SoorglaÜcretsiz Dene

Karar Detayı

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/922

Karar No

2024/954

Karar Tarihi

26 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/922 - 2024/954

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N

K A R A R I N K A L D I R I L M A S I)

ESAS NO : 2024/922

KARAR NO : 2024/954

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN:

MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 07/11/2023

ESAS-KARAR NUMARASI : 2023/754 E.-2023/1166 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonunda,

İstinaf incelemesi yapılmak üzere 26.12.2023 tarihinde Dairemize gönderilen dosyanın Dairemizin 10.01.2024 tarih ve 2023/2463 E., 2024/13 K. sayılı kararıyla, dosyaya sunulan faturalardan anlaşıldığı üzere davanın "..." isimli boya makinesinin kiralanmasına ilişkin kira bedeli alacağının tahsili istemine ilişkin olduğu belirtilerek Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesine gönderildiği,

Anılan Dairece 06.03.2024 tarih ve 2024/272 E., 2024/520 K. sayılı kararla; davanın araç spray kiralama hizmeti sözleşmesinden kaynaklanan icra takibi ile talep edilen alacağın kur farkından kaynaklı karşılanmayan munzam zararın tazmini istemine ilişkin olduğu, taraflar arasında kira ilişkisi bulunmadığı, bu nedenle Dairemizin görevli olduğu belirtilerek daireler arası görev uyuşmazlığının giderilmesi ve görevli dairenin belirlenmesi yönünden dosyanın Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kuruluna gönderildiği,

Hukuk Daireleri Başkanlar Kurulunun 06.05.2024 tarih ve 2024/171 sayılı kararıyla; uyuşmazlığın kira hukukundan ve kira sözleşmesinden değil tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden kaynaklandığı, dolayısıyla bu dosyanın istinaf inceleme görevinin 23. Hukuk Dairesine ait olduğu gerekçesiyle, Dairemizin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve istinaf incelemesinin Dairemizce yapılmasına karar verildiği,

Anlaşılmıştır.

Dairemiz bu karara rağmen uyuşmazlığın, "menkul kira sözleşmesi"nden kaynaklandığı kanısındadır. Ancak bu konuda uzmanlığı bulunmamaktadır.

Bölge Adliye Mahkemesi Başkanlar Kurulu kararları, bunlar aleyhine gidilecek bir yasa yolu bulunmadığından kesin nitelikte sayılmakta ve dosyanın gönderildiği Daireyi bağlamaktadır.

Bu çekince altında yapılan yargılama üzerine dosya esastan incelendi,

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :

İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili; araç sprey kiralama hizmetleri karşılığı USD cinsinden düzenlenen faturaların davalı tarafça ödenmemesi üzerine aleyhinde Ankara Batı İcra Müdürlüğü'nün 2021/37858 E sayılı dosyası ile takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine müvekkilince Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesine itirazın iptali davası açıldığını, 08.11.2022 tarih ve 2022/121 E., 2022/1036 K. sayılı karar ile davanın müvekkili lehine sonuçlandığını, karar istinaf aşamasında iken davalı taraftan icra dosyası üzerinden haricen 20.01.2023 tarihinde 100.000.00 TL, 21.02.2023 tarihinde 100.000.00 TL, 28.04.2023 tarihinde 30.000.00 TL ve 02.06.2023 tarihinde 74.324.84 TL olmak üzere toplam 304.324.84 TL tahsil edildiğini, karşı tarafın temerrüdü nedeniyle müvekkilinin faizle karşılanmayan zararı ile USD olarak kesilen faturalar nedeniyle TL. olarak takibe geçilmesinden dolayı kur farkından kaynaklanan zararının bulunduğunu, müvekkilinin kur farkı nedeniyle yaklaşık 84.599.85 TL zararı olduğunu, borcun fiili ödeme tarihindeki rayiç üzerinden ödenmediğini, yapılacak bilirkişi raporu ile gerçek bakiye alacağın ortaya çıkacağını ileri sürerek, döviz kuru farkı nedeniyle oluşan ve munzam zarar kapsamında belirsiz alacak olarak ileride artırmak ve eksiltmek kayı ile şimdilik 20.000.00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren ticari faizi ile tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; zikredilen zarar belirlenebilir mahiyette olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, munzam zararın oluşması için borçlunun temerrüde düşmesi, zarar, illiyet bağı, borçlunun kusurlu hareketinin bulunması şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerektiğini, salt kur farkı ve yüksek enflasyon ortamlarının davacının zarara uğradığı konusunda karine oluşturmayacağı, davacının munzam zararının somut delillerle ispat etmesi gerektiği hususunun Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarıyla içtihat edildiğini, davacının icra takibi başlattığı sırada ilgili mevzuat ile kendisine tanınan tercih hakkını kullanarak, döviz cinsinden alacağı için takip tarihindeki kur üzerinden icra takibi başlattığını, davacının temerrüt faizi yanında icra inkâr tazminatı da aldığını, bu haliyle bir zararının bulunmadığını, yüksek enflasyon ortamı ve döviz kurlarındaki dalgalanmaların yalnız davacı için değil, ülkemizin geneli için ekonomik problemler doğurduğunu, ayrıca bu durumun müsebbibinin müvekkili olmadığını, davacının TL cinsi ödemeleri itirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiğini, kabul anlamına gelmemek üzere bu alacağa faiz işletilmesinin bileşik faiz durumunu doğuracağını, zararı oluştuğu değerlendirilse dahi zararının karşılandığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :

