10) maddesi hükümlerine göre davacının serbest tüketici olduğu PSH bedellerini talep etme hakkı olacağı sonucuna varıldığı görüşünde olduğunu belirtmiştir.
21/07/1953 tarihinde yürürlüğe giren 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Kanununun 1 ve 3 üncü maddelerinde, bu kanunun uygulanacağı kuruluşlar arasında davacının içinde bulunduğu özel hukuk tüzelkişilerine yer verilmemiştir. Buna göre mahkemece; tarafların tacir olduğu da gözetilerek, alacağın avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.
Her ne kadar davacı vekili istinaf talebinde, asıl alacağa ödeme tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, dava istirdat davası olup, davalının davacı tarafından dava tarihinden önce temerrüde düşürülmediğinin anlaşılması karşısında alacağa dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz yürütülmesine ilişkin mahkeme kararında bir usulsüzlük görülmemiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nun 355.md hükmüne göre istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, hükmolunan harç, yargılama giderleri ve vekalet ücreti yönünden de usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
-
Davacı ile davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
-
Alınması gereken 427,60 TL harç peşin alındığından davacıdan başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
-
Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 4.283,78 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 1.071,00 TL’nin mahsubu ile bakiye 3.212,80 TL nispi karar ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
-
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına,
5)-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 12/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
İş Bu Karar İlamı E-İmza ile İmzalanmıştır.
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25