Karar Detayı
Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin
Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.
Karar Bilgileri
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi
bam
2024/1012
2024/1128
16 Temmuz 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/1012 - 2024/1128
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
24.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/1012
KARAR NO : 2024/1128
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 20/03/2024
NUMARASI : 2021/417 E. - 2024/180 K.
DAVACILAR :
VEKİLLERİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : ALACAK/ TAPU İPTALİ VE TESCİL
İSTİNAF TALEBİNDE
BULUNAN :
KARAR TARİHİ : 16/07/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 16/07/2024
Mahkemece verilen karara karşı davacılar ile davalı ...Şirketi vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP: Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde, davalı şirket ile dava dışı ... arasında 13/01/2004 tarihli kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, buna göre; davalı şirketin arsa üzerine iki villa ve altı daire inşa edeceğini, iki villa ve bir dairenin arsa sahibine, 5 dairenin ise davalı şirkete ait olacağını, davacılar ile davalı şirketin Ankara 41. Noterliğinde düzenlenen 08/06/2004 tarih ve ... yevmiye nolu sözleşmeyi akdettiklerini, davacılar ile davalı şirketin ... ili ... ilçesi ... mahallesinde kain imarın ... ada 1 nolu parselini teşkil eden arsayı ... ismindeki malikten birlikte satın aldıklarını fakat sözleşmenin 2 ve 3. maddelerinde belirtildiği üzere arsa payının tapuda davalı şirket adına tescil ettirildiğini, bu parsel üzerine tarafların 7 kat 14 daireli bir bina inşa ettiklerini, sözleşmeye göre inşa olunan bu binanın 7 dairesinin davacılara, 7 dairesinin de davalı şirkete ait olacağını, davalı şirketin 5 nolu dairenin tapusunu ihtara rağmen bugüne kadar tapuda ferağını vermeye yanaşmadığını, davalı şirketin dubleks 6 nolu daireyi davacıların yarı paylarını almasını engellemek amacıyla, aslında bağış olduğu halde satış gibi göstererek muvazaalı olarak şirketin baskın ortağı olan ...'ın eşi ...'a tapuda devrettiğini, bedelde de muvazaa yapıldığını, devrin batıl olduğunu, davacıların davalı şirkete ihtarname keşide ederek 5 nolu dairenin tapusunun kendilerine verilmesini, dubleks dairenin ise bedelinin yarısının kendilerine ödenmesinin talep edildiğini, ihtarnameye cevap verilerek taleplerin yerine getirilmeyeceğinin belirtildiğini, davalı şirketin sözleşme hükümlerine uymadığını belirterek, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... ada 1 nolu parsel üzerinde inşa edilen binanın 5 nolu dairesinin arsa payı ile birlikte, tapudaki kayıtlarının iptaliyle, davacılar adına hükmen tesciline, bu mümkün olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile daire ve arsa payının bedeli olan 450.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline, ... ili ... ilçesi ... mahallesinde kain imarın ... ada 1 parselini teşkil eden arsa üzerinde inşa olunan binanın 6 nolu dairesi ile bu daireye isabet eden arsa payının yarı hissesi davacılara ait olduğundan tapu kaydının iptali ile daire ve arsa payının yarı hissesinin davacılar adına tesciline, kabul olmadığı takdirde daire ve arsa payının rayiç değerinden fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 350.000,00 TL'nin yasal faizi ile birlikte tahsiline, davalı şirketin 5 nolu dairenin tapusunu zamanında vermediğinden bu daireden yoksun kalınması nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL kira parasının davalıdan yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davacılar ve davalı