SoorglaÜcretsiz Dene

Ankara BAM 23. HD 2024/752 E. 2024/883 K.

Yapay Zeka Destekli

Hukuk Asistanı ile Kararları Analiz Edin

Bu karara ve binlerce benzer karara sorunuzu sorun. Kaynak atıflı detaylı yanıtlar alın.

Ücretsiz Dene

Karar Bilgileri

Mahkeme

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

Daire / Kategori

bam

Esas No

2024/752

Karar No

2024/883

Karar Tarihi

5 Haziran 2024

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/752 - 2024/883

T.C.

A N K A R A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ

23. H U K U K D A İ R E S İ

(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N

E S A S H A K K I N D A K A R A R)

ESAS NO : 2024/752

KARAR NO : 2024/883

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A

B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I

BAŞKAN :

ÜYE :

ÜYE :

KATİP :

İNCELENEN KARARIN:

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 16/02/2024

ESAS-KARAR NUMARASI : 2021/573 E.-2024/127 K.

DAVACI :

VEKİLİ :

DAVALI :

VEKİLİ :

Taraf vekillerince, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :

İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ :

Davacı vekili; müvekkili kooperatifin davalı ... üyesi olduğunu, davalı tarafça müvekkiline çekilen ihtarnamelerde asıl alacak borcunun 214.048,52 TL, faiz borcunun ise 262.862,87 TL (31.12.2020 itibariyle) olduğunun bildirildiğini, müvekkilince ilk ihtarname üzerine faiz borcu olan 14.061,04 TL'nin 28.04.2021 tarihinde davalı ... ödendiğini, davalı tarafın ikinci ihtarnamesine cevaben geri kalan faiz borcunun zamanaşımına uğradığının bildirildiğini,

Davalı tarafça Ankara 50. Noterliği 20.05.2021 tarih ve ... Y. sayılı ihtarname ile müvekkilinin ortaklıktan çıkarıldığının bildirildiğini, müvekkilinin itirazlarını Ankara 3. Noterliğinin 25.06.2021 tarih ve ... Y. sayılı ihtarnamesi ile davalıya bildirdiğini ve itirazlarının ilk genel kurul toplantısında görüşülmesini talep ettiğini, davalı ... 30.06.2021 tarihli genel kurulunun (6) nolu kararında 2021 Aralık ayı sonuna kadar borçların ödenmesi şartı ile ortaklığa devam edilmesine karar verildiğini,

Müvekkilince kabul edilen ana para borcunun ödenmeye devam edildiğini, 30.04.2021 tarihinde 50.000,00 TL, 26.08.2021 tarihinde 100.000,00 TL ödemeler yapıldığını, kalan ödemelerin de yapılacağını,

Ayrıca ... yönetimince, haksız ve hukuka aykırı bir şekilde müvekkiline ait şerefiyeleri de borca mahsup ettiğini,

İhtarnamelerde belirtilen söz konusu borçlar için geçerli zaman aşımı süresinin Borçlar Kanununun 126/4. maddesinde de belirtildiği üzere 5 yıllık olduğunu, ilk ihtarname tarihi itibariyle 2016 yılından önceki borçların zaman aşımına uğradığını, bu nedenle zaman aşımına uğramış asıl borca bağlı faiz borcunun ödenmesinin de söz konusu olmadığını, ek olarak genel kurulda belirtilen faiz oranının TBK 120/2 maddesindeki sınırlamaya aykırı olduğunu,

Zaman aşımına uğramayan faiz borçlarının 2020 yılı için 2.935,50 TL, 2019 yılı için 2.935,50 TL, 2018 yılı için 2.940,50 TL, 2017 yılı için 2.732,14 TL, 2016 yılı için 2.517,40 TL olmak üzere toplam 14.061,04 TL olduğunu, faiz borcu olarak belirtilen 262.862,87 TL'nin 248.801,83 TL'lik kısmının zaman aşımına uğradığını,

İleri sürerek, müvekkilinin 248.801,83 TL tutarında faiz borcu olmadığının tespitine, aksi düşünülürse gecikme borcunun miktarının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili; müvekkilinin aktif olmayan UETS hesabına elektronik tebligat yoluyla yapılan tebligatların usulsüz olduğunu,

Müvekkili ... tarafından 26.02.2021 ile 31.03.2021 tarihleri arasında davacıya gönderilen ihtarnameler ile kooperatif aidat borcundan kaynaklanan 214.048,52 TL ana para ve 262.862,87 TL tutarında faiz borcunun davacıdan talep edildiğini, davacının kabul ettiği ana para ve faiz borcu için 14.061,04 TL'lik ödemede bulunduğunu,

Borçlunun icra takibinden önce veya sonra menfi tespit davası açabilmesi için borçlu olmadığının tespitinde hukuki yararının bulunması gerektiğini,

Zaman aşımının bir hakkın varlığını ortadan kaldıran bir olgu olmayıp ancak istenebilirliğine engel oluşturacağını, davacının isterse borcunu eksik borç olsa dahi ödeyerek kapatma ve bu şekilde borçlu olmaktan kurtulma yolu bulunduğunu, kaldı ki müvekkili birlik tarafından davacı aleyhine söz konusu faiz borcu dolayısı ile herhangi icra takibinde bulunulmadığını, zaman aşımı def'inin tek başına davanın konusunu oluşturamayacağını,

Davacı kooperatifin daha önce ... karşı mali yükümlülüklerini yerine getirmediği için iki haklı ihtar neticesinde ... ortaklığından çıkarıldığını, ortaklıktan çıkarılma kararına karşı genel kurul nezdinde itirazda bulunduğunu, 30.06.2021 tarihinde yapılan ... genel kurulu davacı kooperatifin itirazını kabul etmemiş ise de bu konuda açık bir karar verilmediği için davacı kooperatifin söz konusu itirazının görüşülüp açıkça karara bağlanması için bir sonraki ... genel kurulu gündemine alınacağını,

Savunarak, davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.

İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ :

İlk derece Mahkemesince; "...alınan bilirkişi raporlarında taraflara ait kayıtlarda davacının ödenmeyen aidatları nedeniyle 214.048, 52 TL aidat ve 262.862,87 TL gecikme faizi toplamı 476.911,39 TL davalının genel kurul kararlarına dayalı aidat ve gecikme faizi borcu olduğu, ancak 2010-2020 arası dönem için davacı kooperatif hesabına tahakkuk ettirilen

aylık aidat tutarlarının; yıllara göre harcanan genel giderlerdeki payının (davalı tarafından 3.000 pay

esas alındığından) davacı kooperatifin ortak sayısına göre genel giderlerdeki payının yaklaşık %50

olabileceği, buna göre zamanaşımına konu iddia edilen 01.01.2016 öncesi dönem için hesaplanmış

olan ve davalı kayıtlarına göre devreden işlemiş gecikme faizinden geçmişe dönük iade edilen

tahsis bedelleri için hesaplanan ve taraf kayıtlarında yer alan gecikme faiz iptali düşüldüğünde

kalan tutarın (385.795,78-6.916,92-163.140,42=)215.735,44 TL olduğu, bu tutardan genel

giderlere isabet eden kısmın ise yaklaşık (215.735,44/2=)107.867,72 TL olabileceği, buna göre

davacının ihraç işlemine konu ihtarnamelerde talep edebileceği, gecikme faizinin (262.862,87-

107.867,72=) 154.995,15 TL olabileceği yine bilirkişi incelemesi ile tespit edilmiş, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi’nin içtihatları uyarınca aidat alacağında genel gider aidatı ile inşaat/arsa/alt yapı finansman aidatı yönünden ayrıştırma

yapılarak, genel gider aidatının 5 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, ancak inşaat/arsa/alt yapı finansman

aidatının ortaklık sıfatı devam ettiği müddetçe zamanaşımına uğramayacağının kabul edildiği dikkate alınmakla davacının 107.867,72 TL genel gider aidatının zamanaşımına uğradığı mahkememizce kabul ve tespit edilmiş..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davacının davalıya 107.867,72 TL gecikme faizi borcunun bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde; bilirkişi raporlarının varsayıma dayalı olduğunu,

17.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda zaman aşımına uğraması gereken gecikme faizi borcunun 215.735,44 TL olduğunun belirtildiğini, 20.09.2023 tarihli ek raporda ise herhangi bir somut gerekçe olmadan ... banka hesabında bulunan rakamın faizinin dahi genel giderlere yeteceği gerekçesi ile alınan aidatın tamamının genel gider aidatı olamayacağı, bu rakamın yarısının inşaat/arsa payı borcu olabileceği kanısına varıldığının belirtildiğini,

Oysa ki, ... tarafından sadece yerleşim planı üzerinden avans projeler olarak çalışmalar yapıldığını ve bunların bedelinin 2016 yılından önce kooperatiflerden tahsil edildiğini, sadece arsa tahsisi yapılan yerlerin yüklenici olarak tapuları müvekkili kooperatife verilmediğinden hem inşaat ruhsatı almanın, hem de onaylanmış uygulama projeleri yaptırmanın mümkün olmadığını, ruhsat olmadan inşaata başlanamayacağını, proje ve planı dahi olmayan bir yer için hiçbir gerekçe olmadan neye dayanarak böyle bir oranlama yapıldığının anlaşılamadığını, kabul anlamına gelmemek üzere plan, proje , inşaat vs gibi bir çalışma olsa idi ... hesabında bu kadar paranın birikmesinin mümkün olmayacağını,

Gerekçeli kararda 18.01.2024 tarihli son rapor dikkate alınıp %50 oranlama yapılarak karar verildiğini, ortada inşaat yokken bu kararın verilmesinin mümkün olmadığını, bahse konu aidatların tamamının genel gider aidatları olduğunu,

İlgili belediyeden herhangi bir inşaat ruhsatı olup olmadığı, herhangi bir onaylanmış proje olup olmadığı hususlarının sorulması gerektiğini,

Ayrıca üye devirleriyle müvekkili kooperatifin alacaklı duruma düştüğünü, 2016 yılından bu yana herhangi bir arsa inşaat yol vs. gibi bir yapının bulunmadığını,

Bilirkişi raporuna göre davalı ... kayıtlarında müvekkili tarafından aidat borcu altında ödenen ödemelerin tamamının yüksek faizle hesaplanan gecikme zammından düşürüldüğünü, oysaki 2012 yılı ve sonrasına ait gecikme faizi için TBK'nın açık bir şekilde en fazla %1,5 olacağını öngördüğünü,

Bilirkişi raporunun, TBK'nın 131/2 maddesindeki, "İşlemiş faizin ve ceza koşulunun ifasını isteme hakkı sözleşme ile veya ifa anına kadar yapılacak bir bildirimle saklı tutulmuş ise ya da durum ve koşullardan saklı tuttuğu anlaşılmaktaysa, bu faizler ve ceza koşulu istenebilir." hükmüne aykırı olduğunu, ana sözleşmede böyle bir düzenleme yer almadığı gibi, tahsil sırasında davalı birliğin ana para borcunu tahsil ederken herhangi bir ihtirazı kaydına rastlanmadığını,

Yargıtay uygulamasına göre, inşaat/imalat finansmanına ilişkin aidatların, ortaklık sıfatı devam ettiği müddetçe zaman aşımına uğramayacağını ancak genel gider aidatlarının ise 5 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, herhangi bir şekilde inşaat yapmayan bir ... bulunduğunu, müvekkilinin son 5 yıla ait arsa borcu da bulunmadığını,

Kaldı ki 17.02.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacı kooperatifin 47.305,60.TL. gecikme faizi borcu olduğu, 215.557,27.TL.'lık gecikme faizi kısmının zaman aşımına uğramış olduğunun belirtildiğini, belirlenen bu bedelden müvekkilince yapılan ödemelerin düşülmediğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte bu ödemeler dikkate alındığında müvekkili kooperatifin üst ... bakiye borcunun 6.244,36 TL olduğunun görüleceğini, mevcut faiz borcunun ise genel gider aidatı (yönetim huzur hakları, muhasebe, personel, hukuksal vb giderler gibi konular) olması sebebiyle zaman aşımına uğrayacağını,

Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının isteminin zaman aşımına uğrayan 248.801,83 TL tutarında faiz borcunun olmadığının tespitine ilişkin olduğunu, zaman aşımının bir hakkın varlığını ortadan kaldıran bir olgu olmayıp ancak istenebilirliğine engel oluşturacağını, borcun zaman aşımına uğradığı hususu ancak alacağın tahsili için başvurulduğunda ileri sürülebilecek yasal bir kurum olup borç zaman aşımına uğrasa dahi eksik borç mahiyetinde varlığını devam ettirdiğini, davacının isterse, borcunu eksik borç olsa dahi ödeyerek kapatma ve bu şekilde borçlu olmaktan kurtulma yolu bulunduğunu, kaldı ki müvekkili ... tarafından davacı aleyhine söz konusu faiz borcu dolayısı ile herhangi icra takibinde bulunulmadığını, davacının aleyhinde bir icra takibi yapılması ihtimalinde zaman aşımı definde bulunarak takibi durdurabilme imkânına sahip olduğunu, zaman aşımı def'inin tek başına bir davanın konusunu oluşturamayacağını,

İlk derece Mahkemesince alınan 07.11.2022 tarihli bilirkişi raporunda davacının zaman aşımı def'inin yerinde olmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen, 18.01.2024 tarihli bilirkişi raporunda davacının yapmış olduğu ödemelerin zaman aşımını kestiğinin dikkate alınmadığını, İlk derece Mahkemesi kararında da bu yöndeki itirazlarının değerlendirilmediğini,

Hükme esas alınan 20.09.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacının zaman aşımı def'inin mahkeme tarafından kabul edilmesi haline yönelik somut verilerden uzak hesaplamalar yapıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte genel gider payının neye göre yapıldığının da belirtilmemiş "olabileceği" şeklinde bir hesaplama yapılarak kanaatte bulunulduğunu, Mahkemece farazi değerlendirmeler dikkate alınarak karar verildiğini,

Davacının genel gider payına ilişkin itirazları da bulunmadığını, müvekkil ... tarafından 2010 Haziran - 2016 Aralık tarihleri arasında yapılan aidatların sadece davacı beyanları doğrultusunda genel gider aidatı olarak değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki müvekkili ... tarafından davacı adına oluşturulan hesap ekstrelerinde de genel gider aidat tahakkuklarının ayrıca yapıldığını, bunun dışında kalan ve genel kurulda belirtilen aidatların tamamının inşaat/imalat, planlama, revizyon finansmanı kapsamında olduğunu, davacı kooperatifin genel kurullara katıldığını ve aidatlar konusunda herhangi bir itirazda da bulunmadığını,

Yine bilirkişi ek raporunda, 46 üye kooperatifi bulunan davalı ... genel gider aidatının 86 TL ve 90 TL olarak tahakkuk ettirilmesi ile ... genel giderlerinin karşılanmayacağı varsayımı ile hesaplama yapıldığını, ancak müvekkili ... genel giderlerini kendisi karşılayacak mali gücü bulunmakta olup, bu bütçeler ve hesaplamalar doğrultusunda üye ve ortak kooperatiflerin genel gider aidatları belirlendiğini, bilirkişi raporunda genel gider aidat bedelleri net olarak belirtilmiş ve gösterilmiş olmasına rağmen farazi bir değerlendirme ile zamanaşımı hesaplaması yapıldığını,

Davacı kooperatifin, müvekkili ... karşı sorumluluklarını yerine getirmemesinden dolayı Yönetim Kurulu kararı ile ortaklıktan çıkarıldığını, bu nedenle davanın konusuz kaldığını, davacı kooperatifin ortaklıktan çıkarılma kararına itirazının genel kurul tarafından reddedildiğini ve davacı tarafından da süresi içerisinde ortaklıktan çıkarılma kararına ilişkin dava açılmadığını, bu nedenle davacı kooperatifin ortaklık çıkarılmasının kesinleştiğini, davacı kooperatifin ... ortaklığından doğan tüm haklarının genel gider payı düşülerek kendisine iade edildiğini,

Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE :

I-Dava, davalı ... istenen parasal yükümlülüklerin zaman aşımına uğradığı iddiasıyla borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

Davalı ... ... tarafından davacı ortağına gönderilen ihtarnamelerle asıl alacak ve işlemiş gecikme faizi borcu bildirilmesine, daha sonra bu borcun ödenmediği gerekçesiyle 17.05.2021 tarih ve 9 Nolu Yönetim Kurulu kararıyla ... ortaklığından ihracına karar verilmesine ve ihraç kararının iptaline ilişkin davanın derdest olmasına göre, davacı tarafça ihtarnameler ile talep edilen işlemiş faiz tutarının bir kısmının zaman aşımına uğradığı iddiasıyla iş bu davanın açılmasında hukuki yararının bulunduğunun kabulü gerekir.

Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

II-Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan TBK'nın "II. Beş yıllık zamanaşımı" başlıklı 147. maddesinin 4. bendi, "Aşağıdaki alacaklar için beş yıllık zamanaşımı uygulanır:... 4. Bir ortaklıkta, ortaklık sözleşmesinden doğan ve ortakların birbirleri veya kendileri ile ortaklık arasındaki; bir ortaklığın müdürleri, temsilcileri, denetçileri ile ortaklık veya ortaklar arasındaki alacaklar." hükmünü içermektedir.

Yargıtay 23. Hukuk Dairesince uzun yıllar istikrarlı şekilde ve TBK'nın 147/4. maddesine uygun olarak, "Kooperatif üyeleri ile kooperatif arasındaki üyelik sıfatının devamına ve üyeliğe sıkı sıkıya bağlı talepler ile ilgili olan tapu iptali ve tescile, üyelik tespitine, tahsis hakkına dayalı davalarda, diğer anlatımla üyenin parasal yükümlülükleri ile ilgisi bulunmayan uyuşmazlıklarda üyelik devam ettiği sürece zamanaşımı süresi işlemez." görüşüne uygun olarak kararlar verilmiştir.

Ne var ki İlk derece Mahkemesince bilirkişi görüşüne itibarla, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09.03.2020 tarih ve 2017/391 E., 2020/1615 K. sayılı; "Dava, kooperatif aidat alacağının tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece Dairemizin kararına atıfta bulunularak kooperatifin zamanaşımına uğramayan ve talep edebileceği aidat miktarları hesaplanarak hüküm altına alınmış ise de; kooperatif üyesinin bağımsız bölüm talep hakkı zamanaşımına uğramaz. Kooperatif tarafından bunun karşılığında talep edilecek olan inşaat gideri olarak talep edilen aidata da zamanaşımı işlemesi mümkün değildir. Ancak genel gider aidatı zamanaşımı süresi içerisinde istenmesi gereken aidat türüdür. Bu durumda mahkemece talep edilen aidatın inşaat maliyeti ile ilgili olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir." kararı doğrultusunda istenen aidatların genel gider ve inşaat finansmanı bölümü varsayıma dayalı olarak ayrılmış ve genel gider bölümünün zaman aşımına uğradığının kabulüyle yazılı şekilde karar verilmiştir.

Türk Borçlar Kanununun parasal alacaklarla ilgili 147. maddesinde hiç bir ayrım yapılmaksızın "ortaklar ile ortaklık arasındaki alacakların" beş yıllık zaman aşımına tâbi olduğu düzenlenmiştir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin İlk derece Mahkemesince hükme esas alınan kararında, ortağın bağımsız bölüm talep hakkının zaman aşımına uğramayacağı doğru kabulünden hareketle kooperatifin inşaat gideri olarak talep edebileceği alacağın da zaman aşımına uğramayacağı sonucuna varılmıştır. Ortağın tahsis hakkına dayalı taleplerinin zaman aşımına uğramaması, talebin esasında parasal nitelikte olmamasından kaynaklanmaktadır Konut yapı kooperatifleri kural olarak, aidat ödeme yükümlülüğünü yerine getiren ortaklarına kullanılabilir durumda bir daire tahsisle yükümlüdür. Ortağın konut tahsis talebi ile ilgili zaman aşımı düzenlemesinin, kooperatifin ortağın parasal yükümlülükleri ile ilgili talebinde uygulanması, bir başka anlatımla nitelikleri farklı iki ayrı talep yönünden aynı zaman aşımı ilkesinin uygulanması TBK'nın 147. maddesine aykırı olmuş, bu nedenle Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin uzun yıllardır uyguladığı görüşünden farklı nitelikteki görüşüne itibar etmek mümkün olmamıştır.

Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek, TBK'nın 147/4. maddesine göre davalı Üst ...'in ihtarnamelerde esas alınan tarihe göre 31.12.2015 tarihinden öncesine ilişkin talep etmiş olduğu işlemiş faiz tutarının zaman aşımına uğradığının kabulüyle, "Nihai takdir Sayın Mahkemeye ait olmak üzere, 2010 Haziran ayından itibaren tahakkuk ettirilen aidatların tamamının genel gider aidatı olduğunun kabul edilmesi halinde ise terditli olarak 31.12.2020 tarihi itibarıyla 5 yıllık zamanaşımına uğramamış davacı borcu" alternatifine göre hesaplama yapan 17.02.2023 tarihli Ek bilirkişi raporundaki hesaplama esas alınarak, davacının zaman aşımına uğramamış borcunun 47.305,60 TL. olduğu, ihtarnamelerde talep edilen 262.842,87 TL. işlemiş faiz borcunun 215.557,27 TL.'sinin zaman aşımına uğramış olduğu gerekçesiyle davanın bu tutar üzerinden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.

HÜKÜM :

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

I-Yukarıda (I) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer istinaf sebeplerinin reddine,

II-Yukarıda (II) nolu bentte açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2024 tarih ve 2021/573 E., 2024/127 K. sayılı kararını DÜZELTEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,

Buna göre;

"1)Davanın KISMEN KABULÜ ile; davacının davalıya 31.12.2020 tarihi itibariyle 215.557,27 TL gecikme faizi borcunun bulunmadığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin REDDİNE,

  1. 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 14.724,71 TL harçtan, dava açılışında alınan 179,90 TL peşin harcın düşülmesi ile kalan 14.544,81 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,

  2. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A-13. maddesi uyarınca alınması gereken 171,60 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan, 1.148,40 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,

  3. Davacı tarafından yapılan 179,90 TL başvurma harcı, 888,50 TL tebligat ücreti, 9.350,00 TL bilirkişi ücreti, toplamı 10.418,40 TL'nin davanın kabul oranı dikkate alınarak hesaplanan 9.064,00 TL'si ile dava açılışında alınan 179,90 TL peşin harç toplamından oluşan 9.243,90 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  4. Davacının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 34.333,59 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

  5. Davalının vekil ile temsil edilmesi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,

  6. Kullanılmayan avansların Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333. maddesi uyarınca karar kesinleştikten sonra Hukuk Muhakemeleri Kanunu Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi dikkate alınarak yatırana iadesine,

"

III-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 14.724,71 TL. istinaf karar harcından peşin alınan (427,60+1.414,51=) 1.842,11 TL'nin mahsubuyla kalan 12.882,60 TL.'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,

Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,

IV-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,

V-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

05/06/2024 tarihinde, HMK'nın 362/(1)-a. maddesi uyarınca (Ek madde 1 uyarınca yeniden değerleme oranına göre belirlenen 378.290,00 TL. kesinlik sınırının altında kaldığından) KESİN olmak üzere, oybirliği ile karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 05/06/2024

Başkan

e-imza

Üye

e-imza

Üye

e-imza

Katip

10 Milyon+ Karar Arasında Arayın

Mahkeme, tarih, anahtar kelime ile filtreleyin. AI ile benzer kararları otomatik bulun.

Ücretsiz Başla

Anahtar Kelimeler

kararkesindairesireddinekabulübölgeyenidenverilmesineadliyeankarahakkındamahkemesikısmenhukukdüzelterek

Kaynak: karar_bam

Taranan Tarih: 25.01.2026 18:39:45

Ücretsiz Üyelik

Profesyonel Hukuk AraçlarınaHemen Erişin

Ücretsiz üye olun, benzer kararları keşfedin, dosyaları indirin ve AI hukuk asistanı ile kararları analiz edin.

Gelişmiş Arama

10M+ karar arasında akıllı arama

AI Asistan

Kaynak atıflı hukuki cevaplar

İndirme

DOCX ve PDF formatında kaydet

Benzer Kararlar

AI ile otomatik eşleşen kararlar

Kredi kartı gerektirmez10M+ kararAnında erişim