İlk derece Mahkemesince; "Aşkın (munzam) zararın ispatına ilişkin yükümlülük, bu zararın varlığını iddia eden alacaklının üzerindedir. Bu bağlamda aşkın (munzam) zarar alacaklısı, 6098 sayılı Kanun’un 122 nci maddesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunabilmesi için öncelikle kaynağı ne olursa olsun evvela bir alacağı olduğunu, borçlunun temerrütte bulunduğunu, illiyet bağını ve bu alacağını tahsil edememesinden veya geç ödeme yapılmasından doğan ve duruma göre malvarlığında azalma veya engellenen kazançlardan oluşan zararını kanıtlamak durumundadır. Aşkın (munzam) zararın talebinde varlığı iddia olunan zararın, yine alacaklı tarafından yasal ispat vasıtalarıyla somut, inanılır ve açık bir biçimde ispatlaması gerekir. Başka bir anlatımla, alacaklı tarafça aşkın (munzam) zarar olgusu, 6100 sayılı Kanun'un 194 üncü maddesi gereğince ispata elverişli şekilde somutlaştırılarak ileri sürülen iddianın ispatı için gerekli tüm deliller somut olarak ortaya konulmalıdır. Bu itibarla salt ülkenin ve piyasanın içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan olan enflasyon, yüksek faiz, para değerindeki düşüş gibi olgulara dayalı olarak ileri sürülen aşkın (munzam) zarar talebi, alacaklının bu sebeple zarara uğradığını açık ve somut bir biçimde iddia ve ispat etmediği müddetçe, 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesi kapsamında aşkın (munzam) zararın kanıtı olarak ileri sürülemez ve anılan şartlar sebebiyle ortaya çıkan olumsuzluklar alacaklı zararı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla 6098 sayılı Kanun'un 122 nci maddesinde karşılanması öngörülen faizi aşan aşkın zararın, genel ekonomik olumsuzlukların (ülkede cari enflasyon oranı, yüksek ve değişken döviz kurları, mevduat faizleri, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma) dışında davacının durumuna özgü somut vakıalarla ispatlanması gerekir. Başka bir anlatımla yüksek enflasyon, dolar kurundaki artış, serbest piyasadaki faiz oranlarının yüksek oluşu, paranın satın alma gücünde meydana gelen azalma, davacıyı ispat yükünden kurtarmayacağı gibi herhangi bir ispat kolaylığı da sağlamaz. Bu kapsamda ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklardan hareketle ileri sürülen soyut ve varsayıma dayalı zarar iddiaları hükme esas alınamaz. Örneğin; alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü, başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını veya alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde geçekleşen kur farkı sebebiyle daha yüksek miktardan ödemek zorunda kalmayacağı gibi olguları kanıtlamak durumundadır. Ülkede yaşanan ekonomik kriz nedeniyle paranın döviz karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon gibi genel, afaki ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen umumi ekonomik konjonktürel olgular TBK’nın 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın varlığını göstermez. İstikrar bulmuş Yargıtay uygulamasına göre, davacı faizi aşan (munzam) zararını yukarıda açıklanan şekilde ispat etmeden bu yöndeki talebin kabul edilmesi mümkün değildir. Burada kanıtlanacak olgular; ekonomik şartlar sonucu ortaya çıkan olumsuzluklar gibi genel ve soyut hususlardan ziyade geç ödeme nedeniyle davacının kendisinin, şahsen ve somut olarak uğradığı zarardır. Davacı, dava dilekçesi ile USD'ye bağlı alacağının geç tahsil edilmesi ve bu nedenle döviz kurundaki aşırı artış nedeniyle parasının eridiğini, bu nedenle kredi çektiğini ileri sürmüştür. Kredi çekilmesi ticari hayatın bir gerekliliği olup tek başına eldeki davaya konu alacağın geç ödenmesi nedeniyle çekildiğine ve somut bir maddi zarara uğradığını ispat edemeyeceğinden ve parasını geç tahsil ettiği için temerrüt faizini aşan somut bir maddi zarara uğradığı Yargıtay içtihatlarında belirtildiği şekilde mahkememizce kabul görmeyeceğinden ispatlanamayan davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. (güncel tarihli Yargıtay HGK 2021/11-938 esas, 2022/401 karar sayılı ilamı, Yargıtay 11. HD 2022/874 esas, 2023/3446 karar, 2021/6204 esas, 2023/1610 karar sayılı ilamları, Yargıtay 3. HD 2022/691 esas, 2022/2136 karar sayılı ilamı ve Ankara BAM 4. HD 2021/2976 esas, 2023/915 karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır.)" denilerek davanın reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince delilleri toplanmadan tahkikat aşamasına geçilmeksizin ve bilirkişi incelemesi yapılmaksızın ön inceleme aşamasında ispat, adil yargılanma ve mülkiyet hakkına ilişkin usul hukuku hükümlerine aykırı olarak karar verildiğini, müvekkili şirketin ticari defter ve belgeleri incelenseydi müvekkilinin ticari faizle karşılanamayan zarardan daha fazla zararının olduğunun bilirkişi raporu ile ortaya çıkacağını, daha önce yapılan takip ve açılan davada kur farkından doğan talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, Ankara Batı İcra Müdürlüğünün 2021/37858 E. sayılı dosyasında takip tarihindeki kur üzerinden TL cinsinden kapak hesabı ile borcun kapatılması zorunda kalındığını, Borçlar Kanunu’nun alacaklıya verdiği aynen yani döviz olarak ifayı talep etme yetkisinin, icra takibine girişilme aşamasında fiili ödeme tarihindeki döviz kuruna göre yabancı para cinsi alacağının Türk Lirası ile ödenmesini talep etme yetkisine dönüştüğünü, zira İcra ve İflas Kanunu’nda kamu düzeni gerekçesiyle yabancı para üzerinden icra takibi yapılmasının yasaklandığını, munzam zararın para borcunun ifasında borçlunun kusuruyla temerrüde düşmesi sebebiyle alacaklı zararının temerrüt faiziyle karşılanamaması hâlinde söz konusu olan bir zarar olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 21.12.2017 tarihli 2014/2267 başvuru numaralı kararında; başvurucunun alacağının enflasyon karşısında önemli ölçüde değer kaybına uğranılarak ödendiği anlaşıldığından başvurucuya şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği kanaatine vardığını, başvurucunun zarara uğradığını ayrıca ispatlaması gerektiği yönündeki katı yorum nedeniyle mülkiyet hakkının ihlali edildiğine karar verdiğini, Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin bu karardan sonra istikrar kazanmış uygulamasını değiştirdiğini, enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizinden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi gerektiği görüşünü benimsediğini, munzam zarara ilişkin davalarda zararın ispatının gerekip gerekmediği ya da hangi şartlarda gerektiği konusunda Anayasa Mahkemesi, Yargıtay’ın çeşitli daireleri ve YHGK’nın benimsediği görüşlerin farklılaştığını, İlk derece Mahkemesince herhangi bir yargılama faaliyeti olmadan ön inceleme aşamasında tahkikat aşamasına geçemeden ilk oturumda ve davalının yokluğunda davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