şirketin, davalı şirket ile dava dışı ... arasında yapılan kat karşılığı inşaat sözleşmesini gerçekleştirmek için adi ortaklık kurduklarını, 1 nolu parseli ...'den satın aldıklarını, arsayı tapuda davalı şirket adına tescil ettirdiklerini, bu parsel üzerine 14 dairelik bir bina inşa ettiklerini, davalı şirket edimini yerine getirmeyince Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde dava açtıklarını, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/379 E., 2019626 K. sayılı ilamı ile davacıların 1.485,342,31 TL alacağı bulunduğunu, bu alacağın ödenmediğini, davalı şirketin 6 nolu daireyi davacıların payların almasını engellemek için aslında bağış olmasına rağmen satış gibi göstererek muvazaalı olarak şirketin ortağı ...'ın eşi ...'ya tapuda devir ettiğini, BK.'nun 18.md.uyarınca devrin batıl olduğunu belirterek, 6 nolu dairenin ve arsa payının adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan şirket borcu nedeniyle tapu kayıtlarının iptali ile davacılar adına tesciline, Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/379 E. sayılı dosyasında fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 985.342,31 TL 'nın davalı ... İnş.Ltd.Şti.'nden tahsiline tapu iptal talebi kabul görmediğinde, 1.485,342,31 TL'nın davalı ... İnş.Ltd.Şti.'nden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede yer alan hakem şartına uyulmadığını, ortaklığın henüz tasfiye edilmediğini, taraflar arasında akdedilen özel ortaklık sözleşmesinin imzalanmasından yaklaşık 6 ay evvel 31/12/2003 tarihinde ortaklığa konu arsalardan ... ada 1 parselde bulunan taşınmazın firma tarafından satın alındığını, ... ada 1 parsele ilişkin kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ise yine özel ortaklık sözleşmesinin imzalanmasından 5 ay önce 13/01/2004 tarihinde yapıldığını, davacı ortakların henüz arsa alım aşamasından başlayarak bugüne kadar yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, ortakların taahhüt ettikleri maliyetin %60'ını ödemedikleri için 30 ayda bitmesi öngörülen inşaatın 64 ay geçmesine rağmen hala tamamlanamadığını, Ankara 53. Noterliğinden gönderilen cevabi ihtarnamede 379.317,00 USD'nin acilen ödenmesinin ihtar edildiği halde ortaklığa herhangi bir ödeme yapılmadığını, tapuların devredilmiş olmasına rağmen davacıların yine de borçlarını ödemediklerini, ... ada 1 parselden 3 ve 6 nolu bağımsız bölüm konutların satılarak ortaklığın borçlarının ve inşaat harcamalarının ödemelerinde kullanıldığını, bu sayede iskan ruhsatının alınabildiğini, ... ada 1 parselde bulunan 1,2,3,4 nolu bağımsız bölüm konutların satılarak ortakların hesabına eşit oranlarda kaydedildiğini ve inşaatın yapımına harcandığını, dubleks konut için de bitmiş olarak teslim etmek kaydı ile 400.000,00 TL'ye alıcı bulunduğunu ancak davacı ortaklar ve müvekkili firmanın 450.000,00 TL altında satmama kararı aldıklarını, davacıların ortaklığa borçları nedeniyle inşaatın geciktiğini, davacıların ödeme imkanlarının olmadığını ve bir konutun satılarak kendilerinin ortaklığa olan borçlarına karşılık gelecek şekilde gelir kaydedilmesini talep ettiklerini, bunun üzerine ortaklığa önemli ölçüde borç vermiş olan, hala da alacaklı olan ...'a yukarıda belirtilen bedelle devrini teklif ettiklerini ve ortakların olumlu cevabı ile konutun ...'ın kullanımına verildiğini, konut devredildiğinde eksiklikler bulunduğunu ve bunların ... tarafından tamamlandığını, daha sonra 04/06/2009 tarihinde de ...'ın talebi ile ...'a satıldığını, ortakların bu fiili duruma itiraz etmediklerini, satışın karşılıklı uzlaşı ve anlaşma ile yapılmış bir satış olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.
Birleşen davada davalı ... Tic. Ltd. Şti. cevap dilekçesinde, alacağın zamanaşımına uğradığını, hakem şartı yerine getirilmeden dava açıldığından davanın reddinin gerektiğini, söz konusu ortaklıkta davalı şirket tacir olduğundan ve ortaklık sözleşmesi gereğince yapılan işte davalının ticari işletmesi kapsamında inşaat işi olduğundan davaya bakmaya Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davacılar tarafından aynı taleplerle açılan Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinde derdest bir dava bulunduğunu, davanın salt adi ortaklığa dayanmasının Asliye Hukuk Mahkemesinde görülmesini gerektirmediğini, davanın derdestlik nedeniyle usulden reddedilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde, davalı iyiniyetli 3.kişi olduğundan davalıya husumet yöneltilemeyeceğini, görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davanın görev nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, davalıya ait yapılan işlemin muvazaalı olmadığını, dava dilekçesinin çelişkilerle dolu olup, anlaşılabilir olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 20/03/2024 tarih, 2021/417 E., 2024/180 K. sayılı kararı ile asıl davada; taraflar arasında adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucu kalan mal varlığı bulunmadığından ayrıca paylaştırma yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tasfiyenin bu şekilde sonlandırılmasına, birleşen Ankara Asliye 5. Ticaret Mahkemesi'nin 2022/338 Esas sayılı davada; davalı ... Şirketi hakkında açılan davanın; taraflar arasında adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, tasfiye sonucu kalan mal varlığı bulunmadığından ayrıca paylaştırma yönünden karar verilmesine yer olmadığına, tasfiyenin bu şekilde sonlandırılmasına, davalı ... hakkında açılan davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, dava dosyasında ilk kararın dayanağı olan tasfiye kurulu raporlarında davalının dilekçelerinde belirttiği ortaklık hesabı ve dava dosyasına sunulan inşaat maliyetleri baz alınarak yapılan hesaplamada davacıların hep davalı ortaklıktan alacaklı çıktığını, iki ayrı tasfiye kurulunun raporları arasında aşırı fark bulunmasına ve birbirleriyle tamamen çelişmesine karşın yeni bir tasfiye kurulu oluşturularak rapor düzenlenmesine ilişkin talebin mahkemece reddedildiğini, raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alınan tasfiye kurulu raporunda açıkça davalının tek taraflı yaptırmış olduğu uzman raporunda yer alan inşaat maliyetlerinden yararlanıldığının belirtildiğini, denkleştirici adalet ilkesinin tasfiye kurulu tarafından görmezden gelindiğini, davalı tarafından dava dosyasına sunulan ortaklık hesabında açıkça inşaatların maliyetinin 3.607.762,82 TL olduğunun ikrar edildiğini, buna rağmen tasfiye memurlarının daha yüksek inşaat maliyeti hesaplamalarının kanuna açıkça aykırı olduğunu, tasfiye kurulu raporunda taraflarına verildiği iddia edilen dairelere ilişkin itirazların dikkate alınmadığını, 1 nolu dairenin ... tarafından ...’e satıldığı açıkça ortada olmasına rağmen tasfiye kurulu raporunda sanki bu daire ortaklık sözleşmesi gereğince davacılara devredilmiş gibi hesaplama yapılmasının usulsüz olduğunu, tasfiye kurulu raporunda ortaklık adına satılan dairelerin eksik hesaplandığını, ortaklık sözleşmesinin konusunu oluşturan işin, her iki inşaatın yapılması olduğunu, davada adi ortaklığın tasfiyesinin yapıldığını, adi ortaklığın yönetici ortağı olan davalı tarafından kiraya verilen 5 nolu daireden elde edilen kira alacağının da hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, son olarak her ne kadar davada verilen ilk kararda Bölge Adliye Mahkemesi tarafından adi ortaklık sözleşmesinde taraflar arasında ki paylaşımın tapuların devri doğrultusunda olacağına ilişkin hüküm bulunmadığı belirtilmişse de bu doğrultuda hüküm bulunduğunu ileri sürerek, ilamın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Şirketi vekili istinaf dilekçesinde, kararın hukuka aykırı olup dosya içerisinde alınan bilirkişi raporları da dikkate alınmadan karar verildiğini, davanın noter huzurunda yapılmış bir sözleşmeye dayalı olarak görülmesi gerektiğini, tasfiye kurullarının olayı “yatırımcı yüklenici” ilişkisi gibi görerek ele aldıklarını, altı yıl boyunca hiçbir konuda itiraz söz konusu olmamışken, “borçlarını ödeyecekleri düşünülerek hak edişlerinden daha fazla tapu kendilerine devredildikten sonra konunun yargıya taşındığını ve 14 yıl boyunca hem ödeme yapmaktan sakındıklarını hem de davalının kullanacağı sermayesini, 44064/1 5 nolu konuta tedbir koydurarak, bloke ettiklerini, konunun gerçek dışı zeminlere çekilerek, böylesine basit bir hesaplama süreci 14 yıllık bir zamana yayılarak, davalı firmanın telafisi imkânsız zararlara uğramasına sebep olunduğunu, dava tarihinden ve iskân ruhsatı alındıktan sonra yapılan harcamalar da dikkate alınmadığı için, ortaklığın tasfiyesinin söz konusu olamadığını, tasfiye kurulunun davalı firmanın, davacıların edimlerini yerine getirmemeleri ve haksız dava açarak verdikleri zararları da tasfiye kapsamında değerlendirmesi gerektiğini, 14/02/2024 tarihinde düzenlenen ek raporda sehven bazı maddi hatalar yapıldığını, sonuç olarak; tasfiye kurulunun mevcut raporundaki maddi hataların düzeltilmesi halinde davalı firmanın 377.630,19 TL (üç yüz yetmiş yedi bin altı yüz otuz TL on dokuz kuruş) alacaklı olduğunu ileri sürerek, asıl dava yönünden ilamın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Asıl dava; taraflar arasında düzenlenen 08/06/2004 tarihli ortaklık sözleşmesine dayalı tapu iptali tescil, alacak ve kira bedelinin tahsili; birleşen dava ise; adi ortaklık ve muvazaa nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde alacağın tahsili isteğine ilişkindir.
Ankara 8.Asliye Ticaret Mahkemesinin, 12/07/2019 tarih, 2010/379 E., 2019/626 K. sayılı “davanın kısmen kabulüne, a)... ili ... ilçesi ....mahallesi ... ada 1 parselde 5 nolu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile davacılar adına tesciline, b)350.000,00 TL'nin 08/06/2010 dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,” ilişkin kararına karşı taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 25/05/2021 tarih, 2019/1226 E., 2021/650 K. sayılı ilamı ile " … Taraflar arasında Ankara 41. Noterliğinde düzenlenen 07/06/2004 tarihli "Özel Ortaklık Sözleşmesi’nin konusunun ... ili .... ilçesi tapunun ... ada 1 parsel ve ... ada 1 parselin üzerine (bu sözleşmenin doğal eki kabul edilen ve arsa sahibi ... ve firma arasında yapılmış olan "kat karşılığı inşaat yapım ve arsa satış sözleşmesi" hükümleri çerçevesinde) firma ve ortaklar tarafından müşterek bir inşaatın yapımı, satışı ve gelirlerinin paylaşımı işi olduğu," Sözleşmenin Finansmanı başlıklı 4. maddesinde " Arsanın satın alınmasının, inşaatların yapımı için gerekli her türlü harcamanın firma adına yürütüleceği ve kayıt altına alınacağı, bu harcamaların %40'ından firmanın, %60'ından ortakların sorumlu olacağı, tarafların harcamaların paralelinde kendilerine isabet eden meblağı ödeyecekleri, inşaatın mümkün olduğu kadar kısa zamanda tamamlanmasının ana ilke olduğu, (maksimum 30 ay) " Sözleşmeden Doğan Gelirlerin Paylaşımı" başlıklı 5. maddesinde " Bu işlerin yapımından elde edilecek kazanç veya zararın taraflar arasında eşit paylaştırılacağı, bu paylaşımın ortaklığa kalan konutların satışı ile elde edilen nakdin eşit paylaşımı, satılan konutlardan elde edilen nakdin ve geride kalan konutların değerlendirme yapılarak gayrimenkul olarak eşit şartlarda paylaşımı, başlangıç aşamasında konutların taraflar arasında paylaşılarak, masrafların 4. maddede belirtilen şekilde taraflarca karşılanması şeklinde olabileceği veya tarafların karşılıklı mutabakatı ile bunların dışında bir paylaşım modeli olabileceği, seçilen herhangi bir alternatifte ortaklara konut devri söz konusu ise, yapılan ödemeye ve inşaatın seviyesine uygun olarak kat irtifakı kurulup, kat irtifaklı arsa payı devri yapılacağı, bu durumda ortakların firmaya ödemiş olduğu ve firma kayıtlarında adına alacak kaydedilmiş miktarlardan tapusu devredilen konuta isabet eden hisse oranında kâr payını almış olarak işlerin yapılacağı, üçüncü şahıslara inşaat bitmeden yapılan satışlardan elde edilen gelirin taraflara eşit oranda dağıtılacağı veya 4. maddede belirtilen oranlarda tarafların hesabına ilave edilerek inşaat giderleri için harcamalarda kullanılacağı" hususlarının düzenlendiği anlaşılmıştır…. Bir ortak tarafından adi ortaklığa dâhil olan taşınmaza ilişkin olarak tapu iptal ve tescil, alacak talebinde bulunması, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsar. Uyuşmazlık, bu bağlamda değerlendirilip, çözüme kavuşturulmalıdır. … Somut olayda, mahkeme bu ilkelere uymadan fesih ve tasfiye işlemlerinin gerçekleştirildiği, ortaklığa ait taşınmazın davalı adına olan tapusunun iptali ile davacılar adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği anlaşılmaktadır. Taşınmaz satışı, TMK.nun 705, BK.nun 213 (TBK.nun 237), Tapu Kanununun 26, Noterlik Kanununun 60.maddeleri ve HGK.nun 15.11.2000 tarih, 2000/13-1612 E.-2000/1704 K. sayılı ilamı gereğince resmi şekilde yapılması gerekir. Adi yazılı şekilde veya sözlü olarak yapılan sözleşme ile taşınmaz mülkiyetinin devri mümkün değildir. Bu durumda ancak, taşınmazın davacı adına tesciline değil, ortaklık payı oranında bedellerinin tahsiline karar verilebilir. Kaldı ki, taraflar arasında noterde düzenlenen adi ortaklık sözleşmesinde ortakların hakları ve yükümlülükleri olarak dava konusu taşınmazın tapusunun davacılara verileceğine ilişkin bir düzenleme de yer almamaktadır. Davacıların adına tescilini istediği taşınmaz, adi ortaklığa dahil ve bu ortaklığın konusunu teşkil eden taşınmazlardan olduğu için, tasfiyeye tabi tutulması ve yukarıda belirtilen ilkeler gereği yapılan tasfiye neticesinde var ise diğer alacak ve borçlar ile birlikte ortaklığın tarafları arasında paylaştırılması gerekecektir. Bu durumda, mahkemece; açıklanan bu ilkeler esas alınmak suretiyle yapılacak yargılama neticesinde oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Belirtilen nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK.'nun 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine” karar verilmiştir.
Ankara 39. Asliye Hukuk Mahkemesinin 01/12/2021 tarih, 2021/469 E., 2021/200 K. sayılı “ davaya bakma görevi Asliye Ticaret Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle HMK.'nun 115/2. maddesi gereğince davanın görev yönünden usulden reddine” ilişkin kararına karşı davacılar vekilinin istinaf başvurusu üzerine, Dairemizin 09/03/2022 tarih, 2022/238 E., 2022/272 K. sayılı ilamı ile " … Muvazaa nedenine dayalı davalarda, Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğuna ilişkin gerek 6100 sayılı H.M.K.'da, gerekse diğer yasalarda açık hiçbir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, davanın Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/279 E., 2019626 K. sayılı ilamına istinaden açılan ek dava niteliğinde olduğu anlaşılmakla, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.
Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin, 13/10/2022 tarih, 2022/338 E., 2022/601 K. sayılı kararı ile iş bu dava dosyası ile Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/417 E (eski esas 2010/379) sayılı dosyası arasında hukuki ve fiili irtibat bulunduğundan işbu dava dosyasının Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/417 E., (eski esas 2010/379) sayılı dosyası ile birleştirilmesine, yargılamanın birleştirilen dava dosyası üzerinden devamına karar verilmiştir.
SMMM, İnşaat Mühendisi ve Nitelikli Hesap Bilirkişisinden oluşan Tasfiye Heyetinin, hükme esas alınan 13.02.2024 tarihli Tasfiye Kurulu 3. Ek Raporunda; Mahkemenin takdirinde bulunan muvazaa ve zamanaşımına ilişkin hususlarda değerlendirilme yapılamadığı, tarafların itirazları incelendiğinde, davalı taraf yaptığı harcama tutarını 5.602.557,666 TL olarak belirtmiş olup, incelemede yapılması gereken harcama tutarı 5.088.024,96 TL olması gerektiği kanaatine varıldığı, buna göre Toplam İnşaat Maliyeti 5.088.024,96, Elde Edilen Gelir 2.620.000,00, Geri Kalan Maliyet 2.468.024,96, Davacının Karşılaması Gerekli Tutar (2.468.024,96*0,60)|1.480.814.98, Karşıladığı Tutar 1.480.000,00, Eksik Karşılanan Tutar 814,98 olduğu; davacı tarafın bu durumda 814,98 TL borçlu olduğunun değerlendirildiği, talep konusu ... ada 1 parsel 5 nolu dairenin dosya kapsamından davalının uhdesinde olması gerektiği, satışı gerçekleştirilen ... ada 1 nolu parsel 6 nolu dairenin ise satışlardan elde edilen gelir toplamı içinde yer aldığı göz önüne alınarak gerek mali kayıtlardan gerekse teknik hesaplamalardan rapor içerisinde ayrıntılı olarak hesaplandığı üzere, ortağın davacılardan alacaklı olduğu da değerlendirildiğinde ortaklığın dağıtabilir varlığı kalmadığından tasfiye bilançosu oluşturulmasına olanak bulunmadığı görüşünde oldukları belirtilmiştir.
Tasfiye Heyeti raporunun; hüküm kurmaya ve yasa yolu denetimine elverişli bulunduğu anlaşılmıştır.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nun 355.md hükmüne göre istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı bilgi ve belgelere, özellikle istinaf olunan ilk derece mahkemesi kararında yazılı gerekçelere göre, ortaklığın dağıtabilir varlığı kalmadığından tasfiye bilançosu oluşturulmasına olanak bulunmadığı anlaşılmakla, yerinde bulunmayan bütün istinaf sebeplerinin reddi ile davacılar ile davalı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1. ) Davacılar ile davalı ...Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi vekillerinin istinaf başvurularının HMK.'nun 353/1. b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,
2. ) İstinaf harç ve yargılama giderlerinin istinaf kanun yoluna başvuranlar üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yolu açık olmak üzere 16/07/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Üye
e-imzalıdır
Katip
e-imzalıdır
10 Milyon+ Karar Arasında Arayın
Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.
Anahtar Kelimeler
Kaynak: karar_bam
Taranan Tarih: 25.01.2026 18:35:52