  1. Dava, USD cinsinden düzenlenmiş olan fatura bedellerinin icra takibi sonucu tahsili üzerine munzam zarar ve kur farkından kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. (HMK 1 m.) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/(1)-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir.

01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1.a maddesine göre "Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda" Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Somut olayda ise; icra takibine esas olan faturalar " ...Ünite kira fiyatıdır.)" açıklamasıyla düzenlenmiş olup boya işinde kullanılan ... makinesinin kira bedeli istendiği, dava dilekçesinde sehven araç kira bedeli yazıldığı, taraflar arasındaki menkul kira ilişkisinin hizmet alım olarak değerlendirilemeyeceği açıktır.

Buna göre Dairemizce, HMK'nın 353/(1)-a.3. ve 355. maddeleri uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.

  1. Kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

  1. Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, HMK'nın 353/(1). a.3 ve 355 maddeleri uyarınca, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.11.2023 tarih ve 2023/754 E., 2023/1166 K sayılı kararının ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,

  2. Kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,

  3. Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,

  4. Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından esas hükümle birlikte değerlendirilmesine,

  5. Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,

26.06.2024 tarihinde, HMK'nın 353/(1)-a ve 362/(1)-g maddeleri gereğince, KESİN olmak üzere, OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 27/06/2024

Başkan

e-imza

Üye

e-imza

Üye

e-imza

Katip

e-imza

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kesindairesibölgeoybirliğiyleadliyeankaramahkemesihukuk

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:38:25

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim